<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ergani Haber - Son Dakika Ergani Haberleri</title>
    <link>https://www.erganigazetesi.com.tr</link>
    <description>Ergani haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Ergani Haber Gazetesi sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/analiz" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 21:38:42 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/analiz"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Srebrenitsa: Avrupa'nın ortasında işlenen soykırım]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Srebrenitsa'da yaşananlar sadece bir savaş suçu değil, insanlığın vicdanında açılmış derin bir yara olarak tarihe geçti. Binlerce Boşnak Müslümanın sistematik şekilde katledildiği bu süreçte uluslararası toplumun sessizliği, güvenli bölge ilan edilen bir şehrin nasıl ölüm vadisine dönüştüğünü gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>20. yüzyılın sonunda Avrupa, insanlık tarihinin en ağır soykırımlarından birine sahne oldu. Yugoslavya'nın dağılmasıyla başlayan siyasi kriz, kısa sürede etnik ve dini temelli bir savaşa dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1992 yılında Bosna Hersek'in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ülkede Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında çatışmalar başladı. Bosna'daki savaşın temel hedeflerinden biri, Boşnak Müslümanların yaşadığı bölgeleri ele geçirmek ve bu bölgelerde demografik yapıyı değiştirmek oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçleri tarafından yürütülen saldırılar sırasında kuşatma altına alınan birçok şehir ağır bombardımanlara maruz kaldı. Srebrenitsa da bu süreçte stratejik öneme sahip bölgelerden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler, 1993 yılında Srebrenitsa'yı 'güvenli bölge' ilan etti. Ancak bu karar, tarihin en büyük soykırımlarından birinin yaşanmasını engelleyemedi. Aksine, silahsızlandırılmış ve uluslararası koruma altında olduğu belirtilen şehir, 1995 yılında büyük bir katliama sahne oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Temmuz 1995: Srebrenitsa'da insanlık tarihine geçen soykırım</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>11 Temmuz 1995 tarihinde General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri Srebrenitsa'ya girdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şehirde bulunan binlerce Boşnak sivil, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hollandalı askerlerin koruması altındaki bölgeye sığındı. Ancak uluslararası güçlerin müdahale etmemesi sonucu Srebrenitsa savunmasız kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçleri, kadın ve çocukları bölgeden ayırırken erkek ve erkek çocuklarını topladı. Günler içerisinde binlerce Boşnak erkek sistematik şekilde öldürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Katliam sırasında yaklaşık 8 bin 300'den fazla Boşnak Müslüman hayatını kaybetti. Cesetlerin izlerini kaybettirmek amacıyla toplu mezarlar açıldı, cenazeler farklı bölgelere taşındı ve delillerin yok edilmesine çalışıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük soykırım olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Güvenli bölgenin sessizliği: Dünya neden müdahale etmedi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa trajedisinin en acı yönlerinden biri sadece katliamın kendisi değil, uluslararası toplumun yaşananlara karşı sergilediği sessizlik oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından 'güvenli bölge' ilan edilen bir yerde binlerce insanın öldürülmesi, uluslararası sistemin büyük bir başarısızlığı olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dönemin Batılı ülkeleri, bölgede yaşanan gelişmeleri yakından takip etmelerine rağmen etkili bir müdahalede bulunmadı. Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin yeterli yetkiye sahip olmaması ve askeri müdahale konusunda isteksizlik göstermesi, katliamın önünü açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, dünya kamuoyuna şu soruyu bıraktı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Uluslararası kuruluşlar gerçekten sivilleri korumak için mi vardır, yoksa siyasi çıkarların şekillendirdiği yapılar mıdır?'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu soru bugün Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde yeniden gündeme gelmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Soykırımın arka planı: Etnik temizlik politikası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa'da yaşananlar, sadece savaş sırasında meydana gelen rastgele bir saldırı olarak değerlendirilmedi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası mahkemeler, Srebrenitsa'da yaşananları Boşnak nüfusu bölgeden tamamen ortadan kaldırmaya yönelik sistematik bir planın parçası olarak ele aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçlerinin amacı, Bosna'nın doğusundaki Müslüman nüfusun varlığını sona erdirmek ve bölgenin demografik yapısını değiştirmekti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Evlerinden edilen insanlar, toplama kamplarında işkence gördü, kadınlara yönelik sistematik saldırılar yaşandı ve binlerce kişi zorla göç ettirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, bu politikanın en kanlı sembolü oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Katliam sorumluları nasıl yargılandı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa katliamının ardından uluslararası kamuoyunun baskısıyla savaş suçlularının yargılanması için süreç başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, katliamın sorumlularını yargıladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp siyasi liderlerinden Radovan Karadziç ve askeri komutanlardan Ratko Mladiç, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkeme süreçleri, Srebrenitsa'da yaşananların bireysel saldırılar değil, organize ve sistematik suçlar olduğunu ortaya koydu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak birçok mağdur yakını için verilen cezalar hiçbir zaman kaybettikleri yakınlarını geri getirmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bosna'da hâlâ kayıp kişilerin cenazeleri toplu mezarlardan çıkarılmaya devam ederken, binlerce aile yakınlarının akıbetini öğrenmeyi bekliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Srebrenitsa: Zulüm karşısında insanlığın imtihanı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan geçen yıllara rağmen Srebrenitsa'nın acısı kapanmış değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Her yıl 11 Temmuz'da binlerce kişi, katledilen yakınlarını anmak için Srebrenitsa'ya gelir. Yeni bulunan toplu mezarlar, geçmişte yaşananların unutulmadığını gösterir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, dünyaya önemli bir uyarı bırakmıştır: Irkçılık ve nefret söylemi kontrol edilmediğinde büyük felaketlere dönüşebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün insanlık Srebrenitsa'yı anarken sadece geçmişi hatırlamamalı, benzer trajedilerin dünyanın herhangi bir yerinde tekrar yaşanmaması için sorumluluk almalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Srebrenitsa'nın en büyük dersi şudur:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir yerde adalet yoksa, başka yerlerde de güvenli bir gelecek kurmak mümkün değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, unutulmaya çalışıldıkça hatırlatılması gereken bir gerçekliktir. Her yeni toplu mezar, her teşhis edilen kurban, yalnızca geçmişin değil, bugün hâlâ yaşanmakta olan adaletsizliklerin de bir hatırlatıcısıdır. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 08:36:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim.jpg" type="image/jpeg" length="96244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çeçenistan'ın efsane komutanı: Şamil Basayev]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 Temmuz 2006'da şehid olan Çeçenistan'ın efsane komutanı Şamil Basayev, şehadetinin yıldönümünde rahmet, minnet ve özlemle yad ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kafkasya cihadının unutulmaz komutanlarından biri de Şamil Basayev'di. Basayev, 1965'te Çeçenistan'ın Vedeno Bölgesi'nde doğdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1987 yılında Moskova'da mühendislik eğitimine başladı. 1991'de Moskova'daki hükümet darbesi sırasında Boris Yeltsin taraftarları arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Adını ilk defa Çeçenistan'da yaşananları dünyaya duyurmak için bir Rus uçağını kaçırarak Ankara'ya indirdiğinde duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1992 yılında Cevher Dudayev'in emri ile Abhazya'ya gönderilen Çeçen birliklerin komutanı iken, Abhazya'nın Gürcü işgalinden kurtulmasında birinci dereceden etkili olan Kafkas Halkları Konfederasyonu (KHK) birliklerinin komutanlığına getirildi. Abhazya'nın ardından Çeçenistan'a dönerek Dudayev'e karşı muhalefete geçen Rus yanlısı silahlı birliklerin dağıtılmasında etkili oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1994 yılı aralık ayında Rusların Çeçenistan'ı işgal etmesiyle Çeçen komutanların en önemlilerinden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1995 yılı başında Rus savaş uçakları Şamil'in Vedeno'daki evini bombalayarak ailesinden 11 kişiyi şehid etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Rus güçlerin sivillere karşı giriştikleri katliamların en üst seviyelere ulaştığı Haziran 1995'de, yaşananları dünya kamuoyuna duyurabilmek için 150 savaşçının Budennovsk kentine düzenlediği eylemi yönetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1996 yılı Nisan ayında Çeçen Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı'na getirildi. Ve Rus güçleri Çeçenistan'ı boşaltmaya mecbur eden Grozni operasyonunu komuta etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1998'de Grozni'de yapılan Çeçen-Dağıstan Halkları Kongresi'nde başkan seçildi. Kongrenin ikinci toplantısında alınan kararla 1 Ağustos 1999'da kurulan İslam Şûrâsı'nın başkanlığına getirildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1999'da Rusya'nın Çeçenistan'ı yeniden işgali üzerine Çeçenistan'a dönerek Doğu Cephesi komutanlığı görevini sürdürmeye başladı. İkinci savaş sırasında da başkent Grozni'yi savunan Basayev, kentten çekilirken yaralanmış, bacağının bir kısmı kopmuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Basayev, Devlet Başkanı Dokka Umarov'un emrinde Çeçenistan Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı görevini sürdürmekteyken 10 Temmuz 2006 tarihinde, İnguşetya'nın Ekazevo köyünde, bulunduğu askeri konvoydaki bir patlayıcının infilak etmesi sonucu şehid oldu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev.jpg" type="image/jpeg" length="10770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'de 1000 günlük felaket: Kuşatılmış bir coğrafyada ölüm ve yıkım]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze, 1000 güne ulaşan saldırı ve abluka sürecinde yalnızca bir katliam ve soykırım alanı değil, sağlık sisteminin çöktüğü, altyapının yok edildiği, açlığın yaygınlaştığı ve demografik yapının derinden sarsıldığı bir insani felaket coğrafyasına dönüştü. Uluslararası sistemin etkisizliği ise krizi daha da derinleştiren temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana süren katliam ve soykırım, toplumun tüm yapısını etkileyen uzun vadeli bir yıkım döngüsüne dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sadece şehirler değil sağlık, eğitim, ekonomi ve sosyal hayat da bu süreçte ağır darbe aldı. Ortaya çıkan tablo, klasik bir çatışma tanımının çok ötesinde, kuşatılmış bir coğrafyada katliam, soykırım ve sistematik bir insani çöküşe işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>250 bin şehit ve yaralı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Resmî verilere göre 73 binin üzerinde Filistinli şehit oldu. Bu kayıpların geride bıraktığı sosyal yıkım ise çok daha derin; on binlerce kadın dul kaldı, 58 binden fazla çocuk ise ebeveynlerinden en az birini ya da her ikisini kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Öte yandan 173 binden fazla yaralı bulunuyor. Bunların yaklaşık 42 bini ağır yaralı olarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Sağlık altyapısının çökmesi nedeniyle bu kişilerin önemli bir bölümü için tedavi imkânı ya çok sınırlı ya da tamamen erişilemez durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 1000 gün boyunca süren saldırıların en ağır bedelini siviller ödedi. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar saldırıların doğrudan hedefi haline gelirken, on binlerce insan şehit oldu, yüz binlercesi ise yaralandı veya kalıcı sakatlıklarla karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu tablo yalnızca rakamlarla sınırlı değil. Aile yapılarının parçalanması, toplumsal hafızanın kopması ve kuşaklar arası travmanın derinleşmesi, Gazze'de yaşanan krizin uzun vadeli etkilerini daha da ağırlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sürekli yerinden edilme dalgaları, halkı defalarca göçe zorlayarak 'kalıcı bir yerinden edilme döngüsü' oluşturmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, Gazze'de yalnızca fiziksel değil, kuşaklar arası bir travmanın da oluştuğunu gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çöken sağlık sistemi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de sağlık sistemi, 1000 günlük süreçte en ağır darbe alan alanlardan biri oldu. Hastaneler, kapasitesinin çok üzerinde hasta kabul etmek zorunda kalırken, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği kritik seviyelere ulaştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yoğun bakım üniteleri, ameliyathaneler ve acil servisler birçok noktada ya tamamen devre dışı kaldı ya da sınırlı imkanlarla hizmet vermeye çalışıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sağlık çalışanları, sürekli bombardıman ve yetersiz imkanlar altında görev yaparken, tıbbi sistemin sürdürülebilirliği giderek imkânsız hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de sağlık altyapısının yaklaşık yüzde 94'ü ciddi şekilde zarar görmüş durumda. Hastaneler ya kapasitesinin çok üzerinde çalışıyor ya da işlevsiz hale gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kritik hastalar için tek seçenek çoğu zaman yurt dışı tedavi olurken, bu süreç de hem izin mekanizmaları hem de sınır kapılarındaki kısıtlamalar nedeniyle büyük ölçüde tıkanmış durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>On binlerce hasta, zamanla yarışarak hayatta kalmaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlık, gıda krizi ve çocukların kırılganlığı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'deki en kritik başlıklardan biri, abluka nedeniyle temel ihtiyaçlara erişimin ciddi şekilde kısıtlanmasıdır. Gıda, temiz su, yakıt ve hijyen malzemelerine erişimde yaşanan kriz, geniş bir nüfusu doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlık ve yetersiz beslenme, özellikle çocuklar arasında ölümcül sonuçlar doğururken, su kıtlığı ve hijyen eksikliği bulaşıcı hastalık riskini artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı zamanda zorunlu göçlerin oluşturduğu yoğun kalabalık alanlar, halk sağlığı açısından yeni bir kriz alanına neden oluyor. Bu durum, Gazze'de insani krizin artık yalnızca 'savaş koşulları' ile açıklanamayacak kadar derinleştiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de tarım alanlarının büyük bölümünün zarar görmesi ve yardım akışının sınırlanması, gıda krizini derinleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler verilerine göre yüz binlerce insan ciddi gıda güvensizliği içinde yaşıyor. Özellikle çocuklar, hamileler ve emziren anneler bu krizin en kırılgan kesimini oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yetersiz beslenme, yalnızca bir sağlık sorunu değil aynı zamanda uzun vadeli fiziksel ve zihinsel gelişim üzerinde kalıcı etkiler bırakacak bir kriz haline gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Eğitim ve gelecek kaybı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savaş ve yıkım, eğitim sistemini de büyük ölçüde durdurdu. Yüz binlerce çocuk okullarına erişemiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Okulların büyük kısmının zarar görmesi veya kullanılamaz hale gelmesi, Gazze'de 'eğitimsiz bir nesil' riskini gündeme taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, yalnızca bugünü değil, bölgenin uzun vadeli sosyal ve ekonomik geleceğini de doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Altyapı felaketi: Şehirlerin çöküşü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de altyapı sistemleri büyük ölçüde tahrip edilmiş durumda. Su şebekeleri, kanalizasyon hatları, elektrik altyapısı ve yollar ciddi hasar görmüş veya tamamen kullanılamaz hale gelmiş bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tarım alanlarının zarar görmesi ise gıda üretimini neredeyse durma noktasına getirdi. Bu durum, dış yardıma bağımlılığı artırırken, bölgenin kendi kendine yetebilme kapasitesini ortadan kaldırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de su şebekelerinin büyük bölümü zarar görmüş durumda. Temiz suya erişim ciddi şekilde kısıtlanırken, elektrik altyapısı ve yol ağları da ağır hasar aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna ek olarak konut stokunun büyük kısmı ya tamamen yıkıldı ya da kullanılamaz hale geldi. Milyonlarca insan yerinden edilerek geçici barınma alanlarına sığındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, bölgeyi sadece insani değil, aynı zamanda yapısal olarak da yaşanamaz hale getirmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu yıkım, yalnızca mevcut hayatı değil, gelecekteki yeniden inşa sürecini de onlarca yıl sürebilecek bir krize sürüklüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Abluka ve sözde insani yardım koridorları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsani yardım girişlerinin yetersizliği ve ablukanın devam etmesi, Gazze'deki krizin en önemli yapısal nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Temel gıda maddeleri, tıbbi ekipmanlar ve yaşam malzemelerinin girişindeki kısıtlamalar, sahadaki insani felaketin etkisini katlayarak artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, uluslararası insani yardım mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sanayi ve ticaret altyapısının büyük ölçüde zarar görmesi, ekonomik faaliyetleri neredeyse durdurdu. İşsizlik oranı yüzde 80'lere yaklaşırken, hane halklarının gelir kaynakları büyük oranda ortadan kalktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, Gazze'de insani yardım bağımlılığını daha da artırırken, ekonomik toparlanma ihtimalini de son derece zorlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresinde artan gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmeler, 1000 günlük sürecin sadece Gazze ile sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İbadet alanlarına yönelik baskınlar ve kısıtlamalar, bölgedeki gerilimi sürekli canlı tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kudüs'te uygulanan politikalar ise yalnızca güvenlik bağlamında değil, aynı zamanda demografik ve siyasi kontrol stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Batı Şeria genelinde yerleşim politikalarının genişlemesi, Filistin coğrafyasının parçalanmasını hızlandırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yerleşimlerin yayılması, kontrol alanlarının genişlemesi ve hareket özgürlüğünün daraltılması, bölgedeki siyasi ve sosyal dengeyi daha da kırılgan hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son işgal ve ilhak politikaları Batı Şeria ve çevresinde demografik yapının ciddi şekilde değişmesine yol açtı. Nüfusun yerinden edilmesi, aile yapılarının parçalanması ve kültürel sürekliliğin zayıflaması, bölgenin sosyolojik dokusunu derinden etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreç, yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın da aşınması anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Filistinli esirler </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli esirlere yönelik uygulamalar, 1000 günlük sürecin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzayan tutsaklıklar, 'idari gözaltı' uygulamaları ve belirsiz yargı süreçleri tepkilere neden oluyor. Bu durum, uluslararası hukuk tartışmalarında da önemli bir yer tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan süreç, aynı zamanda güçlü bir toplumsal hafıza ve semboller zinciri oluşturdu. HAMAS başta olmak üzere Filistinli grupların lider kadrolarından 'şehit' olarak anılarak toplumsal hafızada önemli bir yer edindi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu figürler, yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir sürekliliğin sembolleri olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dünyanın sessizliği</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tüm bu veriler, uluslararası toplumun krize verdiği tepkinin yetersizliği tartışmalarını da beraberinde getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması, sahadaki insani durumun daha da ağırlaşmasına neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze krizine yönelik tepkisi, 1000 günlük süreçte sıkça eleştirilerin odağı oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması, karar mekanizmalarının yavaşlığı ve sahaya yönelik etkili müdahale araçlarının sınırlılığı, krizin çözümünü geciktiren temel faktörler arasında gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, uluslararası sistemin insani krizler karşısındaki etkinliği konusunda ciddi bir meşruiyet tartışması doğurmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Rakamların ötesinde bir yıkım</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 1000 günün sonunda ortaya çıkan tablo, yalnızca istatistiklerden ibaret değil, bir toplumun hayat alanlarının, geleceğinin ve hafızasının ağır biçimde tahrip edilmesidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Süregelen saldırılar, toplumda ağır psikolojik travmalara yol açtı. Çocuklar başta olmak üzere geniş bir nüfus kitlesi ciddi ruhsal çöküş belirtileriyle karşı karşıya.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aile yapılarının parçalanması, kayıpların büyüklüğü ve sürekli göç hali, kuşaklar arası travmayı derinleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kriz, sadece bugünün değil, gelecek on yılların da belirleyici insani ve siyasi sorunlarından biri olmaya devam edecek nitelikte bir yıkım olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1000 günün sonunda ortaya çıkan tablo, çok katmanlı bir insani, siyasi ve sosyal çöküşün göstergesi olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıkılan şehirler, çöken sağlık sistemi, açlık, susuzluk ve kitlesel yerinden edilme, tüm bu unsurlar birleştiğinde Gazze'yi uzun vadeli bir kriz döngüsüne mahkûm ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası sistemin etkisizliği ise bu döngünün kırılmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Gazze</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim.jpg" type="image/jpeg" length="26911"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mücadelem Allah ve dini içindir': Şeyh Said ve yarenlerinin idamının üzerinden 101 yıl geçti]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.' şeklindeki tarihi ifadeleri haykırdıktan sonra 46 yareniyle idam edilen Şeyh Said Efendi, 101 yıldır Müslüman Kürt halkının zihninde ve kalbinde yer tutuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said Efendi ve 46 arkadaşı, Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından şehid edilişlerinin 101'inci yıldönümünde, rahmet ve minnetle yâd ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tarihin unutulmaz hadiselerinden biri olan Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925'te, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Piran (Dicle) köyünde başladı. Osmanlı'nın çöküşünden sonra İslam'a verilen zararlardan endişe eden ve endişesini de gittiği her yerde dile getiren Şeyh Said Efendi, sahip olduğu her şeyi bu mücadele uğruna feda etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said ve 46 yareninin, 29 Haziran 1925'te Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından Diyarbakır'da idam edilmelerinin üzerinden 101 yıl geçse de İslam adına verilen bu mücadeleyi Müslüman Kürd halkı hiçbir zaman unutmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir' sözünü tarihe kazıyan Şeyh Said Efendi'nin mücadelesi, bazı kesimlerin dillendirdiği gibi kavmi ve entinisiteye dayanan bir süreç de değildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şeyh Said Efendi kimdir?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1865, bir rivayete göre ise 1866 yılında Elazığ'ın Palu ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğunu, Palu ve Hınıs'ta geçirdi. Babası Şeyh Mahmud Fevzi'nin o zamanlar Palu, Piran ve Hınıs'ta medreseleri vardı. İlmi tahsilini babası Şeyh Mahmud Fevzi'nin medreselerinde, bölgenin en birikimli âlimlerinin yanında yapan Şeyh Said, Palu'da Şeyh Hasan, Muş'ta Molla Muhammed, Malazgirt'te Molla Musa ve Molla Abdulhamid'in yanında okudu. Şeyh Said özel bir eğitime tabi tutularak en yetenekli mollalardan İslami ilimler alanında ciddi bir eğitim aldı ve medresede ders vermeye başladı. Babasının vefatıyla medrese ve tekke hizmetlerini yürütme vazifesi, ailenin büyüğü olan Şeyh Said'e kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, kendi dönemindeki âlimler içerisinde en muteber âlimler arasındadır. Klasik medrese usulüne vakıf olan Şeyh Said Efendi'nin, astronomi, felsefe, geometri (hendese), matematik gibi ilimleri de iyi bildiği belirtilmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in Kürtçenin Kırmanci ve Zazaki lehçelerinin yanı sıra Arapça, Farsça, Türkçe, Urduca ve Ermenice dillerini bildiği nakledilir. Ermeniceyi, Palu ve Hınıs'ta yaşayan Ermenilerden öğrenmiştir. Şeyh Said Efendi hakkında; Hıristiyanlığa ciddi derecede vakıf olduğu da söylenir. Ermeniler birçok konuda anlaşmazlığa düştüklerinde Şeyh'in yanına gelirler ve onun hakemliğinde problemlerini hallederlerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kemalist rejimin İslam ve İslami değerlere saldırıları kıyama neden oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tarihin unutulmaz hadiselerinden olan Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925'te, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Piran (Dicle) köyünde başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Halifeliğin kaldırılması, 'Türk Ulus Devleti'nin oluşturulması ve yeni sistemin dayatmaları sonucu, İslami kurumlar kapatılmış, İslami eğitim sistemi lağvedilmişti. Bu gidişatın zulüm olduğuna ve buna karşı durulması gerektiğine inanan Şeyh Said Efendi, kıyamdan çok daha önce bölge şeyh ve ağalarına gönderdiği mektuplarda, Kemalist sistemden şikâyet ediyor, ayağa kalkma (kıyam) fikri öneriyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ayaklanmanın niteliğine vakıf olmak adına Şeyh Said'in bazı mektuplarına göz atılabilir. Urfa'daki Milli Aşireti Reisi Halil Bey'e gönderdiği mektupta, Şeyh Said Efendi şu ifadelere yer verir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Şimdiki hükümet İslam Hilafetini, Saltanatı, meşihatı İslamiye'yi (Şeyhülislam Makamı) ve ilim medreselerini ilga etmiş, Evkaf Nezaretini (Vakıflar Bakanlığı) kâfirlik maarifine ilca etmiş (çevirmiş), kadınlık mesturunu (örtünme) kaldırmış, zinayı ve içki içilmesini, kadınların yabancılarla dans yapmasını mübah kılmış, bu gibi fuhşiyata mahsus mesela dans salonu, tiyatro, sinema, bar ve umumhane gibi geniş binalar inşa etmişler, Allah (celle celaluhu) ve Resulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) dini olan dinimizle istihza (alay) etmekte bulunmuşlar, onların namına olarak ahkâmı İslamiyeyi tahkir ve İslamiyet'in esaslarını değiştirmişler, erkânı sarsmışlar, dine karşı ve bu din erbabına karşı ilan-ı harp eylemişler. Allah Taala din ve Şeriatın intikamını almaya başlamıştır. Himmetinizden muavenet talebinde bulunuyorum, bütün aşiretlerinize bildiriniz.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kıyamın başlangıcı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, yeni rejimin yapısından hiç hoşnut değildir. İslam ve İslami değerlere saldırıları nedeniyle Kemalist rejime karşı koymayı düşünür. Nitekim 27 Aralık 1924'te Hınıs'tan Kırıkhan köyüne gelir. Mir Selim-ê Zirkani ile bölgenin tüm ileri gelenleri, Şeyh Said Efendi'yi burada ziyaret eder. Şeyh Said Efendi, kıyam kararını ilk olarak burada açıklar. Bu karar, 'Şeriat-i Ğarra-i Ahmediyye' için harekete geçmektir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>15 Ocak günü Genç'e geçen Şeyh Said, burada bulunduğu yedi gün içinde, Solhan, Melikhan, Karakoçan, Çan nahiyesi şeyhleri, Karlıova, Cibran aşireti reisi ve Genç ağaları ile bir araya gelir. Burada yapılan istişareler, alınan önemli kararlar, hemen her tarafa bildirilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Durumdan haberdar olan Kemalist rejim, kıyamı doğmadan boğmak için Piran'da bir provokasyon sahneye koyar. Şeyh Said'in 1926'da başlaması öngörülen kıyamı erken doğuma zorlanır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Devlet tarafından hazırlanmış 12 kişilik bir müfreze, Şeyh Said Efendi Piran'da bir düğündeyken oraya gelir. Yöredeki mahkûmlar da herkes gibi Şeyh Said Efendi'yi dinlemek için gelmiştir. Askeri müfreze, 'Mahkûmları götüreceğiz' diye ısrar eder ve silah patlatır. Çıkan çatışmada, Hasan Tahsin isminde bir müfreze mülazımı ölür, birkaç asker yaralanır, diğerleri esir alınır. Böylece kıyam, zamanından önce başlamış olur.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Bu kıyam, İslam'ın bu topraklarda yeniden hâkim kılınması içindir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said kıyamı, kısa bir sürede üç koldan yayılmaya başlar. Kıyamın en büyük eksikliği askeri önderliğin olmayışıdır. Kıyam saflarındaki Miralay Halid Bey ve arkadaşlarının bir yıl önceden gözaltına alınması, askeri tecrübesi olmayan kıyam önderlerinin taktik ve strateji geliştirmesini engeller.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kıyam rehberi Şeyh Said, 14 Şubat 1925 günü, yani Piran hadisesinden bir gün sonra ilk yazılı emrini verir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bismillahirrahmanirrahim. Bizler İslam'ın ve İslam Peygamberi'nin yüceltileceği ve zalim Mustafa Kemal'in kendi eliyle kurduğu hükûmetin zevale uğratılacağı ve onların yeryüzünden silineceği bir zamana girmiş bulunuyoruz. Cihat etmek her Müslümana farzdır. Bu kıyam, İslam'ın bu topraklarda yeniden hâkim kılınması içindir. Bu çağrı, sizin Müslüman kabilenizin bu büyük cihada katılması içindir. Bu davete içtenlikle 'Lebbeyk' diyeceğinize inanıyorum.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ey insanlar! İslam'ı bu kâfirlere karşı koruyalım. Aksi takdirde bu kâfir hükûmet, bizi de kendisi gibi yapacaktır. Bunun için, ona karşı cihat etmek farzdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Emir'el- Mûcahidin Seyyid Mûhammed Said el- Naqşibendi'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Piran'daki olay duyulur duyulmaz, Kürdistan'ın bütün aşiret reisleri Karakoçan'ın Çan nahiyesinde toplanıp karar alır. Bölgenin tanınmış âlimlerinden Şeyh Ahmed Efendi'nin türbesinin yanında, kıyama ihanet edilmemesi için Kur'an-ı Kerim üzerine yemin edilir. Bu plan gereğince cepheler ve bu cephelerin komutanları belirlenir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kemalist rejimin oyunları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hareketin başlangıcında Fethi Okyar, kıyama biraz daha ılımlı baktığı için, Mustafa Kemal'in emri ile istifa ettirilip onun yerine 'Biz hocaları ortadan kaldırmadıkça, hiçbir şey yapamayız' diyen İsmet İnönü, başbakan yapılır. Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılarak Şark İstiklal Mahkemeleri kurulur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Müslümanların, Şeyh Said önderliğindeki kıyamını silahla durduramayacağını anlayan Kemalist rejim, para karşılığı satın aldığı uşaklarını kıyam erlerinin arasına sokarak hareketin rotasını değiştirmeye çalışır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şubat ayının sonlarında bazı aşiretler, Kemalist rejimin tehdit ve telkinleriyle, Şeyh Said'e biat etmelerine rağmen O'nu arkadan vurur. Bu durum, harekette bir dönüm noktası olur ve artık her şey rejimin lehine işlemeye başlar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kıyamın Diyarbakır önlerinde durduruluşu acı felaketi getirir. Diyarbakır merkezde rejim tarafından yönetilen provokatörler 'Bıji Şeyh Said' sloganları ile hırsızlık yapar, hatta namusa saldırır. Ne var ki ahali bu durumdan çok da haberdar değildir. Bu provokasyonlar, Diyarbakır halkının Şeyh Said ve yarenlerine istenilen düzeyde yardım edilmesini engeller.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kaldı ki silah ve teçhizat eksikliği de kıyamın başarısızlığının en büyük nedenlerinden biridir. Çevre illerden ele geçirilen topları kullanabilecek hiç kimse yoktur. Bundan dolayı ele geçirilen ağır silahlar tahrip edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Unutulmayacak büyük ihanet</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in bacanağı Binbaşı Kasım, Şeyh Said kuvvetleri ile beraber idiyse de aslında Kemalist rejim tarafından satın alınmıştır. Binbaşı Kasım, Şeyh Said ve hareketin seyri hakkında rejime her zaman bilgi verir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said ve beraberindekiler, 14 Nisan'da, doğuya doğru yola koyulur. 15 Nisan'da Muş'taki Abdurrahman Paşa Köprüsü'ne geldiklerinde, Şeyh Said Efendi, bizzat bacanağı Kasım Bey tarafından esir alınır ve Kemalist rejime teslim edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu ihanet Kürt tarihindeki ne ilk ne de son ihanettir. Şeyh Said Efendi, kıyamı süresince 3 kez büyük ihanete uğrar. Biri, Malatya üzerine yürürken Alevilerden, biri Kiğı üzerine yürürken Kürt milliyetçisi Xormek aşiretinden, sonuncusu ve nihai darbeyi ise bacanağı Binbaşı Kasım Bey'den alır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şeyh Said savunmasını verir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Daha sonra baskı, zulüm ve katliam dolu günlerde, Şeyh Said ve arkadaşları tutuklanarak Diyarbakır'a getirilir. Ardından Şeyh Said Efendi, zulümleri ve katliamları meşrulaştıran dönemin Şark İstiklal Mahkemelerinde yargılanır. 'Yargılama' sürecinde konuşan Şeyh Said, savunmasında, İslam hukukundan hareketle kıyamın vacip olduğunu, sistemin halka zulmettiğini, küfrün yayılmaya başladığını, İslam'a saldırı olduğunu belirterek hareketinin başlama sebeplerini anlatır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>İdam sehpasına çıkışı</b></span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, bugün Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde kendi adıyla anılan 'Şeyh Said Meydanı'nda' idam edilir. 101 yıl önce 46 arkadaşıyla beraber idam sehpasına çıkarılan Şeyh Said Efendi'nin yüzünde ve hareketlerinde hiçbir korku ya da tereddüt olmamakla beraber tekbirlerle idam sehpasına gittiği o günün tanıkları tarafından anlatılagelmiştir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Müslüman halkın dini ve kültürel değerlerine karşı İttihat ve Terakki zihniyetinin başlattığı süreçte yaşanan zulümlere karşı durduğu için hedef alınan Şeyh Said ve yarenlerinin şehid edilmesinin ardından, Müslüman Kürt halkı üzerinde büyük bir zulüm furyası başlatılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sürgünler ve toplu katliamlarla beraber İslami değerlere karşı tasfiye süreci işletilir. Bu dönemde binlerce insan katledilir. Toplumun önderleri konumunda olan birçok âlim idam edilir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlar hayattan koparılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kıyam, tamamen İslami bir endişe ile gerçekleştirildi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in mücadelesi bazı kesimlerin dillendirdiği gibi kavmi, entinisiteye dayanan bir süreç değildi. Bu anlamda gayret içerisine girenler bu büyük zatı bir bölgeye, bir halka münhasır kılarak milliyetçi/ulusalcı bir karaktere büründürerek, onu Müslüman milletlerden zihni ve duygusal olarak koparmayı hedeflemektedir. Şeyh Said Efendi'nin mücadelesi Kürdistan'a hapsedilecek ve sadece Müslüman Kürd halkının özeline indirgenecek bir kıyam değildi. Bu mücadele tarih boyu var olan hak-batıl mücadelesinin örneklerinden biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Cumhuriyetin ilanından sonra Hilafet kurumunun lağvedilmesi ve İslami değerlere olan saldırılar, Osmanlı bakiyesi topraklarda tüm Müslüman halklarda olduğu gibi Kürtler üzerinde de çok büyük olumsuz etkilere neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kemalist sistem Türk etnik ulusçuluğunu siyasal sisteme dönüştürürken bu toprakların asli unsuru olan Kürtleri dışlamıştı. Bütün bu gerekçelerin tamamı Şeyh Said hareketine zemin hazırlamıştı. Şeyh Said Efendi ve tüm Kürt ileri gelenleri, durum değerlendirmesi yapmış ve Kemalist rejimin İslam düşmanlığına karşı çıkılmaması durumunda bu vebale ortak olunacağına kanaat etmişlerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Ne ben Hazreti Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, mücadelesinin ilk aşamalarında çoğu zaman ailesinden uzak kalıyordu. Zamanını, İslami değerleri ayakta tutma mücadelesine adıyordu. Bu süreçte hanımıyla çok dikkat çekici bir diyalog yaşayan Şeyh Said, şu dersi veriyordu:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine de bunlara karşı çıkacağım. Ne ben Hazreti Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bunlara karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi 'Ey Said! Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah'ın emirlerini ayaklar altına almışlar. Evet, ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Mücadelem Allah ve dini içindir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said Efendi, idam edilmeden önce varlık gerekçesini ortaya koyarak, 'Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.' şeklindeki tarihi ifadeleri haykırmış, kendinden sonra gelecek nesillere hem davasının mefhumunu anlatmış hem de zalimlerin yüzüne karşı hakkı dile getirmişti. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:03:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="54382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[At ahırından işkence merkezine: Tedmur Cezaevi Esed rejiminin karanlık yüzü oldu]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'de onlarca yıl boyunca muhaliflerin hafızasına kazınan Tedmur Cezaevi, yalnızca bir tutukevi değil, Esed ailesinin kurduğu baskı düzeninin en kanlı sembollerinden biri olarak tarihe geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fransız manda yönetimi döneminde 1930'lu yıllarda at ahırı olarak inşa edilen yapı, önce askeri tesise, ardından askeri cezaevine dönüştürüldü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1966'dan itibaren siyasi tutukluların gönderilmeye başlanmasıyla birlikte Tedmur, sistematik işkencenin ve infazların merkezi haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hafız Esed'in 1970 yılında iktidara gelmesiyle cezaevi, rejime muhalif Müslümanlar, solcular, milliyetçiler ve farklı siyasi görüşlerden binlerce kişinin tutulduğu bir korku kampına dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>1980 katliamı: Bir gecede yaklaşık bin 200 tutuklu öldürüldü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur Cezaevi denildiğinde akla gelen ilk olay, 27 Haziran 1980'de gerçekleştirilen katliam oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hafız Esed'e yönelik suikast girişiminin ardından kardeşi Rıfat Esed'in komutasındaki Savunma Tugayları cezaevine baskın düzenledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşlarının tahminlerine göre yaklaşık bin 200 tutuklu saatler içerisinde kurşuna dizilerek öldürüldü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cesetlerin büyük bölümü çöl bölgesindeki toplu mezarlara gömüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Katliam, modern Ortadoğu tarihinin en büyük cezaevi infazlarından biri olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İşkencenin adı: 'Karşılama töreni'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur'a getirilen her tutuklu, daha cezaevine girmeden saatler süren ağır işkenceden geçiriliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayatta kalan eski tutukluların anlatımlarına göre mahkumlar otomobil lastiklerinin içine sokuluyor, ardından yüzlerce kırbaç darbesine maruz bırakılıyordu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı tanıklar, tutukluların kanalizasyon sularını yalamaya zorlandığını, bunu reddedenlerin ise ölümüne dövüldüğünü aktarıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşkence yalnızca ilk günle sınırlı kalmıyordu. Gün içinde defalarca dayak, askıya alma, elektrik verme ve psikolojik baskı uygulanıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkumlar birbirlerini dövmeye zorlanıyor, tedavi edilmelerine izin verilmiyor, en küçük itiraz ise ağır cezalarla karşılık buluyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İnsan yaşamına uygun olmayan hücreler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların ifadelerine göre Tedmur'daki koğuşlar insanların yaşayabileceği koşullardan tamamen uzaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kalın beton duvarlarla çevrili, havasız ve aşırı kalabalık koğuşlarda yüzlerce kişi aynı alanı paylaşmak zorunda bırakılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Penceresi bulunmayan hücrelerde yaşanan boğulma vakaları nedeniyle tavana küçük açıklıklar açıldı. Ancak bu açıklıklar havalandırma amacıyla değil, gardiyanların mahkumları 24 saat gözetleyebilmesi için kullanılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkumların tavana bakması dahi yasaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sessizlik zorunluydu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cezaevinde yüksek sesle konuşmak, toplu yürümek, dini ibadet yapmak hatta koğuş içinde normal şekilde hareket etmek bile yasaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tutuklular yalnızca fısıldayarak konuşabiliyor, aile görüşmeleri ise ya hiç yaptırılmıyor ya da rüşvet karşılığında birkaç dakikayla sınırlandırılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Görüş sırasında cezaevindeki işkenceden söz edenler yeniden ağır işkenceye maruz kalıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkemeler dakikalar içinde ölüm kararı veriyordu</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur'da kurulan askeri saha mahkemeleri, hukuki bir yargılamadan çok infaz mekanizması olarak çalışıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların anlatımlarına göre sanıklar gözleri bağlı şekilde mahkeme salonuna çıkarılıyor, kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmeleri isteniyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnkâr edenler yeniden işkenceye götürülüyor, kabul edenlerin dosyası ise çoğu zaman bir dakikadan kısa sürede sonuçlandırılıyordu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ardından idam kararı okunuyor ve infaz süreci başlıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>On binlerce infaz iddiası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların ortak tanıklıklarına göre cezaevinde yıllarca haftanın belirli günlerinde toplu idamlar gerçekleştirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İdam edilenler onlarca kişilik gruplar halinde darağaçlarına çıkarılıyor, cesetleri daha sonra Tedmur çölündeki toplu mezarlara taşınıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayatta kalan bazı eski tutuklular, kendi kayıtlarına göre yıllar içerisinde infaz edilenlerin sayısının 25 ila 35 bin arasında olabileceğini öne sürüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu rakamlar bağımsız biçimde doğrulanamamış olsa da Tedmur'un, Esed rejiminin en büyük infaz merkezlerinden biri olduğu konusunda insan hakları kuruluşları arasında geniş görüş birliği bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Beşar Esed döneminde yeniden açıldı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2001 yılında kapatılan Tedmur Cezaevi, Suriye devriminin başlamasının ardından 2011'de yeniden faaliyete geçirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kez rejim karşıtı göstericiler, aktivistler ve muhalifler cezaevine gönderildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün verilerine göre cezaevinde kısa süre içinde yaklaşık 2 bin 500 tutuklu bulunuyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2015 yılında DAİŞ'in Tedmur'u ele geçirmesinden önce tutuklular başka cezaevlerine nakledildi. Örgüt daha sonra cezaevini patlayıcılarla havaya uçurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hak savunucuları ise cezaevinin yıkılmasının, Esed rejiminin işlediği suçların fiziksel delillerinin de büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına yol açtığını savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hafızalarda silinmeyen bir sembol</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Tedmur Cezaevi ayakta olmasa da Suriye'de Esed ailesi döneminde yaşanan sistematik işkence, zorla kaybetme, keyfi infaz ve ağır insan hakları ihlallerinin en güçlü sembollerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları örgütleri, Tedmur'da yaşananların bağımsız biçimde araştırılması, toplu mezarların ortaya çıkarılması ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi çağrılarını sürdürüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:50:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="19365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'de açlığın en ağır yükü: Kırılan onurlar]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yardım mutfaklarının durması, fahiş fiyatlar ve derinleşen yoksulluk Gazze halkını her geçen gün daha büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Bir zamanlar kendi emeğiyle geçinen aileler bugün bir lokma ekmek için mücadele ederken, açlık insan onurunu da ağır bir sınavdan geçiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yardım mutfaklarının birer birer kapanması, kuşatma altında hayatta kalma mücadelesi veren yüz binlerce insanı yeni bir felaketle karşı karşıya bıraktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlık artık yalnızca boş kalan sofralarla değil, insan onurunu hedef alan ağır bir sınavla da kendini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bir öğün yemek, bir ailenin umudu haline geldi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de aylardır süren kuşatma, yıkım ve yerinden edilme dalgası, halkın hayat koşullarını tarihin en ağır insani krizlerinden birine dönüştürdü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir zamanlar kendi emeğiyle geçinen, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilen aileler bugün bir öğün yemek bulabilmek için büyük bir mücadele veriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte yardım mutfakları, binlerce aile için sadece sıcak yemek dağıtan merkezler olmadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı zamanda toplumun ayakta kalmasını sağlayan son sosyal dayanışma ağlarından biri haline geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok aile için bu mutfaklardan alınan bir kap yemek, gün boyunca tüketilebilen tek öğün anlamına geliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak sınır kapılarının kapalı tutulması, yardım girişlerinin kısıtlanması ve yakıt sıkıntısı nedeniyle bu merkezlerin önemli bölümü faaliyetlerini durdurdu ya da ciddi şekilde azaltmak zorunda kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Böylece Gazze'de zaten kırılgan olan hayat koşulları daha da ağırlaştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlık yalnızca mideyi değil, insanın ruhunu da yaralıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan tabloyu yalnızca bir gıda krizi olarak değerlendirmek eksik kalıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü bölgede yaşananlar, insanların gündelik hayatlarını ve psikolojilerini derinden etkileyen bir insani çöküşe dönüşmüş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok aile, çocuklarına yiyecek bulamamanın çaresizliğiyle karşı karşıya kalırken, yardım istemek zorunda kalmanın verdiği psikolojik yükü de taşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle savaş öncesinde düzenli bir gelire sahip olan aileler için bu durum daha da ağır hissediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze toplumunda yıllardır güçlü olan dayanışma kültürü ve insan onuruna verilen önem, bugün açlığın en sert darbelerinden birini alıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar yalnızca karınlarını doyurmaya değil, aynı zamanda onurlarını koruyarak hayatta kalmaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Pazarlarda fiyatlar ulaşılmaz seviyelere çıktı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgede sınırlı miktarda bulunan gıda ürünleri ise çoğu ailenin satın alma gücünün çok üzerine çıkmış durumda. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Un, pirinç, yağ ve temel ihtiyaç malzemeleri birçok kişi için lüks haline gelirken, karaborsa piyasaları da fiyatları daha da yukarı taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de artık pazara gitmek sıradan bir alışveriş faaliyeti olmaktan çıktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar çoğu zaman ihtiyaç duydukları ürünleri alamadan geri dönüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok aile, elindeki son birikimleri de tüketmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ekonomik çöküş, savaşın yıkıcı etkileriyle birleşince bölgede gelir elde etme imkanları da neredeyse tamamen ortadan kalktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İş yerlerinin büyük bölümü ya yıkıldı ya da faaliyet gösteremez hale geldi. Bu nedenle aileler yalnızca pahalı ürünlerle değil, gelir eksikliğiyle de mücadele ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yemek bulunsa bile pişirmek başka bir sorun</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'deki krizin bir diğer boyutu ise yakıt ve tüp gaz eksikliği. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgede yaşayanlar çoğu zaman yiyecek bulsalar bile bunu pişirecek imkanlardan mahrum kalıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yakacak odun ve karton parçaları günlük hayatın vazgeçilmez unsurları haline gelirken, birçok aile plastik ve çeşitli atıkları yakarak yemek hazırlamaya çalışıyor. Bu durum özellikle çocuklar ve yaşlılar için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çadırların ve hasarlı evlerin içine dolan yoğun duman, solunum yolu hastalıklarını artırırken, insanların hayat koşullarını daha da ağırlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gazze'de hedef yalnızca bedenler değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar ve insan hakları kuruluşları uzun süredir Gazze'deki açlık krizinin yalnızca insani yardım eksikliğiyle açıklanamayacağını vurguluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü bölgede yaşananlar, insanların günlük yaşamlarını sürdürebilme kapasitesini sistematik biçimde aşındırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir toplumun eğitimli, üretken ve çalışkan bireylerini günün büyük bölümünü ekmek arayarak geçirmek zorunda bırakmak, sadece ekonomik bir sorun değil aynı zamanda sosyal ve insani bir yıkım anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Gazze'de birçok anne ve baba, çocuklarının açlığını giderebilmek için imkansızlıklarla mücadele ederken, aynı zamanda ailelerinin onurunu korumaya çalışıyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle bölgede yaşanan kriz yalnızca gıda eksikliğiyle değil, insanlık onuruna yönelik ağır bir sınav olarak da değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlıkla birlikte büyüyen sessiz çığlık</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de her geçen gün daha fazla aile yardım mutfaklarının yeniden açılmasını ve insani yardım girişlerinin artırılmasını bekliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü birçok kişi için mesele artık hayat standartlarının düşmesi değil, hayatta kalabilmek.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırılar, yıkım ve kuşatma altında geçen ayların ardından Gazze halkı bugün yalnızca bir lokma ekmek için değil, insan olarak kalabilmek için mücadele veriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlığın gölgesinde büyüyen bu sessiz çığlık, dünyanın gözleri önünde yaşanan en ağır insani trajedilerden biri olarak kayıtlara geçiyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Gazze</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:48:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar.jpg" type="image/jpeg" length="19500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Selime Muhtar hayatını kaybetti: 'Şehitler Şeyhi' Ömer Muhtar'ın mirası nesiller boyunca nasıl taşındı?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Libya'da Ömer Muhtar'ın torunlarından Selime Muhtar'ın hayatını kaybetmesi, 'Şehitler Şeyhi' olarak bilinen direniş liderinin mirasının aile içinde ve toplumsal hafızada nasıl korunduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Muhtar ailesi, bu mirasın yalnızca kan bağıyla değil, sözlü tarih ve anlatılarla nesilden nesle aktarıldığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Libya'nın Bingazi kentinde Selime Muhtar'ın vefatı, sadece bir aile kaybı değil, aynı zamanda Libya'nın anti-sömürge mücadelesinin hafızasına dair tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın ailesi, 'Şehitler Şeyhi' olarak anılan direniş liderinin mirasını yaklaşık bir asırdır yazılı belgelerden çok sözlü anlatılarla koruyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aile üyeleri, Muhtar'ın yalnızca tarih kitaplarında yer alan bir figür olmadığını, ev içinde anlatılan hikâyeler, anılar ve kuşaktan kuşağa aktarılan tanıklıklarla yaşatıldığını belirtiyor. Bu anlatımların, özellikle kadın aile bireyleri aracılığıyla yeni nesillere ulaştığı ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bir vefatın açtığı daha büyük soru: Hafıza nasıl korunur?</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Libya'da Ömer Muhtar'ın torunlarından Selime Muhtar'ın hayatını kaybetmesi, ilk bakışta ailevi bir kayıp gibi görünse de aslında çok daha geniş bir soruya kapı araladı: Bir milletin direniş hafızası nasıl ayakta kalır?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Ömer Muhtar'ın hikâyesi yalnızca 20. yüzyıl başındaki İtalyan sömürgeciliğine karşı verilen bir mücadele değil aynı zamanda kimlik, onur ve bağımsızlık fikrinin nesiller boyunca taşınmasıdır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Onun İslami mücadelesi, Libya toplumunda sadece tarih kitaplarına değil evlerin içine, aile sohbetlerine ve gündelik anlatılara yerleşmiş bir hafıza formuna dönüşmüştür.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Senûsî direnişi: Bir askeri mücadeleden daha fazlası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın liderliğini yaptığı Senûsî direnişi, klasik anlamda bir savaşın ötesinde, bir toplumun var olma iradesini temsil eder.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 20 yıl boyunca süren bu mücadele, modern sömürgecilik karşısında yerel direnişin en organize örneklerinden biri olarak kabul edilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhtar'ın stratejisi yalnızca askeri değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmaya dayalıydı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çöl coğrafyasını iyi kullanması, küçük birliklerle büyük bir imparatorluğa karşı direnmesi ve sürekli hareket kabiliyeti, onu tarihsel olarak farklı bir yere taşımıştır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1931 yılında idam edilerek şehit edilmesi bu direnişi bitirmemiş, aksine sembolik bir güç haline getirmiştir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Libya'da ve Arap dünyasında Ömer Muhtar, 'yenilmeyen irade' ve 'onurlu direniş' kavramlarının karşılığı olarak görülür.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sözlü tarih: Arşivlerden daha güçlü bir hafıza</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haberde öne çıkan en önemli unsur, bu mirasın yalnızca yazılı belgelerle değil, sözlü anlatılarla korunmasıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhtar ailesi içinde aktarılan hikâyeler, yalnızca biyografik detaylar değil aynı zamanda bir dönemin ruhunu taşıyan tanıklıklardır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu anlatılar, sömürge döneminde yaşanan baskıları, dağınık direniş hücrelerini ve toplumsal dayanışmayı canlı tutmaktadır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Burada dikkat çeken nokta, kadınların rolüdür. Aile içi hafızanın taşınmasında kadınların merkezî bir konumda olduğu görülmektedir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, birçok toplumda olduğu gibi Libya'da da tarihsel hafızanın sadece savaş alanlarında değil, ev içinde üretildiğini göstermektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ömer Muhtar'ın mirası neden hâlâ güçlü?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın etkisinin bugün hâlâ güçlü olmasının birkaç temel nedeni vardır:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birincisi, mücadelesinin 'İslami bir tam bağımsızlık' fikrine dayanmasıdır. Muhtar, yalnızca bir işgale karşı değil, emperyalist bir yaşam biçiminin dayatılmasına karşı da direnmiştir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İkincisi, kişisel yaşamındaki sadelik ve adalet anlayışıdır. Onun hakkında aktarılan anlatılarda, güç ve otoriteye değil, ahlaki ilkelere dayalı bir liderlik modeli öne çıkar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üçüncüsü ise sembolleşme gücüdür. İdamı, tarihsel olarak bir son değil, kolektif hafızada bir başlangıç noktası haline gelmiştir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Muhtar, sadece Libya'nın değil, sömürgeciliğe karşı İslami direnişin evrensel simgelerinden biri olarak kabul edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aile hafızasından ulusal hafızaya</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Selime Muhtar'ın vefatı, aslında bir dönüşüm sürecini de görünür kılıyor: Aile hafızasının yavaş yavaş ulusal hafızaya karışması.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhtar ailesi için bu miras hiçbir zaman 'özel bir ayrıcalık' olarak görülmedi. Aksine, bu tarih Libya halkının ortak belleğinin bir parçası olarak kabul edildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yaklaşım, Ömer Muhtar'ın şahsiyetinin bireysel bir kahramanlık hikâyesinin ötesine geçmesini sağlamıştır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün onun adı yalnızca Libya'da değil, birçok ülkede özgürlük mücadelesinin sembolü olarak anılıyorsa, bunun nedeni tam da bu kolektif sahiplenmedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hafızanın geleceği: Yazılı kayıtlar ve sözlü anlatılar arasında</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Araştırmacılar, Ömer Muhtar'ın mirasının geleceğinin iki ana eksene bağlı olduğunu vurguluyor: Sözlü anlatıların korunması ve yazılı arşivlerin güçlendirilmesi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü sözlü tarih, duyguyu ve yaşanmışlığı taşırken yazılı kaynaklar bu hafızayı kalıcı hale getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu iki alan birlikte çalışmadığında, tarih parçalı ve eksik kalabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Selime Muhtar gibi hafıza taşıyıcılarının kaybı ise bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Bir direnişten daha fazlası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın hikâyesi, yalnızca bir sömürge karşıtı direniş değil aynı zamanda bir halkın kimliğini, onurunu ve bağımsızlık iradesini nasıl koruduğunun da hikâyesidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün onun mirası, yalnızca tarih kitaplarında değil, Libya'nın evlerinde, anlatılarında ve kolektif hafızasında yaşamaya devam ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ve bu miras, bir kişinin değil, bir halkın hafızası olarak varlığını sürdürüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Adana</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:45:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi.jpg" type="image/jpeg" length="43982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'nin Afganistan ve Irak'ta bağımsız (!) ordu inşası]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin Afganistan ve Irak'ta milyarlarca dolarlık yatırımlarla kurduğu sistem, Amerikan askeri varlığı ve teknik desteği çekildiğinde kısa sürede işlevsiz hale geldi. Süreç, Washington'ın 'bağımsız ordu inşası' yerine dış desteğe bağımlı güvenlik yapıları oluşturduğu yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD, Afganistan ve Irak'ta uzun yıllar süren işgali sırasında, bu ülkelerde modern hava kuvvetleri kurduğunu ve yerel orduları güçlendirdiğini savundu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Milyarlarca dolarlık bütçeler, gelişmiş savaş uçakları, helikopterler ve eğitim programları bu sürecin temel unsurları olarak sunuldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak sahadaki gerçeklik, bu iddianın çok daha karmaşık bir tabloya karşılık geldiğini gösterdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Amerikan askerlerinin, teknik personelinin ve lojistik ağının geri çekilmesiyle birlikte, geride çoğu zaman uçamayan uçaklar, bakımsız helikopterler ve hızla çözülen askeri yapılar kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, yalnızca iki ülkeye özgü bir askeri başarısızlık olarak değil, ABD'nin farklı coğrafyalarda uyguladığı güvenlik mimarisinin yapısal bir sorunu olarak da tartışılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Uçak vardı ama hava gücü yoktu'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern savaşlarda hava gücü yalnızca uçak envanteriyle ölçülmüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir savaş uçağının veya helikopterin etkin biçimde görev yapabilmesi için sürekli bakım zinciri, yedek parça tedariki, eğitimli teknisyenler, mühimmat lojistiği, radar sistemleri ve entegre komuta-kontrol altyapısı gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan ve Irak'ta kurulan sistemler ise bu bileşenlerin önemli bir kısmında dış desteğe bağımlı şekilde tasarlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uçaklar yerel ordulara teslim edildi ancak bu uçakların sürdürülebilirliğini sağlayan teknik ekosistem büyük ölçüde Amerikan yüklenicilerine ve danışmanlarına bağlı kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sonuçta ortaya çıkan yapı, bağımsız bir hava kuvvetinden çok, dış destek sürdüğü sürece çalışabilen bir sistem oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Afganistan: Bakım zinciri çöktüğünde hava gücü de çöktü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan'da 2021 yazında yaşanan hızlı çöküş, bu modelin en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mücahitlerin ilerleyişi sırasında Afgan hava unsurları teknik olarak hâlâ envanterdeydi ve pilotlar görev uçuşları yapabiliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak kritik sorun pilot eksikliğinden ziyade bakım ve lojistik altyapının sürdürülemez hale gelmesiydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Amerikan destekli bakım şirketlerinin ve teknik ekiplerin sahadan çekilmesiyle birlikte:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Helikopterlerin büyük bölümü onarılamaz hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Yedek parça akışı durdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Uçaklar hangarlarda beklemeye başladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Operasyonel sorti sayısı hızla düştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Black Hawk helikopterleri gibi gelişmiş platformlar kısa sürede kullanılamaz hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hava desteğinin kesilmesi, sadece teknik bir soruna neden olmadı. Cephedeki birliklerin mühimmat ve ikmal erişimi zayıfladı, yaralı tahliyeleri aksadı ve kuşatma altındaki noktalar desteklenemez hale geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, askeri çözülmeyi hızlandıran en önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Psikolojik kırılma ve savaşın çözülmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan'daki çöküşün yalnızca teknik değil, psikolojik bir boyutu da olduğu vurgulanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri unsurların hava desteğini kaybetmesi, sahadaki birliklerde 'stratejik yalnızlık' algısını güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu algı, birçok askerin savaşın sonucunun değişmeyeceğine inanmasına ve direnç kapasitesinin düşmesine yol açtı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Böylece askeri çöküş, teknik sorunlarla psikolojik kırılmanın birleşimiyle hızlandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD'nin müdahale modeli: Güvenlik mi, bağımlılık mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin Afganistan ve Irak'ta uyguladığı model, uzun süredir farklı çevrelerde tartışma konusu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirel analizlere göre Washington, bir yandan sözde müttefik ordular oluşturmayı hedeflerken diğer yandan bu orduların tamamen bağımsız hale gelmesini stratejik olarak riskli görüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü bağımsızlaşan askeri yapıların zamanla Amerikan çıkarlarından farklı politikalar geliştirebileceği değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kurulan sistemlerde genellikle kontrollü bir bağımlılık ilişkisi oluşuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Silah sistemleri veriliyor ancak bakım altyapısı dışarıda kalıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Pilotlar eğitiliyor ancak operasyonel planlama dış desteğe bağlı kalıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gelişmiş platformlar sağlanıyor ancak kritik yazılım ve parça zinciri korunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yapı, bazı uzmanlar tarafından 'tam kapasite transferi değil, yönetilen bağımlılık' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İşgal edilen ülkelerde istikrarsızlık</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin Afganistan ve Irak'taki askeri varlığı yalnızca ordu inşasıyla sınırlı kalmadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Müdahaleler, aynı zamanda iç savaş dinamiklerini, güç boşluklarını ve uzun süreli siyasi istikrarsızlık süreçlerini de beraberinde getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirel yaklaşımlara göre, ABD'nin farklı coğrafyalarda yürüttüğü işgaller:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Devlet kurumlarının zayıflamasına,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Silahlı grupların çoğalmasına,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Güç boşluklarının oluşmasına,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Uzun süreli güvenlik krizlerine zemin hazırladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Irak: F-16'lar ve yarım kalan kapasite</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Irak'ta 2003 sonrası yeniden inşa edilen hava kuvvetleri, bu modelin bir diğer örneği oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bağdat yönetimi milyarlarca dolar harcayarak F-16 savaş uçakları gibi gelişmiş platformlar satın aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu sistemlerin işletilmesinde benzer bir bağımlılık yapısı ortaya çıktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bakım, yazılım, mühimmat entegrasyonu ve teknik eğitim süreçlerinin önemli bölümleri uzun süre yabancı danışmanlara bağlı kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>DAİŞ ile mücadele döneminde Irak hava unsurları operasyonlara katılsa da yüksek teknolojiye sahip platformların sahadaki etkinliği çoğu zaman sınırlı kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha basit ve sürdürülebilir hava araçları operasyonel yükün önemli kısmını taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asıl mesele: Teknoloji değil kurumsal kapasite</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan ve Irak deneyimlerinin ortaya koyduğu en temel tartışma noktası, savaş gücünün yalnızca teknolojiyle ölçülemeyeceği gerçeği oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir hava kuvvetinin gerçek kapasitesi teknik insan kaynağına, sürdürülebilir bakım sistemine, kurumsal sürekliliğe, bağımsız lojistik zincirine bağlıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu unsurların eksikliği, en gelişmiş uçakların bile kısa sürede işlevsiz hale gelmesine yol açabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Gökyüzünde güçlü, yerde kırılgan sistemler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan ve Irak örnekleri, modern askeri müdahalelerin en kritik tartışmalarından birini yeniden gündeme taşıdı: Bağımsız ordu inşası gerçekten mümkün mü, yoksa bu süreç doğası gereği bağımlılık mı üretiyor?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortaya çıkan tabloya göre, milyarlarca dolarlık yatırımlar ve gelişmiş silah sistemleri tek başına sürdürülebilir bir askeri güç oluşturmaya yetmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Destek mekanizması çöktüğünde, gökyüzünde modern görünen sistemler bile kısa sürede yerde işlevsiz bir yapıya dönüşebildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ve bu durum, modern savaşların en pahalı unsurunun aslında uçaklar değil, onları ayakta tutan görünmez insan ve kurum ağı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:22:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi.png" type="image/jpeg" length="81868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunus'ta Gannuşi dosyası: Yargının siyasal mühendisliği]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Raşid el-Gannuşi ve Nahda Hareketi'ne yönelik ağır hapis cezaları, Tunus'ta 2021 sonrası siyasi dönüşümün yeni bir aşaması olarak görülürken, muhalefet süreci 'yargı eliyle siyasi tasfiye' olarak değerlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'ta son dönemde Raşid el-Gannuşi ve Nahda Hareketi'ne yönelik verilen ağır hapis cezaları, artık tekil davalar ya da sıradan yargı süreçleri olarak okunamayacak bir siyasi tabloya işaret ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mesele, 'hukuki bir dosya' olmaktan çıkıp, Tunus'un 2011 sonrası siyasi düzeninin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktasına dönüşmüş gözüküyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yargıdan öte siyasal mühendislik tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi hakkında verilen müebbet hapis ve ek ağır cezalar, sadece bir siyasetçinin yargılanması olarak değil, Tunus'ta devrim sonrası kurulan çoğulcu siyasi alanın daralmasının sembolü olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefet ve insan hakları çevreleri, özellikle 'gizli yapılanma' dosyası gibi uzun süredir gündemde tutulan suçlamaların somut delillerle netleşmemesini, sürecin siyasi karakterini güçlendiren bir unsur olarak görüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede mahkemelerin verdiği kararlar, salt hukuk uygulaması değil devletin muhalif aktörlerle ilişkisini yeniden tanımlayan bir mekanizma olarak okunuyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yani tartışma artık 'Suç var mı yok mu?' sorusundan ziyade 'Yargı siyasetin neresinde duruyor?' sorusuna evrilmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>2021 sonrası kırılma ve merkezileşen güç yapısı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yapılan değerlendirmelerde en kritik dönüm noktası olarak 25 Temmuz 2021 süreci öne çıkıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Kays Said'in parlamentoyu askıya alması ve ardından anayasal ve kurumsal yapıda yaptığı değişiklikler, Tunus'ta yarı-parlamenter dengeleri büyük ölçüde ortadan kaldırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçten sonra muhalefet, sadece siyasi rekabet alanının daralmasıyla değil, aynı zamanda yargı ve güvenlik mekanizmalarının siyasal alana daha fazla entegre olmasıyla karşı karşıya kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açılan davalar, verilen cezalar ve tutuklamalar, muhalif çevreler tarafından 'siyasi alanın yeniden dizayn edilmesi' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede Gannuşi dosyası, bireysel bir dava olmaktan çıkarak, devrim sonrası siyasi düzenin sembolik olarak yeniden yazıldığı bir sürecin merkezine yerleşiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gannuşi figürü: Sadece bir lider değil, bir dönemin temsili</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin bu kadar merkezi bir hedef haline gelmesi, yalnızca siyasi pozisyonuyla değil, temsil ettiği tarihsel rol ile de açıklanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Nahda Hareketi'nin Tunus siyasetindeki ağırlığı, devrim sonrası geçiş sürecinde oynadığı rol ve uzlaşmacı siyaset dili, onu sadece bir parti lideri değil, aynı zamanda bir 'siyasi dönem simgesi' haline getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle ona yönelik sert yargı kararları, muhalefet açısından yalnızca bir kişiye değil, aynı zamanda 2011 sonrası 'demokratik' deneyime yönelik bir müdahale olarak görülüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin hem içeride yargı süreçleriyle hedef alınması hem de dışarıda akademik ve siyasi çevrelerde 'düşünür-siyasetçi' olarak karşılık bulması, bu gerilimi daha da görünür hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yargı bağımsızlığı tartışmasının merkezde olması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'taki tartışmaların bir diğer boyutu, yargı bağımsızlığı meselesi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalifler, anayasal değişiklikler sonrası yargının yürütme organına daha açık hale geldiğini, bunun da siyasi davaların niteliğini etkilediğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu noktada kritik soru şu: Yargı süreçleri gerçekten kriminal suçları mı hedefliyor, yoksa siyasi aktörlerin tasfiyesi için mi kullanılıyor?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İktidar kanadı bu iddiaları reddederken, muhalefet ve uluslararası insan hakları kuruluşları Tunus'ta siyasi özgürlüklerin gerilediğini ve yargının giderek daha fazla politik alanın parçası haline geldiğini ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Siyasi alanın daralması ve kutuplaşmanın derinleşmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gelişmelerin bir diğer sonucu, Tunus'ta zaten kırılgan olan siyasi dengelerin daha da sertleşmesi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ekonomik sorunlar, işsizlik ve sosyal gerilimler devam ederken, siyasi rekabet alanının daralması toplumsal kutuplaşmayı artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefetin bastırılması, kısa vadede siyasal alanı sadeleştiriyor gibi görünse de uzun vadede temsil krizini derinleştirme riski taşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü 'demokratik' sistemlerde muhalefetin dışlanması, sadece siyasi aktörleri değil, toplumun farklı kesimlerinin temsil kanallarını da zayıflatıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kays Said yönetimi: Güç yoğunlaşması tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Kays Said'in siyasi sistemi yeniden şekillendirirken yargı mekanizmasını muhalefeti zayıflatmak için kullandığı ve ülkede giderek daha merkezileşmiş bir yönetim modeli inşa ettiği belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefet ve çok sayıda insan hakları çevresi, son yıllarda açılan davalar ve verilen ağır cezaları tekil hukuki süreçler olarak değil, siyasi alanın yeniden düzenlenmesinin bir parçası olarak değerlendiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede özellikle Nahda ve diğer muhalif aktörlere yönelik yargı süreçlerinin, siyasi rekabeti daraltan bir işlev gördüğü ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirilerde ortak vurgu, yargının bağımsız bir denetim mekanizması olmaktan çıkarak, siyasi tasfiyenin aracı haline geldiği yönünde. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu değerlendirme, özellikle 2021 sonrası artan tutuklamalar ve siyasi dosyalarla birlikte daha güçlü bir zemine oturmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b> 'Tek merkez' tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>25 Temmuz 2021'de parlamentonun askıya alınması ve ardından anayasal düzenin yeniden yapılandırılması, Tunus'ta güç dengelerini köklü biçimde değiştirdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Kays Said'in geniş yürütme yetkilerini elinde toplaması, muhalefet tarafından 'tek adam yönetimine geçiş' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte yasama ve yürütme arasındaki denge mekanizmalarının zayıfladığı, siyasi partilerin etkisinin azaldığı ve devletin karar alma yapısının daha merkezi bir yapıya dönüştüğü yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirmenlere göre bu dönüşüm, 'demokratik' çoğulculuğun alanını daraltarak siyasi rekabeti sınırlayan bir yapı oluşturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhalefetin tasfiyesi </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyasi muhalefet, özellikle Nahda başta olmak üzere farklı akımlara yönelik operasyonları 'siyasi tasfiye süreci' olarak nitelendiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede yargı kararları, yalnızca bireysel suçlamalar değil, aynı zamanda siyasi alanın yeniden dizayn edilmesinin araçları olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu iddialar, Tunus'ta siyasi partilerin faaliyet alanının daraldığı, muhalif seslerin artan biçimde yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığı ve kamusal tartışma alanının sınırlı hale geldiği yönündeki gözlemlerle birlikte dile getiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uluslararası baskının sınırlı kalması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dikkat çeken bir diğer unsur ise Tunus'taki gelişmelere yönelik uluslararası tepkilerin görece sınırlı kalması. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşları ve bazı Batılı çevreler zaman zaman yargı bağımsızlığı ve siyasi özgürlükler konusunda eleştiriler yöneltse de bu eleştirilerin somut ve güçlü bir siyasi baskı mekanizmasına dönüşmediği değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, Kays Said yönetiminin dış politik dengeleri gözeterek belirli bir manevra alanı koruduğu yorumlarını da beraberinde getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle ekonomik kriz, göç yönetimi ve bölgesel güvenlik başlıklarının, Tunus'a yönelik uluslararası yaklaşımda belirleyici olduğu ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: İki Tunus arasında gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Tunus'ta yaşanan tablo, iki farklı siyasi tasavvurun çatışması olarak okunabilir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir tarafta, devrim sonrası kazanımlar üzerine inşa edilmiş, çoğulculuğu ve siyasi rekabeti esas alan bir Tunus tasavvuru; diğer tarafta ise daha merkezi, daha kontrollü ve siyasi alanı daraltan bir devlet modeli.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi ve Nahda etrafında yoğunlaşan davalar, bu iki model arasındaki gerilimin en görünür sembolüne dönüşmüş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle mesele artık sadece bir liderin yargılanması değil Tunus'un gelecekte nasıl bir devlet olacağı sorusudur. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ve bu soru, ülkenin sadece bugünkü siyasetini değil, uzun vadeli kurumsal kimliğini de belirleyecek. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 09:45:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi.jpg" type="image/jpeg" length="38002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hizbullah'ın 'drone' savaşı: İşgal ordusunun teknoloji üstünlüğü sarsılıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Lübnan'da Hizbullah'ın yoğunlaştırdığı FPV tipi saldırı dronları, işgal ordusunun milyarlarca dolarlık hava savunma ve elektronik harp sistemlerini zorlayan yeni bir savaş modeline dönüştü. Siyonist askerlerin 'gökyüzünden gelen görünmez tehdit' karşısındaki çaresizliği, sahadaki askeri dengeden çok psikolojik üstünlüğün de değiştiğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan'da son dönemde yaşanan çatışmalar, klasik cephe savaşlarından çok farklı bir tabloya işaret ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusunun tanklar, zırhlı araçlar ve gelişmiş hava savunma sistemleriyle kurduğu askeri üstünlük, Hizbullah'ın düşük maliyetli ama yüksek etkili FPV dron saldırılarıyla ciddi şekilde sınanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusuna mensup bir askerin babasının 'Güney Lübnan adeta bir drone av sahası' sözleri, sahadaki askeri durumdan çok daha fazlasını anlatıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ifade, artık savaşın sadece ateş gücüyle değil, görünmezlik, ani saldırı kapasitesi ve psikolojik baskı üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Teknolojik üstünlüğün kırılganlığı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusu uzun yıllar boyunca hava gücü, radar sistemleri ve elektronik harp kapasitesi sayesinde bölgesel askeri üstünlüğünü korudu. Ancak FPV tipi dronların ortaya çıkışı bu denklemi önemli ölçüde değiştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dronlar, askerî açıdan bakıldığında son derece basit bir teknolojiye dayanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Genellikle sivil kullanım için geliştirilen, düşük maliyetli ve hızlı üretilebilen sistemler. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna karşın etkileri, klasik yüksek maliyetli savunma sistemlerinin ötesine geçebiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı dronların maliyeti yüzlerce dolar seviyesinde kalırken, bunları durdurmak için kullanılan füze sistemleri ve elektronik harp ekipmanlarının maliyeti on binlerce doları buluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu da sahada ciddi bir 'maliyet asimetrisi' oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Elektronik harp etkisiz kalıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>En kritik dönüşüm ise kontrol sistemlerinde yaşanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son dönemde kullanılan bazı FPV dronlar fiber optik kablolarla kontrol ediliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu sistemde komutlar radyo frekansıyla değil, fiziksel bir kablo üzerinden iletildiği için elektronik karıştırma yöntemleri büyük ölçüde etkisiz hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, işgal ordusunun yıllardır güvendiği elektronik savaş kapasitesinin sınırlı kaldığı yeni bir alan oluşturuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Radarlar küçük ve kompozit malzemelerden üretilen bu dronları tespit etmekte zorlanırken, alçak irtifada ve çok hızlı hareket eden hedefler hava savunma sistemlerinin 'kör noktalarına' giriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Savaşın görünmeyen boyutu: Psikolojik çöküş</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sahadaki en dikkat çekici değişimlerden biri ise askerlerin psikolojik durumunda yaşanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal medyasına yansıyan ifadelerde askerlerin sürekli tetikte olduğu, gökyüzüne bakmadan hareket edemedikleri ve en küçük sesin bile tehdit olarak algılandığı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı askerlerin 'tek yapabildiğimiz şey dua etmek' şeklindeki sözleri, askeri disiplinin ötesinde bir psikolojik kırılmaya işaret ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern savaşlarda teknolojik üstünlük kadar, askerlerin moral ve güven hissi de belirleyici bir unsur haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu noktada FPV dronlar yalnızca fiziksel hasar üretmiyor aynı zamanda sürekli bir belirsizlik ve korku haline neden olarak savaş alanının psikolojisini yeniden şekillendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Güney Lübnan: Yeni nesil savaş laboratuvarı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan'daki çatışmalar, aslında daha geniş bir askeri dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu bölge, düşük maliyetli insansız sistemlerin büyük ordulara karşı ne kadar etkili olabileceğinin test edildiği bir alan haline gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hizbullah'ın özellikle ileri karakolları, zırhlı birlikleri ve tahliye hatlarını hedef alan saldırıları, klasik cephe savaşını zorlaştıran bir stratejiye dayanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Amaç yalnızca kayıp verdirmek değil, aynı zamanda hareket kabiliyetini kısıtlamak ve sürekli bir tehdit algısına neden olmak.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yönüyle Güney Lübnan, Ukrayna savaşında görülen FPV drone kullanımının Orta Doğu'ya taşınmış bir versiyonu olarak da değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Teknolojik savaşın sınırları</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusunun elindeki gelişmiş sistemlere rağmen sahada kesin bir çözüm üretilememesi, modern savaşın temel bir gerçeğini yeniden gündeme getiriyor: Teknoloji tek başına mutlak üstünlük sağlamıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha ucuz, daha hızlı uyarlanabilen ve taktik esneklik sağlayan sistemler, büyük ve pahalı askeri yapıları zorlayabiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle elektronik harp karşısında dayanıklı hale getirilen yeni nesil dronlar, bu dengenin daha da kırılgan hale geldiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Değişen savaş paradigması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan'da yaşananlar, yalnızca bir sınır çatışması değil, aynı zamanda savaşın doğasının değiştiği bir dönüm noktasını temsil ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tanklar, zırhlı araçlar ve hava savunma sistemleri hâlâ önemli ancak artık tek başına belirleyici değil. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küçük, ucuz ve yüksek hassasiyetli dronlar, sahadaki en güçlü orduların bile hareket alanını daraltabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal askerlerinin kendilerini 'gökyüzünden gelen görünmez bir tehdit karşısında şansa bağlı yaşıyor gibi' hissetmeleri, bu yeni savaş paradigmasının en çarpıcı özeti olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan bugün, yalnızca bir çatışma hattı değil aynı zamanda geleceğin savaşlarının nasıl olacağına dair sert ve gerçek bir laboratuvar haline gelmiş durumda. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:00:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="66985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa göç politikasında sert viraj: Sınır dışı merkezleri ve toplu geri gönderme planı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği, göç politikalarında kapsamlı bir değişikliğe giderek düzensiz göçmenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesini ve birlik dışındaki ülkelerde geri gönderme merkezleri kurulmasını öngören yeni düzenlemeler üzerinde uzlaştı. İnsan hakları kuruluşları ise Avrupa'nın, Donald Trump döneminde ABD'de uygulanan tartışmalı göç politikalarına benzer bir yola sürüklendiği uyarısında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Birliği, son yılların en tartışmalı başlıklarından biri olan göç konusunda yeni ve daha sert bir dönemin kapısını araladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği Konseyi ve Avrupa Parlamentosu arasında varılan anlaşma, iltica başvurusu reddedilen veya ülkede kalma hakkı bulunmayan göçmenlerin daha hızlı şekilde sınır dışı edilmesini hedefliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni düzenleme kapsamında AB üyesi ülkeler, birlik sınırları dışında 'geri dönüş merkezleri' kurmak için üçüncü ülkelerle ikili anlaşmalar yapabilecek. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu merkezlerde tutulacak göçmenlerin daha sonra geldikleri ülkelere gönderilmesi planlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa sınırlarını dışarıdan korumaya hazırlanıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa basınında yer alan bilgilere göre Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan başta olmak üzere birçok ülke, geri gönderme merkezlerine ev sahipliği yapabilecek ülkelerle görüşmeler yürütüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ülkelerin büyük bölümünün Afrika kıtasında bulunduğu belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İtalya'nın Arnavutluk ile yaptığı ve düzensiz göçmenlerin Arnavutluk'taki merkezlerde tutulmasını öngören anlaşma ise yeni modelin öncüsü olarak gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Brüksel yönetimi, yeni düzenlemelerin sınır dışı süreçlerini hızlandıracağını ve reddedilen iltica başvurularının ardından yaşanan hukuki ve idari tıkanıklıkları azaltacağını savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Trump dönemine benzetildi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak insan hakları örgütleri ve göç alanında çalışan kuruluşlar, Avrupa'nın giderek daha sert ve güvenlik odaklı bir göç anlayışına yöneldiğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hak savunucuları, düzensiz göçmenlerin Avrupa dışındaki merkezlerde tutulmasının, Donald Trump döneminde ABD'nin uyguladığı tartışmalı göç politikalarını hatırlattığını ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirilerde, göçmenlerin hukuki destekten mahrum kalabileceği, uzun süreli idari gözaltı uygulamalarının yaygınlaşabileceği ve sığınma hakkının fiilen zayıflatılabileceği uyarıları öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sağ siyasetin yükselişi etkili oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre Avrupa'da göç politikalarının sertleşmesinde son yıllarda yükselen sağ ve aşırı sağ partilerin etkisi büyük. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde göç karşıtı söylemleriyle öne çıkan partilerin güç kazanması, hükümetler üzerindeki baskıyı artırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yeni düzenlemeleri savunurken, 2015 yılında yaklaşık bir milyon göçmen ve sığınmacının Avrupa'ya ulaştığı göç krizinin tekrar yaşanmaması gerektiğini dile getirmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İnsan hakları kuruluşlarından uyarı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları örgütleri ise yeni sistemin, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nda güvence altına alınan koruma mekanizmalarını zayıflatabileceğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kuruluşlar, özellikle savaş, işkence veya siyasi baskı riski bulunan ülkelere yapılacak geri göndermelerin ciddi insani sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunurken, Avrupa'nın sınır güvenliği ile insan hakları arasındaki dengeyi koruması gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni göç paketi, Avrupa'nın düzensiz göçle mücadelede daha sert araçlara yöneldiğini ortaya koyarken, kıtanın önümüzdeki yıllarda göç ve insan hakları ekseninde daha yoğun tartışmalara sahne olacağının işaretlerini veriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Göçün ardındaki zorunluluk göz ardı ediliyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, Avrupa'ya ulaşmaya çalışan insanların büyük bölümünün ülkelerini keyfi nedenlerle değil, savaş, iç karışıklık, siyasi istikrarsızlık, yoksulluk ve güvenlik sorunları nedeniyle terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afrika, Ortadoğu ve Asya'nın çeşitli bölgelerinden yola çıkan milyonlarca kişi, yaşadıkları ülkelerde hayatlarını sürdürebilecek temel şartları bulamadıkları için tehlikeli göç rotalarına yöneliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa'da hayat çoğu zaman sanıldığı kadar kolay değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Göçmenler Avrupa'ya ulaştıktan sonra da ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok ülkede geçici kamplarda veya kalabalık merkezlerde yaşamak zorunda kalan göçmenler, iş bulma, barınma, sağlık hizmetlerine erişim ve toplumsal uyum gibi alanlarda önemli güçlükler yaşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayrımcılık ve yabancı düşmanlığı da göçmenlerin karşılaştığı temel sorunlar arasında yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Küresel krizlerin sorumluluğu tartışılıyor</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Göç hareketlerinin nedenleri üzerine yapılan değerlendirmelerde, birçok ülkenin bugün karşı karşıya bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunların tarihsel arka planına da dikkat çekiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzun yıllar süren sömürgecilik politikaları, dış müdahaleler, vekâlet savaşları, kaynakların kontrolü için yürütülen mücadeleler ve adaletsiz küresel ekonomik düzenin, birçok bölgede istikrarsızlığı derinleştirdiği belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle bazı uzmanlar, göçü yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, küresel adalet ve sorumluluk çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dayanışma çağrısı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşları ise göç tartışmalarında güvenlik kaygılarının yanı sıra insani boyutun da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kuruluşlar, savaşlardan, açlıktan ve yoksulluktan kaçan insanların her şeyden önce temel haklara sahip bireyler olduğuna dikkat çekerek, devletlerin sınır güvenliğini sağlarken insan onurunu koruyan politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre göç meselesinin kalıcı çözümü, yalnızca sınırları daha sıkı korumaktan değil, insanların kendi ülkelerinde güvenli ve insanca yaşayabilecekleri şartların oluşturulmasından geçiyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:45:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani.jpg" type="image/jpeg" length="54363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa yeniden silahlanıyor: Otomobil fabrikaları füze, tank ve İHA üretimine başladı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'nın sanayi devleri birer birer otomobil üretiminden çıkıp silah sanayisine yöneliyor. Volkswagen'den Renault'ya, tren fabrikalarından yedek parça tesislerine kadar onlarca üretim merkezi artık tank, füze, İHA ve hava savunma sistemleri için çalışıyor. İlk bakışta ekonomik bir zorunluluk gibi görünen bu dönüşüm, kıtanın geleceğini şekillendirecek çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor: Avrupa, Rusya tehdidine karşı mı hazırlanıyor, yoksa savaşın kalıcı hale geldiği yeni bir ekonomik düzene mi giriyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tarihin ironilerinden biri Almanya'nın Osnabrück kentinde yaşanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1648 yılında Avrupa'daki din savaşlarını sona erdiren Vestfalya Antlaşması'nın imzalandığı ve bu nedenle 'barış şehri' olarak anılan Osnabrück'te bulunan Volkswagen fabrikası, bugün otomobil yerine askeri sistemler üretmeye hazırlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim merkezli Rafael şirketiyle yürütülen görüşmeler kapsamında fabrikanın Demir Kubbe hava savunma sisteminin bileşenlerini, ağır askeri kamyonları, fırlatma platformlarını ve enerji sistemlerini üretmesi planlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 2 bin 300 kişinin çalıştığı fabrikanın mevcut haliyle kapanması gündemdeydi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Volkswagen açısından tercih, otomobil ile silah arasında değil, silah üretimi ile fabrikanın tamamen kapanması arasında yapıldı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak mesele yalnızca bir fabrikanın kaderi değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa'nın otomotiv devi alarm veriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir zamanlar Avrupa ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü son yılların en ağır krizlerinden geçiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Volkswagen 2025 yılında faaliyet kârının yüzde 53 eridiğini açıkladı. Şirket aynı dönemde Almanya'da 35 bin kişiyi işten çıkarma planını duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha çarpıcı tablo ise Peugeot, Citroen, Fiat, Chrysler, Jeep ve Opel gibi markaları bünyesinde barındıran Stellantis'te ortaya çıktı. Şirket 2025 yılında 22,3 milyar avroluk zarar açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu rakamlar yalnızca şirket bilançolarındaki bozulmayı göstermiyor. Avrupa'nın onlarca yıldır kurduğu sanayi modelinin sarsıldığını da ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin, Avrupa'nın evine girdi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Krizin en önemli nedenlerinden biri Çin'in yükselişi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir dönem yalnızca düşük maliyetli üretici olarak görülen Çinli markalar artık Avrupa'nın kendi pazarında Avrupalı üreticilerle rekabet ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Çinli elektrikli araç üreticileri BYD ve Leapmotor son yıllarda Avrupa pazarında hızlı büyüme kaydetti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çinli üreticilerin satışları birçok geleneksel Avrupalı markayı geride bırakmaya başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üstelik Avrupa Birliği'nin ek gümrük vergilerine rağmen Çin araçlarının fiyat avantajı devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Elektrikli araç yatırımları beklenen sonucu vermedi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupalı şirketler milyarlarca avroluk yatırımla elektrikli araç dönüşümüne hazırlanmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni üretim bantları kuruldu, batarya fabrikaları açıldı, motor teknolojileri geliştirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak tüketici talebi şirketlerin öngördüğü hızda artmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sonuç olarak firmalar hem elektrikli araçlara yatırım yapmak hem de içten yanmalı motorları üretmeye devam etmek zorunda kaldı. Bu durum maliyetleri katladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Trump'ın tarifeleri son darbeyi vurdu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sorunlar bununla da sınırlı kalmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Donald Trump yönetiminin Avrupa otomobillerine yüzde 25 ek gümrük vergisi getirmesi kıta üreticilerine milyarlarca dolarlık maliyet yükledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Volkswagen tek başına milyarlarca dolar zarar açıklarken, birçok şirket ABD pazarındaki rekabet gücünü kaybetmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tam da bu noktada savunma sanayisi şirketler için cazip bir çıkış yolu olarak ortaya çıktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Savaş ekonomisinin cazibesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma sanayisinin sunduğu imkanlar otomotiv sektörünün sahip olmadığı avantajlar içeriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Devlet garantili siparişler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>10 ila 15 yıl süren uzun vadeli sözleşmeler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yüksek kâr marjları.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sürekli artan bütçeler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kapanma riski altındaki fabrikalar için silah üretimi adeta bir can simidine dönüşmüş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Renault'nun Fransa'daki tesislerinde saldırı tipi uzun menzilli insansız hava araçları üretilmeye başlanması, Alman KNDS şirketinin 175 yıllık tren fabrikasını tank üretim merkezine dönüştürmesi ve Rheinmetall'in otomotiv tesislerini askeri üretime yönlendirmesi bu sürecin parçaları olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa neden yeniden silahlanıyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dönüşümün arkasında yalnızca ekonomik nedenler yok.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik algısı köklü şekilde değişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>NATO ve Avrupa ülkelerinin askeri yetkilileri, önümüzdeki yıllarda Rusya ile daha geniş kapsamlı bir çatışma riskinin bulunduğunu savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Almanya, Polonya, Baltık ülkeleri ve İskandinav devletleri savunma harcamalarını rekor seviyelere çıkarıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>NATO'nun yeni hedefleri doğrultusunda birçok Avrupa ülkesi milli gelirlerinin yüzde 5'ine yaklaşan savunma harcamaları planlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu da savunma sanayisine yüz milyarlarca avroluk yeni kaynak aktarılması anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asıl soru: Bu dönüşün geri dönüşü var mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Analizin en dikkat çekici noktası burada ortaya çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İkinci Dünya Savaşı sonrasında tank üreten fabrikalar yeniden otomobil üretmeye dönmüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bugün durum farklı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Avrupa'nın otomotiv sektörü geçici bir durgunluk yaşamıyor; yapısal bir krizle karşı karşıya bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir kez savunma sanayisine geçen fabrikanın yeniden otomobil üretimine dönmesi ekonomik açıdan giderek daha zor hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri üretim için kurulan tedarik zincirleri, devlet sözleşmeleri, güvenlik izinleri ve uzman iş gücü zamanla kalıcı bir yapıya dönüşüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle birçok uzman Avrupa'nın yeni bir 'askeri-sanayi kompleksi' inşa ettiğini düşünüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Eisenhower'ın uyarısı yeniden gündemde</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1961 yılında görevden ayrılan ABD Başkanı ve eski general Dwight D. Eisenhower, Amerikan toplumunu 'askeri-sanayi kompleksi' konusunda uyarmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eisenhower, savunma sanayisinin zamanla siyaseti ve ekonomiyi yönlendirecek ölçüde güç kazanabileceğini söylemişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün bazı analistler Avrupa'nın benzer bir sürece girdiğini savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma şirketlerinin Brüksel'deki lobi faaliyetlerinin son yıllarda hızla artması da bu tartışmaları güçlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa yeni bir döneme giriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Volkswagen'in otomobil yerine füze sistemleri üretmeye hazırlanması, Renault'nun saldırı İHA'larına yönelmesi veya tren fabrikalarının tank üretmesi ilk bakışta birbirinden bağımsız kararlar gibi görünebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu örnekler bir araya getirildiğinde Avrupa'nın ekonomik ve stratejik önceliklerinde tarihi bir değişim yaşandığı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kıta, bir yandan Rusya'dan kaynaklanan güvenlik endişelerine karşı hazırlık yaparken diğer yandan sanayi üretiminin önemli bir bölümünü savaş ekonomisine entegre ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Avrupa'da birçok fabrika kapanmamak için silah üretimine geçiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fakat uzun vadede ortaya çıkacak tablo çok daha derin bir soruyu gündeme getiriyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eğer bir ekonominin büyümesi, fabrikalarının çalışması ve milyonlarca kişinin istihdamı giderek savunma harcamalarına bağlanırsa, o ekonomi barış dönemlerinde aynı dinamizmi sürdürebilir mi?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa'nın önündeki asıl sınav da tam olarak burada başlıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dönüşüm, kıtayı daha güvenli hale getirebilir. Ancak aynı zamanda Avrupa'nın geleceğini, varlığını sürdürebilmek için sürekli tehdit algısına ihtiyaç duyan yeni bir ekonomik düzene de bağlayabilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle bugün otomobil fabrikalarında yaşanan değişim yalnızca sanayi politikası değil, Avrupa'nın gelecek on yıllarını şekillendirecek tarihsel bir kırılma olarak görülüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:23:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="38742"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UNESCO'dan Lahey'e: Siyonist rejimin uluslararası hukukla gerilimi]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist rejim, Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumlarla yaşadığı gerilimi her geçen yıl artırırken, son olarak BM raporuna yönelik sert tepki ve diplomatik kopuş adımlarıyla dikkat çekti. UNESCO, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve İnsan Hakları Konseyi gibi kurumlarla yaşanan krizler, Tel Aviv'in uluslararası denetim mekanizmalarına karşı giderek sertleşen tutumunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin uluslararası hukuk ve küresel kurumlarla yaşadığı gerilim uzun süredir devam ederken, son gelişmeler bu çatışmanın daha da derinleştiğini gösteriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan ve çatışmalarda cinsel şiddet içeren raporun ardından Tel Aviv yönetiminin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile ilişkileri askıya alma kararı alması, yeni bir diplomatik krize yol açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>BM raporunda yer alan değerlendirmeler, siyonist rejim ile Rusya'nın da yer aldığı bazı aktörlerin 'çatışmalarda cinsel şiddet' şüphesiyle listeye alınmasını içerirken, Tel Aviv yönetimi bu kararı 'yanlı ve siyasi' olarak nitelendirdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim sözde Dışişleri Bakanlığı raporu sert ifadelerle eleştirerek Birleşmiş Milletleri 'taraflı bir yapı' olmakla suçladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>BM ile kopan ilişkiler ve sertleşen söylem</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin BM Genel Sekreteri ve kurumlarıyla ilişkilerini askıya alması, uluslararası arenada alışılmadık bir adım olarak değerlendirildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv yönetimi, raporun 'gerçek dışı ve kasıtlı' olduğunu savunurken, BM ise iddiaların sahadaki doğrulanmış bulgulara dayandığını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>BM yetkilileri, özellikle Gazze ve Batı Şeria'daki 'gözaltı' süreçlerinde cinsel şiddet ve kötü muamele iddialarına ilişkin çok sayıda doğrulanmış vaka bulunduğunu belirtti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna rağmen siyonist rejim, iddiaları reddederek uluslararası kuruluşları 'siyasi baskı aracı' olmakla suçlamayı sürdürdü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uluslararası kurumlarla uzun süredir devam eden kriz</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin BM ile yaşadığı gerilim yeni değil. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgalciler, yıllardır İnsan Hakları Konseyi'ni 'sistematik olarak taraflı olmakla' suçlarken, 2025 yılında konseye üyeliğini sonlandırmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>UNESCO ile yaşanan kriz de benzer şekilde derinleşmiş, Filistin'in üyeliği sonrası başlayan anlaşmazlıklar 2017'de ABD ile birlikte siyonist rejimin örgütten çekilmesine kadar uzanmıştı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv yönetimi, özellikle Kudüs ve Filistin topraklarındaki kültürel miras kararlarını 'tarihi bağları yok saymak' olarak değerlendirirken, UNESCO bu kararların uluslararası hukuka dayandığını savunmuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uluslararası Ceza Mahkemesi ve 'hesaplaşma' süreci</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ile Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) arasındaki gerilim de giderek tırmanıyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin'in Roma Statüsü'ne taraf olmasıyla birlikte mahkemenin yetkisini tanımayan siyonist rejim, son yıllarda hakkında açılan soruşturmaları 'siyasi motivasyonlu' olarak nitelendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Gazze savaşına ilişkin yürütülen süreçte üst düzey işgalci yetkililer hakkında olası savaş suçu soruşturmaları gündeme gelirken, Tel Aviv yönetimi mahkemenin yetkisini reddederek uluslararası hukuk mekanizmalarına karşı sert bir pozisyon aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Seçici tanıma' ve artan diplomatik çatışma</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre siyonist rejim, uluslararası kurumlarla ilişkilerinde 'çıkar temelli yaklaşım' izliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv, kendi tezlerine uygun kararları desteklerken, aleyhine olan rapor ve kararları ise 'gayrimeşru' ilan ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum özellikle BM, UCM ve UNESCO gibi kurumlarla ilişkilerde sürekli krizlere yol açarken, Filistin meselesi bu çatışmanın merkezinde yer alıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli yetkililer ise uluslararası toplumun daha etkin adımlar atması gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Derinleşen bir kırılma hattı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ile uluslararası hukuk mekanizmaları arasındaki gerilim, yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık olmaktan çıkıp yapısal bir çatışmaya dönüşmüş durumda. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>BM raporlarına yönelik tepkiler, kurumlarla bağların askıya alınması ve soruşturmalara verilen sert yanıtlar, bu kırılmanın daha da derinleştiğine işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, mevcut tablonun uluslararası hukuk düzeninin geleceği açısından kritik bir eşik oluşturduğunu ve bu gerilimin önümüzdeki dönemde daha da sertleşebileceğini değerlendiriyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 09:35:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi.jpg" type="image/jpeg" length="66812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz'den Çin'e uzanan ağ: Küresel internet parçalanıyor mu?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan jeopolitik gerilimler, devletlerin dijital alandaki sıkı kontrol politikaları ve deniz altı internet kablolarına yönelik güvenlik endişeleri, küresel internetin tek bir ağ olmaktan çıkıp parçalı yapılar haline gelebileceği tartışmalarını güçlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya genelinde internetin yaygınlaşmasıyla birlikte oluşan küresel dijital ağ, son yıllarda hem siyasi hem de güvenlik temelli müdahaleler nedeniyle yeni bir kırılma sürecine girdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir yandan devletlerin internet erişimini kısıtlayan politikaları, diğer yandan artan askeri gerilimler, 'küresel ve açık internet' fikrini giderek daha tartışmalı hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre Çin'in 'siber egemenlik' modeli bu dönüşümün en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Büyük Güvenlik Duvarı' sistemiyle dış platformlara erişimin sınırlandırılması, devlet kontrollü yerel dijital ekosistemlerin oluşmasına zemin hazırlarken, benzer uygulamaların farklı ülkelerde de yaygınlaştığı belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu eğilim, 'splinternet' olarak adlandırılan parçalı internet yapısının güçlendiğine işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Küresel ağın kırılgan omurgası: Deniz altı kablolar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnternet trafiğinin yüzde 99'undan fazlası deniz altı kablolar üzerinden taşınıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle özellikle Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Umman Körfezi gibi stratejik geçiş noktaları, küresel dijital iletişimin en hassas bölgeleri olarak kabul ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, bu kabloların bilinen güzergâhlardan geçtiğini ve bu durumun onları olası çatışma veya sabotajlara karşı savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu hatlarda yaşanabilecek bir kesintinin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte internet hızını ve hizmet akışını ciddi biçimde etkileyebileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin modeli ve dijital kontrolün yayılması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin'in geliştirdiği kapalı internet modeli, yalnızca kendi sınırları içinde değil, farklı ülkelerde de dijital kontrol sistemlerinin yayılmasına yol açıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı ülkelerin Çin yapımı gözetim ve filtreleme teknolojilerini kullanması, internetin küresel standartlardan uzaklaşmasına neden olan bir diğer unsur olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Benzer şekilde Rusya ve İran gibi ülkelerde de yerel platformların teşvik edilmesi, yabancı dijital servislerin sınırlandırılması ve 'izinli internet' uygulamalarına yönelim, küresel ağın bütünlüğünü zayıflatan gelişmeler arasında gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yeni dönem: Parçalı ve güvenlik odaklı internet</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre internet artık tek bir yapıdan ziyade, siyasi bloklara ve güvenlik bölgelerine ayrılan parçalı bir sisteme dönüşüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte hem devletlerin veri kontrolü hem de kritik altyapıların güvenliği ön plana çıkarken, küresel dijital ağın geleceği konusunda ciddi belirsizlikler oluşuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deniz altı kabloların yanı sıra alternatif iletişim hatları ve uydu sistemleri gündeme gelse de mevcut altyapının yerini tamamen alabilecek bir çözümün kısa vadede mümkün olmadığı belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, internetin geleceğinde hem teknik hem de jeopolitik kırılganlıkların artabileceğine işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin modeli ve 'siber egemenlik' eğilimi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin'in geliştirdiği kapalı internet modeli, yalnızca teknik bir altyapı tercihi değil, aynı zamanda siyasi bir kontrol mekanizması olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Büyük Güvenlik Duvarı' ile dış platformlara erişimin sınırlandırılması, devlet denetimli yerel dijital ekosistemlerin oluşmasını sağladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu model, bazı ülkeler tarafından örnek alınarak 'siber egemenlik' anlayışının yayılmasına zemin hazırlıyor ve küresel internetin ortak yapısını zayıflatıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Splinternet: Tek ağdan parçalı dijital düzene geçiş</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Splinternet' kavramı, internetin tek bir küresel ağ olmaktan çıkıp devlet politikalarına göre ayrışan dijital alanlara bölünmesini ifade ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sosyal medya platformlarına erişim kısıtlamaları, yerli alternatif uygulamaların teşviki ve içerik filtreleme sistemleri, bu parçalanmayı hızlandıran temel unsurlar arasında gösteriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, bilgi akışının evrenselliğini tartışmalı hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dijital altyapı ve yeni güvenlik riskleri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Artan jeopolitik gerilimler, internet altyapısını da doğrudan güvenlik meselesi haline getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deniz altı kabloların yanı sıra veri merkezleri, uydu sistemleri ve bölgesel internet ağları da potansiyel hedefler arasında değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu gelişmeler, internetin geleceğinde teknik dayanıklılıkla birlikte siyasi istikrarın da belirleyici olacağını gösteriyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD-Çin rekabeti ve internetin jeopolitikleşmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küresel internetin parçalanma süreci yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabetin dijital alana yansıması olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD merkezli platformların küresel hakimiyetine karşı Çin'in geliştirdiği kapalı ve kontrol edilebilir internet modeli, iki farklı dijital düzenin ortaya çıkmasına neden oluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, internetin ortak bir 'küresel kamusal alan' olma özelliğini zayıflatıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Veri, güvenlik ve dijital egemenlik yarışı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Günümüzde devletler için internet yalnızca iletişim ağı değil, aynı zamanda veri kontrolü ve ulusal güvenlik meselesi haline gelmiş durumda. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kullanıcı verilerinin nerede saklandığı, hangi yasalara tabi olduğu ve hangi devletin erişim yetkisine sahip olduğu tartışmaları, ülkeleri kendi dijital altyapılarını kurmaya yöneltiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu eğilim, küresel platformların gücünü sınırlandırırken ulusal internet modellerini güçlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Küresel kesinti senaryosu ve ekonomik riskler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deniz altı kablolarında yaşanabilecek olası kesintiler yalnızca iletişim değil, finans, bankacılık, lojistik ve enerji sistemlerini de doğrudan etkileyebilecek bir zincir reaksiyona neden olabilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnternetin merkezsiz yapısı teorik olarak alternatif yollar sunsa da yüksek trafik yoğunluğu nedeniyle sistemin ciddi yavaşlaması ve hizmet aksaklıkları kaçınılmaz görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uydu internet ve yeni güç dengesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Starlink gibi uydu tabanlı internet sistemleri, deniz altı kablolara alternatif olarak öne çıksa da bu teknolojilerin maliyet, kapasite ve jeopolitik kontrol sorunları bulunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre gelecekte internet altyapısı tek bir sistem yerine, deniz altı kablolar, kara hatları ve uydu ağlarının birlikte çalıştığı çok katmanlı bir yapıya evrilecek. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:47:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="76385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Filistin direnişi: Bir asrı aşan mücadelenin tarihsel seyri ve geleceği]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/filistin-direnisi-bir-asri-asan-mucadelenin-tarihsel-seyri-ve-gelecegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/filistin-direnisi-bir-asri-asan-mucadelenin-tarihsel-seyri-ve-gelecegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı'nın son dönemlerinden İngiliz mandasına, Nekbe'den intifadalara, Gazze savaşlarından günümüzdeki direniş eksenine uzanan Filistin mücadelesi, yalnızca silahlı çatışmaların değil kimliğini, toprağını ve tarihsel haklarını korumaya çalışan bir halkın yüz yılı aşkın süredir devam eden varoluş mücadelesinin hikâyesini anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direnişi çoğu zaman yalnızca savaşlar, intifadalar veya silahlı mücadele üzerinden okunuyor. Oysa direnişin ortaya çıkış sebebi, belirli dönemlerde yaşanan çatışmalar değil yüz yılı aşkın süredir devam eden sömürgeci ve yerleşimci bir projenin varlığıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tarih aynı zamanda bir halkın kimliğini koruma, toprağını savunma, hafızasını yaşatma ve siyasi varlığını sürdürme mücadelesidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Direnişi anlamadan Filistin meselesini anlamak mümkün değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Filistin direnişi 1948'de değil, siyonist yerleşim projesiyle başladı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaygın kanaatin aksine Filistin direnişi Nekbe'den veya 1967 işgalinden sonra başlamadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Direnişin kökleri 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1891 yılında Kudüs'ün önde gelen isimleri Osmanlı yönetimine başvurarak Yahudi göçlerinin ve toprak satın almalarının engellenmesini talep etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu gelişme, Filistin toplumunun siyonist projenin doğuracağı sonuçları henüz 'devlet' kurulmadan fark ettiğini gösteriyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İlerleyen yıllarda köylerde yaşanan silahlı çatışmalar, toprak anlaşmazlıkları ve protestolar, direnişin ilk nüvelerini oluşturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinliler açısından mesele hiçbir zaman dini veya etnik bir rekabet değil, toprak ve varlık mücadelesi olarak görüldü.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İngiliz mandası dönemi: Direnişin bastırıldığı ilk büyük dönem</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İngiltere'nin Filistin'i işgal etmesi ve Balfour Deklarasyonu'nun uygulanması, direniş hareketlerini daha da büyüttü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1929 Burak Ayaklanması ve 1936-1939 Büyük Filistin İsyanı bu dönemin en önemli olayları arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 1936 İsyanı, sadece Filistin tarihinin değil, Arap dünyasının da en önemli sömürge karşıtı hareketlerinden biri olarak kabul edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu süreçte Filistinliler yalnızca siyonist örgütlerle değil, İngiliz askeri gücüyle de karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İngiltere'nin uyguladığı sert baskılar sonucunda Filistin'in siyasi liderliği, toplumsal örgütlenmesi ve yerel direniş yapıları ağır darbe aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1948'de yaşanacak Nekbe'nin zemininde bu tasfiye sürecinin büyük etkisi bulunuyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Nekbe: Bir son değil, direnişin yeni başlangıcı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1948 yılı Filistin halkı için yalnızca askeri bir yenilgi anlamına gelmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yüz binlerce insan evlerinden sürüldü, yüzlerce köy haritadan silindi ve Filistin toplumu dünyanın farklı bölgelerine dağıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak siyonist hareketin beklediğinin aksine, sürgün Filistin kimliğini ortadan kaldırmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tam tersine mülteci kampları, Filistin ulusal bilincinin yeniden üretildiği merkezlere dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dönemde 'geri dönüş hakkı' Filistin mücadelesinin temel unsurlarından biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Direniş artık sadece toprağı korumak değil, kaybedilen vatanı geri kazanmak anlamı taşıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Fedai hareketlerinin yükselişi ve Filistin kimliğinin yeniden inşası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1960'lı yıllar Filistin direnişinin kurumsallaştığı dönem oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin Kurtuluş Örgütü'nün kurulması ve çeşitli Filistinli hareketlerin ortaya çıkmasıyla birlikte mücadele daha örgütlü hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1967 Savaşı'nın ardından Gazze, Batı Şeria ve Kudüs'ün de işgal edilmesi Filistinliler için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu gelişme, Arap ordularına duyulan güvenin azalmasına ve Filistinlilerin kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesi gerektiği düşüncesinin güçlenmesine yol açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fedai hareketleri yalnızca askeri yapılar değil, aynı zamanda Filistin ulusal kimliğinin taşıyıcıları haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İntifada: Direnişin halkla bütünleşmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1987 yılında başlayan Birinci İntifada, Filistin direnişinde büyük bir dönüşüme neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte mücadele yalnızca silahlı grupların değil, toplumun tamamının katıldığı bir harekete dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Taş atan çocuklar, genel grevler, boykotlar, öğrenci hareketleri ve mahalle komiteleri direnişin yeni yüzü oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birinci İntifada'nın en önemli sonucu, işgalin gerçek yüzünü dünya kamuoyuna göstermesi oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern silahlarla donatılmış işgal ordusuna karşı taşlarla direnen Filistinlilerin görüntüleri uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dönem, halk direnişinin askeri mücadele kadar etkili olabileceğini gösterdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Oslo: Barış süreci mi, işgalin yeniden düzenlenmesi mi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1993 Oslo Anlaşmaları Filistin tarihinde en çok tartışılan dönüm noktalarından biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Destekleyenler bunu barış için bir fırsat olarak değerlendirirken, eleştirenler işgalin yeni bir biçimde sürdürülmesi olarak yorumladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan geçen yıllar içerisinde yerleşim birimlerinin sayısının artması, Kudüs üzerindeki baskıların yoğunlaşması ve işgalin sona ermemesi, Oslo'ya yönelik eleştirileri güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2000 yılında başlayan İkinci İntifada ise Filistin toplumunda siyasi çözüm beklentilerinin önemli ölçüde zayıfladığını ortaya koydu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gazze neden direnişin merkezi haline geldi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2005 yılında işgal ordusunun Gazze içinden çekilmesinin ardından bölge farklı bir direniş modelinin merkezi oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ağır abluka, ekonomik kuşatma ve tekrarlanan saldırılar altında yaşayan Gazze, zamanla Filistin direnişinin en önemli sahalarından biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze deneyimi sadece askeri boyutuyla değerlendirilemez.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Gazze'de direniş aynı zamanda günlük hayatı sürdürebilme iradesi anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bombardıman altında eğitim vermek, sağlık hizmeti sunmak, evleri yeniden inşa etmek ve toplumsal hayatı devam ettirmek de direnişin bir parçası olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Gazze'deki mücadele hem askeri hem de toplumsal bir karakter taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Esirler, Kudüs ve Batı Şeria: Mücadelenin birbirini tamamlayan cepheleri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direnişinin önemli ayaklarından biri de esir hareketidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal hapishanelerinde geçen yıllar boyunca Filistinli esirler yalnızca mahkûm değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal mücadelenin sembolleri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kudüs ise çatışmanın merkezinde yer almaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlar, mahallelerdeki tahliye girişimleri ve demografik değişim politikaları, Kudüs'ü sürekli bir gerilim alanı haline getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Batı Şeria'da ise yerleşim faaliyetleri, baskınlar ve alıkoymalar sürerken, Cenin ve Nablus gibi kentler son yıllarda yeni direniş dalgalarının merkezleri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>7 Ekim sonrası dönem: Bölgesel denklem değişiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2023 sonrasında başlayan süreç, Filistin direniş tarihinin yeni bir aşamasını oluşturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan yıkımın boyutu, uluslararası hukuk tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, Filistin meselesi uzun yıllar sonra küresel siyasetin merkezine yerleşti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreç aynı zamanda direniş ekseni, bölgesel aktörler ve uluslararası güçler arasındaki ilişkileri de yeniden şekillendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortaya çıkan tablo, Filistin meselesinin yalnızca yerel bir çatışma değil, bölgesel ve küresel sonuçlar üreten bir dosya olduğunu bir kez daha gösterdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Filistin direnişinin tarihi neden hâlâ yazılmaya devam ediyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direnişinin tarihi tamamlanmış bir hikâye değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü direnişi ortaya çıkaran koşullar ortadan kalkmış değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Toprak meselesi, işgal, yerleşim faaliyetleri, Kudüs'ün statüsü, esirler ve mülteciler gibi temel başlıklar çözülmediği sürece Filistin direnişi de farklı biçimlerde varlığını sürdürmeye devam edecektir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tarih boyunca yöntemler değişti, örgütler değişti, liderler değişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak değişmeyen tek unsur, Filistin halkının kendi topraklarında var olma iradesi oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Filistin direnişinin tarihi yalnızca geçmişi anlatmaz aynı zamanda bölgenin geleceğini anlamak için de önemli ipuçları sunar. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/filistin-direnisi-bir-asri-asan-mucadelenin-tarihsel-seyri-ve-gelecegi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 12:21:08 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/filistin-direnisi-bir-asri-asan-mucadelenin-tarihsel-seyri-ve-gelecegi.jpg" type="image/jpeg" length="35797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunus'ta Kays Said'e öfke büyüyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-kays-saide-ofke-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-kays-saide-ofke-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunus'ta son haftalarda yükselen sokak hareketliliği, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimine yönelik tepkilerin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor. Muhalefet, Said'i ülkeyi tek adam yönetimine sürüklemekle suçlarken, artan tutuklamalar, ekonomik kriz ve özgürlük alanlarının daralması toplumdaki rahatsızlığı derinleştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'ta son dönemde yaşanan gelişmeler, ülkenin 2021'den bu yana girdiği siyasi sürecin giderek daha fazla tartışıldığını ortaya koyuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Başkent Tunus başta olmak üzere çeşitli kentlerde düzenlenen gösterilerde binlerce kişi, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimine karşı sloganlar atarken, ekonomik sıkıntılarla siyasi baskıları aynı zeminde buluşturan bir toplumsal öfke dikkat çekiyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalif çevreler, Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentoyu askıya almasıyla başlayan sürecin bugün tam anlamıyla bir 'tek adam yönetimine' dönüştüğünü belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle son yıllarda çok sayıda siyasetçi, gazeteci, hukukçu, aktivist ve iş insanının tutuklanması, Tunus'un özgürlükler açısından ciddi bir gerileme yaşadığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhalefetin ortak noktası: Kays Said karşıtlığı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzun süre dağınık görüntü veren Tunus muhalefeti, son aylarda ortak bir zeminde buluşmaya başladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sağdan sola, liberal kesimlerden İslamcı çevrelere kadar farklı siyasi gruplar, ülkenin içinde bulunduğu krizin temel sorumlusu olarak Kays Said'i görüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son gösterilerde öne çıkan sloganlar da bu tabloyu yansıtıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Protestocular, artan hayat pahalılığına, işsizliğe ve siyasi baskılara dikkat çekerek yönetimi sert şekilde eleştirdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gösterilerde kullanılan dil, birçok gözlemci tarafından 2010-2011 devrimi öncesindeki protesto atmosferine benzetildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefet cephesi, ülkede artık yalnızca siyasi rekabetin değil, muhalif olmanın da cezalandırıldığını belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kays Said yönetiminin hemen her eleştiriyi 'komplo', 'ihanet' veya 'dış bağlantı' suçlamalarıyla karşılaması, toplumsal kutuplaşmayı daha da artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Cezaevleri dolarken ekonomi kötüleşiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'ta siyasi gerilim ekonomik krizle birleşmiş durumda. Enflasyon, işsizlik ve satın alma gücündeki düşüş halkın günlük yaşamını doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle genç işsizliğinin ulaştığı seviyeler ve nitelikli insan gücünün yurt dışına göç etmesi, ülkenin geleceğine ilişkin kaygıları artırıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalifler, yönetimin ekonomik sorunları çözmek yerine güvenlikçi politikalara ağırlık verdiğini ve eleştirel sesleri susturmaya çalıştığını belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sokaktaki vatandaş açısından ise temel mesele giderek daha somut hale geliyor: Artan fiyatlar, düşen alım gücü ve kötüleşen kamu hizmetleri.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kays Said'in yalnızlığı büyüyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dikkat çeken gelişmelerden biri de geçmişte Kays Said'i destekleyen bazı kesimlerin artık açık biçimde memnuniyetsizliklerini dile getirmesi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sosyal medya platformlarında daha önce Cumhurbaşkanı'nı destekleyen hesaplarda dahi ekonomik başarısızlıklar ve siyasi tıkanıklık konusunda eleştiriler görülmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalif çevreler, Said'in yıllardır sürdürdüğü 'düşmanlar ve komplolar' söyleminin artık toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulmadığını belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna göre halk, siyasi polemiklerden çok ekonomik çözümler görmek istiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ordu açıklaması neden tartışmaya neden oldu?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'ta son dönemde büyüyen siyasi gerilim ve Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimine yönelik protestolar sürerken, Tunus ordusunun yayımladığı kısa bir açıklama ülkede geniş yankı uyandırdı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ordu, cumhuriyetçi ve tarafsız bir kurum olduğunu vurgulayarak siyasi çekişmelerin dışında kalacağını, kendisini siyasi tartışmaların içine çekmeye yönelik girişimleri reddettiğini bildirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açıklamanın içeriğinden çok zamanlaması dikkat çekti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kays Said karşıtı gösterilerin arttığı, ekonomik sıkıntıların derinleştiği ve iktidar çevrelerinde görüş ayrılıkları bulunduğuna dair iddiaların gündemde olduğu bir dönemde yapılan açıklama, siyasi kulislerde farklı yorumlara neden oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalif çevreler açıklamanın devlet kurumları içindeki rahatsızlıklara işaret edebileceğini öne sürerken, iktidar yanlıları bunun ordunun geleneksel tarafsızlık anlayışının tekrarlanmasından ibaret olduğunu savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bununla birlikte, ordunun yönetime karşı bir tutum aldığına veya devlet içinde bir bölünme yaşandığına dair doğrulanmış herhangi bir bilgi bulunmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Resmî açıklamada yalnızca ordunun anayasal görevlerine bağlı kalacağı ve ülkenin istikrarını koruma sorumluluğunu sürdüreceği vurgulanırken, açıklama Tunus'ta olası siyasi değişim senaryolarına ilişkin tartışmaları daha da alevlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Tunus yeni bir döneme mi giriyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Tunus'ta en çok sorulan soru, değişimin gelip gelmeyeceğinden çok, nasıl gerçekleşeceği. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefet, ülkedeki kurumların yeniden güçlendirilmesini ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kays Said ise kendisini ülkeyi yolsuzluk ve siyasi kaostan kurtaran lider olarak sunmaya devam ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak ekonomik göstergelerdeki kötüleşme, uluslararası alanda artan eleştiriler ve sokakta yükselen memnuniyetsizlik, Cumhurbaşkanı üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir zamanlar Arap Baharı'nın demokrasi umudu olarak gösterilen Tunus, bugün yeniden özgürlükler, hukuk devleti ve siyasi temsil tartışmalarının merkezinde bulunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ülkedeki gelişmeler, önümüzdeki dönemde yalnızca Tunus'un değil, tüm Kuzey Afrika'nın siyasi dengelerini etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-kays-saide-ofke-buyuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:30:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/tunusta-kays-saide-ofke-buyuyor.jpg" type="image/jpeg" length="68473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanarya Misyonu: Batı'da Filistinliler ve destekçilerine karşı kurulan dijital baskı düzeni]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/kanarya-misyonu-batida-filistinliler-ve-destekcilerine-karsi-kurulan-dijital-baski-duzeni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/kanarya-misyonu-batida-filistinliler-ve-destekcilerine-karsi-kurulan-dijital-baski-duzeni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanarya Misyonu üzerinden yürütülen sistem, siyonist rejim yanlısı milyarderler, siyasi ağlar ve üniversite kampüslerine uzanan bağlantılarla Filistin destekçilerini hedef alan kapsamlı bir baskı mekanizmasına dönüşmüş durumda. Bu yapı, BDS hareketini zayıflatmayı amaçlayan uzun soluklu bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2010'lu yıllarda Filistin'deki işgal politikalarına karşı geliştirilen BDS (Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar) hareketi, kısa sürede özellikle Batı'daki üniversitelerde karşılık buldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Öğrenci hareketleri, akademik çevreler ve sivil toplum grupları içinde yaygınlaşan bu destek, zamanla siyonist rejim yanlısı çevreler tarafından doğrudan siyasi ve güvenlik tehdidi olarak görülmeye başlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu noktadan sonra mücadele, klasik propaganda yöntemlerinin ötesine taşındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kanarya Misyonu: Dijital fişleme sistemi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2015 yılında ortaya çıkan Kanarya Misyonu, yüzeyde bir internet arşivi gibi görünse de eleştirilere göre işleyişi bunun çok ötesine uzanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Platformda, Filistin yanlısı görüşleriyle öne çıkan öğrenciler, akademisyenler ve aktivistler hakkında açık kaynaklardan toplanan bilgiler bir araya getirilerek kişisel profiller oluşturuluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu profillerde sosyal medya paylaşımları, kampüs faaliyetleri ve kamuya açık bilgiler yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortaya çıkan tablo, birçok çevre tarafından 'dijital fişleme' ve 'itibar hedefli kara listeleme' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Etkiler: Kampüsten iş hayatına uzanan baskı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kanarya Misyonu benzeri yapıların etkisinin yalnızca internet ortamıyla sınırlı kalmadığı belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Platformda yer alan kişilerin bazı durumlarda ciddi sonuçlarla karşılaştığı ifade ediliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu sonuçlar arasında iş fırsatlarının kaybedilmesi, akademik baskılar ve sosyal çevrede dışlanma gibi durumlar yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle sistem, yalnızca bir kayıt platformu değil, aynı zamanda bir 'sosyal ve mesleki baskı aracı' olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Milyarderler ağı ve destek</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sistemin arkasında, siyonist rejim yanlısı bazı iş insanları ve vakıfların bulunduğu belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sheldon Adelson çevresi, Adam Milstein gibi isimler ve farklı siyonist rejim yanlısı organizasyonlar, üniversitelerdeki faaliyetler ve iletişim ağları üzerinden bu yapıyla ilişkilendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ağın temel hedefi olarak üç başlık öne çıkıyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1-BDS hareketinin etkisini kırmak</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2-Siyonist rejim karşıtı söylemi zayıflatmak</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>3-Üniversite kampüslerinde siyonist rejim yanlısı anlatıyı güçlendirmek</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Üniversiteler: Mücadelenin merkez üssü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD ve Avrupa üniversiteleri, bu sürecin en yoğun yaşandığı alanlar olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Öğrenci oylamaları, protestolar ve kampanya faaliyetleri yakından takip ediliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu faaliyetlerin bir kısmı, Kanarya Misyonu benzeri platformlarda kayıt altına alınarak kalıcı profillere dönüştürülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, üniversitelerde ifade özgürlüğü ve akademik güvenlik tartışmalarını daha da derinleştiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Devlet kurumlarıyla veri kesişimi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>En dikkat çeken tartışmalardan biri, bu platformlarda toplanan bilgilerin bazı güvenlik ve göç kurumları tarafından kullanıldığı iddiası.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kesinliği her vakada kanıtlanmış olmasa da bu iddialar özel veri tabanlarının devlet mekanizmalarıyla nasıl kesiştiğine dair ciddi soru işaretleri oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, dijital ortamda toplanan verilerin kamusal sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gündeme taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Dijital çağda yeni baskı modeli</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kanarya Misyonu tartışması, yalnızca bir internet sitesi meselesi değildir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yapı, dijital çağda siyasi mücadelelerin nasıl yeni bir forma evrildiğini gösteren örneklerden biri olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir yanda Filistin'e yönelik küresel dayanışma hareketleri, diğer yanda bu hareketi sınırlamaya yönelik finansal ve kurumsal ağlar bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortaya çıkan tablo, bireylerin dijital izleri üzerinden şekillenen yeni bir baskı düzenine işaret ediyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/kanarya-misyonu-batida-filistinliler-ve-destekcilerine-karsi-kurulan-dijital-baski-duzeni</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:05:35 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/kanarya-misyonu-batida-filistinliler-ve-destekcilerine-karsi-kurulan-dijital-baski-duzeni.png" type="image/jpeg" length="97102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savaşın gölgesinde bir komutan: İzzeddin Haddad'ın bilinmeyen yönleri]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/savasin-golgesinde-bir-komutan-izzeddin-haddadin-bilinmeyen-yonleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/savasin-golgesinde-bir-komutan-izzeddin-haddadin-bilinmeyen-yonleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kassam Tugayları'nın önde gelen komutanlarından İzzeddin Haddad'ın, onlarca yıla yayılan mücadelesi ve askeri tecrübesiyle hareketin sahadaki en kritik isimlerinden biri haline geliş süreci ilk kez ayrıntılarıyla ortaya kondu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İzzeddin Haddad 'Ebu Suheyb', 1980'li yılların başında Gazze'de cami çevresinde başlayan İslami davet temelli faaliyetleriyle tanındı. Kur'an eğitimi halkalarında aktif rol aldığı, daha sonra HAMAS'ın İslami ve toplumsal çalışmalarına katıldığı ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1987'deki Birinci İntifada sürecinde hareketin sahadaki yapılanmalarında yer alan Haddad'ın, 1989 yılında siyonist rejim tarafından esir alındığı ve Gazze Merkez Cezaevi'nde bir süre kaldığı belirtildi. Bu süreçte hem İslami eğitimine devam ettiği hem de diğer esirlere yönelik güvenlik ve bilinçlendirme dersleri verdiği aktarıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Serbest bırakılmasının ardından HAMAS bünyesindeki farklı güvenlik ve saha birimlerinde görev aldığı, 'olaylar birimi' ve daha sonra 'Saika birimi' olarak bilinen yapılarda aktif olduğu, işgalcilere karşı operasyonların planlanmasında rol üstlendiği belirtildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2000 yılında başlayan İkinci İntifada döneminde yeniden askeri faaliyetlere yöneldiği, el yapımı patlayıcılar ve pusu operasyonları üzerinde çalıştığı ve Gazze'nin doğu hatlarında çeşitli eylemlerin planlanmasına katkı sunduğu ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2001 yılında Şucaiyye bölgesindeki askeri yapılanmanın başına geçtiği, burada havan saldırıları ve sınır hattındaki operasyonların koordinasyonunda yer aldığı kaydedildi. Aynı dönemde farklı saha komutanlarıyla birlikte eğitim ve operasyon planlamalarına katıldığı aktarıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2004 yılı itibarıyla Şucaiyye Taburu komutanlığına getirildiği, bu süreçte birçok askeri operasyonun planlanmasında yer aldığı, Kassam ile diğer gruplar arasında ortak operasyon hazırlıklarında görev aldığı belirtildi. 2004'teki 'Asdod Limanı Operasyonu' ve 'Keskin Ok' adlı operasyon süreçlerinde rol aldığı ifade edildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2006'da Gazze Tugayı yardımcılığı görevine yükseldiği, 2008-2009 döneminde sınır hattındaki operasyon planlamalarında yer aldığı, 2014 Gazze savaşı sırasında sınır ötesi operasyonların yönetiminde sorumluluk üstlendiği ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2017 yılında askeri destek birimlerinin başına geçtiği, 2021'de Gazze Tugayı'nın tamamının komutasına getirildiği ve bu süreçte çok sayıda askeri birimin koordinasyonunu yürüttüğü kaydedildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>7 Ekim'de başlayan 'Aksa Tufanı' sürecinde ise Haddad'ın Gazze çevresindeki askeri operasyonların yönetiminde yer aldığı, bazı askeri noktaların ele geçirilmesi ve esirlerin güvenli şekilde tutulması süreçlerinde rol oynadığı aktarıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayrıca, üst düzey komuta zincirinde yaşanan kayıpların ardından farklı askeri pozisyonlara getirildiği ve son olarak Kassam Tugayları içinde en üst askeri sorumluluklardan birini üstlendiği ifade edildi. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/savasin-golgesinde-bir-komutan-izzeddin-haddadin-bilinmeyen-yonleri</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:57:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/05/savasin-golgesinde-bir-komutan-izzeddin-haddadin-bilinmeyen-yonleri.jpg" type="image/jpeg" length="96144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 yıllık dava geri döndü: Raul Castro iddianamesi, ABD-Küba gerilimini daha fazla mı tırmandıracak]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/30-yillik-dava-geri-dondu-raul-castro-iddianamesi-abd-kuba-gerilimini-daha-fazla-mi-tirmandiracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/30-yillik-dava-geri-dondu-raul-castro-iddianamesi-abd-kuba-gerilimini-daha-fazla-mi-tirmandiracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri, dün Küba Devrimi lideri Raul Castro hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı; bu hamle, Küba'ya karşı daha geniş bir baskı kampanyasının parçası olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan bir belgeye göre, Castro, Kübalı sürgünler tarafından kurulan Miami merkezli 'Kurtarıcı Kardeşler' grubuna ait iki uçağın 1996'da Küba ordusu tarafından düşürülmesindeki iddia edilen rolü nedeniyle suçlandı; bu olayda uçaklardaki dört kişi hayatını kaybetmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Küba, uçakların kendi hava sahasını ihlal ettiğini ve düşürülmesini meşru bir öz savunma eylemi olarak nitelendirirken, Amerika Birleşik Devletleri ise uçakların uluslararası sularda uçtuğunda ısrar etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>O dönemde Küba'nın savunma bakanı olan Castro, uçağın düşürülmesi emrini vermekle suçlanıyor; bu iddia daha önce dönemin Küba Devlet Başkanı Fidel Castro tarafından reddedilmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>ABD vatandaşlarını öldürme komplosu, iki uçak imha suçu ve dört cinayet suçlamasıyla karşı karşıya olan sanık, suçlu bulunması halinde en fazla ölüm cezası veya ömür boyu hapis cezası alabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Açıklama, Küba'nın Bağımsızlık Günü'nde, ABD'deki en büyük Kübalı sürgün topluluklarından birine ev sahipliği yapan Miami'de, uçağın düşürülmesinin 30. yıldönümünü anma etkinliği sırasında yapıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Havana bu hamleyi hiçbir yasal dayanağı olmayan bir 'siyasi manevra' olarak kınadı ve bunun 'imparatorluk temsilcilerinin kibirini ve hayal kırıklığını' ortaya koyduğunu söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, X kanalında yaptığı açıklamada, 'ABD hükümetinin Küba Devrimi Lideri aleyhine gayrimeşru ve hukuka aykırı bir iddianame hazırlayarak sergilediği bu saçmalığı kınıyoruz. Amaç, Küba halkına karşı yoğunlaşan saldırganlığı haklı çıkarmak için tasarlanmış sahte bir anlatıyı güçlendirmektir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1996'daki silahlı çatışmanın çok ötesinde</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Washington, bu yargısal işlemi hesap verebilirliğe doğru atılmış, çoktan gecikmiş bir adım olarak karşıladı. Ancak birçok Kübalı için, otuz yıllık davanın yeniden gündeme gelmesi, Washington'un Havana üzerindeki baskıyı artırma ve Küba Devrimi'ni itibarsızlaştırma çabalarından biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Küba'nın Havana şehrindeki posta servisinde çalışan Julio Dominguez Gonzalez, Xinhua'ya verdiği demeçte, 'Birisi sizi cezalandırmak istediğinde, olay 30 yıl önce olmuş olsa bile, her zaman bir neden bulacaktır.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Söz konusu yetkili, herhangi bir kovuşturmanın adil bir yargı süreci yerine ek yaptırımlar için gerekçe oluşturacağını belirterek, sonuçlarına nihayetinde sıradan Kübalıların katlanacağını sözlerine ekledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bazı analistler, iddianamenin Havana üzerindeki siyasi baskıyı artırmayı amaçladığını, ancak Castro'yu ABD mahkemesine çıkarmasının veya Küba hükümetini Washington'ın şartlarını kabul etmeye zorlamasının olası olmadığını söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Amerikan Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan William LeoGrande, New York Times'a verdiği demeçte, 'Kübalılar geri adım atmakta iyi değiller' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Analistler ayrıca bu adımın, ara seçimler öncesinde Güney Florida'daki Küba kökenli Amerikalı seçmenlere Küba konusunda sert bir duruş sergilemesi açısından iç siyasi değer taşıyabileceğini de belirtti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Başsavcı Vekili Todd Blanche, iddianameyi açıklarken, 'Bugünkü mesajım açık: Amerika Birleşik Devletleri ve Başkan Trump vatandaşlarını unutmadı ve unutmayacak.' dedi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Daha fazla gerilimin riskleri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bazı gözlemciler, iddianamenin ABD-Küba gerilimlerinin daha da tırmanma riskinin devam ettiğini vurguladığı konusunda uyarılarda bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Amerika Birleşik Devletleri altmış yılı aşkın süredir Küba'ya karşı ekonomik, ticari ve finansal abluka uygulamaktadır. Ocak ayından bu yana ABD yönetimi Havana üzerindeki baskıyı artırmış, Başkan Donald Trump ise ülkenin 'ele geçirildiğini' defalarca iddia etmiştir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Blanche, Castro hakkında tutuklama emri çıkarıldığını doğrulayarak, 'kendi isteğiyle ya da başka bir yolla buraya gelecektir' dedi, ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin onu nasıl gelmeye zorlayabileceğine dair bir açıklama yapmaktan kaçındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Amerika Birleşik Devletleri, Ocak ayında Venezuela'da askeri bir operasyon başlatmadan ve onu kolluk kuvvetleri adı altında yakalamadan önce, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya uyuşturucu terörizmi suçlamaları yöneltmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>ABD'li analist Peter Kornbluh, Reuters'e verdiği demeçte, '(İddianame) Raul Castro'yu yakalamak veya suikast düzenlemek için yapılacak her türlü askeri operasyon için yasal bir kılıf yarattı.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>ABD Güney Komutanlığı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, uçak gemisi, uçak gemisi hava kanadı ve en az bir güdümlü füze destroyeri de dahil olmak üzere Nimitz Uçak Gemisi Taarruz Grubu'nun Karayipler'e ulaştığını duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Trump daha sonra Küba'ya karşı herhangi bir gerilim tırmanmasını reddederek, Amerika Birleşik Devletleri'nin ada ülkesini 'özgürleştirdiğini' söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İlişkilerin kötüleşmesine rağmen, iki ülke arasındaki sınırlı temaslar devam etti. 14 Mayıs'ta CIA Direktörü John Ratcliffe, Havana'da üst düzey Kübalı yetkililerle 'istihbarat işbirliği, ekonomik istikrar ve güvenlik konularını' görüşmek üzere bir araya geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ancak iddianame, diplomatik kanalları daha da daraltabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Havana Üniversitesi profesörü Luis Rene Fernandez, Washington'ın Küba'ya yönelik düşmanca eylemlerinin, adayı ekonomik ve politik olarak boğmayı ve nihayetinde Küba hükümetini devirmeyi amaçlayan 'yüksek yoğunluklu hibrit savaş'ın yeni bir aşamasına girdiğini söyledi ve Castro'nun suçlanmasının da hibrit savaşın bir başka unsuru olduğunu vurguladı. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/30-yillik-dava-geri-dondu-raul-castro-iddianamesi-abd-kuba-gerilimini-daha-fazla-mi-tirmandiracak</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:55:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/05/30-yillik-dava-geri-dondu-raul-castro-iddianamesi-abd-kuba-gerilimini-daha-fazla-mi-tirmandiracak.jpg" type="image/jpeg" length="98576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit edilen komutanların ardından direniş sarsılmadan sürüyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/sehit-edilen-komutanlarin-ardindan-direnis-sarsilmadan-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/sehit-edilen-komutanlarin-ardindan-direnis-sarsilmadan-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist rejimin Aksa Tufanı'ndan bu yana hedef aldığı Kassam Tugayları komutanları birer birer şehit oldu. Ancak Filistin direnişi, yıllardır olduğu gibi komutanlarının ardından da yoluna devam ediyor. Gazze'de verilen mücadele, şehit düşen isimlerin bıraktığı mirasla yeni nesillere aktarılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim, Gazze'ye yönelik saldırıları boyunca Kassam Tugayları'nın önde gelen komutanlarını hedef alarak direnişin komuta yapısını dağıtmaya çalıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Dayf, Mervan İsa, Muhammed Sinvar, Ahmed el-Gandur, Eymen Nofel, Rafi Selame ve daha birçok isim, işgalcilerin saldırılarında şehit oldu. Son olarak ise Gazze Tugayı Komutanı İzzeddin Haddad'ın hedef alındığı açıklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgalciler bu saldırıları 'HAMAS'ı bitirme' stratejisinin parçası olarak sunarken, Gazze'de yıllardır süren mücadele bunun yalnızca kişilerle sınırlı olmadığını bir kez daha ortaya koydu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam Tugayları'nın şehit edilen komutanları, hayatlarının büyük bölümünü Filistin direnişine adadı. Kimisi onlarca yıl yeraltında yaşadı, kimisi defalarca suikast girişiminden kurtuldu, kimisi ailesini ve çocuklarını bu mücadelede kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Dayf yıllarca işgalcilerin en çok aranan ismi olarak yaşadı. Mervan İsa, Kassam'ın en önemli askeri planlayıcılarından biri olarak direnişin merkezinde yer aldı. Muhammed Sinvar ve İzzeddin Haddad ise Gazze'de savaşın en ağır günlerinde sahadaki yapıyı ayakta tutan isimler arasında gösterildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak Gazze'de verilen mücadelede hiçbir zaman yalnızca komutanlar öne çıkmadı. Şehit edilen her liderin ardından yeni isimler görev aldı, sahadaki yapı yeniden organize edildi ve direniş devam etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli direniş grupları da yıllardır aynı mesajı veriyor: 'Komutanlar şehit düşer ama mücadele sürer.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de iki yılı aşkın süredir devam eden saldırılar boyunca on binlerce Filistinli şehit oldu, mahalleler yıkıldı, aileler yok edildi. Buna rağmen direnişin sona erdirilemediği, işgalcilerin kendi açıklamalarında dahi görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin halkı açısından Kassam komutanlarının şehadeti bir son değil, uzun yıllardır süren mücadelenin yeni halkaları olarak görülüyor. Direniş saflarında büyüyen yeni nesillerin de aynı yolu sürdüreceği vurgulanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de bugün şehit edilen isimler, Filistin direniş tarihinde yalnızca askeri liderler olarak değil, işgale karşı mücadeleyi hayatlarının merkezine koyan sembol isimler olarak anılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinliler, ağır bedellere rağmen topraklarındaki işgale karşı direnişin devam edeceğini ve şehitlerin bıraktığı mirasın yeni kuşaklar tarafından taşınacağını ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam Tugayları'nın şehit olduğu açıklanan önde gelen isimleri şöyle:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/3d507cc5-21b2-4281-abf4-f509bd7bac01.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhammed Dayf</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam Tugayları Genel Komutanı ve Genelkurmay Başkanı olan Muhammed Dayf, onlarca yıl boyunca siyonist rejimin en çok aranan isimlerinden biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2002'deki başarısız suikast girişiminden sonra kamuoyu önüne çıkmayan Dayf, Aksa Tufanı'nın başlangıç açıklamasıyla yeniden gündeme gelmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim, 14 Temmuz 2024'te Han Yunus'un Mevasi bölgesine düzenlediği ve onlarca Filistinlinin şehit olduğu saldırıda Dayf'ı hedef aldığını duyurdu. HAMAS ise Muhammed Dayf'ın şehadetini 30 Ocak 2025'te resmen açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/e62c72f9-1111-41a4-96d1-45c48b56a948.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mervan İsa</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Dayf'ın yardımcısı ve Kassam'ın en önemli askeri planlayıcılarından biri olan Mervan İsa, işgal basınında 'sahadaki beyin' olarak tanımlanıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mart 2024'te Nusayrat Kampı'na düzenlenen saldırıda hedef alınan İsa'nın şehadeti daha sonra Kassam Tugayları tarafından doğrulandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/6accddb9-3989-48a4-84fb-af80912b80ee.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhammed Sinvar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS lideri Yahya Sinvar'ın kardeşi olan Muhammed Sinvar, Gilad Şalit operasyonunun mimarlarından biri olarak biliniyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonunun saha planlamasında önemli rol oynadığı belirtilen Sinvar'ın, Muhammed Dayf sonrası Kassam'ın genel askeri yönetimini üstlendiği ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim, Mayıs 2025'te Han Yunus'a düzenlenen saldırıda Muhammed Sinvar'ı şehit ettiğini açıkladı. Kassam Tugayları da daha sonra bunu doğruladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/91036adf-2e1f-4902-80e2-1c94eb3b97ba.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İzzeddin Haddad</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Kassam'ın hayaleti' olarak anılan İzzeddin Haddad, Gazze Tugayı komutanı ve Kassam'ın askeri konseyi içindeki en etkili isimlerden biri olarak gösteriliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim cuma günü Gazze kentinin Rimal Mahallesi'nde bir apartman dairesi ve aracı hedef alan saldırıda Haddad'ı vurduğunu öne sürdü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırıda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 7 Filistinli şehit oldu. Haddad'ın durumuna ilişkin ise henüz resmi doğrulama yapılmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/130a20b9-cfe0-4d82-a7a9-03dcac260b8c.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahmed el-Gandur</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın kuzey tugayı komutanı olan Ahmed el-Gandur, hareketin en eski askeri liderlerinden biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1980'li yıllardan itibaren direniş saflarında yer alan Gandur, Aksa Tufanı dahil birçok büyük operasyonun planlayıcıları arasında gösteriliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/c565dc00-3271-4ba6-be09-bcf7f940577c.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Eymen Nofel</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın orta bölge komutanı olan Eymen Nofel, aynı zamanda direniş grupları arasındaki ortak operasyon odasının koordinatörlerinden biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgalcilerin 17 Ekim 2023'te Bureyc Kampı'na düzenlediği saldırıda şehit oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/c3ae4ba1-6ad3-49cf-812b-4c532816eb6c.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Rafi Selame</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Han Yunus Tugayı komutanı olan Rafi Selame, Kassam'ın savunma planlamasında kritik rol oynayan isimlerden biri olarak biliniyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Temmuz 2024'te Mevasi bölgesine düzenlenen saldırıda şehit edildiği açıklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/8567ffc6-ae28-43ee-a87b-f244605ef63b.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhammed Şebane</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Refah Tugayı komutanı olan Muhammed Şebane, tünel operasyonları ve özel askeri faaliyetleriyle tanınıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllarca siyonist esir Gilad Şalit'in güvenliğinden sorumlu olduğu belirtilen Şebane'nin şehadeti 2025 yılı sonunda duyuruldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/38b72db7-c8b5-4368-99d8-010be10df489.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Raid Saad</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın operasyon ve askeri üretim sorumlularından olan Raid Saad, işgalciler tarafından onlarca yıl takip edilen isimlerden biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın seçkin birliklerinin kurulmasında önemli rol oynadığı belirtilen Saad'ın 2025 sonunda Gazze kentinde hedef alınarak şehit edildiği açıklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de devam eden savaş boyunca siyonist rejim yalnızca askeri komutanları değil, medya ve lojistik sorumlularını da hedef aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/680c4d18-f6f7-4750-a112-c248e9ef9eff.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gazi Ebu Tamaa</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın askeri destek ve silah sistemlerinin koordinasyonunda görev alan Gazzi Ebu Tamaa, lojistik ve operasyonel altyapının önemli isimlerinden biri olarak biliniyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mart 2024'te Nusayrat bölgesine düzenlenen saldırıda, Mervan İsa ile birlikte hedef alındığı ve şehit olduğu açıklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/cda8db51-1d77-4ed1-83ea-0b6fc378ab91.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Raid Sabit</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın insan kaynakları ve tedarik yapılanmasından sorumlu olan Raid Sabit, askeri üretim ve lojistik süreçlerinde kilit rol oynayan isimler arasında gösteriliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal basını tarafından 'bilgi ve üretim merkezi' olarak tanımlanan Sabit'in, 29 Mart 2025'te düzenlenen bir saldırıda şehit olduğu duyuruldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/a3dba28b-e0a9-4cd1-be53-08e0c9f90278.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hakem el-İsa (Ebu Ömer es-Suri)</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam'ın askeri eğitim sisteminin kurucuları arasında yer alan Hakem el-İsa, 2005'ten itibaren Gazze'de eğitim ve savunma planlamalarının geliştirilmesinde aktif rol oynadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haziran 2025'te Gazze'ye düzenlenen bir hava saldırısında şehit olduğu açıklandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/8fe51a6c-8dd6-498a-84d9-b1e2b3963667.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ebu Ubeyde</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu isimler arasında Kassam'ın askeri sözcüsü olarak tanınan 'Ebu Ubeyde' lakaplı Huzeyfe el-Kahlut'un da bulunduğu belirtildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada Ebu Ubeyde'nin şehadetini duyururken, görevin yeni bir sözcü tarafından sürdürüleceğini açıklamıştı. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/sehit-edilen-komutanlarin-ardindan-direnis-sarsilmadan-suruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:08:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/05/sehit-edilen-komutanlarin-ardindan-direnis-sarsilmadan-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="43468"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
