• Askf'den Vali Güzeloğlu’na Ziyaret
  • "Ramazan ayı Müslümanlar için zafer ayıdır"
  • "Bize verileni Allah yolunda harcamak durumundayız
  • Askf'den Vali Güzeloğlu’na Ziyaret
  • "Ramazan ayı Müslümanlar için zafer ayıdır"
  • "Bize verileni Allah yolunda harcamak durumundayız

"Gebelik süreci çok dikkatli yönetilmeli"

"Gebelik süreci çok dikkatli yönetilmeli"
DİYARBAKIR - Gebelik sürecindeki kadınlara uyarıda bulunan uzmanlar bu sürecin iyi yönetilmesi gerektiğini belirtiyor.

Gebelik sürecinde kadınların karşı karşıya kalabileceği sorunlara ve özen göstermeleri gereken birçok noktanın olduğuna değinen uzmanlar, gebe kadınların beslenmeden spora kadar her konuda dikkatli olmaları uyarısında bulunuyor.

Bu dönemde kadınların farklı sorunlarla karşılaşabileceğini belirten Kadın Doğum Ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Ali Emre Tahaoğlu, gebeliğin fizyolojik bir durum olmadığını, bu duruma uyum sürecinin iyi yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Ali Emre Tahaoğlu,  gebelikte oluşabilecek risk ve risk faktörleri hakkında önemli uyarılarda bulundu.

Kadınların bu süreci dikkatli bir şekilde yürütmesi gerektiğini belirten Tahaoğlu, “Öncelikle gebelik normal bir durum değildir. Fizyolojik bir durum olarak kabul etmiyoruz. Şöyle düşünün, doğuma yakın bir gebenin kan akımı, vücuttaki kalpten pompalanan toplam kanın 6'da birini alıyor. Yani bir kadında gebelikle beraber bütün vücudunda değişiklikler oluşuyor. Bu değişikliklerle uyum sürecini kadınların iyi geçirmesi gerekiyor. Bunun için beslenmesinden sporuna, dikkat etmesi gereken durumlar oluyor. Bu değişikliklere de uyum gerekiyor.” dedi.

İlk 3 ay çok önemli

Tahaoğlu, “Mesela gebelik dönemini 3 döneme ayırırsak ilk dönemde, gebeliğin ilk 3 aylık döneminde düşük riskiyle karşılaşabiliyorlar. Kanaması olan hastalarda, ağrısı olan hastalarda ‘düşük tehdidi’ tanısı koyabiliyoruz. Bu hastalarda önerdiğimiz bazı durumlar var, öncelikle hastalarımızın şunu bilmesi gerekiyor, ilk 3 aylık dönemde önlenebilir düşükler var, önlenemeyen düşükler var.” sözlerini kullandı.

Düşük tedavilerine ve düşük tehdidi bulunan kadınların dikkat etmesi gerektiği noktalara değinen Tahaoğlu, “Bazı hastalarımızda medikal tedavi ile başarı sağlayabiliyoruz. Bazı hastalarımızda ne yazık ki bizim de elimizden gelen bir şey olmuyor. Düşük tehdidi olan kadınlara, eşleriyle ilişkiyi önermiyoruz. Ağır kaldırma, ağır sporları önermiyoruz. Devam eden durumlarda bebeğin plasentası dediğimiz besleyen organın problemleriyle ilgili sorunlar çıkabiliyor. Bu sorunlarda hastalarımıza yatak istirahati verebiliyoruz. Bazılarını hastanede tedavi edebiliyoruz. Bazen erken doğum olabiliyor. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde erken doğumlarla ilgili rahim açıklığı varsa eğer, rahime dikiş atma, erken doğumu önleyecek ilaçlar veya erken doğum kaçınılmazsa eğer, bebeğin en azından dışarda durumunu daha iyileştirmek için bebeğe yönelik tedaviler verme gibi durumlarımız oluyor. Gebelik en baştan söylediğimiz gibi normal bir süreç değildir. Annenin fizyolojisinin durumunun buna uyumu gerekiyor.” diye belirtti.

“Düşüklerin büyük bir kısmı genetik”

Düşüklerin büyük bir kısmının genetik etkenlerden meydana geldiğini ifade eden Tahaoğlu, “Şimdi gebelerde düşükleri biz 20 haftaya yani 5 aya kadar olan gebelik kaybını düşük olarak tanımlıyoruz. Bu düşüklerin nedeninin belli bir kısmını biliyoruz ve buna yönelik tedavi yapabiliyoruz. İlk 20 haftaya kadar olan gebelik kaybına aborti diyoruz. Abortlar, yani düşükler herhangi bir kadında yüzde 15 ile yüzde 25 oranında gelişiyor. Yani hiçbir etkeni olmayan, hiçbir problemi olmayan bir kadın da bile yüzde 15 oranında düşük görüyoruz. Bu düşüklerin nedenine geldiğimiz zaman yüzde 60 oranında, yüzde 50-60 oranında genetik nedenleri sayıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Hastalarımız anne karnında bebeğin ölüp ölmediğini bilebilirler mi çoğu durumda bilemezler. Bunun için ne yazık ki kontrol olmaları gerekiyor.” diyen Tahaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz düşük tanısını koyduktan sonra yapacağımız işleme karar veriyoruz. Kimi hastalarımıza hiçbir şey yapmıyoruz. Tamamen bebeği düşürmüş olabiliyorlar. Tabi belli başlı muayene yaptıktan sonra bu kararı veriyoruz. Kimi hastamız içerde parça kalarak bebeğin başka parçalarının kaldığı durumda geliyorlar bize. Onlara da yine yöntemimiz farklı oluyor. Rahim açıklığına göre medikal tedavi verebiliyoruz. Veya kürtaj önerebiliyoruz. Kimi hastalarımız da herhangi bir semptom olmadan, anne karnında daha bebek ölür ölmez geliyorlar. Onlara da yine farklı yöntemler önerebiliyoruz. Genellikle önerdiğimiz yöntem kürtaj yöntemi oluyor. Ve ya düşük yaptırıcı ilaçlar da verebiliyoruz. Bunların birbirine karşı üstünlükleri vardır. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor. Özellikle ikinci Trimester sonrası için söylüyorum bunu. Cerrahi kürtaj olanlar hastaneden tam memnun olarak ayrılıyorlar. Çünkü işlemleri hemen bitmiş oluyor, enfeksiyon olasılığı daha az oluyor ve kanama olasılığı daha az oluyor.”

Tahaoğlu, son olarak özellikle bölgede çoğu kişinin doktorlara güvenmediğinden, sürekli doktor değiştirdiğinden dolayı kafa karışıklığı yaşadıklarını söyleyerek, sabit doktora görünmeleri ve doktor kontrolü dışında herhangi bir tedaviye girişmemeleri konusunda uyardı. (Abdurrahman Tetik-Emrah Deniz-İLKHA)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 1966 Ergani Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05322056493