<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ergani Haber - Son Dakika Ergani Haberleri</title>
    <link>https://www.erganigazetesi.com.tr</link>
    <description>Ergani haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Ergani Haber Gazetesi sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/analiz" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 18:25:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/analiz"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ile İran topyekûn savaşa mı sürükleniyor?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarının yedinci gününe girmesiyle çatışmalar yeni bir aşamaya taşındı. Washington saldırıların kapsamını genişletirken, Tahran da Körfez'deki ABD varlığına ve bölgesel altyapıya yönelik operasyonlarını artırıyor. Tarafların söylemleri, çatışmanın kontrollü misilleme sürecinden çıkıp daha geniş çaplı bir savaşa dönüşme riskinin giderek arttığını gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD ve İran İslam Cumhuriyeti arasındaki gerilim, artık yalnızca Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hedeflerle sınırlı değil. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son günlerde karşılıklı açıklamalar ve sahadaki gelişmeler, çatışmanın askeri, ekonomik ve diplomatik boyutlarının aynı anda büyüdüğüne işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Washington, yeni kuvvet sevkiyatları ve saldırı planlarıyla baskıyı artırırken, İran ise yalnızca kendi topraklarında savunma yapmak yerine Körfez'deki ABD üslerini ve bölgesel çıkarlarını hedef alan yeni bir strateji izliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD saldırıların kapsamını genişletiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son saldırılarda yalnızca askeri noktaları değil, İran'ın lojistik altyapısını da hedef aldığını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son saldırılarda yer altındaki silah depoları, deniz kuvvetlerine ait tesisler, gözetleme merkezleri ve askeri lojistik ağlarının vurulduğu iddia edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD basınına yansıyan bilgilere göre Başkan Donald Trump yönetimi, mevcut saldırılardan daha geniş kapsamlı yeni planları değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Axios'un ABD'li ve siyonist rejim kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Washington'un bölgeye onlarca ilave havada yakıt ikmal uçağı göndermeye hazırlandığı belirtildi. Böyle bir hazırlık, uzun süreli hava saldırılarının planlandığı yönünde değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran 'kapsamlı saldırı' mesajı veriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran tarafında ise açıklamaların tonu giderek sertleşiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rehber Ayetullah Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, ABD saldırılarının birkaç gün daha sürmesi halinde İran'ın 'kapsamlı taarruz aşamasına' geçeceğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Mecid Musevi de ABD saldırıları sona ermeden İran'ın bölgedeki operasyonlarını durdurmayacağını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran ordusu ise ABD'nin sivil altyapıyı hedef alması halinde bölgedeki tüm altyapı tesislerinin İran açısından meşru hedef haline geleceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu açıklamalar, Tahran'ın artık yalnızca misilleme yapmak yerine caydırıcılığı bölgesel ölçekte kurmaya çalıştığını gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çatışma Körfez'e yayılıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'ın son günlerde gerçekleştirdiği misillemeler, çatışmanın coğrafi sınırlarını da genişletti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kuveyt'te elektrik üretim ve su arıtma tesislerinin hedef alınması sonucu yangın çıktığı bildirildi. Bunun üzerine Kuveyt yönetimi halka elektrik tüketimini azaltma çağrısı yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bahreyn, hava savunma sistemlerinin İran'a ait hava hedeflerini imha ettiğini açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ürdün ordusu da ülke hava sahasına giren 10 İran füzesinin düşürüldüğünü duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu gelişmeler, ABD ile İran arasındaki çatışmanın artık yalnızca iki ülke arasında yaşanan bir askeri kriz olmaktan çıkarak Körfez ülkelerini de doğrudan etkileyen bölgesel bir güvenlik krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hürmüz Boğazı küresel ekonominin merkezinde</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gerilimin en kritik başlığı ise Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğaz hem ABD hem de İran açısından stratejik önem taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran, boğazı kapatma tehdidini sürdürürken, ABD ise bölgede deniz üstünlüğünü korumaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son günlerde İran'ın tankerler, mayın sahaları ve deniz trafiğine ilişkin yaptığı açıklamalar ile ABD'nin bunlara verdiği karşılıklar, enerji güvenliğinin çatışmanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD'nin yeni askeri konsepti</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri uzmanlara göre Washington son saldırılarda klasik yoğun bombardıman yerine daha düşük maliyetli ancak yüksek etkili bir yöntem uyguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmatlar, savaş gemileri ve elektronik harp unsurları birlikte kullanılarak İran'ın komuta-kontrol sistemi ile lojistik ağının zayıflatılması hedefleniyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son saldırılarda köprüler, demiryolları ve askeri sevkiyat güzergâhlarının vurulması da bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin aynı zamanda İran'ın kıyı bölgeleri ile ülkenin iç kesimleri arasındaki ikmal hatlarını kesmeye çalıştığı belirtiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran'ın stratejisi değişiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran ise doğrudan cephe savaşından ziyade çok cepheli baskı kurmayı amaçlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgesel füze saldırıları, insansız hava araçları, deniz tehditleri ve enerji altyapısına yönelik operasyonlar bu stratejinin temel unsurları olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bazı uzmanlar, son ABD saldırılarının Devrim Muhafızları'nın deniz harekât kabiliyetini ve radar-komuta altyapısını kısmen de olsa zayıflattığını değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Tahran'ın önümüzdeki süreçte daha asimetrik yöntemlere ağırlık vermesi bekleniyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Topyekûn savaş ihtimali arttı mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mevcut tablo, tarafların henüz resmen topyekûn savaş ilan etmediğini gösterse de, karşılıklı askeri hazırlıklar ve sertleşen açıklamalar bölgesel savaş riskini önemli ölçüde yükseltiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD, askeri baskıyı artırarak İran'ın stratejik kapasitesini aşındırmayı hedeflerken İran ise maliyeti yalnızca kendi topraklarında tutmayacağını ve çatışmayı tüm bölgeye yayabilecek araçlara sahip olduğunu göstermeye çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Önümüzdeki günlerde Washington'un planladığı yeni saldırılar ile İran'ın bunlara vereceği karşılıklar, krizin kontrollü bir çatışma olarak mı kalacağını yoksa Körfez'i içine alan daha geniş çaplı bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek en önemli unsur olacak. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:07:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/abd-ile-iran-topyekun-savasa-mi-surukleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="61424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amerika'da Trump dönemi: Kurumlar, seçimler ve güç savaşı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump döneminde seçim sistemi, ülke tarihinin yorumlanması ve dış politikada askeri gücün kullanımı üzerinden yeni bir siyasi mücadele yaşanıyor. Eleştirmenlerine göre Trump, Amerikan kurumlarını kendi siyasi vizyonuna göre yeniden biçimlendirmeye çalışırken, destekçileri bu adımları 'devleti kontrol altına alma ve kaybolan düzeni yeniden kurma' girişimi olarak görüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'de Trump yönetimiyle birlikte başlayan tartışmalar yalnızca günlük siyasi çekişmelerle sınırlı kalmıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Seçim güvenliği, medya ile iktidar arasındaki gerilim, tarih anlatısının yeniden yorumlanması ve İran'la yaşanan askeri gerilim, Washington'da daha geniş bir güç ve kimlik mücadelesinin parçası haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu üç başlık, Trump dönemindeki yönetim anlayışının Amerikan devlet yapısı, kurumları ve küresel rolü üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Seçim sistemi üzerinden yeni çatışma</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'deki en önemli tartışma alanlarından biri seçimler olmaya devam ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump, seçim sisteminde güvenlik açıkları bulunduğunu savunarak yabancı müdahale ve seçmen kayıtlarıyla ilgili iddiaları yeniden gündeme taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump, televizyon konuşmasında seçim süreçlerinde yaşandığını öne sürdüğü sorunları 'önemli bir tehdit' olarak nitelendirirken, eleştirmenleri ise bu iddiaların daha önce ABD istihbarat kurumları tarafından incelendiğini ve seçim sonuçlarını değiştirecek kapsamlı bir müdahaleye dair kanıt bulunmadığını belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump'ın en dikkat çeken iddialarından biri Çin'in 2020 seçimlerinde milyonlarca seçmenin verilerine ulaştığı ve seçim sürecini etkilemeye çalıştığı yönündeki suçlamalar oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak önceki istihbarat değerlendirmelerinde Pekin'in seçim sonucunu değiştirmeye yönelik böyle bir operasyon yürüttüğüne dair kanıt bulunmadığı ifade edilmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu suçlamaların Washington-Pekin ilişkilerindeki gerilimi artırabileceği belirtilirken, Çin yönetimi ABD seçimlerine müdahale ettiği iddialarını reddediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Medya ile iktidar arasında gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump'ın medya kuruluşlarıyla yaşadığı gerilim de siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump, konuşmasını canlı yayımlamayan ABC ve NBC gibi televizyon kanallarını eleştirerek bazı medya kuruluşlarının yayın lisanslarının iptal edilebileceği yönünde açıklamalar yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirmenler, Trump'ın bu tutumunun kendisini eleştiren medya kuruluşlarına karşı uzun süredir devam eden baskı politikasının bir parçası olduğunu savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Amerika'yı Kurtarma Yasası' tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhuriyetçilerin desteklediği 'Amerika'yı Kurtarma Yasası' da seçim tartışmalarının önemli başlıklarından biri.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tasarı, federal seçimlerde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı sunulmasını, seçimlerde geçerli kimlik belgesi kullanılmasını ve seçmen listelerinin daha sıkı denetlenmesini öngörüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhuriyetçiler, düzenlemenin seçim güvenliğini artıracağını ve usulsüzlükleri önleyeceğini savunurken, Demokratlar bunun milyonlarca seçmenin oy kullanmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tasarı, Kongre'deki siyasi bölünmeler nedeniyle zorlu bir süreçten geçerken, Trump'ın posta yoluyla oy kullanmaya yönelik daha geniş kısıtlamalar getirme isteği parti içinde de tartışmalara neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Amerikan tarihinin yeniden yazılması tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetiminin etkilediği bir diğer alan ise tarih ve kültür politikaları.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'li tarihçi David Blight, Beyaz Saray İç Politika Konseyi'nin Smithsonian Enstitüsü hakkında hazırladığı raporu eleştirerek, bunun Amerikan tarih anlatısını siyasi bir bakış açısıyla yeniden şekillendirme girişimi olduğunu savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Blight'a göre tartışma yalnızca bir müze politikası meselesi değil; aynı zamanda Amerikalıların geçmişlerini nasıl anlayacağıyla ilgili daha büyük bir mücadele.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetimi, Smithsonian'ın 'temel gerçeklerden uzaklaşarak ideolojik tartışmalara yöneldiğini' öne sürerken, tarihçiler ise geçmişin tek bir anlatıya indirgenemeyeceğini, tarih çalışmalarının farklı deneyimler, belgeler ve çelişkiler üzerinden yürütüldüğünü vurguluyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Blight, Trump dönemindeki tarih yaklaşımının 1950'lerdeki ABD imajına duyulan nostaljiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu dönemin aynı zamanda nükleer silahlanma yarışı, McCarthy dönemi ve insan hakları mücadeleleri gibi büyük krizlere de sahne olduğuna dikkat çekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İran savaşı ve Amerikan gücünün sınırları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli başlık ise dış politika ve askeri güç kullanımı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İran'a yönelik askeri saldırılar, ABD'nin büyük bir askeri kapasiteye sahip olmasına rağmen siyasi hedeflere ulaşma konusunda sınırları olduğunu yeniden gündeme getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD saldırıları İran'ın askeri kapasitesine zarar verirken, Tahran'ın bölgesel etkisini ve karşılık verme kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri uzmanlar, Irak ve Afganistan deneyimlerinin de gösterdiği gibi savaş alanındaki üstünlüğün her zaman kalıcı siyasi istikrar anlamına gelmediğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD geçmişte güçlü ordularla yönetimleri değiştirebilse de bu askeri başarıları uzun vadeli siyasi çözümlere dönüştürmekte zorlandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mücadele artık sadece seçimleri kazanmak değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump dönemindeki tartışmalar, yalnızca bir siyasi parti mücadelesinin ötesinde, 'Amerika'nın nasıl yönetileceği ve nasıl tanımlanacağı' sorusuna odaklanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ülke içinde seçim kurallarının nasıl belirleneceği, kültürel kurumların ne kadar bağımsız olacağı ve tarihin nasıl yorumlanacağı tartışılırken, dış politikada ise askeri gücün siyasi hedefleri gerçekleştirme kapasitesi sorgulanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Trump'ın destekçileri bu politikaları, devlet kurumlarını yeniden kontrol altına alma ve geleneksel değerleri koruma çabası olarak değerlendirirken, eleştirmenleri bunun kurumların bağımsızlığına zarar verebileceğini savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşan seçimlerle birlikte ABD'deki mücadele artık sadece 'kim kazanacak?' sorusu etrafında şekillenmiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Asıl tartışma; siyasi katılım kurallarını kimin belirleyeceği, ülkenin geçmişini kimin yorumlayacağı ve Amerika'nın gücünü içeride ve dışarıda nasıl kullanacağı soruları üzerinde yoğunlaşıyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 10:05:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/amerikada-trump-donemi-kurumlar-secimler-ve-guc-savasi.jpg" type="image/jpeg" length="68438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müzikten casusluğa... Kablosuz kulaklıklar siber güvenlik riski oluşturuyor mu?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kablosuz kulaklıklar günlük hayatın vazgeçilmez teknolojileri arasında yer alıyor. Bir dönem yalnızca müzik dinlemek ve telefon görüşmesi yapmak için kullanılan bu cihazlar artık yapay zekâ destekli özellikler, anlık çeviri, aktif gürültü engelleme, sesli asistanlar ve sağlık takibi gibi birçok gelişmiş fonksiyona sahip. Ancak bu dönüşüm, beraberinde yeni güvenlik ve gizlilik tartışmalarını da getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siber güvenlik uzmanlarına göre kablosuz kulaklıklar tek başına büyük bir tehdit oluşturmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna karşın akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve bulut servisleriyle sürekli bağlantı halinde çalışan bu cihazlar, yeterince korunmadıklarında siber saldırganların kullanabileceği yeni giriş noktalarına dönüşebiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 'nesnelerin interneti' (IoT) ekosisteminin hızla büyümesiyle birlikte artık yalnızca bilgisayarlar değil, internete bağlanan her cihaz potansiyel bir hedef olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kulaklıklar artık küçük bir bilgisayar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni nesil kablosuz kulaklıklar, gelişmiş işlemcilere, birden fazla mikrofona, hareket sensörlerine ve sürekli çalışan yazılımlara sahip. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu cihazlar Bluetooth üzerinden akıllı telefonlara bağlanıyor, üretici uygulamaları aracılığıyla güncelleme alıyor ve birçok kullanıcı verisini işleyebiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Teknoloji uzmanlarına göre bugün bir kablosuz kulaklık, birkaç yıl önceki birçok akıllı telefondan daha karmaşık bir yazılım altyapısı kullanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dolayısıyla güvenlik açıkları da yalnızca telefonlar için değil, kulaklıklar için de önem kazanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, kullanıcıların çoğunun telefonlarını düzenli olarak güncellerken kulaklıklarının yazılımını yıllarca güncellemediğine dikkat çekiyor. Oysa güvenlik açıklarının önemli bölümü bu güncellemelerle kapatılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bluetooth gerçekten zayıf halka mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kablosuz kulaklıkların en çok tartışılan yönü Bluetooth teknolojisi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son yıllarda Bluetooth güvenliği önemli ölçüde geliştirilmiş olsa da geçmişte KNOB, BIAS ve BrakTooth gibi güvenlik açıkları milyonlarca cihazı etkiledi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu açıklar, belirli koşullar altında saldırganların bağlantıyı manipüle etmesine, cihazı devre dışı bırakmasına veya yetkisiz komutlar göndermesine imkân tanıyabiliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak uzmanlar burada önemli bir ayrım yapıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Her güvenlik açığı her cihazı etkilemiyor. Bir zafiyetin kullanılabilmesi için çoğu zaman cihazın belirli bir Bluetooth yongasını kullanması, güncelleme almamış olması ve saldırganın fiziksel olarak belirli bir mesafede bulunması gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Başka bir ifadeyle, kablosuz kulaklıkların uzaktan ve kolayca ele geçirildiği yönündeki iddialar gerçeği tam olarak yansıtmıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Risk mevcut olsa da bunun gerçekleşebilmesi belirli teknik koşulların oluşmasına bağlı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kulaklıklar casusluk cihazına dönüşebilir mi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kullanıcıların en çok merak ettiği konulardan biri de kablosuz kulaklıkların mikrofonlarının uzaktan açılarak dinleme amacıyla kullanılıp kullanılamayacağı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siber güvenlik uzmanlarına göre bu senaryo teorik olarak mümkün olsa da pratikte oldukça zor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bunun gerçekleşebilmesi için genellikle kullanıcının telefonuna gelişmiş bir casus yazılım bulaşmış olması veya saldırganın telefon üzerinde yönetici yetkilerine ulaşması gerekiyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Asıl hedef çoğu zaman kulaklık değil, akıllı telefon oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Telefon ele geçirildiğinde saldırgan yalnızca kulaklığa değil; mikrofon, kamera, rehber, mesajlar, konum bilgileri ve diğer tüm verilere erişebiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Böyle bir durumda kulaklığın mikrofonu da saldırının yalnızca bir parçası haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle güvenlik uzmanları, kulaklıktan önce telefonun korunmasının çok daha kritik olduğunu vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asıl risk uygulamalarda olabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kablosuz kulaklıkların neredeyse tamamı artık üretici uygulamalarıyla birlikte çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu uygulamalar sayesinde yazılım güncelleniyor, ses profilleri ayarlanıyor, kaybolan kulaklık bulunabiliyor ve yeni özellikler aktif hale getiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu kolaylık bazı verilerin de işlenmesi anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Apple, Samsung ve Sony gibi büyük üreticilerin gizlilik politikalarına göre bu uygulamalar, cihaz modeli, işletim sistemi sürümü, pil seviyesi, hata kayıtları ve bazı durumlarda konum bilgilerini toplayabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu veriler çoğunlukla hizmet kalitesini artırmak amacıyla kullanılıyor. Ancak uzmanlar, kullanıcıların uygulamalara verdikleri izinleri düzenli olarak kontrol etmelerini öneriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle konum erişimi, mikrofon, Bluetooth ve arka planda çalışma izinleri gereksizse kapatılmalı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ucuz cihazlar daha büyük risk taşıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanların dikkat çektiği noktalardan biri de isimsiz üreticilere ait düşük maliyetli kulaklıklar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu cihazların önemli bölümü piyasaya çıktıktan kısa süre sonra yazılım desteğini kaybediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güvenlik açığı tespit edilse bile güncelleme yayımlanmıyor. Böylece cihaz yıllarca aynı zafiyetlerle kullanılmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bilinen markalar ise düzenli güvenlik güncellemeleri yayımlayarak yeni tehditlere karşı koruma sağlamaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle siber güvenlik uzmanları yalnızca fiyat odaklı tercih yapılmaması gerektiğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Risk nasıl azaltılabilir?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre alınacak basit önlemler güvenlik riskini büyük ölçüde azaltabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kulaklık yazılımının düzenli güncellenmesi, yalnızca resmi uygulamaların kullanılması, Bluetooth'un ihtiyaç duyulmadığında kapatılması, eski eşleştirmelerin silinmesi ve kulaklığın bilinmeyen cihazlarla eşleştirilmemesi en temel güvenlik adımları arasında yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayrıca halka açık alanlarda Bluetooth'un sürekli açık bırakılması da gereksiz risk oluşturabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yapay zekâ yeni fırsatlar kadar yeni tehditler de getiriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Önümüzdeki yıllarda kablosuz kulaklıkların çok daha gelişmiş hale gelmesi bekleniyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gerçek zamanlı çeviri, yapay zekâ destekli kişisel asistanlar, biyometrik sağlık takibi ve sürekli ses analizi gibi teknolojiler, kulaklıkları adeta kulağa takılan küçük bilgisayarlara dönüştürüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum işlenen veri miktarını artırırken, siber güvenlik açısından korunması gereken yeni alanlar da oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Ekonomik Forumu da nesnelerin internetinin büyümesiyle birlikte saldırı yüzeyinin genişlediğine dikkat çekerek, güvenliğin cihaz tasarımının ilk aşamasından itibaren düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Geleceğin güvenliği küçük cihazlarda gizli</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siber güvenlik uzmanlarına göre kablosuz kulaklıklar bugün için kullanıcıların korkmasını gerektirecek ölçüde büyük bir tehdit oluşturmuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu cihazlar artık yalnızca müzik dinlemeye yarayan aksesuarlar değil, kişisel verilerle çalışan, internete bağlı akıllı sistemlerin bir parçası.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dolayısıyla telefon ve bilgisayarlarda gösterilen güvenlik hassasiyetinin kablosuz kulaklıklar için de gösterilmesi gerekiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Düzenli yazılım güncellemeleri, güvenilir üreticilerin tercih edilmesi ve bilinçli kullanım alışkanlıkları, olası siber tehditlere karşı en etkili savunma olmaya devam ediyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:50:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/muzikten-casusluga-kablosuz-kulakliklar-siber-guvenlik-riski-olusturuyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="12818"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar neden artıyor?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar artık yalnızca bölgesel sağlık sorunları olarak görülmüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, insanlarda ortaya çıkan yeni veya yeniden görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 75'i hayvan kaynaklı. Uzmanlar, iklim değişikliği, kentleşme, küresel ulaşım ve insanın doğal yaşam alanlarına daha fazla müdahalesinin yeni salgın risklerini artırdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar her yıl yaklaşık 1 milyar enfeksiyona ve milyonlarca kişinin ölümüne neden oluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son 30 yılda hayvanlardan insanlara geçen yaklaşık 30 yeni hastalık etkeninin ortaya çıktığı belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayn Şems Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Merkezi Tek Sağlık Birimi Direktörü Prof. Dr. Abdullah Sami, hayvan kaynaklı hastalıkların ortaya çıkış sürecini değerlendirerek, bu hastalıkların insan, hayvan ve çevre arasındaki karmaşık ilişkiden kaynaklandığını ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>New York'tan başlayan uyarı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, hayvan kaynaklı salgınların küresel tehdide dönüşebileceğine örnek olarak 1999 yılında ABD'de görülen Batı Nil virüsü salgınını gösteriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>New York'taki Bronx Hayvanat Bahçesi'nde çok sayıda karganın ölmesiyle başlayan süreçte, aynı dönemde yaşlılarda nedeni bilinmeyen beyin iltihabı vakaları ortaya çıktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yapılan araştırmalar sonucunda virüsün büyük ihtimalle göçmen kuşlar veya sivrisinekler aracılığıyla Orta Doğu'dan geldiği ve kısa sürede ABD'nin birçok bölgesi, Kanada ve Latin Amerika'nın bazı kesimlerine yayıldığı belirlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu olay, hayvanlarda bulunan bazı virüslerin insanlara geçerek kısa sürede uluslararası bir sağlık tehdidine dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uzun hastalık listesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar arasında kuduz, kuş gribi, domuz gribi, Ebola, Marburg virüsü, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Rift Vadisi Ateşi, bruselloz, salmonella, koli bakterisi ve Hanta virüsleri bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu hastalıkların ortaya çıkması için genellikle üç temel unsurun bir araya gelmesi gerekiyor: </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hastalığı taşıyan hayvan rezervuarı, sivrisinek veya kene gibi biyolojik taşıyıcılar ve insanın bu döngüyle temas etmesi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Örneğin Rift Vadisi Ateşi daha çok hayvancılık yapılan ve sivrisineklerin bulunduğu bölgelerde görülürken, Ebola ve Marburg virüsleri Afrika'daki meyve yarasalarıyla ilişkilendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>MERS ise özellikle Arap Yarımadası'nda develerle bağlantılı olarak ortaya çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu dağılım artık değişiyor. İklim değişikliği, uluslararası seyahat ve küresel ticaret, hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere taşınmasına neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İklim değişikliği riski artırıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İklim değişikliği, hastalık taşıyan sivrisinek, kene ve kum sineği gibi canlıların yaşam alanlarını genişletiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bunun yanında ormanların tarım ve yerleşim alanlarına dönüştürülmesi, insanların yabani hayvanlarla temasını artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bilim dünyasında 'spillover' olarak adlandırılan bu süreçte, hayvanlarda bulunan mikroorganizmalar insanlara geçerek yeni enfeksiyonlara yol açabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre nüfus artışı, hızlı kentleşme, yoğun hayvan yetiştiriciliği, iklim değişikliği ve uluslararası hareketlilik, yeni hastalıkların ortaya çıkması için uygun ortam oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Arap bölgesinde özel riskler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayvancılık ve deve yetiştiriciliğinin yaygın olduğu Arap bölgesi de hayvan kaynaklı hastalıklar açısından özel risk taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgede özellikle MERS, bruselloz, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıklar öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Suriye'de savaş yıllarında sağlık altyapısının zayıflaması ve milyonlarca kişinin yer değiştirmesiyle cilt leishmaniasis vakalarında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bunun nedenleri arasında hastalık taşıyan kum sineklerinin çoğalması için uygun ortam oluşması gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aşılar tek başına yeterli mi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre hayvanların aşılanması, birçok hastalığa karşı ilk savunma hattını oluşturuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Köpeklerin kuduz, büyükbaş hayvanların ise bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi'ne karşı aşılanması hastalıkların insanlara geçmesini azaltabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar için kuduz aşısı gibi bazı koruyucu uygulamalar bulunurken, MERS, Hanta virüsleri ve leishmania gibi hastalıklara karşı etkili aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Vahşi hayvanlar mı evcil hayvanlar mı daha riskli?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, riskin yalnızca hayvanın türüne bağlı olmadığını, insanla temas ihtimali ve hastalığın şiddetinin de belirleyici olduğunu vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Evcil hayvanlar daha çok kuduz ve bazı parazitlerle ilişkilendirilirken, büyükbaş hayvanlar MERS, bruselloz ve Rift Vadisi Ateşi gibi hastalıkların kaynağı olabiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Vahşi hayvanlar ise insanlarda daha önce bağışıklık oluşmamış virüsleri taşıyabildikleri için Ebola ve Hanta gibi daha tehlikeli hastalıklarla bağlantılı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Antibiyotik direnci yeni salgın riski oluşturuyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanların dikkat çektiği bir diğer büyük tehdit ise antibiyotik direnci. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya Sağlık Örgütü, doğrulanmış her 6 bakteriyel enfeksiyondan birinin geleneksel tedavilere dirençli hale geldiğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya genelinde kullanılan antibiyotiklerin yüzde 40 ila 60'ının hayvancılık ve tarımda kullanılması, insanlara bulaşabilecek dirençli bakteri türlerinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle birçok bilim insanı, antibiyotik direncini gelecekteki büyük sağlık krizlerinden biri olarak değerlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Tek Sağlık' yaklaşımı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, gelecekteki salgınlarla mücadelede insan, hayvan ve çevre sağlığının birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Tek Sağlık' olarak adlandırılan bu yaklaşım, doktorlar, veterinerler ve çevre uzmanlarının ortak çalışmasını öngörüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Erken uyarı sistemleri, güçlü laboratuvar altyapısı ve insan-hayvan sağlığı arasında kurulan ortak takip mekanizmaları, küçük bir salgının küresel krize dönüşmesini engellemede kritik önem taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre en tehlikeli senaryo yalnızca yeni bir virüsün ortaya çıkması değil hızlı yayılan solunum yolu hastalığı, artan antibiyotik direnci ve zayıf erken uyarı sistemlerinin aynı anda ortaya çıkması.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>COVID-19 salgınının ardından dünya salgınlara karşı daha hazırlıklı hale gelse de uzmanlar yeni tehditlere karşı sürekli gözetim ve hazırlığın önemini koruduğunu belirtiyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:40:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/hayvanlardan-insanlara-gecen-hastaliklar-neden-artiyor.png" type="image/jpeg" length="16859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem, yardım paraları, kumar masası: 'En güvenilir' dediklerinin skandallar zinciri]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca liralık bağışın yönlendirildiği Ahbap Derneği'nin kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma, bir dönem sosyal medyada 'en güvenilir isim' olarak öne çıkarılan isme ilişkin algıyı tersine çevirdi. Seküler kesimin dün 'tek adres' olarak gösterdiği Levent, bugün ortaya çıkan skandalların ardından aynı kesimler tarafından hedefe konmuş durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye'nin en büyük afetlerinden biri olarak tarihe geçerken, afet yönetimi kadar 'güven' tartışmasını da ülke gündeminin merkezine taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deprem sonrası milyonlarca vatandaş yardım organizasyonlarına destek olmak için harekete geçerken, kamu kurumları, İslami sivil toplum kuruluşları ve gönüllü platformlar, depremzedelere ulaşma adına ellerinden gelen gayreti gösterdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte en çok tartışılan başlıklardan biri, yardım kuruluşlarına duyulan güven oldu. Özellikle Kızılay'ın bazı faaliyetleri üzerinden başlayan eleştiriler, kısa sürede 'Yardımlar hangi kanaldan ulaştırılmalı?' sorusunu gündeme getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kızılay tartışması ve değişen güven algısı</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Depremin ardından Kızılay'ın çadır satışıyla ilgili ortaya çıkan tartışmalar, kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kızılay yönetimi, söz konusu işlemin çadırların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması sürecinde yapılan bir satış olduğunu savunurken, kamuoyunun önemli bir bölümü bu uygulamayı eleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tartışma, bazı kesimlerde devlet kurumlarına yönelik güven sorgulamalarını artırdı. Sosyal medya başta olmak üzere bazı platformlarda 'yardımların doğrudan sivil oluşumlar üzerinden yapılması' çağrıları daha fazla görünür hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tam da bu atmosferde Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent, deprem yardımları konusunda özellikle seküler kesim tarafından öne çıkan aktör oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahbap'ın yükselişi ve Haluk Levent'in kamuoyu desteği</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent, sanatçı kimliği, sosyal medya kullanımındaki etkinliği ve daha önce gerçekleştirdiği yardım kampanyalarıyla tanınan bir isimdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deprem sürecinde Ahbap üzerinden yürütülen yardım organizasyonları, seküler kesim tarafından özellikle hükümete karşı tavır almak adına sosyal medyada büyük destek gördü. Kitlelerin yönlendirmesiyle çok sayıda vatandaş bağışlarını Ahbap aracılığıyla ulaştırmayı tercih etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ahbap, kısa süre içerisinde yalnızca bir yardım kuruluşu olarak değil, bazı kesimler için alternatif bir dayanışma modeli olarak görülmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte Haluk Levent'in kişisel olarak güven duyulan biri olduğu söylemleri, derneğin algısında önemli bir rol oynadı. Kamuoyunda oluşturulan imaj, Levent'in görünürlüğü, iletişim tarzı ve toplumsal olaylarda aktif rol almasıyla güçlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahbap ve Haluk Levent için denetim tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat depremlerinin ardından Ahbap Derneği, kısa sürede büyük miktarda bağışın yönlendirildiği önemli sivil toplum yapılarından biri haline geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Büyük ölçekli bağışların yönetildiği her yapıda olduğu gibi Ahbap'ın da faaliyetleri, mali süreçleri ve karar mekanizmalarının daha kapsamlı şekilde denetlenmesi gerektiği yönünde tartışmalar zaman zaman gündeme geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ahbap'ın, bu ölçekteki bir yapıya uygun şekilde daha kapsamlı ve düzenli denetimlerden geçirilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler hep sonuçsuz kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeterli şeffaflık ve bağımsız kontrol mekanizmalarının bulunmamasının, olası usulsüzlük ve suistimal risklerine zemin hazırlayabileceği ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir kuruluşun belli kesimler tarafından güvenilir bulunması, denetim ihtiyacını ortadan kaldırmıyordu. Aksine milyonlarca kişinin desteğini alan, afet dönemlerinde kritik sorumluluk üstlenen yapıların daha yüksek şeffaflık standartlarına tabi olması gerekiyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Daha önceki tartışmalar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent'in geçmişinde yalnızca hukuki süreçler değil, ticari faaliyetleri ve geçmişte yaşadığı mali sorunlar da zaman zaman gündeme geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle müzik kariyerinin ilk dönemlerinde yaşadığı ekonomik sıkıntılar, borçlar ve ticari girişimleri hakkında çeşitli haberler yayımlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent hakkında kamuoyuna yansıyan en güncel hukuki süreç, karşılıksız çek düzenlediği iddiasıyla açılan dava oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Levent'in 2025 yılında düzenlediği iki çekin karşılıksız çıktığı gerekçesiyle yargılandığı belirtildi. Mahkeme, iki ayrı çek yönünden toplam yaklaşık 70 milyon TL adli para cezasına hükmetti ve ayrıca çek düzenleme ile çek hesabı açma yasağı uygulanmasına karar verdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dosyaya konu çeklerin biri için yaklaşık 50 milyon TL, diğeri için yaklaşık 20 milyon TL tutarında adli para cezası verildiği aktarıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dosya, Ahbap Derneği faaliyetlerinden ayrı olarak Haluk Levent'in kişisel/ticari işlemleri kapsamında değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Haluk Levent gözaltına alındı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent, Ahbap Derneği adına toplanan deprem bağışlarının yurt dışına kaçırıldığı ve amacı dışında kullanıldığı iddialarına yönelik soruşturma kapsamında dün gözaltına alındı. Hakkında ortaya atılan başlıca iddialar ve suçlamalar şunlar oldu:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bahis oynama:</b> Levent'in, 2020-2026 yılları arasında dernek kurucularından olan şüpheli Alper Çelik'in hesaplarını kullanarak yasal bahis sitelerinde yaklaşık 990 milyon lira tutarında işlem yaptığı ve 390 milyon lira kaybettiği öne sürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Paraların amacı dışına çıkarılması:</b> Ahbap Derneği'nden yüksek tutarlardaki bağışların, asistanı Yeliz Kaya dahil olmak üzere üçüncü şahısların kişisel banka hesaplarına aktarıldığı tespit edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gayrimenkul usulsüzlükleri:</b> Depremzedeler adına bağış vaadiyle mağdurlardan gayrimenkul alındığı, bu mülklerin önce asistanın üzerine yapılıp 4 gün içinde farklı şüphelilere devredildiği ve yaklaşık 60 milyon dolarlık mağduriyete neden olduğu iddia edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Mesajlaşma ve 'hastalık' iddiası:</b> Soruşturma dosyasında yer alan dijital yazışmalarda, Levent'in asistanına mide kanseri olduğuna dair dedikodular yayması yönünde talimat verdiği ve senetlerle ilgili endişeler üzerine asistanından kendisi için 'ağlayarak sesli mesaj atmasını' istediği öne sürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu iddialar bağlamında, Levent 'Dernekler Kanunu'na muhalefet', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' ve 'örgüt üyeliği' suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ahbap Derneği'ne yönelik operasyonlar </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son 24 saatte ortaya çıkan ağır iddialar ve Ahbap Derneği'ne yönelik operasyonlar, Haluk Levent'i destekleyen geniş kitlelerde derin bir hayal kırıklığı ve özeleştiri sürecini tetikledi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllarca kurulan 'güven' imajının yerini, şeffaflık sorgulamaları ve toplumsal şikayetler aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 6 Şubat depremleri sonrasında yaraları sarmak için seferber olan vatandaşlar, toplanan milyonlarca liralık bağışın amaç dışı kullanıldığı veya şahsi hesaplara aktarıldığına dair iddialar karşısında büyük bir şok yaşadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanların en zor anlarında uzattığı yardım elinin, kişisel çıkarlar ve yasa dışı bahis gibi iddialarla yan yana anılması kamuoyunda derin bir üzüntüye neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Levent'in daha önceki ticari siciline ve yargılandığı karşılıksız çek davalarına rağmen, sivil toplumun en büyük yardım organizasyonlarından birinin tek bir kişiye endeksli bırakılması büyük bir hata olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Destekçiler, zor zamanlarda ortaya konan çaba ile kişileri 'kutsallaştırma' refleksinin yanlışlığını tartışıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asrın felaketinde İslami STK'lar sahadaydı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anlarından itibaren birçok yerel ve köklü İslami sivil toplum kuruluşu da kriz merkezlerini harekete geçirerek bölgeye intikal etti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eğitimli ekipler enkazlarda can kurtarma çalışmalarına katılırken, vakıf gönüllüleri depremzedelere manevi danışmanlık hizmeti sağladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kurulan devasa mobil aşevleri ve sabit mutfaklar sayesinde yüzbinlerce insana günlük sıcak yemek ve ekmek ikramı yapıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Battaniye, kışlık giysi, ısıtıcı, soba, tüp, hijyen setleri ve çadır/konteyner gibi kritik malzemeler en ücra köylere kadar ulaştırıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Şeffaflık, toplumsal güven ve halkın takdiri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İslami STK'ların afet bölgesindeki en büyük avantajı, toplumun her kesiminde var olan köklü güven ilişkisi ve yerel teşkilatların hızlı hareket kabiliyeti oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yardımların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasındaki titizlik, bağışçıların bu kurumlara olan teveccühünü artırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle şeffaflık ilkesini merkeze alan bu kurumlar, topladıkları bağışları, lojistik maliyetlerini ve dağıtım raporlarını düzenli olarak kamuoyu ile paylaştı. Kurumlar, faaliyetlerini şeffaf raporlarla açıklarken, halkın artan güveniyle yardım bütçelerini ve lojistik kapasitesini katbekat artırma başarısı gösterdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Toplum nezdinde bu kuruluşların övülmesinin temel sebepleri arasında ideolojik ya da siyasi bir ayrım gözetmeksizin sahada enkaz başından çadır kentlere kadar her noktada bizzat bulunmalarıydı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu pratik ve fedakâr yaklaşım, halkın gönlünde taht kurmalarını ve kriz anında kurumlarla (AFAD, Kızılay) uyumlu bir şekilde seferber olmalarını sağladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yıpratıcı kampanyalara karşı sahadaki hakikat</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İslami sivil toplum kuruluşları, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde arama kurtarma, sıcak yemek, barınma ve psiko-sosyal destek alanlarında devasa bir sınavı başarıyla verdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İlk andan itibaren sahaya inen yüzlerce vakıf ve dernek, kaynakların yerlerine ulaşmasındaki şeffaflıkları ve haklarında hiçbir olumsuz iddia çıkmamasıyla toplum nezdindeki güvenilirliklerini ispatladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yardım organizasyonlarının en büyük başarısı, toplanan ayni ve nakdi bağışların kuruşu kuruşuna, tamamen belgelendirilebilir ve denetlenebilir şekilde depremzedelere ulaştırılması oldu. Organizasyonların yürüttüğü faaliyetlerin şeffaflığı, afetin getirdiği kaotik ortamda dahi vatandaşın bu kurumlara olan itimadını sarsılmaz kıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deprem sonrasında yaşanan bazı tartışmalara ve zaman zaman kurumları yıpratmaya yönelik karalama kampanyalarına rağmen, İslami kuruluşlar polemiklere girmek yerine enerjilerini tamamen sahaya ve yardımlara odakladı. Faaliyetlerini kesintisiz ve lekesiz bir şekilde tamamlamaları, bu kurumların zor zamanlarda nasıl hızlı ve güvenilir bir refleks gösterebileceğinin en somut delili oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Körü körüne destek, suça ortaklıktır</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Körü körüne 'bizdendir' diyerek yapılan sorgusuz sualsiz desteklerin ne denli büyük bir yıkıma neden olabileceği, Haluk Levent ve AHBAP soruşturması ile bir kez daha acı biçimde gözler önüne serildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Toplumsal kriz anlarında refleks olarak ortaya konan dayanışma ruhu, maalesef şeffaflıktan uzak, popülist figürlerin kişisel ajandalarına kurban edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>6 Şubat depremleri gibi büyük bir felaketin ardından halkın dişinden ve tırnağından artırdığı milyarlarca liralık bağış, insanlara umut olmak yerine maalesef karanlık bir para trafiğinin merkezinde yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dernek hesaplarından asistanların hesaplarına aktarılan milyonlar, lüks harcamalar ve yasal bahis iddiaları, toplumun en saf ve temiz duygularının nasıl istismar edilebileceğinin somut birer kanıtı oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablodaki en büyük suç ortaklarından biri de sorgulama yetisini kaybeden kitlelerdir. Sırf aynı siyasi, ideolojik veya kültürel gruptan olduğu için bir kişiyi hatasız ve kusursuz görmek, en büyük toplumsal hastalıklardan biridir. Bu kör inanç, figürlere hata yapma lüksü tanır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haluk Levent örneği bize şu acı gerçeği net bir şekilde göstermiştir: Kutsallaştırılan her birey, denetimden kaçtığı an yozlaşmaya açıktır. İyilik yapmak, şeffaflık zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Toplanan her kuruşun hesabı, en ince ayrıntısına kadar kamuoyuna açıklanmalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Körü körüne destek, suça ortaklıktır. Yanlış yapan bir figürü 'bendendir' diye savunmak, bir sonraki vurguna doğrudan zemin hazırlamaktır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sonuç olarak; duygusal manipülasyonlarla inşa edilen sahte kahramanlık hikayelerinin sonu her zaman hüsrandır. Toplum olarak bireylerin ideolojilerine veya popülaritelerine değil, atılan somut adımlara, kurumsal liyakate ve hesap verebilirliğe odaklanmayı öğrenmek zorundayız. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:02:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/deprem-yardim-paralari-kumar-masasi-en-guvenilir-dediklerinin-skandallar-zinciri.jpg" type="image/jpeg" length="54779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gölgedeki komutan: Muhammed Deyf'in hayatı, mücadelesi ve mirası]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[O zor devrin adamı: Siyonist rejimin 30 yılı aşkın süredir peşinde olduğu komutan: İşgal rejimine karşı karadan, denizden ve havadan düzenlenen operasyonların arkasındaki isim: Düşmanının askeri ve istihbarat gücüne karşı geliştirdiği yöntemlerle yıllarca takip edilmesine rağmen yakalanamayan, Filistin direnişinin en önemli askeri figürlerinden biri haline gelen Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri: Namı diğer Muhammed Deyf:]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direniş hareketinin sembol isimlerinden biri olan Deyf, yıllar boyunca basının önüne çıkmadan, görüntü vermeden ve kimliğini gizleyerek yürüttüğü faaliyetleri nedeniyle uluslararası basında 'gölge komutan' olarak tanımlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin istihbarat birimleri tarafından en öncelikli hedeflerden biri olarak gösterilen Deyf, onlarca yıl süren takip ve suikast girişimlerine rağmen Kassam Tugayları'nın askeri yapılanmasının başında kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, konuştuğu ile değil daha çok yaptıkları ile adından söz ettirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üstün askeri yeteneği ve stratejik hamleleri ile Gazze direnişinin en etkili komutanlarından biri olarak öne çıkan İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deyf, Filistin direniş tarihinin en fazla takip edilen şahsiyetleri arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllar boyunca gizlilik prensibiyle hareket eden Deyf, askeri alanda geliştirdiği yöntemlerle sadece Filistin sahasında değil, uluslararası basında da hakkında en fazla haber yapılan isimlerden biri oldu. Siyonist rejim güvenlik kurumları, onu Gazze'deki askeri kapasitenin gelişiminde kilit isimlerden biri olarak değerlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli direniş gruplarının 7 Ekim'de işgal rejimine yönelik başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, sadece siyonist rejimle ilgili algıları yıkmadı. Kartondan kaplan rejimin ve destekçilerinin yıllar yılı Müslümanlara aşıladığı ümitsizlik prangalarını da kırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İslam düşmanı şer cephenin yoğun silah ve istihbarat desteği verdiği, dünyanın dört bir yanından destekçilerin yardımına koştuğu işgal rejimi, Gazze'nin tünellerinde büyük bir direnişle karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mukaddes belde Kudüs'ün özgürlüğü ve Filistin'in kurtuluşu için mücadele eden direniş yapılanmasının askeri lideri Deyf, 2021 yılındaki Kudüs'ün Kılıcı operasyonuyla Filistin direniş tarihinde yeni bir dönemin kapısını araladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte direniş grupları, yalnızca saldırılara karşılık veren bir yapı olmadığını, gerektiğinde stratejik operasyonlar düzenleyebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. Aksa Tufanı operasyonuyla birlikte direniş güçleri, işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı. Operasyon sırasında bazı bölgelerde kontrol sağlandı, bazı siyonistler esir alınarak Gazze'ye götürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonu, sonraki süreçte bölgedeki askeri ve siyasi dengeleri değiştiren gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Misafir Muhammed</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gerçek adı Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri'dir. Ebu Halid künyesini kullanan Deyf, Filistinliler arasında 'Muhammed Deyf' yani 'misafir' anlamına gelen lakabıyla tanındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu lakabın ortaya çıkışının, 1990'lı yıllarda siyonist rejimin istihbaratından korunmak amacıyla sürekli yer değiştirmesi ve farklı evlerde kalmasından kaynaklandığı aktarılır. Güvenlik nedeniyle hiçbir yerde uzun süre kalmayan Deyf, adeta sürekli misafir olarak yaşadığı için bu isimle anılmaya başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonunun ardından Muhammed Deyf ismi dünya kamuoyunda daha fazla duyuldu. Ancak uluslararası basının yıllarca hakkında haber yaptığı bu komutanın hayatı boyunca çok az görüntüsü yayımlandı. Bu durum, onun bilinçli bir gizlilik politikasıyla hareket ettiğinin en dikkat çekici göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Deyf, 1965 yılında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı el-Kubeybe köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Diyap el-Mısri'nin gözetiminde İslami bir eğitim alan Deyf, gençlik yıllarında Filistin direniş hareketleriyle tanıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS kurulmadan önce İhvan-ı Müslimin Hareketinin Filistin yapılanması içerisinde yer alan Deyf, 1987 yılında başlayan Birinci İntifada sürecinde aktif rol aldı. HAMAS'ın kuruluşundan itibaren hareket içerisinde faaliyet gösteren Deyf, Filistin direnişinin farklı aşamalarında görev üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1989 yılında siyonist rejim tarafından esir alınan Deyf, yaklaşık 16 aylık esaretin ardından serbest bırakıldı. Bu dönemden sonra askeri yapılanma içerisinde daha etkin görevler almaya başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1991 yılında Şehid Salah Şehade öncülüğünde kurulan HAMAS'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın teşkilatlanma sürecinde yer alan Deyf, askeri mühendislik, operasyon planlama ve örgütlenme alanlarında çalışmalar yürüttü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin direnişinin önemli isimlerinden mühendis Yahya Ayyaş ile birlikte Kassam Tugayları'nın askeri kapasitesinin geliştirilmesi sürecinde rol alan Deyf, 1996 yılında Yahya Ayyaş'ın siyonist rejim tarafından düzenlenen suikastla şehid edilmesinin ardından Kassam Tugayları içerisinde daha belirgin bir konuma yükseldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yaşayan Şehid</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2002 yılında İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın kurucusu Salah Şehade'nin siyonist rejim tarafından şehid edilmesinin ardından Muhammed Deyf, Kassam Tugayları'nın askeri komutanlığı görevini üstlendi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bundan sonraki süreçte hayatı tamamen gizlilik içinde geçen Deyf, Filistin direnişinin en önemli askeri figürlerinden biri haline geldi. Siyonist rejimin güvenlik birimleri tarafından yıllarca aranan ve 'birinci derecede hedef' olarak görülen Deyf, buna rağmen uzun süre yakalanmadan faaliyetlerini sürdürdü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası basında 'gölge komutan' olarak tanımlanan Deyf'in en dikkat çekici özelliklerinden biri, yıllarca görüntü vermeden, telefon ve elektronik takip yöntemlerinden uzak durarak hareket etmesiydi. Hakkında çok az bilgi bulunması, hatta uzun yıllar boyunca yalnızca birkaç fotoğrafının ortaya çıkması, onu en gizemli askeri liderlerden biri haline getirdi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bütün faaliyetleri büyük gizlilik içinde olan Deyf'in hayatı HAMAS ve İzzeddin el-Kassam Tugayları ile bütünleşmiştir. Kassam Tugayları ne ise Muhammed Deyf de odur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tüm hayatını Filistin davasına adadığı belirtilen Deyf, diğer direniş liderleri gibi defalarca suikast girişiminin hedefi oldu. 2001, 2002, 2003 ve 2006 yıllarında kendisine yönelik saldırılar düzenlendi. Helikopterler ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırılarda siyonist rejim, hedeflediği sonucu elde edemedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu saldırılardan birinde ağır yaralandığı, bir gözünü ve bir bacağını kaybettiği iddia edildi. Ancak HAMAS, Deyf'in sağlık durumu hakkında hiçbir zaman ayrıntılı bilgi paylaşmadı. Bu durum, onun hakkında oluşan 'yaşayan şehid' tanımlamasını daha da güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf'in yıllarca hayatta kalması, siyonist rejimin askeri ve istihbarat kapasitesine karşı direniş yapılanmasının güvenlik anlayışının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Siyonist rejimin en gelişmiş takip sistemlerine, hava saldırılarına ve istihbarat operasyonlarına rağmen uzun süre bulunamaması, onun adını Filistin direniş tarihinde özel bir yere taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünyanın en çok konuştuğu isimlerden biri haline gelen ve işgal rejimi ile ABD'nin arananlar listesinde yer alan Deyf'in bugüne kadar yalnızca birkaç fotoğrafı kamuoyuna yansıdı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2011 yılında annesi Halime Hanım vefat ettiğinde taziyesine katılmadığı aktarıldı. Bazı Filistinliler ise onun cenazeye kimliğini gizleyerek katıldığını ileri sürdü. 2022 yılında babası Hacı Diyap el-Mısri vefat ettiğinde de HAMAS Siyasi Büro üyeleri cenaze töreninde yer aldı ancak Deyf yine kamuoyu önüne çıkmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ağustos 2014'te siyonist rejim ile Filistinli gruplar arasında Gazze'de savaş devam ederken, Muhammed Deyf'in ailesinin bulunduğu ev savaş uçakları tarafından bombalandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırıda Muhammed Deyf'in eşi Vidad Asfura, kızı Sare ve 7 aylık oğlu Ali şehid edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim saldırının hedefinin Muhammed Deyf olduğunu açıkladı. Dönemin siyonist rejim askeri istihbarat yetkilileri, saldırıda ağır bombalar kullanıldığını ve Deyf'in hedef alındığını duyurdu. Ancak saldırıdan sağ kurtulması, onun yıllarca devam eden gizlilik ve güvenlik yöntemlerinin bir başka örneği olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı analizlerde ise saldırının yalnızca Deyf'i hedef almakla kalmadığı, ailesinin de hedef alınarak direniş lideri üzerinde psikolojik baskı oluşturulmaya çalışıldığı ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırı sonrası Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde yaptığı açıklamada, 'Ateşkes girişimi düşük yaptı ve bugün şehid edilen Ali ed-Deyf ile birlikte defnedildi.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf'in ailesinin verdiği kayıplar, onun direniş çizgisinden vazgeçmediğinin bir göstergesi olarak sıkça dile getirildi. Kayınvalidesi de saldırı sonrası yaptığı açıklamada, 'Ben kızımı o büyük komutana verirken elbette bütün bunların hesabını yapmıştım.' ifadeleriyle ailesinin bu yoldaki kararlılığını anlattı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Düşmanını çok iyi tanıyordu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın kurulduğu 1991 yılından itibaren siyonist rejimin hedefinde olan Deyf, yıllar boyunca düşmanının askeri kapasitesini, istihbarat yöntemlerini ve zayıf noktalarını analiz eden bir komutan olarak tanımlandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>30 yılı aşkın süre boyunca siyonist rejimin en önemli hedeflerinden biri olan Deyf, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Aksa Tufanı operasyonunun duyurusunu yapan isim oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzman değerlendirmelerinde, operasyonun yalnızca askeri bir saldırı olmadığı, uzun yıllar boyunca Gazze'de oluşturulan askeri yapılanmanın, istihbarat ağlarının ve operasyon kabiliyetlerinin sonucu olduğu belirtildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf, 2017 yılında HAMAS'ın Gazze sorumluluğuna getirilen Yahya Sinvar ile birlikte hareket etti. Askeri ve siyasi kanat arasında kurulan koordinasyonun, Filistin direnişinin stratejisinde önemli bir unsur olduğu ifade edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortadoğu uzmanı Filistinli gazeteci Abdulbari Atvan da konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Geçtiğimiz yıllar boyunca Filistin milleti, güçlü, bilgili ve düşmanını iyi tanıyan bir liderlik eksikliğinden kaynaklanan büyük bir boşluktan acı çekti. Ancak gelinen aşamada Yahya Sinvar ve İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın komutanı Muhammed Deyf, Filistinliler için bu liderliği oluşturmayı başardı. Bu iki kişinin öne çıkan özelliklerinden biri de siyonist düşmanı çok iyi tanımalarıdır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Az konuşur çok iş yapardı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS hareketinin kuruluşundan bu yana Filistin özgürlük mücadelesinin içerisinde yer alan Muhammed Deyf, kamuoyunun karşısına çok az çıkan, açıklamalarını genellikle ses kayıtları aracılığıyla yapan bir komutan olarak bilindi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıllar boyunca görüntü vermekten kaçınan Deyf, askeri liderliğini sessizlik ve gizlilik üzerine kurdu. Uluslararası basında hakkında yapılan değerlendirmelerde, onun en belirgin özelliklerinden birinin 'görünmeden etkili olabilmek' olduğu vurgulandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sahadaki etkisi, yaptığı açıklamaların sayısından çok aldığı kararlar ve uygulanan operasyonlarla ölçüldü. Bu nedenle Filistinliler arasında 'az konuşan, çok iş yapan komutan' olarak anıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Kudüs Seriyyeleri gibi 12 direniş grubunun oluşturduğu Ortak Operasyon Odası'nın genel komutanlığını yapan Deyf, yıllar boyunca farklı direniş grupları arasında askeri koordinasyonun sağlanmasında önemli rol oynadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2014 yılında Filistin ile siyonist rejim arasında yaşanan savaş öncesinde yayımlanan ses kaydında Deyf, 'Bizim insanlarımız özgürlük ve onur içinde yaşamadıkça işgal güçleri kendini güvende hissedemeyecek.' ifadelerini kullanmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu savaş sürecinde Gazze'den düzenlenen saldırılar ve direniş gruplarının askeri kapasitesi, siyonist rejimin güvenlik algısında önemli değişikliklere neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>HAMAS'ın kuruluşunun 35'inci yılı münasebetiyle Gazze'de düzenlenen programa gönderdiği ses kaydında da Filistin halkının birlik içerisinde hareket etmesinin önemine vurgu yapan Deyf, siyonist işgalcilere yönelik şu ifadeleri kullanmıştı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Ey bizim topraklarımızdaki zavallılar! Sizin atalarınız bile azgınlıklarının zirvesine çıkmalarına ve kirli siyonizm ideolojisine tam bağlılıklarına rağmen yine de halkımızı yurdundan söküp atmayı ve onun kimliğini yok etmeyi başaramadılar. Siz bugün onlardan daha zayıf ve daha korkak durumda iken atalarınızın başaramadığını mı başaracaksınız? Sizin sonunuz bu toprakları terk etmek ve buradaki işgalinize son vermek olacaktır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aksa Tufanı'nın sesi oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>7 Ekim 2023 tarihinde Filistin direniş gruplarının başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun duyurusu, Muhammed Deyf'in ses kaydıyla yapıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 30 yıl boyunca gizlilik içerisinde hareket eden Deyf, o gün yayımlanan mesajında operasyonun başladığını duyurarak, bunun Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılara, Gazze kuşatmasına ve Filistin halkına yönelik uygulamalara karşı bir karşılık olduğunu ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deyf, yayımlanan kayıtta ilk saldırı dalgasında 5 bin füze ve roket atıldığını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgalcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarına dikkat çeken Deyf 'Bugün El-Aksa'nın, ümmetimizin ve kahraman mücahitlerimizin öfkesi patladı.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aksa Tufanı operasyonu, Deyf'in yıllarca üzerinde çalıştığı askeri stratejinin en büyük hamlesi olarak değerlendirildi. Operasyon, yalnızca askeri sonuçlarıyla değil, bölgede yıllardır devam eden siyasi ve güvenlik dengeleri üzerindeki etkisiyle de uluslararası gündemin merkezine oturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Şehadeti ve geride bıraktığı miras</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Deyf'in hayatı boyunca yürüttüğü mücadele, 2024 yılında düzenlenen bir saldırının ardından sona erdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ordusu, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus bölgesine yönelik saldırıda Muhammed Deyf'in hedef alındığını açıkladı. Saldırı sonrasında HAMAS, uzun süre Deyf'in akıbeti hakkında açıklama yapmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha sonra Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada Muhammed Deyf'in şehid olduğu duyuruldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 30 yılı aşkın süre boyunca takip edilen, birçok suikast girişiminden kurtulan ve hayatının büyük bölümünü gizlilik içinde geçiren Deyf'in şehadeti, Filistin direnişi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Onu destekleyen kesimler tarafından 'yaşayan şehid' olarak tanımlanan Deyf, şehadetinden sonra da Filistin direnişinin sembol isimlerinden biri olarak anılmaya devam etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kassam Tugayları içerisindeki askeri yapılanmanın gelişimi, tünel sistemlerinin oluşturulması, operasyon planlamaları ve direniş grupları arasındaki koordinasyon gibi başlıklarda adı geçen Deyf, Filistin tarihinde en fazla konuşulan askeri liderlerden biri oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Kılıcı kılıcın önüne koy...'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhammed Deyf'in adı, Filistin direniş marşları ve sloganlarında da yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Kılıcı kılıcın önüne koy, bizler Muhammed Deyf'in adamlarıyız' sloganı, bir bağlılık ifadesi olarak kullanıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu slogan, Filistin direniş taraftarları tarafından bir komutana duyulan güvenin ve mücadeleye bağlılığın sembollerinden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Kılıcı kılıcın üstüne koy, biz Muhammed Deyf'in adamlarıyız.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kılıca yönel, kılıcını kullan.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Biz Muhammed Deyf'in adamlarıyız.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ölümden korkmaz halde yaratıldık.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aslımızda var kılıca bağlılık. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:23:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/golgedeki-komutan-muhammed-deyfin-hayati-mucadelesi-ve-mirasi.jpg" type="image/jpeg" length="21772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Srebrenitsa: Avrupa'nın ortasında işlenen soykırım]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Srebrenitsa'da yaşananlar sadece bir savaş suçu değil, insanlığın vicdanında açılmış derin bir yara olarak tarihe geçti. Binlerce Boşnak Müslümanın sistematik şekilde katledildiği bu süreçte uluslararası toplumun sessizliği, güvenli bölge ilan edilen bir şehrin nasıl ölüm vadisine dönüştüğünü gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>20. yüzyılın sonunda Avrupa, insanlık tarihinin en ağır soykırımlarından birine sahne oldu. Yugoslavya'nın dağılmasıyla başlayan siyasi kriz, kısa sürede etnik ve dini temelli bir savaşa dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1992 yılında Bosna Hersek'in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ülkede Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar arasında çatışmalar başladı. Bosna'daki savaşın temel hedeflerinden biri, Boşnak Müslümanların yaşadığı bölgeleri ele geçirmek ve bu bölgelerde demografik yapıyı değiştirmek oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçleri tarafından yürütülen saldırılar sırasında kuşatma altına alınan birçok şehir ağır bombardımanlara maruz kaldı. Srebrenitsa da bu süreçte stratejik öneme sahip bölgelerden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler, 1993 yılında Srebrenitsa'yı 'güvenli bölge' ilan etti. Ancak bu karar, tarihin en büyük soykırımlarından birinin yaşanmasını engelleyemedi. Aksine, silahsızlandırılmış ve uluslararası koruma altında olduğu belirtilen şehir, 1995 yılında büyük bir katliama sahne oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Temmuz 1995: Srebrenitsa'da insanlık tarihine geçen soykırım</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>11 Temmuz 1995 tarihinde General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri Srebrenitsa'ya girdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Şehirde bulunan binlerce Boşnak sivil, Birleşmiş Milletler bünyesindeki Hollandalı askerlerin koruması altındaki bölgeye sığındı. Ancak uluslararası güçlerin müdahale etmemesi sonucu Srebrenitsa savunmasız kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçleri, kadın ve çocukları bölgeden ayırırken erkek ve erkek çocuklarını topladı. Günler içerisinde binlerce Boşnak erkek sistematik şekilde öldürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Katliam sırasında yaklaşık 8 bin 300'den fazla Boşnak Müslüman hayatını kaybetti. Cesetlerin izlerini kaybettirmek amacıyla toplu mezarlar açıldı, cenazeler farklı bölgelere taşındı ve delillerin yok edilmesine çalışıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük soykırım olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Güvenli bölgenin sessizliği: Dünya neden müdahale etmedi?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa trajedisinin en acı yönlerinden biri sadece katliamın kendisi değil, uluslararası toplumun yaşananlara karşı sergilediği sessizlik oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından 'güvenli bölge' ilan edilen bir yerde binlerce insanın öldürülmesi, uluslararası sistemin büyük bir başarısızlığı olarak değerlendirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dönemin Batılı ülkeleri, bölgede yaşanan gelişmeleri yakından takip etmelerine rağmen etkili bir müdahalede bulunmadı. Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin yeterli yetkiye sahip olmaması ve askeri müdahale konusunda isteksizlik göstermesi, katliamın önünü açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, dünya kamuoyuna şu soruyu bıraktı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Uluslararası kuruluşlar gerçekten sivilleri korumak için mi vardır, yoksa siyasi çıkarların şekillendirdiği yapılar mıdır?'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu soru bugün Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde yeniden gündeme gelmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Soykırımın arka planı: Etnik temizlik politikası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa'da yaşananlar, sadece savaş sırasında meydana gelen rastgele bir saldırı olarak değerlendirilmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası mahkemeler, Srebrenitsa'da yaşananları Boşnak nüfusu bölgeden tamamen ortadan kaldırmaya yönelik sistematik bir planın parçası olarak ele aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp güçlerinin amacı, Bosna'nın doğusundaki Müslüman nüfusun varlığını sona erdirmek ve bölgenin demografik yapısını değiştirmekti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Evlerinden edilen insanlar, toplama kamplarında işkence gördü, kadınlara yönelik sistematik saldırılar yaşandı ve binlerce kişi zorla göç ettirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, bu politikanın en kanlı sembolü oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Katliam sorumluları nasıl yargılandı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa katliamının ardından uluslararası kamuoyunun baskısıyla savaş suçlularının yargılanması için süreç başladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, katliamın sorumlularını yargıladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sırp siyasi liderlerinden Radovan Karadziç ve askeri komutanlardan Ratko Mladiç, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkeme süreçleri, Srebrenitsa'da yaşananların bireysel saldırılar değil, organize ve sistematik suçlar olduğunu ortaya koydu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak birçok mağdur yakını için verilen cezalar hiçbir zaman kaybettikleri yakınlarını geri getirmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bosna'da hâlâ kayıp kişilerin cenazeleri toplu mezarlardan çıkarılmaya devam ederken, binlerce aile yakınlarının akıbetini öğrenmeyi bekliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Srebrenitsa: Zulüm karşısında insanlığın imtihanı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aradan geçen yıllara rağmen Srebrenitsa'nın acısı kapanmış değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Her yıl 11 Temmuz'da binlerce kişi, katledilen yakınlarını anmak için Srebrenitsa'ya gelir. Yeni bulunan toplu mezarlar, geçmişte yaşananların unutulmadığını gösterir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, dünyaya önemli bir uyarı bırakmıştır: Irkçılık ve nefret söylemi kontrol edilmediğinde büyük felaketlere dönüşebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün insanlık Srebrenitsa'yı anarken sadece geçmişi hatırlamamalı, benzer trajedilerin dünyanın herhangi bir yerinde tekrar yaşanmaması için sorumluluk almalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Srebrenitsa'nın en büyük dersi şudur:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir yerde adalet yoksa, başka yerlerde de güvenli bir gelecek kurmak mümkün değildir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Srebrenitsa, unutulmaya çalışıldıkça hatırlatılması gereken bir gerçekliktir. Her yeni toplu mezar, her teşhis edilen kurban, yalnızca geçmişin değil, bugün hâlâ yaşanmakta olan adaletsizliklerin de bir hatırlatıcısıdır. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 08:36:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/srebrenitsa-avrupanin-ortasinda-islenen-soykirim.jpg" type="image/jpeg" length="46022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çeçenistan'ın efsane komutanı: Şamil Basayev]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 Temmuz 2006'da şehid olan Çeçenistan'ın efsane komutanı Şamil Basayev, şehadetinin yıldönümünde rahmet, minnet ve özlemle yad ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kafkasya cihadının unutulmaz komutanlarından biri de Şamil Basayev'di. Basayev, 1965'te Çeçenistan'ın Vedeno Bölgesi'nde doğdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1987 yılında Moskova'da mühendislik eğitimine başladı. 1991'de Moskova'daki hükümet darbesi sırasında Boris Yeltsin taraftarları arasında yer aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Adını ilk defa Çeçenistan'da yaşananları dünyaya duyurmak için bir Rus uçağını kaçırarak Ankara'ya indirdiğinde duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1992 yılında Cevher Dudayev'in emri ile Abhazya'ya gönderilen Çeçen birliklerin komutanı iken, Abhazya'nın Gürcü işgalinden kurtulmasında birinci dereceden etkili olan Kafkas Halkları Konfederasyonu (KHK) birliklerinin komutanlığına getirildi. Abhazya'nın ardından Çeçenistan'a dönerek Dudayev'e karşı muhalefete geçen Rus yanlısı silahlı birliklerin dağıtılmasında etkili oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1994 yılı aralık ayında Rusların Çeçenistan'ı işgal etmesiyle Çeçen komutanların en önemlilerinden biri haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1995 yılı başında Rus savaş uçakları Şamil'in Vedeno'daki evini bombalayarak ailesinden 11 kişiyi şehid etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Rus güçlerin sivillere karşı giriştikleri katliamların en üst seviyelere ulaştığı Haziran 1995'de, yaşananları dünya kamuoyuna duyurabilmek için 150 savaşçının Budennovsk kentine düzenlediği eylemi yönetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1996 yılı Nisan ayında Çeçen Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı'na getirildi. Ve Rus güçleri Çeçenistan'ı boşaltmaya mecbur eden Grozni operasyonunu komuta etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1998'de Grozni'de yapılan Çeçen-Dağıstan Halkları Kongresi'nde başkan seçildi. Kongrenin ikinci toplantısında alınan kararla 1 Ağustos 1999'da kurulan İslam Şûrâsı'nın başkanlığına getirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1999'da Rusya'nın Çeçenistan'ı yeniden işgali üzerine Çeçenistan'a dönerek Doğu Cephesi komutanlığı görevini sürdürmeye başladı. İkinci savaş sırasında da başkent Grozni'yi savunan Basayev, kentten çekilirken yaralanmış, bacağının bir kısmı kopmuştu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Basayev, Devlet Başkanı Dokka Umarov'un emrinde Çeçenistan Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı görevini sürdürmekteyken 10 Temmuz 2006 tarihinde, İnguşetya'nın Ekazevo köyünde, bulunduğu askeri konvoydaki bir patlayıcının infilak etmesi sonucu şehid oldu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/cecenistanin-efsane-komutani-samil-basayev.jpg" type="image/jpeg" length="91310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'de 1000 günlük felaket: Kuşatılmış bir coğrafyada ölüm ve yıkım]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze, 1000 güne ulaşan saldırı ve abluka sürecinde yalnızca bir katliam ve soykırım alanı değil, sağlık sisteminin çöktüğü, altyapının yok edildiği, açlığın yaygınlaştığı ve demografik yapının derinden sarsıldığı bir insani felaket coğrafyasına dönüştü. Uluslararası sistemin etkisizliği ise krizi daha da derinleştiren temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana süren katliam ve soykırım, toplumun tüm yapısını etkileyen uzun vadeli bir yıkım döngüsüne dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sadece şehirler değil sağlık, eğitim, ekonomi ve sosyal hayat da bu süreçte ağır darbe aldı. Ortaya çıkan tablo, klasik bir çatışma tanımının çok ötesinde, kuşatılmış bir coğrafyada katliam, soykırım ve sistematik bir insani çöküşe işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>250 bin şehit ve yaralı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Resmî verilere göre 73 binin üzerinde Filistinli şehit oldu. Bu kayıpların geride bıraktığı sosyal yıkım ise çok daha derin; on binlerce kadın dul kaldı, 58 binden fazla çocuk ise ebeveynlerinden en az birini ya da her ikisini kaybetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Öte yandan 173 binden fazla yaralı bulunuyor. Bunların yaklaşık 42 bini ağır yaralı olarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Sağlık altyapısının çökmesi nedeniyle bu kişilerin önemli bir bölümü için tedavi imkânı ya çok sınırlı ya da tamamen erişilemez durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 1000 gün boyunca süren saldırıların en ağır bedelini siviller ödedi. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar saldırıların doğrudan hedefi haline gelirken, on binlerce insan şehit oldu, yüz binlercesi ise yaralandı veya kalıcı sakatlıklarla karşı karşıya kaldı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu tablo yalnızca rakamlarla sınırlı değil. Aile yapılarının parçalanması, toplumsal hafızanın kopması ve kuşaklar arası travmanın derinleşmesi, Gazze'de yaşanan krizin uzun vadeli etkilerini daha da ağırlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sürekli yerinden edilme dalgaları, halkı defalarca göçe zorlayarak 'kalıcı bir yerinden edilme döngüsü' oluşturmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, Gazze'de yalnızca fiziksel değil, kuşaklar arası bir travmanın da oluştuğunu gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çöken sağlık sistemi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de sağlık sistemi, 1000 günlük süreçte en ağır darbe alan alanlardan biri oldu. Hastaneler, kapasitesinin çok üzerinde hasta kabul etmek zorunda kalırken, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği kritik seviyelere ulaştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yoğun bakım üniteleri, ameliyathaneler ve acil servisler birçok noktada ya tamamen devre dışı kaldı ya da sınırlı imkanlarla hizmet vermeye çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sağlık çalışanları, sürekli bombardıman ve yetersiz imkanlar altında görev yaparken, tıbbi sistemin sürdürülebilirliği giderek imkânsız hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de sağlık altyapısının yaklaşık yüzde 94'ü ciddi şekilde zarar görmüş durumda. Hastaneler ya kapasitesinin çok üzerinde çalışıyor ya da işlevsiz hale gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kritik hastalar için tek seçenek çoğu zaman yurt dışı tedavi olurken, bu süreç de hem izin mekanizmaları hem de sınır kapılarındaki kısıtlamalar nedeniyle büyük ölçüde tıkanmış durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>On binlerce hasta, zamanla yarışarak hayatta kalmaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlık, gıda krizi ve çocukların kırılganlığı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'deki en kritik başlıklardan biri, abluka nedeniyle temel ihtiyaçlara erişimin ciddi şekilde kısıtlanmasıdır. Gıda, temiz su, yakıt ve hijyen malzemelerine erişimde yaşanan kriz, geniş bir nüfusu doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlık ve yetersiz beslenme, özellikle çocuklar arasında ölümcül sonuçlar doğururken, su kıtlığı ve hijyen eksikliği bulaşıcı hastalık riskini artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı zamanda zorunlu göçlerin oluşturduğu yoğun kalabalık alanlar, halk sağlığı açısından yeni bir kriz alanına neden oluyor. Bu durum, Gazze'de insani krizin artık yalnızca 'savaş koşulları' ile açıklanamayacak kadar derinleştiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de tarım alanlarının büyük bölümünün zarar görmesi ve yardım akışının sınırlanması, gıda krizini derinleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler verilerine göre yüz binlerce insan ciddi gıda güvensizliği içinde yaşıyor. Özellikle çocuklar, hamileler ve emziren anneler bu krizin en kırılgan kesimini oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yetersiz beslenme, yalnızca bir sağlık sorunu değil aynı zamanda uzun vadeli fiziksel ve zihinsel gelişim üzerinde kalıcı etkiler bırakacak bir kriz haline gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Eğitim ve gelecek kaybı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savaş ve yıkım, eğitim sistemini de büyük ölçüde durdurdu. Yüz binlerce çocuk okullarına erişemiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Okulların büyük kısmının zarar görmesi veya kullanılamaz hale gelmesi, Gazze'de 'eğitimsiz bir nesil' riskini gündeme taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, yalnızca bugünü değil, bölgenin uzun vadeli sosyal ve ekonomik geleceğini de doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Altyapı felaketi: Şehirlerin çöküşü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de altyapı sistemleri büyük ölçüde tahrip edilmiş durumda. Su şebekeleri, kanalizasyon hatları, elektrik altyapısı ve yollar ciddi hasar görmüş veya tamamen kullanılamaz hale gelmiş bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tarım alanlarının zarar görmesi ise gıda üretimini neredeyse durma noktasına getirdi. Bu durum, dış yardıma bağımlılığı artırırken, bölgenin kendi kendine yetebilme kapasitesini ortadan kaldırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de su şebekelerinin büyük bölümü zarar görmüş durumda. Temiz suya erişim ciddi şekilde kısıtlanırken, elektrik altyapısı ve yol ağları da ağır hasar aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna ek olarak konut stokunun büyük kısmı ya tamamen yıkıldı ya da kullanılamaz hale geldi. Milyonlarca insan yerinden edilerek geçici barınma alanlarına sığındı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, bölgeyi sadece insani değil, aynı zamanda yapısal olarak da yaşanamaz hale getirmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu yıkım, yalnızca mevcut hayatı değil, gelecekteki yeniden inşa sürecini de onlarca yıl sürebilecek bir krize sürüklüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Abluka ve sözde insani yardım koridorları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsani yardım girişlerinin yetersizliği ve ablukanın devam etmesi, Gazze'deki krizin en önemli yapısal nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Temel gıda maddeleri, tıbbi ekipmanlar ve yaşam malzemelerinin girişindeki kısıtlamalar, sahadaki insani felaketin etkisini katlayarak artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, uluslararası insani yardım mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sanayi ve ticaret altyapısının büyük ölçüde zarar görmesi, ekonomik faaliyetleri neredeyse durdurdu. İşsizlik oranı yüzde 80'lere yaklaşırken, hane halklarının gelir kaynakları büyük oranda ortadan kalktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu tablo, Gazze'de insani yardım bağımlılığını daha da artırırken, ekonomik toparlanma ihtimalini de son derece zorlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kudüs ve Mescid-i Aksa çevresinde artan gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmeler, 1000 günlük sürecin sadece Gazze ile sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İbadet alanlarına yönelik baskınlar ve kısıtlamalar, bölgedeki gerilimi sürekli canlı tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kudüs'te uygulanan politikalar ise yalnızca güvenlik bağlamında değil, aynı zamanda demografik ve siyasi kontrol stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Batı Şeria genelinde yerleşim politikalarının genişlemesi, Filistin coğrafyasının parçalanmasını hızlandırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yerleşimlerin yayılması, kontrol alanlarının genişlemesi ve hareket özgürlüğünün daraltılması, bölgedeki siyasi ve sosyal dengeyi daha da kırılgan hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son işgal ve ilhak politikaları Batı Şeria ve çevresinde demografik yapının ciddi şekilde değişmesine yol açtı. Nüfusun yerinden edilmesi, aile yapılarının parçalanması ve kültürel sürekliliğin zayıflaması, bölgenin sosyolojik dokusunu derinden etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreç, yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın da aşınması anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Filistinli esirler </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli esirlere yönelik uygulamalar, 1000 günlük sürecin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzayan tutsaklıklar, 'idari gözaltı' uygulamaları ve belirsiz yargı süreçleri tepkilere neden oluyor. Bu durum, uluslararası hukuk tartışmalarında da önemli bir yer tutuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan süreç, aynı zamanda güçlü bir toplumsal hafıza ve semboller zinciri oluşturdu. HAMAS başta olmak üzere Filistinli grupların lider kadrolarından 'şehit' olarak anılarak toplumsal hafızada önemli bir yer edindi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu figürler, yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir sürekliliğin sembolleri olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dünyanın sessizliği</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tüm bu veriler, uluslararası toplumun krize verdiği tepkinin yetersizliği tartışmalarını da beraberinde getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması, sahadaki insani durumun daha da ağırlaşmasına neden oluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze krizine yönelik tepkisi, 1000 günlük süreçte sıkça eleştirilerin odağı oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması, karar mekanizmalarının yavaşlığı ve sahaya yönelik etkili müdahale araçlarının sınırlılığı, krizin çözümünü geciktiren temel faktörler arasında gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, uluslararası sistemin insani krizler karşısındaki etkinliği konusunda ciddi bir meşruiyet tartışması doğurmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Rakamların ötesinde bir yıkım</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de 1000 günün sonunda ortaya çıkan tablo, yalnızca istatistiklerden ibaret değil, bir toplumun hayat alanlarının, geleceğinin ve hafızasının ağır biçimde tahrip edilmesidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Süregelen saldırılar, toplumda ağır psikolojik travmalara yol açtı. Çocuklar başta olmak üzere geniş bir nüfus kitlesi ciddi ruhsal çöküş belirtileriyle karşı karşıya.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aile yapılarının parçalanması, kayıpların büyüklüğü ve sürekli göç hali, kuşaklar arası travmayı derinleştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kriz, sadece bugünün değil, gelecek on yılların da belirleyici insani ve siyasi sorunlarından biri olmaya devam edecek nitelikte bir yıkım olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1000 günün sonunda ortaya çıkan tablo, çok katmanlı bir insani, siyasi ve sosyal çöküşün göstergesi olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yıkılan şehirler, çöken sağlık sistemi, açlık, susuzluk ve kitlesel yerinden edilme, tüm bu unsurlar birleştiğinde Gazze'yi uzun vadeli bir kriz döngüsüne mahkûm ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uluslararası sistemin etkisizliği ise bu döngünün kırılmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Gazze</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/gazzede-1000-gunluk-felaket-kusatilmis-bir-cografyada-olum-ve-yikim.jpg" type="image/jpeg" length="59854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mücadelem Allah ve dini içindir': Şeyh Said ve yarenlerinin idamının üzerinden 101 yıl geçti]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.' şeklindeki tarihi ifadeleri haykırdıktan sonra 46 yareniyle idam edilen Şeyh Said Efendi, 101 yıldır Müslüman Kürt halkının zihninde ve kalbinde yer tutuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said Efendi ve 46 arkadaşı, Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından şehid edilişlerinin 101'inci yıldönümünde, rahmet ve minnetle yâd ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tarihin unutulmaz hadiselerinden biri olan Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925'te, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Piran (Dicle) köyünde başladı. Osmanlı'nın çöküşünden sonra İslam'a verilen zararlardan endişe eden ve endişesini de gittiği her yerde dile getiren Şeyh Said Efendi, sahip olduğu her şeyi bu mücadele uğruna feda etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said ve 46 yareninin, 29 Haziran 1925'te Şark İstiklal Mahkemeleri tarafından Diyarbakır'da idam edilmelerinin üzerinden 101 yıl geçse de İslam adına verilen bu mücadeleyi Müslüman Kürd halkı hiçbir zaman unutmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir' sözünü tarihe kazıyan Şeyh Said Efendi'nin mücadelesi, bazı kesimlerin dillendirdiği gibi kavmi ve entinisiteye dayanan bir süreç de değildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şeyh Said Efendi kimdir?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1865, bir rivayete göre ise 1866 yılında Elazığ'ın Palu ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğunu, Palu ve Hınıs'ta geçirdi. Babası Şeyh Mahmud Fevzi'nin o zamanlar Palu, Piran ve Hınıs'ta medreseleri vardı. İlmi tahsilini babası Şeyh Mahmud Fevzi'nin medreselerinde, bölgenin en birikimli âlimlerinin yanında yapan Şeyh Said, Palu'da Şeyh Hasan, Muş'ta Molla Muhammed, Malazgirt'te Molla Musa ve Molla Abdulhamid'in yanında okudu. Şeyh Said özel bir eğitime tabi tutularak en yetenekli mollalardan İslami ilimler alanında ciddi bir eğitim aldı ve medresede ders vermeye başladı. Babasının vefatıyla medrese ve tekke hizmetlerini yürütme vazifesi, ailenin büyüğü olan Şeyh Said'e kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, kendi dönemindeki âlimler içerisinde en muteber âlimler arasındadır. Klasik medrese usulüne vakıf olan Şeyh Said Efendi'nin, astronomi, felsefe, geometri (hendese), matematik gibi ilimleri de iyi bildiği belirtilmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in Kürtçenin Kırmanci ve Zazaki lehçelerinin yanı sıra Arapça, Farsça, Türkçe, Urduca ve Ermenice dillerini bildiği nakledilir. Ermeniceyi, Palu ve Hınıs'ta yaşayan Ermenilerden öğrenmiştir. Şeyh Said Efendi hakkında; Hıristiyanlığa ciddi derecede vakıf olduğu da söylenir. Ermeniler birçok konuda anlaşmazlığa düştüklerinde Şeyh'in yanına gelirler ve onun hakemliğinde problemlerini hallederlerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kemalist rejimin İslam ve İslami değerlere saldırıları kıyama neden oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tarihin unutulmaz hadiselerinden olan Şeyh Said Kıyamı; 13 Şubat 1925'te, Dara Hênê (Hani) vilayetinin Eglê (Eğil) bucağına bağlı Piran (Dicle) köyünde başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Halifeliğin kaldırılması, 'Türk Ulus Devleti'nin oluşturulması ve yeni sistemin dayatmaları sonucu, İslami kurumlar kapatılmış, İslami eğitim sistemi lağvedilmişti. Bu gidişatın zulüm olduğuna ve buna karşı durulması gerektiğine inanan Şeyh Said Efendi, kıyamdan çok daha önce bölge şeyh ve ağalarına gönderdiği mektuplarda, Kemalist sistemden şikâyet ediyor, ayağa kalkma (kıyam) fikri öneriyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ayaklanmanın niteliğine vakıf olmak adına Şeyh Said'in bazı mektuplarına göz atılabilir. Urfa'daki Milli Aşireti Reisi Halil Bey'e gönderdiği mektupta, Şeyh Said Efendi şu ifadelere yer verir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Şimdiki hükümet İslam Hilafetini, Saltanatı, meşihatı İslamiye'yi (Şeyhülislam Makamı) ve ilim medreselerini ilga etmiş, Evkaf Nezaretini (Vakıflar Bakanlığı) kâfirlik maarifine ilca etmiş (çevirmiş), kadınlık mesturunu (örtünme) kaldırmış, zinayı ve içki içilmesini, kadınların yabancılarla dans yapmasını mübah kılmış, bu gibi fuhşiyata mahsus mesela dans salonu, tiyatro, sinema, bar ve umumhane gibi geniş binalar inşa etmişler, Allah (celle celaluhu) ve Resulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) dini olan dinimizle istihza (alay) etmekte bulunmuşlar, onların namına olarak ahkâmı İslamiyeyi tahkir ve İslamiyet'in esaslarını değiştirmişler, erkânı sarsmışlar, dine karşı ve bu din erbabına karşı ilan-ı harp eylemişler. Allah Taala din ve Şeriatın intikamını almaya başlamıştır. Himmetinizden muavenet talebinde bulunuyorum, bütün aşiretlerinize bildiriniz.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kıyamın başlangıcı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, yeni rejimin yapısından hiç hoşnut değildir. İslam ve İslami değerlere saldırıları nedeniyle Kemalist rejime karşı koymayı düşünür. Nitekim 27 Aralık 1924'te Hınıs'tan Kırıkhan köyüne gelir. Mir Selim-ê Zirkani ile bölgenin tüm ileri gelenleri, Şeyh Said Efendi'yi burada ziyaret eder. Şeyh Said Efendi, kıyam kararını ilk olarak burada açıklar. Bu karar, 'Şeriat-i Ğarra-i Ahmediyye' için harekete geçmektir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>15 Ocak günü Genç'e geçen Şeyh Said, burada bulunduğu yedi gün içinde, Solhan, Melikhan, Karakoçan, Çan nahiyesi şeyhleri, Karlıova, Cibran aşireti reisi ve Genç ağaları ile bir araya gelir. Burada yapılan istişareler, alınan önemli kararlar, hemen her tarafa bildirilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Durumdan haberdar olan Kemalist rejim, kıyamı doğmadan boğmak için Piran'da bir provokasyon sahneye koyar. Şeyh Said'in 1926'da başlaması öngörülen kıyamı erken doğuma zorlanır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Devlet tarafından hazırlanmış 12 kişilik bir müfreze, Şeyh Said Efendi Piran'da bir düğündeyken oraya gelir. Yöredeki mahkûmlar da herkes gibi Şeyh Said Efendi'yi dinlemek için gelmiştir. Askeri müfreze, 'Mahkûmları götüreceğiz' diye ısrar eder ve silah patlatır. Çıkan çatışmada, Hasan Tahsin isminde bir müfreze mülazımı ölür, birkaç asker yaralanır, diğerleri esir alınır. Böylece kıyam, zamanından önce başlamış olur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Bu kıyam, İslam'ın bu topraklarda yeniden hâkim kılınması içindir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said kıyamı, kısa bir sürede üç koldan yayılmaya başlar. Kıyamın en büyük eksikliği askeri önderliğin olmayışıdır. Kıyam saflarındaki Miralay Halid Bey ve arkadaşlarının bir yıl önceden gözaltına alınması, askeri tecrübesi olmayan kıyam önderlerinin taktik ve strateji geliştirmesini engeller.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kıyam rehberi Şeyh Said, 14 Şubat 1925 günü, yani Piran hadisesinden bir gün sonra ilk yazılı emrini verir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bismillahirrahmanirrahim. Bizler İslam'ın ve İslam Peygamberi'nin yüceltileceği ve zalim Mustafa Kemal'in kendi eliyle kurduğu hükûmetin zevale uğratılacağı ve onların yeryüzünden silineceği bir zamana girmiş bulunuyoruz. Cihat etmek her Müslümana farzdır. Bu kıyam, İslam'ın bu topraklarda yeniden hâkim kılınması içindir. Bu çağrı, sizin Müslüman kabilenizin bu büyük cihada katılması içindir. Bu davete içtenlikle 'Lebbeyk' diyeceğinize inanıyorum.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ey insanlar! İslam'ı bu kâfirlere karşı koruyalım. Aksi takdirde bu kâfir hükûmet, bizi de kendisi gibi yapacaktır. Bunun için, ona karşı cihat etmek farzdır.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Emir'el- Mûcahidin Seyyid Mûhammed Said el- Naqşibendi'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Piran'daki olay duyulur duyulmaz, Kürdistan'ın bütün aşiret reisleri Karakoçan'ın Çan nahiyesinde toplanıp karar alır. Bölgenin tanınmış âlimlerinden Şeyh Ahmed Efendi'nin türbesinin yanında, kıyama ihanet edilmemesi için Kur'an-ı Kerim üzerine yemin edilir. Bu plan gereğince cepheler ve bu cephelerin komutanları belirlenir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kemalist rejimin oyunları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hareketin başlangıcında Fethi Okyar, kıyama biraz daha ılımlı baktığı için, Mustafa Kemal'in emri ile istifa ettirilip onun yerine 'Biz hocaları ortadan kaldırmadıkça, hiçbir şey yapamayız' diyen İsmet İnönü, başbakan yapılır. Takrir-i Sükûn kanunu çıkarılarak Şark İstiklal Mahkemeleri kurulur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Müslümanların, Şeyh Said önderliğindeki kıyamını silahla durduramayacağını anlayan Kemalist rejim, para karşılığı satın aldığı uşaklarını kıyam erlerinin arasına sokarak hareketin rotasını değiştirmeye çalışır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şubat ayının sonlarında bazı aşiretler, Kemalist rejimin tehdit ve telkinleriyle, Şeyh Said'e biat etmelerine rağmen O'nu arkadan vurur. Bu durum, harekette bir dönüm noktası olur ve artık her şey rejimin lehine işlemeye başlar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kıyamın Diyarbakır önlerinde durduruluşu acı felaketi getirir. Diyarbakır merkezde rejim tarafından yönetilen provokatörler 'Bıji Şeyh Said' sloganları ile hırsızlık yapar, hatta namusa saldırır. Ne var ki ahali bu durumdan çok da haberdar değildir. Bu provokasyonlar, Diyarbakır halkının Şeyh Said ve yarenlerine istenilen düzeyde yardım edilmesini engeller.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kaldı ki silah ve teçhizat eksikliği de kıyamın başarısızlığının en büyük nedenlerinden biridir. Çevre illerden ele geçirilen topları kullanabilecek hiç kimse yoktur. Bundan dolayı ele geçirilen ağır silahlar tahrip edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Unutulmayacak büyük ihanet</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in bacanağı Binbaşı Kasım, Şeyh Said kuvvetleri ile beraber idiyse de aslında Kemalist rejim tarafından satın alınmıştır. Binbaşı Kasım, Şeyh Said ve hareketin seyri hakkında rejime her zaman bilgi verir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said ve beraberindekiler, 14 Nisan'da, doğuya doğru yola koyulur. 15 Nisan'da Muş'taki Abdurrahman Paşa Köprüsü'ne geldiklerinde, Şeyh Said Efendi, bizzat bacanağı Kasım Bey tarafından esir alınır ve Kemalist rejime teslim edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu ihanet Kürt tarihindeki ne ilk ne de son ihanettir. Şeyh Said Efendi, kıyamı süresince 3 kez büyük ihanete uğrar. Biri, Malatya üzerine yürürken Alevilerden, biri Kiğı üzerine yürürken Kürt milliyetçisi Xormek aşiretinden, sonuncusu ve nihai darbeyi ise bacanağı Binbaşı Kasım Bey'den alır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şeyh Said savunmasını verir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Daha sonra baskı, zulüm ve katliam dolu günlerde, Şeyh Said ve arkadaşları tutuklanarak Diyarbakır'a getirilir. Ardından Şeyh Said Efendi, zulümleri ve katliamları meşrulaştıran dönemin Şark İstiklal Mahkemelerinde yargılanır. 'Yargılama' sürecinde konuşan Şeyh Said, savunmasında, İslam hukukundan hareketle kıyamın vacip olduğunu, sistemin halka zulmettiğini, küfrün yayılmaya başladığını, İslam'a saldırı olduğunu belirterek hareketinin başlama sebeplerini anlatır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>İdam sehpasına çıkışı</b></span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, bugün Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde kendi adıyla anılan 'Şeyh Said Meydanı'nda' idam edilir. 101 yıl önce 46 arkadaşıyla beraber idam sehpasına çıkarılan Şeyh Said Efendi'nin yüzünde ve hareketlerinde hiçbir korku ya da tereddüt olmamakla beraber tekbirlerle idam sehpasına gittiği o günün tanıkları tarafından anlatılagelmiştir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Müslüman halkın dini ve kültürel değerlerine karşı İttihat ve Terakki zihniyetinin başlattığı süreçte yaşanan zulümlere karşı durduğu için hedef alınan Şeyh Said ve yarenlerinin şehid edilmesinin ardından, Müslüman Kürt halkı üzerinde büyük bir zulüm furyası başlatılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sürgünler ve toplu katliamlarla beraber İslami değerlere karşı tasfiye süreci işletilir. Bu dönemde binlerce insan katledilir. Toplumun önderleri konumunda olan birçok âlim idam edilir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlar hayattan koparılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kıyam, tamamen İslami bir endişe ile gerçekleştirildi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said'in mücadelesi bazı kesimlerin dillendirdiği gibi kavmi, entinisiteye dayanan bir süreç değildi. Bu anlamda gayret içerisine girenler bu büyük zatı bir bölgeye, bir halka münhasır kılarak milliyetçi/ulusalcı bir karaktere büründürerek, onu Müslüman milletlerden zihni ve duygusal olarak koparmayı hedeflemektedir. Şeyh Said Efendi'nin mücadelesi Kürdistan'a hapsedilecek ve sadece Müslüman Kürd halkının özeline indirgenecek bir kıyam değildi. Bu mücadele tarih boyu var olan hak-batıl mücadelesinin örneklerinden biriydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Cumhuriyetin ilanından sonra Hilafet kurumunun lağvedilmesi ve İslami değerlere olan saldırılar, Osmanlı bakiyesi topraklarda tüm Müslüman halklarda olduğu gibi Kürtler üzerinde de çok büyük olumsuz etkilere neden oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kemalist sistem Türk etnik ulusçuluğunu siyasal sisteme dönüştürürken bu toprakların asli unsuru olan Kürtleri dışlamıştı. Bütün bu gerekçelerin tamamı Şeyh Said hareketine zemin hazırlamıştı. Şeyh Said Efendi ve tüm Kürt ileri gelenleri, durum değerlendirmesi yapmış ve Kemalist rejimin İslam düşmanlığına karşı çıkılmaması durumunda bu vebale ortak olunacağına kanaat etmişlerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Ne ben Hazreti Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said, mücadelesinin ilk aşamalarında çoğu zaman ailesinden uzak kalıyordu. Zamanını, İslami değerleri ayakta tutma mücadelesine adıyordu. Bu süreçte hanımıyla çok dikkat çekici bir diyalog yaşayan Şeyh Said, şu dersi veriyordu:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine de bunlara karşı çıkacağım. Ne ben Hazreti Hüseyin'den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bunlara karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi 'Ey Said! Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah'ın emirlerini ayaklar altına almışlar. Evet, ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Mücadelem Allah ve dini içindir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şeyh Said Efendi, idam edilmeden önce varlık gerekçesini ortaya koyarak, 'Değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dini içindir.' şeklindeki tarihi ifadeleri haykırmış, kendinden sonra gelecek nesillere hem davasının mefhumunu anlatmış hem de zalimlerin yüzüne karşı hakkı dile getirmişti. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:03:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/mucadelem-allah-ve-dini-icindir-seyh-said-ve-yarenlerinin-idaminin-uzerinden-101-yil-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="35914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[At ahırından işkence merkezine: Tedmur Cezaevi Esed rejiminin karanlık yüzü oldu]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'de onlarca yıl boyunca muhaliflerin hafızasına kazınan Tedmur Cezaevi, yalnızca bir tutukevi değil, Esed ailesinin kurduğu baskı düzeninin en kanlı sembollerinden biri olarak tarihe geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fransız manda yönetimi döneminde 1930'lu yıllarda at ahırı olarak inşa edilen yapı, önce askeri tesise, ardından askeri cezaevine dönüştürüldü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1966'dan itibaren siyasi tutukluların gönderilmeye başlanmasıyla birlikte Tedmur, sistematik işkencenin ve infazların merkezi haline geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hafız Esed'in 1970 yılında iktidara gelmesiyle cezaevi, rejime muhalif Müslümanlar, solcular, milliyetçiler ve farklı siyasi görüşlerden binlerce kişinin tutulduğu bir korku kampına dönüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>1980 katliamı: Bir gecede yaklaşık bin 200 tutuklu öldürüldü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur Cezaevi denildiğinde akla gelen ilk olay, 27 Haziran 1980'de gerçekleştirilen katliam oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hafız Esed'e yönelik suikast girişiminin ardından kardeşi Rıfat Esed'in komutasındaki Savunma Tugayları cezaevine baskın düzenledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşlarının tahminlerine göre yaklaşık bin 200 tutuklu saatler içerisinde kurşuna dizilerek öldürüldü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cesetlerin büyük bölümü çöl bölgesindeki toplu mezarlara gömüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Katliam, modern Ortadoğu tarihinin en büyük cezaevi infazlarından biri olarak kayıtlara geçti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İşkencenin adı: 'Karşılama töreni'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur'a getirilen her tutuklu, daha cezaevine girmeden saatler süren ağır işkenceden geçiriliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayatta kalan eski tutukluların anlatımlarına göre mahkumlar otomobil lastiklerinin içine sokuluyor, ardından yüzlerce kırbaç darbesine maruz bırakılıyordu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı tanıklar, tutukluların kanalizasyon sularını yalamaya zorlandığını, bunu reddedenlerin ise ölümüne dövüldüğünü aktarıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşkence yalnızca ilk günle sınırlı kalmıyordu. Gün içinde defalarca dayak, askıya alma, elektrik verme ve psikolojik baskı uygulanıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkumlar birbirlerini dövmeye zorlanıyor, tedavi edilmelerine izin verilmiyor, en küçük itiraz ise ağır cezalarla karşılık buluyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İnsan yaşamına uygun olmayan hücreler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların ifadelerine göre Tedmur'daki koğuşlar insanların yaşayabileceği koşullardan tamamen uzaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kalın beton duvarlarla çevrili, havasız ve aşırı kalabalık koğuşlarda yüzlerce kişi aynı alanı paylaşmak zorunda bırakılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Penceresi bulunmayan hücrelerde yaşanan boğulma vakaları nedeniyle tavana küçük açıklıklar açıldı. Ancak bu açıklıklar havalandırma amacıyla değil, gardiyanların mahkumları 24 saat gözetleyebilmesi için kullanılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkumların tavana bakması dahi yasaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sessizlik zorunluydu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cezaevinde yüksek sesle konuşmak, toplu yürümek, dini ibadet yapmak hatta koğuş içinde normal şekilde hareket etmek bile yasaktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tutuklular yalnızca fısıldayarak konuşabiliyor, aile görüşmeleri ise ya hiç yaptırılmıyor ya da rüşvet karşılığında birkaç dakikayla sınırlandırılıyordu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Görüş sırasında cezaevindeki işkenceden söz edenler yeniden ağır işkenceye maruz kalıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mahkemeler dakikalar içinde ölüm kararı veriyordu</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tedmur'da kurulan askeri saha mahkemeleri, hukuki bir yargılamadan çok infaz mekanizması olarak çalışıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların anlatımlarına göre sanıklar gözleri bağlı şekilde mahkeme salonuna çıkarılıyor, kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmeleri isteniyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnkâr edenler yeniden işkenceye götürülüyor, kabul edenlerin dosyası ise çoğu zaman bir dakikadan kısa sürede sonuçlandırılıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ardından idam kararı okunuyor ve infaz süreci başlıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>On binlerce infaz iddiası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eski tutukluların ortak tanıklıklarına göre cezaevinde yıllarca haftanın belirli günlerinde toplu idamlar gerçekleştirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İdam edilenler onlarca kişilik gruplar halinde darağaçlarına çıkarılıyor, cesetleri daha sonra Tedmur çölündeki toplu mezarlara taşınıyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hayatta kalan bazı eski tutuklular, kendi kayıtlarına göre yıllar içerisinde infaz edilenlerin sayısının 25 ila 35 bin arasında olabileceğini öne sürüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu rakamlar bağımsız biçimde doğrulanamamış olsa da Tedmur'un, Esed rejiminin en büyük infaz merkezlerinden biri olduğu konusunda insan hakları kuruluşları arasında geniş görüş birliği bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Beşar Esed döneminde yeniden açıldı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2001 yılında kapatılan Tedmur Cezaevi, Suriye devriminin başlamasının ardından 2011'de yeniden faaliyete geçirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu kez rejim karşıtı göstericiler, aktivistler ve muhalifler cezaevine gönderildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün verilerine göre cezaevinde kısa süre içinde yaklaşık 2 bin 500 tutuklu bulunuyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>2015 yılında DAİŞ'in Tedmur'u ele geçirmesinden önce tutuklular başka cezaevlerine nakledildi. Örgüt daha sonra cezaevini patlayıcılarla havaya uçurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hak savunucuları ise cezaevinin yıkılmasının, Esed rejiminin işlediği suçların fiziksel delillerinin de büyük ölçüde ortadan kaldırılmasına yol açtığını savundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hafızalarda silinmeyen bir sembol</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Tedmur Cezaevi ayakta olmasa da Suriye'de Esed ailesi döneminde yaşanan sistematik işkence, zorla kaybetme, keyfi infaz ve ağır insan hakları ihlallerinin en güçlü sembollerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları örgütleri, Tedmur'da yaşananların bağımsız biçimde araştırılması, toplu mezarların ortaya çıkarılması ve sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi çağrılarını sürdürüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:50:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/at-ahirindan-iskence-merkezine-tedmur-cezaevi-esed-rejiminin-karanlik-yuzu-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="25172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazze'de açlığın en ağır yükü: Kırılan onurlar]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yardım mutfaklarının durması, fahiş fiyatlar ve derinleşen yoksulluk Gazze halkını her geçen gün daha büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Bir zamanlar kendi emeğiyle geçinen aileler bugün bir lokma ekmek için mücadele ederken, açlık insan onurunu da ağır bir sınavdan geçiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yardım mutfaklarının birer birer kapanması, kuşatma altında hayatta kalma mücadelesi veren yüz binlerce insanı yeni bir felaketle karşı karşıya bıraktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlık artık yalnızca boş kalan sofralarla değil, insan onurunu hedef alan ağır bir sınavla da kendini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bir öğün yemek, bir ailenin umudu haline geldi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de aylardır süren kuşatma, yıkım ve yerinden edilme dalgası, halkın hayat koşullarını tarihin en ağır insani krizlerinden birine dönüştürdü. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir zamanlar kendi emeğiyle geçinen, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilen aileler bugün bir öğün yemek bulabilmek için büyük bir mücadele veriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte yardım mutfakları, binlerce aile için sadece sıcak yemek dağıtan merkezler olmadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aynı zamanda toplumun ayakta kalmasını sağlayan son sosyal dayanışma ağlarından biri haline geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok aile için bu mutfaklardan alınan bir kap yemek, gün boyunca tüketilebilen tek öğün anlamına geliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak sınır kapılarının kapalı tutulması, yardım girişlerinin kısıtlanması ve yakıt sıkıntısı nedeniyle bu merkezlerin önemli bölümü faaliyetlerini durdurdu ya da ciddi şekilde azaltmak zorunda kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Böylece Gazze'de zaten kırılgan olan hayat koşulları daha da ağırlaştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlık yalnızca mideyi değil, insanın ruhunu da yaralıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de yaşanan tabloyu yalnızca bir gıda krizi olarak değerlendirmek eksik kalıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü bölgede yaşananlar, insanların gündelik hayatlarını ve psikolojilerini derinden etkileyen bir insani çöküşe dönüşmüş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok aile, çocuklarına yiyecek bulamamanın çaresizliğiyle karşı karşıya kalırken, yardım istemek zorunda kalmanın verdiği psikolojik yükü de taşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle savaş öncesinde düzenli bir gelire sahip olan aileler için bu durum daha da ağır hissediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze toplumunda yıllardır güçlü olan dayanışma kültürü ve insan onuruna verilen önem, bugün açlığın en sert darbelerinden birini alıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar yalnızca karınlarını doyurmaya değil, aynı zamanda onurlarını koruyarak hayatta kalmaya çalışıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Pazarlarda fiyatlar ulaşılmaz seviyelere çıktı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgede sınırlı miktarda bulunan gıda ürünleri ise çoğu ailenin satın alma gücünün çok üzerine çıkmış durumda. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Un, pirinç, yağ ve temel ihtiyaç malzemeleri birçok kişi için lüks haline gelirken, karaborsa piyasaları da fiyatları daha da yukarı taşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de artık pazara gitmek sıradan bir alışveriş faaliyeti olmaktan çıktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsanlar çoğu zaman ihtiyaç duydukları ürünleri alamadan geri dönüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok aile, elindeki son birikimleri de tüketmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ekonomik çöküş, savaşın yıkıcı etkileriyle birleşince bölgede gelir elde etme imkanları da neredeyse tamamen ortadan kalktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İş yerlerinin büyük bölümü ya yıkıldı ya da faaliyet gösteremez hale geldi. Bu nedenle aileler yalnızca pahalı ürünlerle değil, gelir eksikliğiyle de mücadele ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yemek bulunsa bile pişirmek başka bir sorun</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'deki krizin bir diğer boyutu ise yakıt ve tüp gaz eksikliği. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bölgede yaşayanlar çoğu zaman yiyecek bulsalar bile bunu pişirecek imkanlardan mahrum kalıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yakacak odun ve karton parçaları günlük hayatın vazgeçilmez unsurları haline gelirken, birçok aile plastik ve çeşitli atıkları yakarak yemek hazırlamaya çalışıyor. Bu durum özellikle çocuklar ve yaşlılar için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çadırların ve hasarlı evlerin içine dolan yoğun duman, solunum yolu hastalıklarını artırırken, insanların hayat koşullarını daha da ağırlaştırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gazze'de hedef yalnızca bedenler değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar ve insan hakları kuruluşları uzun süredir Gazze'deki açlık krizinin yalnızca insani yardım eksikliğiyle açıklanamayacağını vurguluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü bölgede yaşananlar, insanların günlük yaşamlarını sürdürebilme kapasitesini sistematik biçimde aşındırıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir toplumun eğitimli, üretken ve çalışkan bireylerini günün büyük bölümünü ekmek arayarak geçirmek zorunda bırakmak, sadece ekonomik bir sorun değil aynı zamanda sosyal ve insani bir yıkım anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Gazze'de birçok anne ve baba, çocuklarının açlığını giderebilmek için imkansızlıklarla mücadele ederken, aynı zamanda ailelerinin onurunu korumaya çalışıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle bölgede yaşanan kriz yalnızca gıda eksikliğiyle değil, insanlık onuruna yönelik ağır bir sınav olarak da değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Açlıkla birlikte büyüyen sessiz çığlık</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gazze'de her geçen gün daha fazla aile yardım mutfaklarının yeniden açılmasını ve insani yardım girişlerinin artırılmasını bekliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü birçok kişi için mesele artık hayat standartlarının düşmesi değil, hayatta kalabilmek.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Saldırılar, yıkım ve kuşatma altında geçen ayların ardından Gazze halkı bugün yalnızca bir lokma ekmek için değil, insan olarak kalabilmek için mücadele veriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açlığın gölgesinde büyüyen bu sessiz çığlık, dünyanın gözleri önünde yaşanan en ağır insani trajedilerden biri olarak kayıtlara geçiyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Gazze</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:48:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/gazzede-acligin-en-agir-yuku-kirilan-onurlar.jpg" type="image/jpeg" length="25398"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Selime Muhtar hayatını kaybetti: 'Şehitler Şeyhi' Ömer Muhtar'ın mirası nesiller boyunca nasıl taşındı?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Libya'da Ömer Muhtar'ın torunlarından Selime Muhtar'ın hayatını kaybetmesi, 'Şehitler Şeyhi' olarak bilinen direniş liderinin mirasının aile içinde ve toplumsal hafızada nasıl korunduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Muhtar ailesi, bu mirasın yalnızca kan bağıyla değil, sözlü tarih ve anlatılarla nesilden nesle aktarıldığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Libya'nın Bingazi kentinde Selime Muhtar'ın vefatı, sadece bir aile kaybı değil, aynı zamanda Libya'nın anti-sömürge mücadelesinin hafızasına dair tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın ailesi, 'Şehitler Şeyhi' olarak anılan direniş liderinin mirasını yaklaşık bir asırdır yazılı belgelerden çok sözlü anlatılarla koruyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Aile üyeleri, Muhtar'ın yalnızca tarih kitaplarında yer alan bir figür olmadığını, ev içinde anlatılan hikâyeler, anılar ve kuşaktan kuşağa aktarılan tanıklıklarla yaşatıldığını belirtiyor. Bu anlatımların, özellikle kadın aile bireyleri aracılığıyla yeni nesillere ulaştığı ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Bir vefatın açtığı daha büyük soru: Hafıza nasıl korunur?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Libya'da Ömer Muhtar'ın torunlarından Selime Muhtar'ın hayatını kaybetmesi, ilk bakışta ailevi bir kayıp gibi görünse de aslında çok daha geniş bir soruya kapı araladı: Bir milletin direniş hafızası nasıl ayakta kalır?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Ömer Muhtar'ın hikâyesi yalnızca 20. yüzyıl başındaki İtalyan sömürgeciliğine karşı verilen bir mücadele değil aynı zamanda kimlik, onur ve bağımsızlık fikrinin nesiller boyunca taşınmasıdır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Onun İslami mücadelesi, Libya toplumunda sadece tarih kitaplarına değil evlerin içine, aile sohbetlerine ve gündelik anlatılara yerleşmiş bir hafıza formuna dönüşmüştür.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Senûsî direnişi: Bir askeri mücadeleden daha fazlası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın liderliğini yaptığı Senûsî direnişi, klasik anlamda bir savaşın ötesinde, bir toplumun var olma iradesini temsil eder.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 20 yıl boyunca süren bu mücadele, modern sömürgecilik karşısında yerel direnişin en organize örneklerinden biri olarak kabul edilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhtar'ın stratejisi yalnızca askeri değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmaya dayalıydı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çöl coğrafyasını iyi kullanması, küçük birliklerle büyük bir imparatorluğa karşı direnmesi ve sürekli hareket kabiliyeti, onu tarihsel olarak farklı bir yere taşımıştır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1931 yılında idam edilerek şehit edilmesi bu direnişi bitirmemiş, aksine sembolik bir güç haline getirmiştir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Libya'da ve Arap dünyasında Ömer Muhtar, 'yenilmeyen irade' ve 'onurlu direniş' kavramlarının karşılığı olarak görülür.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sözlü tarih: Arşivlerden daha güçlü bir hafıza</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Haberde öne çıkan en önemli unsur, bu mirasın yalnızca yazılı belgelerle değil, sözlü anlatılarla korunmasıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhtar ailesi içinde aktarılan hikâyeler, yalnızca biyografik detaylar değil aynı zamanda bir dönemin ruhunu taşıyan tanıklıklardır. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu anlatılar, sömürge döneminde yaşanan baskıları, dağınık direniş hücrelerini ve toplumsal dayanışmayı canlı tutmaktadır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Burada dikkat çeken nokta, kadınların rolüdür. Aile içi hafızanın taşınmasında kadınların merkezî bir konumda olduğu görülmektedir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, birçok toplumda olduğu gibi Libya'da da tarihsel hafızanın sadece savaş alanlarında değil, ev içinde üretildiğini göstermektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Ömer Muhtar'ın mirası neden hâlâ güçlü?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın etkisinin bugün hâlâ güçlü olmasının birkaç temel nedeni vardır:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birincisi, mücadelesinin 'İslami bir tam bağımsızlık' fikrine dayanmasıdır. Muhtar, yalnızca bir işgale karşı değil, emperyalist bir yaşam biçiminin dayatılmasına karşı da direnmiştir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İkincisi, kişisel yaşamındaki sadelik ve adalet anlayışıdır. Onun hakkında aktarılan anlatılarda, güç ve otoriteye değil, ahlaki ilkelere dayalı bir liderlik modeli öne çıkar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üçüncüsü ise sembolleşme gücüdür. İdamı, tarihsel olarak bir son değil, kolektif hafızada bir başlangıç noktası haline gelmiştir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Muhtar, sadece Libya'nın değil, sömürgeciliğe karşı İslami direnişin evrensel simgelerinden biri olarak kabul edilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Aile hafızasından ulusal hafızaya</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Selime Muhtar'ın vefatı, aslında bir dönüşüm sürecini de görünür kılıyor: Aile hafızasının yavaş yavaş ulusal hafızaya karışması.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhtar ailesi için bu miras hiçbir zaman 'özel bir ayrıcalık' olarak görülmedi. Aksine, bu tarih Libya halkının ortak belleğinin bir parçası olarak kabul edildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yaklaşım, Ömer Muhtar'ın şahsiyetinin bireysel bir kahramanlık hikâyesinin ötesine geçmesini sağlamıştır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün onun adı yalnızca Libya'da değil, birçok ülkede özgürlük mücadelesinin sembolü olarak anılıyorsa, bunun nedeni tam da bu kolektif sahiplenmedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Hafızanın geleceği: Yazılı kayıtlar ve sözlü anlatılar arasında</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Araştırmacılar, Ömer Muhtar'ın mirasının geleceğinin iki ana eksene bağlı olduğunu vurguluyor: Sözlü anlatıların korunması ve yazılı arşivlerin güçlendirilmesi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü sözlü tarih, duyguyu ve yaşanmışlığı taşırken yazılı kaynaklar bu hafızayı kalıcı hale getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu iki alan birlikte çalışmadığında, tarih parçalı ve eksik kalabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Selime Muhtar gibi hafıza taşıyıcılarının kaybı ise bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Bir direnişten daha fazlası</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ömer Muhtar'ın hikâyesi, yalnızca bir sömürge karşıtı direniş değil aynı zamanda bir halkın kimliğini, onurunu ve bağımsızlık iradesini nasıl koruduğunun da hikâyesidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün onun mirası, yalnızca tarih kitaplarında değil, Libya'nın evlerinde, anlatılarında ve kolektif hafızasında yaşamaya devam ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ve bu miras, bir kişinin değil, bir halkın hafızası olarak varlığını sürdürüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Adana</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:45:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/selime-muhtar-hayatini-kaybetti-sehitler-seyhi-omer-muhtarin-mirasi-nesiller-boyunca-nasil-tasindi.jpg" type="image/jpeg" length="92500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'nin Afganistan ve Irak'ta bağımsız (!) ordu inşası]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin Afganistan ve Irak'ta milyarlarca dolarlık yatırımlarla kurduğu sistem, Amerikan askeri varlığı ve teknik desteği çekildiğinde kısa sürede işlevsiz hale geldi. Süreç, Washington'ın 'bağımsız ordu inşası' yerine dış desteğe bağımlı güvenlik yapıları oluşturduğu yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD, Afganistan ve Irak'ta uzun yıllar süren işgali sırasında, bu ülkelerde modern hava kuvvetleri kurduğunu ve yerel orduları güçlendirdiğini savundu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Milyarlarca dolarlık bütçeler, gelişmiş savaş uçakları, helikopterler ve eğitim programları bu sürecin temel unsurları olarak sunuldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak sahadaki gerçeklik, bu iddianın çok daha karmaşık bir tabloya karşılık geldiğini gösterdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Amerikan askerlerinin, teknik personelinin ve lojistik ağının geri çekilmesiyle birlikte, geride çoğu zaman uçamayan uçaklar, bakımsız helikopterler ve hızla çözülen askeri yapılar kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, yalnızca iki ülkeye özgü bir askeri başarısızlık olarak değil, ABD'nin farklı coğrafyalarda uyguladığı güvenlik mimarisinin yapısal bir sorunu olarak da tartışılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Uçak vardı ama hava gücü yoktu'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern savaşlarda hava gücü yalnızca uçak envanteriyle ölçülmüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir savaş uçağının veya helikopterin etkin biçimde görev yapabilmesi için sürekli bakım zinciri, yedek parça tedariki, eğitimli teknisyenler, mühimmat lojistiği, radar sistemleri ve entegre komuta-kontrol altyapısı gerekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan ve Irak'ta kurulan sistemler ise bu bileşenlerin önemli bir kısmında dış desteğe bağımlı şekilde tasarlandı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uçaklar yerel ordulara teslim edildi ancak bu uçakların sürdürülebilirliğini sağlayan teknik ekosistem büyük ölçüde Amerikan yüklenicilerine ve danışmanlarına bağlı kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sonuçta ortaya çıkan yapı, bağımsız bir hava kuvvetinden çok, dış destek sürdüğü sürece çalışabilen bir sistem oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Afganistan: Bakım zinciri çöktüğünde hava gücü de çöktü</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan'da 2021 yazında yaşanan hızlı çöküş, bu modelin en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mücahitlerin ilerleyişi sırasında Afgan hava unsurları teknik olarak hâlâ envanterdeydi ve pilotlar görev uçuşları yapabiliyordu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak kritik sorun pilot eksikliğinden ziyade bakım ve lojistik altyapının sürdürülemez hale gelmesiydi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Amerikan destekli bakım şirketlerinin ve teknik ekiplerin sahadan çekilmesiyle birlikte:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Helikopterlerin büyük bölümü onarılamaz hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Yedek parça akışı durdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Uçaklar hangarlarda beklemeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Operasyonel sorti sayısı hızla düştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Black Hawk helikopterleri gibi gelişmiş platformlar kısa sürede kullanılamaz hale geldi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hava desteğinin kesilmesi, sadece teknik bir soruna neden olmadı. Cephedeki birliklerin mühimmat ve ikmal erişimi zayıfladı, yaralı tahliyeleri aksadı ve kuşatma altındaki noktalar desteklenemez hale geldi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, askeri çözülmeyi hızlandıran en önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Psikolojik kırılma ve savaşın çözülmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan'daki çöküşün yalnızca teknik değil, psikolojik bir boyutu da olduğu vurgulanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri unsurların hava desteğini kaybetmesi, sahadaki birliklerde 'stratejik yalnızlık' algısını güçlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu algı, birçok askerin savaşın sonucunun değişmeyeceğine inanmasına ve direnç kapasitesinin düşmesine yol açtı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Böylece askeri çöküş, teknik sorunlarla psikolojik kırılmanın birleşimiyle hızlandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD'nin müdahale modeli: Güvenlik mi, bağımlılık mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin Afganistan ve Irak'ta uyguladığı model, uzun süredir farklı çevrelerde tartışma konusu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirel analizlere göre Washington, bir yandan sözde müttefik ordular oluşturmayı hedeflerken diğer yandan bu orduların tamamen bağımsız hale gelmesini stratejik olarak riskli görüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü bağımsızlaşan askeri yapıların zamanla Amerikan çıkarlarından farklı politikalar geliştirebileceği değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kurulan sistemlerde genellikle kontrollü bir bağımlılık ilişkisi oluşuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Silah sistemleri veriliyor ancak bakım altyapısı dışarıda kalıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Pilotlar eğitiliyor ancak operasyonel planlama dış desteğe bağlı kalıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gelişmiş platformlar sağlanıyor ancak kritik yazılım ve parça zinciri korunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yapı, bazı uzmanlar tarafından 'tam kapasite transferi değil, yönetilen bağımlılık' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İşgal edilen ülkelerde istikrarsızlık</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD'nin Afganistan ve Irak'taki askeri varlığı yalnızca ordu inşasıyla sınırlı kalmadı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Müdahaleler, aynı zamanda iç savaş dinamiklerini, güç boşluklarını ve uzun süreli siyasi istikrarsızlık süreçlerini de beraberinde getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirel yaklaşımlara göre, ABD'nin farklı coğrafyalarda yürüttüğü işgaller:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Devlet kurumlarının zayıflamasına,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Silahlı grupların çoğalmasına,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Güç boşluklarının oluşmasına,</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>-Uzun süreli güvenlik krizlerine zemin hazırladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Irak: F-16'lar ve yarım kalan kapasite</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Irak'ta 2003 sonrası yeniden inşa edilen hava kuvvetleri, bu modelin bir diğer örneği oldu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bağdat yönetimi milyarlarca dolar harcayarak F-16 savaş uçakları gibi gelişmiş platformlar satın aldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu sistemlerin işletilmesinde benzer bir bağımlılık yapısı ortaya çıktı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bakım, yazılım, mühimmat entegrasyonu ve teknik eğitim süreçlerinin önemli bölümleri uzun süre yabancı danışmanlara bağlı kaldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>DAİŞ ile mücadele döneminde Irak hava unsurları operasyonlara katılsa da yüksek teknolojiye sahip platformların sahadaki etkinliği çoğu zaman sınırlı kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha basit ve sürdürülebilir hava araçları operasyonel yükün önemli kısmını taşıdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asıl mesele: Teknoloji değil kurumsal kapasite</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan ve Irak deneyimlerinin ortaya koyduğu en temel tartışma noktası, savaş gücünün yalnızca teknolojiyle ölçülemeyeceği gerçeği oldu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir hava kuvvetinin gerçek kapasitesi teknik insan kaynağına, sürdürülebilir bakım sistemine, kurumsal sürekliliğe, bağımsız lojistik zincirine bağlıdır.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu unsurların eksikliği, en gelişmiş uçakların bile kısa sürede işlevsiz hale gelmesine yol açabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Gökyüzünde güçlü, yerde kırılgan sistemler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afganistan ve Irak örnekleri, modern askeri müdahalelerin en kritik tartışmalarından birini yeniden gündeme taşıdı: Bağımsız ordu inşası gerçekten mümkün mü, yoksa bu süreç doğası gereği bağımlılık mı üretiyor?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ortaya çıkan tabloya göre, milyarlarca dolarlık yatırımlar ve gelişmiş silah sistemleri tek başına sürdürülebilir bir askeri güç oluşturmaya yetmedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Destek mekanizması çöktüğünde, gökyüzünde modern görünen sistemler bile kısa sürede yerde işlevsiz bir yapıya dönüşebildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ve bu durum, modern savaşların en pahalı unsurunun aslında uçaklar değil, onları ayakta tutan görünmez insan ve kurum ağı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:22:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/abdnin-afganistan-ve-irakta-bagimsiz-ordu-insasi.png" type="image/jpeg" length="17842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunus'ta Gannuşi dosyası: Yargının siyasal mühendisliği]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Raşid el-Gannuşi ve Nahda Hareketi'ne yönelik ağır hapis cezaları, Tunus'ta 2021 sonrası siyasi dönüşümün yeni bir aşaması olarak görülürken, muhalefet süreci 'yargı eliyle siyasi tasfiye' olarak değerlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'ta son dönemde Raşid el-Gannuşi ve Nahda Hareketi'ne yönelik verilen ağır hapis cezaları, artık tekil davalar ya da sıradan yargı süreçleri olarak okunamayacak bir siyasi tabloya işaret ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Mesele, 'hukuki bir dosya' olmaktan çıkıp, Tunus'un 2011 sonrası siyasi düzeninin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktasına dönüşmüş gözüküyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yargıdan öte siyasal mühendislik tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi hakkında verilen müebbet hapis ve ek ağır cezalar, sadece bir siyasetçinin yargılanması olarak değil, Tunus'ta devrim sonrası kurulan çoğulcu siyasi alanın daralmasının sembolü olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefet ve insan hakları çevreleri, özellikle 'gizli yapılanma' dosyası gibi uzun süredir gündemde tutulan suçlamaların somut delillerle netleşmemesini, sürecin siyasi karakterini güçlendiren bir unsur olarak görüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede mahkemelerin verdiği kararlar, salt hukuk uygulaması değil devletin muhalif aktörlerle ilişkisini yeniden tanımlayan bir mekanizma olarak okunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yani tartışma artık 'Suç var mı yok mu?' sorusundan ziyade 'Yargı siyasetin neresinde duruyor?' sorusuna evrilmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>2021 sonrası kırılma ve merkezileşen güç yapısı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yapılan değerlendirmelerde en kritik dönüm noktası olarak 25 Temmuz 2021 süreci öne çıkıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Kays Said'in parlamentoyu askıya alması ve ardından anayasal ve kurumsal yapıda yaptığı değişiklikler, Tunus'ta yarı-parlamenter dengeleri büyük ölçüde ortadan kaldırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçten sonra muhalefet, sadece siyasi rekabet alanının daralmasıyla değil, aynı zamanda yargı ve güvenlik mekanizmalarının siyasal alana daha fazla entegre olmasıyla karşı karşıya kaldı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Açılan davalar, verilen cezalar ve tutuklamalar, muhalif çevreler tarafından 'siyasi alanın yeniden dizayn edilmesi' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede Gannuşi dosyası, bireysel bir dava olmaktan çıkarak, devrim sonrası siyasi düzenin sembolik olarak yeniden yazıldığı bir sürecin merkezine yerleşiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Gannuşi figürü: Sadece bir lider değil, bir dönemin temsili</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin bu kadar merkezi bir hedef haline gelmesi, yalnızca siyasi pozisyonuyla değil, temsil ettiği tarihsel rol ile de açıklanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Nahda Hareketi'nin Tunus siyasetindeki ağırlığı, devrim sonrası geçiş sürecinde oynadığı rol ve uzlaşmacı siyaset dili, onu sadece bir parti lideri değil, aynı zamanda bir 'siyasi dönem simgesi' haline getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle ona yönelik sert yargı kararları, muhalefet açısından yalnızca bir kişiye değil, aynı zamanda 2011 sonrası 'demokratik' deneyime yönelik bir müdahale olarak görülüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi'nin hem içeride yargı süreçleriyle hedef alınması hem de dışarıda akademik ve siyasi çevrelerde 'düşünür-siyasetçi' olarak karşılık bulması, bu gerilimi daha da görünür hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yargı bağımsızlığı tartışmasının merkezde olması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tunus'taki tartışmaların bir diğer boyutu, yargı bağımsızlığı meselesi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalifler, anayasal değişiklikler sonrası yargının yürütme organına daha açık hale geldiğini, bunun da siyasi davaların niteliğini etkilediğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu noktada kritik soru şu: Yargı süreçleri gerçekten kriminal suçları mı hedefliyor, yoksa siyasi aktörlerin tasfiyesi için mi kullanılıyor?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İktidar kanadı bu iddiaları reddederken, muhalefet ve uluslararası insan hakları kuruluşları Tunus'ta siyasi özgürlüklerin gerilediğini ve yargının giderek daha fazla politik alanın parçası haline geldiğini ifade ediyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Siyasi alanın daralması ve kutuplaşmanın derinleşmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gelişmelerin bir diğer sonucu, Tunus'ta zaten kırılgan olan siyasi dengelerin daha da sertleşmesi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ekonomik sorunlar, işsizlik ve sosyal gerilimler devam ederken, siyasi rekabet alanının daralması toplumsal kutuplaşmayı artırıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefetin bastırılması, kısa vadede siyasal alanı sadeleştiriyor gibi görünse de uzun vadede temsil krizini derinleştirme riski taşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü 'demokratik' sistemlerde muhalefetin dışlanması, sadece siyasi aktörleri değil, toplumun farklı kesimlerinin temsil kanallarını da zayıflatıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Kays Said yönetimi: Güç yoğunlaşması tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Kays Said'in siyasi sistemi yeniden şekillendirirken yargı mekanizmasını muhalefeti zayıflatmak için kullandığı ve ülkede giderek daha merkezileşmiş bir yönetim modeli inşa ettiği belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Muhalefet ve çok sayıda insan hakları çevresi, son yıllarda açılan davalar ve verilen ağır cezaları tekil hukuki süreçler olarak değil, siyasi alanın yeniden düzenlenmesinin bir parçası olarak değerlendiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede özellikle Nahda ve diğer muhalif aktörlere yönelik yargı süreçlerinin, siyasi rekabeti daraltan bir işlev gördüğü ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirilerde ortak vurgu, yargının bağımsız bir denetim mekanizması olmaktan çıkarak, siyasi tasfiyenin aracı haline geldiği yönünde. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu değerlendirme, özellikle 2021 sonrası artan tutuklamalar ve siyasi dosyalarla birlikte daha güçlü bir zemine oturmuş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b> 'Tek merkez' tartışması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>25 Temmuz 2021'de parlamentonun askıya alınması ve ardından anayasal düzenin yeniden yapılandırılması, Tunus'ta güç dengelerini köklü biçimde değiştirdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Cumhurbaşkanı Kays Said'in geniş yürütme yetkilerini elinde toplaması, muhalefet tarafından 'tek adam yönetimine geçiş' olarak tanımlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte yasama ve yürütme arasındaki denge mekanizmalarının zayıfladığı, siyasi partilerin etkisinin azaldığı ve devletin karar alma yapısının daha merkezi bir yapıya dönüştüğü yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirmenlere göre bu dönüşüm, 'demokratik' çoğulculuğun alanını daraltarak siyasi rekabeti sınırlayan bir yapı oluşturdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Muhalefetin tasfiyesi </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyasi muhalefet, özellikle Nahda başta olmak üzere farklı akımlara yönelik operasyonları 'siyasi tasfiye süreci' olarak nitelendiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu çerçevede yargı kararları, yalnızca bireysel suçlamalar değil, aynı zamanda siyasi alanın yeniden dizayn edilmesinin araçları olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu iddialar, Tunus'ta siyasi partilerin faaliyet alanının daraldığı, muhalif seslerin artan biçimde yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığı ve kamusal tartışma alanının sınırlı hale geldiği yönündeki gözlemlerle birlikte dile getiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uluslararası baskının sınırlı kalması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dikkat çeken bir diğer unsur ise Tunus'taki gelişmelere yönelik uluslararası tepkilerin görece sınırlı kalması. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşları ve bazı Batılı çevreler zaman zaman yargı bağımsızlığı ve siyasi özgürlükler konusunda eleştiriler yöneltse de bu eleştirilerin somut ve güçlü bir siyasi baskı mekanizmasına dönüşmediği değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, Kays Said yönetiminin dış politik dengeleri gözeterek belirli bir manevra alanı koruduğu yorumlarını da beraberinde getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle ekonomik kriz, göç yönetimi ve bölgesel güvenlik başlıklarının, Tunus'a yönelik uluslararası yaklaşımda belirleyici olduğu ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: İki Tunus arasında gerilim</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Tunus'ta yaşanan tablo, iki farklı siyasi tasavvurun çatışması olarak okunabilir:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir tarafta, devrim sonrası kazanımlar üzerine inşa edilmiş, çoğulculuğu ve siyasi rekabeti esas alan bir Tunus tasavvuru; diğer tarafta ise daha merkezi, daha kontrollü ve siyasi alanı daraltan bir devlet modeli.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Gannuşi ve Nahda etrafında yoğunlaşan davalar, bu iki model arasındaki gerilimin en görünür sembolüne dönüşmüş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle mesele artık sadece bir liderin yargılanması değil Tunus'un gelecekte nasıl bir devlet olacağı sorusudur. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ve bu soru, ülkenin sadece bugünkü siyasetini değil, uzun vadeli kurumsal kimliğini de belirleyecek. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 09:45:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/tunusta-gannusi-dosyasi-yarginin-siyasal-muhendisligi.jpg" type="image/jpeg" length="51816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hizbullah'ın 'drone' savaşı: İşgal ordusunun teknoloji üstünlüğü sarsılıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Lübnan'da Hizbullah'ın yoğunlaştırdığı FPV tipi saldırı dronları, işgal ordusunun milyarlarca dolarlık hava savunma ve elektronik harp sistemlerini zorlayan yeni bir savaş modeline dönüştü. Siyonist askerlerin 'gökyüzünden gelen görünmez tehdit' karşısındaki çaresizliği, sahadaki askeri dengeden çok psikolojik üstünlüğün de değiştiğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan'da son dönemde yaşanan çatışmalar, klasik cephe savaşlarından çok farklı bir tabloya işaret ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusunun tanklar, zırhlı araçlar ve gelişmiş hava savunma sistemleriyle kurduğu askeri üstünlük, Hizbullah'ın düşük maliyetli ama yüksek etkili FPV dron saldırılarıyla ciddi şekilde sınanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusuna mensup bir askerin babasının 'Güney Lübnan adeta bir drone av sahası' sözleri, sahadaki askeri durumdan çok daha fazlasını anlatıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ifade, artık savaşın sadece ateş gücüyle değil, görünmezlik, ani saldırı kapasitesi ve psikolojik baskı üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Teknolojik üstünlüğün kırılganlığı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusu uzun yıllar boyunca hava gücü, radar sistemleri ve elektronik harp kapasitesi sayesinde bölgesel askeri üstünlüğünü korudu. Ancak FPV tipi dronların ortaya çıkışı bu denklemi önemli ölçüde değiştirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dronlar, askerî açıdan bakıldığında son derece basit bir teknolojiye dayanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Genellikle sivil kullanım için geliştirilen, düşük maliyetli ve hızlı üretilebilen sistemler. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna karşın etkileri, klasik yüksek maliyetli savunma sistemlerinin ötesine geçebiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı dronların maliyeti yüzlerce dolar seviyesinde kalırken, bunları durdurmak için kullanılan füze sistemleri ve elektronik harp ekipmanlarının maliyeti on binlerce doları buluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu da sahada ciddi bir 'maliyet asimetrisi' oluşturuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Elektronik harp etkisiz kalıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>En kritik dönüşüm ise kontrol sistemlerinde yaşanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Son dönemde kullanılan bazı FPV dronlar fiber optik kablolarla kontrol ediliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu sistemde komutlar radyo frekansıyla değil, fiziksel bir kablo üzerinden iletildiği için elektronik karıştırma yöntemleri büyük ölçüde etkisiz hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, işgal ordusunun yıllardır güvendiği elektronik savaş kapasitesinin sınırlı kaldığı yeni bir alan oluşturuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Radarlar küçük ve kompozit malzemelerden üretilen bu dronları tespit etmekte zorlanırken, alçak irtifada ve çok hızlı hareket eden hedefler hava savunma sistemlerinin 'kör noktalarına' giriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Savaşın görünmeyen boyutu: Psikolojik çöküş</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sahadaki en dikkat çekici değişimlerden biri ise askerlerin psikolojik durumunda yaşanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal medyasına yansıyan ifadelerde askerlerin sürekli tetikte olduğu, gökyüzüne bakmadan hareket edemedikleri ve en küçük sesin bile tehdit olarak algılandığı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı askerlerin 'tek yapabildiğimiz şey dua etmek' şeklindeki sözleri, askeri disiplinin ötesinde bir psikolojik kırılmaya işaret ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Modern savaşlarda teknolojik üstünlük kadar, askerlerin moral ve güven hissi de belirleyici bir unsur haline geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu noktada FPV dronlar yalnızca fiziksel hasar üretmiyor aynı zamanda sürekli bir belirsizlik ve korku haline neden olarak savaş alanının psikolojisini yeniden şekillendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Güney Lübnan: Yeni nesil savaş laboratuvarı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan'daki çatışmalar, aslında daha geniş bir askeri dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu bölge, düşük maliyetli insansız sistemlerin büyük ordulara karşı ne kadar etkili olabileceğinin test edildiği bir alan haline gelmiş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hizbullah'ın özellikle ileri karakolları, zırhlı birlikleri ve tahliye hatlarını hedef alan saldırıları, klasik cephe savaşını zorlaştıran bir stratejiye dayanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Amaç yalnızca kayıp verdirmek değil, aynı zamanda hareket kabiliyetini kısıtlamak ve sürekli bir tehdit algısına neden olmak.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu yönüyle Güney Lübnan, Ukrayna savaşında görülen FPV drone kullanımının Orta Doğu'ya taşınmış bir versiyonu olarak da değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Teknolojik savaşın sınırları</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal ordusunun elindeki gelişmiş sistemlere rağmen sahada kesin bir çözüm üretilememesi, modern savaşın temel bir gerçeğini yeniden gündeme getiriyor: Teknoloji tek başına mutlak üstünlük sağlamıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha ucuz, daha hızlı uyarlanabilen ve taktik esneklik sağlayan sistemler, büyük ve pahalı askeri yapıları zorlayabiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle elektronik harp karşısında dayanıklı hale getirilen yeni nesil dronlar, bu dengenin daha da kırılgan hale geldiğini gösteriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Değişen savaş paradigması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan'da yaşananlar, yalnızca bir sınır çatışması değil, aynı zamanda savaşın doğasının değiştiği bir dönüm noktasını temsil ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tanklar, zırhlı araçlar ve hava savunma sistemleri hâlâ önemli ancak artık tek başına belirleyici değil. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küçük, ucuz ve yüksek hassasiyetli dronlar, sahadaki en güçlü orduların bile hareket alanını daraltabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgal askerlerinin kendilerini 'gökyüzünden gelen görünmez bir tehdit karşısında şansa bağlı yaşıyor gibi' hissetmeleri, bu yeni savaş paradigmasının en çarpıcı özeti olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Güney Lübnan bugün, yalnızca bir çatışma hattı değil aynı zamanda geleceğin savaşlarının nasıl olacağına dair sert ve gerçek bir laboratuvar haline gelmiş durumda. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:00:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/hizbullahin-drone-savasi-isgal-ordusunun-teknoloji-ustunlugu-sarsiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="10190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa göç politikasında sert viraj: Sınır dışı merkezleri ve toplu geri gönderme planı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği, göç politikalarında kapsamlı bir değişikliğe giderek düzensiz göçmenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesini ve birlik dışındaki ülkelerde geri gönderme merkezleri kurulmasını öngören yeni düzenlemeler üzerinde uzlaştı. İnsan hakları kuruluşları ise Avrupa'nın, Donald Trump döneminde ABD'de uygulanan tartışmalı göç politikalarına benzer bir yola sürüklendiği uyarısında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Birliği, son yılların en tartışmalı başlıklarından biri olan göç konusunda yeni ve daha sert bir dönemin kapısını araladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği Konseyi ve Avrupa Parlamentosu arasında varılan anlaşma, iltica başvurusu reddedilen veya ülkede kalma hakkı bulunmayan göçmenlerin daha hızlı şekilde sınır dışı edilmesini hedefliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni düzenleme kapsamında AB üyesi ülkeler, birlik sınırları dışında 'geri dönüş merkezleri' kurmak için üçüncü ülkelerle ikili anlaşmalar yapabilecek. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu merkezlerde tutulacak göçmenlerin daha sonra geldikleri ülkelere gönderilmesi planlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa sınırlarını dışarıdan korumaya hazırlanıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa basınında yer alan bilgilere göre Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan başta olmak üzere birçok ülke, geri gönderme merkezlerine ev sahipliği yapabilecek ülkelerle görüşmeler yürütüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu ülkelerin büyük bölümünün Afrika kıtasında bulunduğu belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İtalya'nın Arnavutluk ile yaptığı ve düzensiz göçmenlerin Arnavutluk'taki merkezlerde tutulmasını öngören anlaşma ise yeni modelin öncüsü olarak gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Brüksel yönetimi, yeni düzenlemelerin sınır dışı süreçlerini hızlandıracağını ve reddedilen iltica başvurularının ardından yaşanan hukuki ve idari tıkanıklıkları azaltacağını savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Trump dönemine benzetildi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak insan hakları örgütleri ve göç alanında çalışan kuruluşlar, Avrupa'nın giderek daha sert ve güvenlik odaklı bir göç anlayışına yöneldiğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Hak savunucuları, düzensiz göçmenlerin Avrupa dışındaki merkezlerde tutulmasının, Donald Trump döneminde ABD'nin uyguladığı tartışmalı göç politikalarını hatırlattığını ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eleştirilerde, göçmenlerin hukuki destekten mahrum kalabileceği, uzun süreli idari gözaltı uygulamalarının yaygınlaşabileceği ve sığınma hakkının fiilen zayıflatılabileceği uyarıları öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sağ siyasetin yükselişi etkili oldu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre Avrupa'da göç politikalarının sertleşmesinde son yıllarda yükselen sağ ve aşırı sağ partilerin etkisi büyük. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde göç karşıtı söylemleriyle öne çıkan partilerin güç kazanması, hükümetler üzerindeki baskıyı artırdı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yeni düzenlemeleri savunurken, 2015 yılında yaklaşık bir milyon göçmen ve sığınmacının Avrupa'ya ulaştığı göç krizinin tekrar yaşanmaması gerektiğini dile getirmişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>İnsan hakları kuruluşlarından uyarı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları örgütleri ise yeni sistemin, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nda güvence altına alınan koruma mekanizmalarını zayıflatabileceğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kuruluşlar, özellikle savaş, işkence veya siyasi baskı riski bulunan ülkelere yapılacak geri göndermelerin ciddi insani sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunurken, Avrupa'nın sınır güvenliği ile insan hakları arasındaki dengeyi koruması gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni göç paketi, Avrupa'nın düzensiz göçle mücadelede daha sert araçlara yöneldiğini ortaya koyarken, kıtanın önümüzdeki yıllarda göç ve insan hakları ekseninde daha yoğun tartışmalara sahne olacağının işaretlerini veriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Göçün ardındaki zorunluluk göz ardı ediliyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, Avrupa'ya ulaşmaya çalışan insanların büyük bölümünün ülkelerini keyfi nedenlerle değil, savaş, iç karışıklık, siyasi istikrarsızlık, yoksulluk ve güvenlik sorunları nedeniyle terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Afrika, Ortadoğu ve Asya'nın çeşitli bölgelerinden yola çıkan milyonlarca kişi, yaşadıkları ülkelerde hayatlarını sürdürebilecek temel şartları bulamadıkları için tehlikeli göç rotalarına yöneliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa'da hayat çoğu zaman sanıldığı kadar kolay değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Göçmenler Avrupa'ya ulaştıktan sonra da ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birçok ülkede geçici kamplarda veya kalabalık merkezlerde yaşamak zorunda kalan göçmenler, iş bulma, barınma, sağlık hizmetlerine erişim ve toplumsal uyum gibi alanlarda önemli güçlükler yaşıyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ayrımcılık ve yabancı düşmanlığı da göçmenlerin karşılaştığı temel sorunlar arasında yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Küresel krizlerin sorumluluğu tartışılıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Göç hareketlerinin nedenleri üzerine yapılan değerlendirmelerde, birçok ülkenin bugün karşı karşıya bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunların tarihsel arka planına da dikkat çekiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzun yıllar süren sömürgecilik politikaları, dış müdahaleler, vekâlet savaşları, kaynakların kontrolü için yürütülen mücadeleler ve adaletsiz küresel ekonomik düzenin, birçok bölgede istikrarsızlığı derinleştirdiği belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle bazı uzmanlar, göçü yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, küresel adalet ve sorumluluk çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dayanışma çağrısı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnsan hakları kuruluşları ise göç tartışmalarında güvenlik kaygılarının yanı sıra insani boyutun da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kuruluşlar, savaşlardan, açlıktan ve yoksulluktan kaçan insanların her şeyden önce temel haklara sahip bireyler olduğuna dikkat çekerek, devletlerin sınır güvenliğini sağlarken insan onurunu koruyan politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre göç meselesinin kalıcı çözümü, yalnızca sınırları daha sıkı korumaktan değil, insanların kendi ülkelerinde güvenli ve insanca yaşayabilecekleri şartların oluşturulmasından geçiyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:45:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/avrupa-goc-politikasinda-sert-viraj-sinir-disi-merkezleri-ve-toplu-geri-gonderme-plani.jpg" type="image/jpeg" length="86988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa yeniden silahlanıyor: Otomobil fabrikaları füze, tank ve İHA üretimine başladı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'nın sanayi devleri birer birer otomobil üretiminden çıkıp silah sanayisine yöneliyor. Volkswagen'den Renault'ya, tren fabrikalarından yedek parça tesislerine kadar onlarca üretim merkezi artık tank, füze, İHA ve hava savunma sistemleri için çalışıyor. İlk bakışta ekonomik bir zorunluluk gibi görünen bu dönüşüm, kıtanın geleceğini şekillendirecek çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor: Avrupa, Rusya tehdidine karşı mı hazırlanıyor, yoksa savaşın kalıcı hale geldiği yeni bir ekonomik düzene mi giriyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tarihin ironilerinden biri Almanya'nın Osnabrück kentinde yaşanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1648 yılında Avrupa'daki din savaşlarını sona erdiren Vestfalya Antlaşması'nın imzalandığı ve bu nedenle 'barış şehri' olarak anılan Osnabrück'te bulunan Volkswagen fabrikası, bugün otomobil yerine askeri sistemler üretmeye hazırlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim merkezli Rafael şirketiyle yürütülen görüşmeler kapsamında fabrikanın Demir Kubbe hava savunma sisteminin bileşenlerini, ağır askeri kamyonları, fırlatma platformlarını ve enerji sistemlerini üretmesi planlanıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yaklaşık 2 bin 300 kişinin çalıştığı fabrikanın mevcut haliyle kapanması gündemdeydi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle Volkswagen açısından tercih, otomobil ile silah arasında değil, silah üretimi ile fabrikanın tamamen kapanması arasında yapıldı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak mesele yalnızca bir fabrikanın kaderi değil.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa'nın otomotiv devi alarm veriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir zamanlar Avrupa ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü son yılların en ağır krizlerinden geçiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Volkswagen 2025 yılında faaliyet kârının yüzde 53 eridiğini açıkladı. Şirket aynı dönemde Almanya'da 35 bin kişiyi işten çıkarma planını duyurdu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Daha çarpıcı tablo ise Peugeot, Citroen, Fiat, Chrysler, Jeep ve Opel gibi markaları bünyesinde barındıran Stellantis'te ortaya çıktı. Şirket 2025 yılında 22,3 milyar avroluk zarar açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu rakamlar yalnızca şirket bilançolarındaki bozulmayı göstermiyor. Avrupa'nın onlarca yıldır kurduğu sanayi modelinin sarsıldığını da ortaya koyuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin, Avrupa'nın evine girdi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Krizin en önemli nedenlerinden biri Çin'in yükselişi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir dönem yalnızca düşük maliyetli üretici olarak görülen Çinli markalar artık Avrupa'nın kendi pazarında Avrupalı üreticilerle rekabet ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Çinli elektrikli araç üreticileri BYD ve Leapmotor son yıllarda Avrupa pazarında hızlı büyüme kaydetti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çinli üreticilerin satışları birçok geleneksel Avrupalı markayı geride bırakmaya başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Üstelik Avrupa Birliği'nin ek gümrük vergilerine rağmen Çin araçlarının fiyat avantajı devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Elektrikli araç yatırımları beklenen sonucu vermedi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupalı şirketler milyarlarca avroluk yatırımla elektrikli araç dönüşümüne hazırlanmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yeni üretim bantları kuruldu, batarya fabrikaları açıldı, motor teknolojileri geliştirildi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak tüketici talebi şirketlerin öngördüğü hızda artmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sonuç olarak firmalar hem elektrikli araçlara yatırım yapmak hem de içten yanmalı motorları üretmeye devam etmek zorunda kaldı. Bu durum maliyetleri katladı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Trump'ın tarifeleri son darbeyi vurdu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sorunlar bununla da sınırlı kalmadı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Donald Trump yönetiminin Avrupa otomobillerine yüzde 25 ek gümrük vergisi getirmesi kıta üreticilerine milyarlarca dolarlık maliyet yükledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Volkswagen tek başına milyarlarca dolar zarar açıklarken, birçok şirket ABD pazarındaki rekabet gücünü kaybetmeye başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tam da bu noktada savunma sanayisi şirketler için cazip bir çıkış yolu olarak ortaya çıktı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Savaş ekonomisinin cazibesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma sanayisinin sunduğu imkanlar otomotiv sektörünün sahip olmadığı avantajlar içeriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Devlet garantili siparişler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>10 ila 15 yıl süren uzun vadeli sözleşmeler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Yüksek kâr marjları.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sürekli artan bütçeler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle kapanma riski altındaki fabrikalar için silah üretimi adeta bir can simidine dönüşmüş durumda.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Renault'nun Fransa'daki tesislerinde saldırı tipi uzun menzilli insansız hava araçları üretilmeye başlanması, Alman KNDS şirketinin 175 yıllık tren fabrikasını tank üretim merkezine dönüştürmesi ve Rheinmetall'in otomotiv tesislerini askeri üretime yönlendirmesi bu sürecin parçaları olarak görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa neden yeniden silahlanıyor?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dönüşümün arkasında yalnızca ekonomik nedenler yok.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik algısı köklü şekilde değişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>NATO ve Avrupa ülkelerinin askeri yetkilileri, önümüzdeki yıllarda Rusya ile daha geniş kapsamlı bir çatışma riskinin bulunduğunu savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Almanya, Polonya, Baltık ülkeleri ve İskandinav devletleri savunma harcamalarını rekor seviyelere çıkarıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>NATO'nun yeni hedefleri doğrultusunda birçok Avrupa ülkesi milli gelirlerinin yüzde 5'ine yaklaşan savunma harcamaları planlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu da savunma sanayisine yüz milyarlarca avroluk yeni kaynak aktarılması anlamına geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Asıl soru: Bu dönüşün geri dönüşü var mı?</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Analizin en dikkat çekici noktası burada ortaya çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İkinci Dünya Savaşı sonrasında tank üreten fabrikalar yeniden otomobil üretmeye dönmüştü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bugün durum farklı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çünkü Avrupa'nın otomotiv sektörü geçici bir durgunluk yaşamıyor; yapısal bir krizle karşı karşıya bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir kez savunma sanayisine geçen fabrikanın yeniden otomobil üretimine dönmesi ekonomik açıdan giderek daha zor hale geliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Askeri üretim için kurulan tedarik zincirleri, devlet sözleşmeleri, güvenlik izinleri ve uzman iş gücü zamanla kalıcı bir yapıya dönüşüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle birçok uzman Avrupa'nın yeni bir 'askeri-sanayi kompleksi' inşa ettiğini düşünüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Eisenhower'ın uyarısı yeniden gündemde</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>1961 yılında görevden ayrılan ABD Başkanı ve eski general Dwight D. Eisenhower, Amerikan toplumunu 'askeri-sanayi kompleksi' konusunda uyarmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eisenhower, savunma sanayisinin zamanla siyaseti ve ekonomiyi yönlendirecek ölçüde güç kazanabileceğini söylemişti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün bazı analistler Avrupa'nın benzer bir sürece girdiğini savunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Savunma şirketlerinin Brüksel'deki lobi faaliyetlerinin son yıllarda hızla artması da bu tartışmaları güçlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Avrupa yeni bir döneme giriyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Volkswagen'in otomobil yerine füze sistemleri üretmeye hazırlanması, Renault'nun saldırı İHA'larına yönelmesi veya tren fabrikalarının tank üretmesi ilk bakışta birbirinden bağımsız kararlar gibi görünebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak bu örnekler bir araya getirildiğinde Avrupa'nın ekonomik ve stratejik önceliklerinde tarihi bir değişim yaşandığı görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kıta, bir yandan Rusya'dan kaynaklanan güvenlik endişelerine karşı hazırlık yaparken diğer yandan sanayi üretiminin önemli bir bölümünü savaş ekonomisine entegre ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bugün Avrupa'da birçok fabrika kapanmamak için silah üretimine geçiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Fakat uzun vadede ortaya çıkacak tablo çok daha derin bir soruyu gündeme getiriyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Eğer bir ekonominin büyümesi, fabrikalarının çalışması ve milyonlarca kişinin istihdamı giderek savunma harcamalarına bağlanırsa, o ekonomi barış dönemlerinde aynı dinamizmi sürdürebilir mi?</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Avrupa'nın önündeki asıl sınav da tam olarak burada başlıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu dönüşüm, kıtayı daha güvenli hale getirebilir. Ancak aynı zamanda Avrupa'nın geleceğini, varlığını sürdürebilmek için sürekli tehdit algısına ihtiyaç duyan yeni bir ekonomik düzene de bağlayabilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle bugün otomobil fabrikalarında yaşanan değişim yalnızca sanayi politikası değil, Avrupa'nın gelecek on yıllarını şekillendirecek tarihsel bir kırılma olarak görülüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:23:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/avrupa-yeniden-silahlaniyor-otomobil-fabrikalari-fuze-tank-ve-iha-uretimine-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="70000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UNESCO'dan Lahey'e: Siyonist rejimin uluslararası hukukla gerilimi]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist rejim, Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumlarla yaşadığı gerilimi her geçen yıl artırırken, son olarak BM raporuna yönelik sert tepki ve diplomatik kopuş adımlarıyla dikkat çekti. UNESCO, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve İnsan Hakları Konseyi gibi kurumlarla yaşanan krizler, Tel Aviv'in uluslararası denetim mekanizmalarına karşı giderek sertleşen tutumunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin uluslararası hukuk ve küresel kurumlarla yaşadığı gerilim uzun süredir devam ederken, son gelişmeler bu çatışmanın daha da derinleştiğini gösteriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan ve çatışmalarda cinsel şiddet içeren raporun ardından Tel Aviv yönetiminin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile ilişkileri askıya alma kararı alması, yeni bir diplomatik krize yol açtı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>BM raporunda yer alan değerlendirmeler, siyonist rejim ile Rusya'nın da yer aldığı bazı aktörlerin 'çatışmalarda cinsel şiddet' şüphesiyle listeye alınmasını içerirken, Tel Aviv yönetimi bu kararı 'yanlı ve siyasi' olarak nitelendirdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim sözde Dışişleri Bakanlığı raporu sert ifadelerle eleştirerek Birleşmiş Milletleri 'taraflı bir yapı' olmakla suçladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>BM ile kopan ilişkiler ve sertleşen söylem</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin BM Genel Sekreteri ve kurumlarıyla ilişkilerini askıya alması, uluslararası arenada alışılmadık bir adım olarak değerlendirildi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv yönetimi, raporun 'gerçek dışı ve kasıtlı' olduğunu savunurken, BM ise iddiaların sahadaki doğrulanmış bulgulara dayandığını açıkladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>BM yetkilileri, özellikle Gazze ve Batı Şeria'daki 'gözaltı' süreçlerinde cinsel şiddet ve kötü muamele iddialarına ilişkin çok sayıda doğrulanmış vaka bulunduğunu belirtti. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Buna rağmen siyonist rejim, iddiaları reddederek uluslararası kuruluşları 'siyasi baskı aracı' olmakla suçlamayı sürdürdü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uluslararası kurumlarla uzun süredir devam eden kriz</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejimin BM ile yaşadığı gerilim yeni değil. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İşgalciler, yıllardır İnsan Hakları Konseyi'ni 'sistematik olarak taraflı olmakla' suçlarken, 2025 yılında konseye üyeliğini sonlandırmıştı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>UNESCO ile yaşanan kriz de benzer şekilde derinleşmiş, Filistin'in üyeliği sonrası başlayan anlaşmazlıklar 2017'de ABD ile birlikte siyonist rejimin örgütten çekilmesine kadar uzanmıştı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv yönetimi, özellikle Kudüs ve Filistin topraklarındaki kültürel miras kararlarını 'tarihi bağları yok saymak' olarak değerlendirirken, UNESCO bu kararların uluslararası hukuka dayandığını savunmuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uluslararası Ceza Mahkemesi ve 'hesaplaşma' süreci</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ile Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) arasındaki gerilim de giderek tırmanıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistin'in Roma Statüsü'ne taraf olmasıyla birlikte mahkemenin yetkisini tanımayan siyonist rejim, son yıllarda hakkında açılan soruşturmaları 'siyasi motivasyonlu' olarak nitelendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Özellikle Gazze savaşına ilişkin yürütülen süreçte üst düzey işgalci yetkililer hakkında olası savaş suçu soruşturmaları gündeme gelirken, Tel Aviv yönetimi mahkemenin yetkisini reddederek uluslararası hukuk mekanizmalarına karşı sert bir pozisyon aldı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>'Seçici tanıma' ve artan diplomatik çatışma</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre siyonist rejim, uluslararası kurumlarla ilişkilerinde 'çıkar temelli yaklaşım' izliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tel Aviv, kendi tezlerine uygun kararları desteklerken, aleyhine olan rapor ve kararları ise 'gayrimeşru' ilan ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum özellikle BM, UCM ve UNESCO gibi kurumlarla ilişkilerde sürekli krizlere yol açarken, Filistin meselesi bu çatışmanın merkezinde yer alıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Filistinli yetkililer ise uluslararası toplumun daha etkin adımlar atması gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Sonuç: Derinleşen bir kırılma hattı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Siyonist rejim ile uluslararası hukuk mekanizmaları arasındaki gerilim, yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık olmaktan çıkıp yapısal bir çatışmaya dönüşmüş durumda. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>BM raporlarına yönelik tepkiler, kurumlarla bağların askıya alınması ve soruşturmalara verilen sert yanıtlar, bu kırılmanın daha da derinleştiğine işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, mevcut tablonun uluslararası hukuk düzeninin geleceği açısından kritik bir eşik oluşturduğunu ve bu gerilimin önümüzdeki dönemde daha da sertleşebileceğini değerlendiriyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 09:35:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/unescodan-laheye-siyonist-rejimin-uluslararasi-hukukla-gerilimi.jpg" type="image/jpeg" length="95418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz'den Çin'e uzanan ağ: Küresel internet parçalanıyor mu?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan jeopolitik gerilimler, devletlerin dijital alandaki sıkı kontrol politikaları ve deniz altı internet kablolarına yönelik güvenlik endişeleri, küresel internetin tek bir ağ olmaktan çıkıp parçalı yapılar haline gelebileceği tartışmalarını güçlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dünya genelinde internetin yaygınlaşmasıyla birlikte oluşan küresel dijital ağ, son yıllarda hem siyasi hem de güvenlik temelli müdahaleler nedeniyle yeni bir kırılma sürecine girdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bir yandan devletlerin internet erişimini kısıtlayan politikaları, diğer yandan artan askeri gerilimler, 'küresel ve açık internet' fikrini giderek daha tartışmalı hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre Çin'in 'siber egemenlik' modeli bu dönüşümün en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Büyük Güvenlik Duvarı' sistemiyle dış platformlara erişimin sınırlandırılması, devlet kontrollü yerel dijital ekosistemlerin oluşmasına zemin hazırlarken, benzer uygulamaların farklı ülkelerde de yaygınlaştığı belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu eğilim, 'splinternet' olarak adlandırılan parçalı internet yapısının güçlendiğine işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Küresel ağın kırılgan omurgası: Deniz altı kablolar</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnternet trafiğinin yüzde 99'undan fazlası deniz altı kablolar üzerinden taşınıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu nedenle özellikle Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Umman Körfezi gibi stratejik geçiş noktaları, küresel dijital iletişimin en hassas bölgeleri olarak kabul ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, bu kabloların bilinen güzergâhlardan geçtiğini ve bu durumun onları olası çatışma veya sabotajlara karşı savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu hatlarda yaşanabilecek bir kesintinin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte internet hızını ve hizmet akışını ciddi biçimde etkileyebileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin modeli ve dijital kontrolün yayılması</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin'in geliştirdiği kapalı internet modeli, yalnızca kendi sınırları içinde değil, farklı ülkelerde de dijital kontrol sistemlerinin yayılmasına yol açıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bazı ülkelerin Çin yapımı gözetim ve filtreleme teknolojilerini kullanması, internetin küresel standartlardan uzaklaşmasına neden olan bir diğer unsur olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Benzer şekilde Rusya ve İran gibi ülkelerde de yerel platformların teşvik edilmesi, yabancı dijital servislerin sınırlandırılması ve 'izinli internet' uygulamalarına yönelim, küresel ağın bütünlüğünü zayıflatan gelişmeler arasında gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Yeni dönem: Parçalı ve güvenlik odaklı internet</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre internet artık tek bir yapıdan ziyade, siyasi bloklara ve güvenlik bölgelerine ayrılan parçalı bir sisteme dönüşüyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu süreçte hem devletlerin veri kontrolü hem de kritik altyapıların güvenliği ön plana çıkarken, küresel dijital ağın geleceği konusunda ciddi belirsizlikler oluşuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deniz altı kabloların yanı sıra alternatif iletişim hatları ve uydu sistemleri gündeme gelse de mevcut altyapının yerini tamamen alabilecek bir çözümün kısa vadede mümkün olmadığı belirtiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, internetin geleceğinde hem teknik hem de jeopolitik kırılganlıkların artabileceğine işaret ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Çin modeli ve 'siber egemenlik' eğilimi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Çin'in geliştirdiği kapalı internet modeli, yalnızca teknik bir altyapı tercihi değil, aynı zamanda siyasi bir kontrol mekanizması olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Büyük Güvenlik Duvarı' ile dış platformlara erişimin sınırlandırılması, devlet denetimli yerel dijital ekosistemlerin oluşmasını sağladı. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu model, bazı ülkeler tarafından örnek alınarak 'siber egemenlik' anlayışının yayılmasına zemin hazırlıyor ve küresel internetin ortak yapısını zayıflatıyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Splinternet: Tek ağdan parçalı dijital düzene geçiş</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>'Splinternet' kavramı, internetin tek bir küresel ağ olmaktan çıkıp devlet politikalarına göre ayrışan dijital alanlara bölünmesini ifade ediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Sosyal medya platformlarına erişim kısıtlamaları, yerli alternatif uygulamaların teşviki ve içerik filtreleme sistemleri, bu parçalanmayı hızlandıran temel unsurlar arasında gösteriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, bilgi akışının evrenselliğini tartışmalı hale getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Dijital altyapı ve yeni güvenlik riskleri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Artan jeopolitik gerilimler, internet altyapısını da doğrudan güvenlik meselesi haline getiriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deniz altı kabloların yanı sıra veri merkezleri, uydu sistemleri ve bölgesel internet ağları da potansiyel hedefler arasında değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre bu gelişmeler, internetin geleceğinde teknik dayanıklılıkla birlikte siyasi istikrarın da belirleyici olacağını gösteriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>ABD-Çin rekabeti ve internetin jeopolitikleşmesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Küresel internetin parçalanma süreci yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabetin dijital alana yansıması olarak değerlendiriliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>ABD merkezli platformların küresel hakimiyetine karşı Çin'in geliştirdiği kapalı ve kontrol edilebilir internet modeli, iki farklı dijital düzenin ortaya çıkmasına neden oluyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu durum, internetin ortak bir 'küresel kamusal alan' olma özelliğini zayıflatıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Veri, güvenlik ve dijital egemenlik yarışı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Günümüzde devletler için internet yalnızca iletişim ağı değil, aynı zamanda veri kontrolü ve ulusal güvenlik meselesi haline gelmiş durumda. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Kullanıcı verilerinin nerede saklandığı, hangi yasalara tabi olduğu ve hangi devletin erişim yetkisine sahip olduğu tartışmaları, ülkeleri kendi dijital altyapılarını kurmaya yöneltiyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu eğilim, küresel platformların gücünü sınırlandırırken ulusal internet modellerini güçlendiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Küresel kesinti senaryosu ve ekonomik riskler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Deniz altı kablolarında yaşanabilecek olası kesintiler yalnızca iletişim değil, finans, bankacılık, lojistik ve enerji sistemlerini de doğrudan etkileyebilecek bir zincir reaksiyona neden olabilir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>İnternetin merkezsiz yapısı teorik olarak alternatif yollar sunsa da yüksek trafik yoğunluğu nedeniyle sistemin ciddi yavaşlaması ve hizmet aksaklıkları kaçınılmaz görülüyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'><b>Uydu internet ve yeni güç dengesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Starlink gibi uydu tabanlı internet sistemleri, deniz altı kablolara alternatif olarak öne çıksa da bu teknolojilerin maliyet, kapasite ve jeopolitik kontrol sorunları bulunuyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlara göre gelecekte internet altyapısı tek bir sistem yerine, deniz altı kablolar, kara hatları ve uydu ağlarının birlikte çalıştığı çok katmanlı bir yapıya evrilecek. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Analiz, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:47:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/06/hurmuzden-cine-uzanan-ag-kuresel-internet-parcalaniyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="80661"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
