• "Elektrik üretiminde güneşin payını arttırmalıyız"
  • "Namazdan uzaklaştık uzaklaşalı gün yüzü görmedik"
  • "İstanbul sözleşmesinde yer alan kavramlar insanın varoluşuna saldırıdır"
  • "Elektrik üretiminde güneşin payını arttırmalıyız"
  • "Namazdan uzaklaştık uzaklaşalı gün yüzü görmedik"
  • "İstanbul sözleşmesinde yer alan kavramlar insanın varoluşuna saldırıdır"

"İtaatsizlik hezimet; faiz yıkım sebebidir"

"İtaatsizlik hezimet; faiz yıkım sebebidir"
Şırnak'ta gerçekleştirilen Uluslararası İktisadi ve İdari Bilimler Kongresinde konuşan Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, itaatsizliğin hezimete; faizin de yıkıma neden olduğuna dikkat çekti.

Şırnak Üniversitesi tarafından 15 Temmuz ve Kültür Merkezinde "Uluslararası İktisadi ve İdari Bilimler Kongresi" düzenlendi. İki gün boyunca 15 oturumla yapılacak olan kongrede İran, Ürdün, Irak, Filistin, Bosna-Hersek, İspanya, Cezayir ve Kazakistan olmak üzere, Türkiye'de 41 şehirden 307 katılımcı, 270 bildiri sunacak.

Prof. Dr. Ali Akmaz'ın moderatörlüğünde başlayan kongre, İstanbul Sebahaddin Zaim Üniversitesi'nden Prof. Dr. Arif Ersoy, YÖK Eski Başkan Vekili Prof. Dr. Şaban H. Çalış, Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Prof. Dr. Murat Çemrek'in sunumlarıyla devam etti.

Ardından, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, tarih boyunca Peygamberlerin yönetim ve siyasetteki yeri konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Tarih boyunca yeryüzüne gönderilen tüm peygamberlerin başkentlere gönderildiğini ve bulundukları bölgenin yönetimine talip olduğuna dikkat çekti.

Peygamberlerin başkentlere gönderilmesinin nedeninin, başkentlerin askeri, siyasi ve ekonomik olarak donanımlı olmasından kaynaklandığını söyleyen Çalışkan, bu nedenle peygamberlerin, tebliğlerini daha iyi bir şekilde yaptığına vurgu yaptı.

Peygamberlerin Allah'a kulluk görevinin yerine getirilmesini yanı sıra devlet başkanlığı için gönderildiğini belirten Çalışkan, "Peygamberler devlet adamlarına gönderilmiş. Hiçbir Peygamber sadece, 'ey insanlar ibadetlerinizi yapın, güzel ahlaklı bireyler olun veya ben sadece filan bölgeye hitap ediyorum' diye gönderilmedi. Misal, Hazreti Musa'nın ismi anıldığında, ona muhatap olan devlet başkanı Firavun'u biliriz. Hazreti İbrahim'in Nemrut'la mücadele ettiğini biliriz. Peygamberimiz de aynı şekilde Mekke'de bulunduğu süre içerisinde tüm baskı, zulüm, işkence ve ambargolara rağmen asla davasından vazgeçmedi. Aslında onun bireysel olarak Müslümanlığından rahatsız değillerdi. Ona zaten güveniyorlardı. 'Namaz kılmak istersen Kâbe'de kıl, orucunu tut, hatta seni zenginleştirelim' gibi değişik tekliflerde bulundular. O ise, bir elime güneşi, diğer elime ayı verseniz de asla davamdan vazgeçmem.' diye yanıt verirdi." dedi.

Tüm peygamberlerin yeni bir medeniyet inşası için çalıştığını ifade eden Çalışkan, "Kimisi Hazreti Süleyman, Hazreti Davut ve Hazreti Yusuf gibi başarmış, kimisi de başaramamıştır. Ama bütün peygamberler bu mücadele için gelmiştir." şeklinde konuştu.

Uhud savaşının İslam tarihindeki önemine dikkat çeken Çalışkan, bu savaşın Kur'an-ı Kerim'deki anlatış tarzına bakıldığında ahlaki ilkelerden bahsedildiğine işaret etti.

"Kazanmanın yolu ahlaklı olmaktan ve faizden uzaklaşmaktan geçer"

Çalışkan, "Okçular tepesi; ganimet, makam ve mevki elde etmek hırsıyla davasından taviz veren insanların neticesinde kazanılmış bir savaşın kaybedilmesidir. Kur'an'da Uhud savaşı anlatılırken konuya bir de faiz giriyor. Kur'an'ın anlam bütünlüğü içerisinde âlimler diyor ki, burada savaş anlatılırken aslında faiz de anlatılmıştır. Nasıl ki, itaatsizlik hezimete neden olursa, faizde yıkım sebebidir ve her ikisinin de amacı birdir. Birisi ganimet elde edeceğim diye itaatsizlik etti, diğeri de daha fazla kazanacağım diye heba etti. Yani her ikisi de hezimetle sonuçlanmıştır. Onun için kazanmanın yolu ahlaklı olmaktan ve faizden uzaklaşmaktan geçer." ifadelerini kullandı.

Hazreti Muhammed'in, Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sona 4 önemli icraat gerçekleştirdiğini aktaran Çalışkan, "Bunlardan bir tanesi cami kurmaktır. Aslında o, ibadet edilen yerden, çok daha yönetim mekanizmasının şekillendiği yerdir. İkinci olarak, ensar ve muhacir arasında kardeşlik uygulamasıdır. Bu uygulama kadro ve yönetim organizasyonu olarak karşımıza çıkar. Üçüncüsü de belgedir. Tarihte bilinen ilk anayasa Medine Sözleşmesi'dir. Medine Sözleşmesi olarak adlandırılan bu belge ile birlikte Hazreti Muhammed cumhurbaşkanı, devlet başkanı olmuştur. Dördüncüsü de pazar yeri kurmaktır. 0 zaman pazarlıklar Yahudilerin kontrolündeydi. Kendisi, 'onlarla aynı çatı altında iş yapamayız' dedi ve kendisinin yöneteceği bir pazar kurarak, ekonomik anlamda da çok önemli bir icraat gerçekleştirmiştir." diye konuştu.

Kongrenin ilk bölümü, Rektör Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan ve Kongrenin Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Halil Sugözü'nün konuşmacılara hediye ve katılım belgelerini takdiminden sonra sona erdi. Kongrenin ikinci bölümü yarın saat 10.00'da başlayıp 17.00'e kadar sürecek.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 1966 Ergani Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05322056493