<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ergani Haber - Son Dakika Ergani Haberleri</title>
    <link>https://www.erganigazetesi.com.tr</link>
    <description>Ergani haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Ergani Haber Gazetesi sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 01:53:23 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yükseköğretim Kurulu yerleşkesinde kan bağışı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/yuksekogretim-kurulu-yerleskesinde-kan-bagisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/yuksekogretim-kurulu-yerleskesinde-kan-bagisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretim Kurulu yerleşkesinde Türk Kızılay tarafından kurulan kan bağışı standı, akademik ve idari personelden yoğun ilgi gördü. Gün boyu açık kalan stantta, bağışçılardan kan alınırken, Kızılay ekipleri bilgilendirme çalışmaları da yürüttü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Stantta görevli sağlık ekipleri, bağış süreci öncesinde katılımcılara gerekli kontrolleri yaparken, bağış sonrasında da dinlenme alanlarında ikramlarda bulundu.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Etkinlik kapsamında ayrıca, kök hücre bağışı hakkında da bilgilendirme yapılarak gönüllü olmak isteyenlerden başvurular alındı.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Yükseköğretim Kurulu İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanı Şefik Taş, düzenli olarak kan vermek gerektiğini belirterek, 'Kan vermek için acil bir durumun beklenmesine gerek yok. Kızılay zaten kanları usulüne uygun depoluyor. Bazen ansızın ihtiyaç oluyor. Düzenli kan bağışçısı olmak gerekiyor. Herkesin bir gün kana ihtiyaç duyabileceği unutulmamalı. Kan vermek sağlık açısından da çok faydalı, diğer taraftan da insani bir durum. Bunu alışkanlık haline getirmek gerekiyor.' dedi.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-size:12.0pt'>'Kendimi çok iyi hissediyorum'</span></strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Yükseköğretim Kurulu çalışanlarından Hümeyra Poyraz, kan bağışı yaptığı için kendini çok iyi hissettiğini belirterek, 'Zaten hep kan vermek istiyordum. Daha önce kanım yetersiz geldiği için de uygun bulunmamıştı ama şu anda uygun bulundu ve verdim, kendimi çok iyi hissediyorum. Hem bağış yapan için hem de ihtiyaç sahipleri için çok faydalı.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Bir diğer gönüllü Hakkı Budak ise herkesin kan bağışında bulunmasını tavsiye ederek, '16'ncı kan bağışında bulundum. Elimizden başka bir şey gelmiyorsa en azından kan vererek insanlara yardımcı olmayı isteriz.' dedi.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Bağışçılardan Nihat Çelik, düzenli kan bağışçısı olduğunu bildirdi.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Çelik, 'En son 2025'in aralık ayında kan bağışında bulunacaktım, kan değerlerim düşük çıkınca bağışta bulunamamıştım. Şu anda değerlerim iyi. Kan bağışı yapabiliyorum, kan vermeyi de herkese tavsiye ediyorum. Sağlık için iyi olduğunu düşünüyorum. Onun için tavsiye ediyorum. Böylelikle kan ihtiyacı olan insanların ihtiyacı giderilsin.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/9f28ec5c-ad34-4c3f-8b81-942b686d0b3f.jpg' style='height:910px; width:1366px' /></span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-size:12.0pt'>'Yükseköğretim Kurulunda oran yüksek, gayet güzel gidiyor'</span></strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Kızılay Ekip Doktoru Dr. Göksenin Aktulay da kan bağış miktarının lokasyona göre değişkenlik gösterdiğini aktararak, 'Halkımız sağ olsun afetlerde, depremlerde koşuyor, geliyor kan veriyor ama gönül ister ki düzenli bağışlar olsun. O henüz oturmadı ama Ankara olarak iyiyiz. Ankara bölgesinde kan alma oranımız yüksek. Bugün de Yükseköğretim Kurulundayız. Burada da kan bağışımız yüksek.' değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-size:12.0pt'>Kızılay'dan, Yükseköğretim Kuruluna teşekkür</span></strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Kan bağışında korkulacak bir şeyin olmadığını anlatan Aktulay, şunları söyledi: </span></span></span><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>'Zaten kan bağışı öncesi gerekli değerlere bakıyoruz. İlk kan bağışı yapanlarda bazen tedirginlik oluyor; korku, iğne korkusu, bayılma korkusu… Ondan dolayı sıkıntı yaşayabiliyorlar ama ilk seferden sonra zaten alışıyorlar. Biraz önce gelen bağışçıların bir tanesinin 26'ncı bağışı, birinin 19'uncu bağışıydı mesela. Onlar sürekli veriyorlar. Verdikçe zaten kolaylaşıyor. Bağışa gelin çünkü kan aradığınız zaman, ihtiyaç duyduğunuz zaman bulamayınca anlıyorsunuz ne kadar sıkıntı olduğunu. Zaten sürekli bağış yapanların bir kısmı da böyle olaylardan sonra düzenli bağış yapmaya başlıyorlar. 'Benim başıma geldiği için başkası da bu duruma düşmesin' düşüncesiyle. Sağlık açısından da faydası var.'</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Yükseköğretim Kurulunda güzel ağırlandıklarını, güzel bir ortamda çalıştıklarını anlatan Aktulay, emeği geçenlere teşekkür etti. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/yuksekogretim-kurulu-yerleskesinde-kan-bagisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:22:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/yuksekogretim-kurulu-yerleskesinde-kan-bagisi.JPG" type="image/jpeg" length="25766"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cizre'de 'Güncel Sağlık Sorunları ve Hemşirelik' paneli düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/cizrede-guncel-saglik-sorunlari-ve-hemsirelik-paneli-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/cizrede-guncel-saglik-sorunlari-ve-hemsirelik-paneli-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cizre Devlet Hastanesi ev sahipliğinde 'Değişen Dünyada Güncel Sağlık Sorunları ve Hemşirelik' konulu panel düzenlendi. Sağlık çalışanları ve davetlilerin yoğun katılım gösterdiği programda, değişen dünya koşullarında sağlık alanında yaşanan güncel gelişmeler ve hemşirelik mesleğinin rolü kapsamlı şekilde ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Cizre Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi konferans salonunda düzenlenen Panele; Sağlık-Sen Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, Hastane Başhekimi yardımcısı Serdar Monis, Türk Hemşireler Derneği (THD) Şırnak İl Temsilciliği Yunus Emre Yiğit, hemşire, ebe ve hastane çalışanı katılım sağladı. </span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Düzenlenen etkinlikte, diyabetten aşılamaya, iklim değişikliğinden hemşirelik mesleğinin geleceğine kadar pek çok konu ele alındı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Panelde, diyabet konulu sunumunu yapan Prof. Dr. Nermin Olgun, 'Çağımızın Hastalığı Diyabet' başlıklı konuşmasında Türkiye'deki Diyabet ile ilgili verileri paylaştı. Her üç erişkinden birini etkileyen diyabetin, teknolojiyle beraber gelen hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenme alışkanlıklarıyla küresel bir tehdit haline geldiğini belirten Prof. Dr. Olgun, 'Diyabet ağrısız seyrettiği için hastalar bazen tedavi süreçlerini aksatabiliyor. Ancak aylar, hatta yıllar sonra belirtiler ortaya çıktığında bazen iş işten geçmiş oluyor. Burada en kritik nokta öz yönetimdir. Kişi kendi tedavi sürecini sahiplenmediği sürece dışarıdan müdahale bir yere kadar etkili olur. Bu noktada hastayı eğitecek olan hemşirelere büyük görev düştüğünü aktardı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sunumların devamında 'Erişkinlerde Güncel Aşı Önerileri' konusunda Prof. Dr. Nuran Tosun, Aşılamanın sadece çocukluk dönemiyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade ederek, özellikle risk grubundaki yetişkinlerin ve sağlık çalışanlarının güncel aşı takvimlerine uymasının toplum sağlığını korumadaki hayati rolüne dikkat çekti.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Prof. Dr. Ümran Sevil, 'Hemşirelik Profesyonellerinin İklim Değişikliği Mücadelesindeki Rolü' konulu sunumunda, değişen dünya koşullarının sağlık üzerindeki etkilerini ele aldı. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Etkinlik sonunda, panelde sunum gerçekleştiren hocalara Cizre tarihi ile ilgili tablolar hediye edildi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Panel, toplu fotoğraf çekimi ile son buldu. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Şırnak</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/cizrede-guncel-saglik-sorunlari-ve-hemsirelik-paneli-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:59:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/cizrede-guncel-saglik-sorunlari-ve-hemsirelik-paneli-duzenlendi.JPG" type="image/jpeg" length="26232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep'te sulama sistemlerine hibe desteği]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/gaziantepte-sulama-sistemlerine-hibe-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/gaziantepte-sulama-sistemlerine-hibe-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, kırsal kalkınma destekleri kapsamında modern sulama sistemlerine yönelik önemli miktarda hibe desteği sağlandığını belirterek, üreticilerin tasarruflu sulama sistemlerine yönlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında bireysel sulama sistemlerinin desteklenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti. </span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Sağlam, 2008-2025 yılları arasında İl Müdürlüğü tarafından 478 bin 430 dekarlık alanda uygulanan 5 bin 781 basınçlı sulama sistemi projesine toplam 358 milyon 452 bin 700 TL hibe ödemesi yapıldığını kaydetti.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>Modern sulama sistemleri desteklenecek</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Sağlam, 03 Nisan tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 'Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemlerine Yönelik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ' ile tarımsal sulamada su tasarrufu sağlayan modern sistemlerin yaygınlaştırılmasının amaçlandığını belirtti.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Destekleme kapsamında damla sulama, yağmurlama sulama, mikro yağmurlama, yüzey altı damla sulama, center pivot ve lineer sulama sistemleri, tamburlu sulama sistemleri, güneş enerjili sulama sistemleri ile akıllı sulama sistemlerinin yer aldığını ifade eden Sağlam, üreticilerin modern yöntemlerle daha verimli üretim yapmasının hedeflendiğini söyledi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>Hibe oranı yüzde 70'e kadar çıkıyor</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Program kapsamında gerçek ve tüzel kişilere KDV dahil yüzde 50 ile yüzde 70 oranında hibe desteği sağlanacağını belirten Sağlam, destek üst limitinin ise 10 milyon TL olarak belirlendiğini aktardı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Başvuruların İl Proje Yürütme Birimi tarafından en geç 30 gün içerisinde incelenerek değerlendirileceğini ifade eden Sağlam, uygun görülen projelerin ödenek talebi amacıyla Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne iletileceğini kaydetti. Sağlam, destekleme kararlarının illere tahsis edilen ödenek miktarı doğrultusunda verileceğini belirtti.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>Kadın ve genç yatırımcılara öncelik</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>İllere ayrılacak ödenek miktarının; uygulama rehberindeki kriterler, tarımsal üretim planlaması, başvuru sayısı ve talep edilen hibe miktarı dikkate alınarak bütçe imkanları doğrultusunda belirleneceğini ifade eden Sağlam, kadın ve genç yatırımcılara öncelik verileceğini söyledi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Başvuruların 29 Nisan 2026 ile 12 Haziran 2026 tarihleri arasında Tarım ve Orman Bakanlığı Kırsal Kalkınma Başvuru Sistemi adresi üzerinden yapılacağı bildirildi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gaziantep</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/gaziantepte-sulama-sistemlerine-hibe-destegi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:10:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/gaziantepte-sulama-sistemlerine-hibe-destegi.jpeg" type="image/jpeg" length="48201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hacamat ve akupunktur Diyarbakır'da hekim kontrolünde uygulanıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/hacamat-ve-akupunktur-diyarbakirda-hekim-kontrolunde-uygulaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/hacamat-ve-akupunktur-diyarbakirda-hekim-kontrolunde-uygulaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GETAT polikliniği hekimlerinden uzman doktor Abdullah Yıldız, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıbbı destekleyici nitelikte olduğunu belirterek, 'Bu yöntemler hastalıkların önlenmesi, tedavinin desteklenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla uygulanmaktadır.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Diyarbakır'da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları, Sağlık Bakanlığı'nın 2014 yılında yürürlüğe koyduğu yönetmelik çerçevesinde vatandaşlara sunulmaya devam ediyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki GETAT polikliniğinde kupa tedavisi (hacamat), akupunktur ve benzeri yöntemler, sertifikalı hekimler tarafından güvenli koşullarda uygulanıyor.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan GETAT polikliniği hekimlerinden Uz. Dr. Abdullah Yıldız, uygulamaların kişiye özel planlandığını belirterek, 'Her hasta kendi klinik durumu içerisinde değerlendirilmekte ve uygun görülen yöntemler hekim kontrolünde uygulanmaktadır.' ifadelerini kullandı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>GETAT uygulamalarının modern tıbbı tamamlayıcı bir rol üstlendiğini belirten Yıldız, özellikle kupa tedavisinin uygun hastalarda destekleyici yöntem olarak tercih edildiğini ifade etti. Yıldız, 'GETAT uygulamaları sadece belirli bir yöntemi değil, bütüncül bir yaklaşımı ifade eder. Amacımız hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/8bafc157-dd9f-43c1-8da5-8596bd491835.jpeg' style='height:910px; width:1366px' /></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Vatandaşlara önemli bir uyarıda da bulunan Yıldız, hacamat gibi işlemlerin yalnızca yetkili sağlık kuruluşlarında ve hekim kontrolünde yapılması gerektiğini vurguladı.  Yıldız, 'Kontrolsüz ortamlarda yapılan uygulamalar ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Bu nedenle vatandaşlarımızın mutlaka sağlık tesislerini tercih etmesi gerekir.' diye konuştu.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yetkililer, GETAT hizmetlerine erişimin artırıldığını belirterek, vatandaşların MHRS veya 182 üzerinden randevu alarak poliklinik hizmetlerinden yararlanabileceğini bildirdi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/hacamat-ve-akupunktur-diyarbakirda-hekim-kontrolunde-uygulaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/hacamat-ve-akupunktur-diyarbakirda-hekim-kontrolunde-uygulaniyor.jpeg" type="image/jpeg" length="46341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 10 kişiden biri risk altında: KOAH hastalığına karşı bilmeniz gerekenler]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/her-10-kisiden-biri-risk-altinda-koah-hastaligina-karsi-bilmeniz-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/her-10-kisiden-biri-risk-altinda-koah-hastaligina-karsi-bilmeniz-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, akciğerlerde hava yollarının daralması sonucu nefes almayı zorlaştıran, ilerleyici ve kronik bir solunum hastalığı olarak tanımlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>En yaygın nedenleri arasında sigara kullanımı, hava kirliliği ve uzun süreli zararlı gazlara maruz kalma yer alıyor. Hastalık genellikle yıllar içinde yavaş ilerlediği için erken dönemde fark edilmesi zor olabiliyor ve bu durum teşhisin gecikmesine yol açabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>KOAH'ın en belirgin belirtileri arasında nefes darlığı, kronik öksürük, balgam üretimi ve hırıltılı solunum bulunuyor. Özellikle fiziksel efor sırasında artan nefes darlığı, hastalığın ilk sinyallerinden biri olarak kabul ediliyor. İlerleyen dönemlerde ise bu belirtiler günlük yaşam aktivitelerini dahi zorlaştıracak seviyeye ulaşabiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar, KOAH'tan korunmanın en etkili yolunun sigaradan uzak durmak olduğunu vurguluyor. Bunun yanında kapalı alanlarda temiz hava sağlanması, hava kirliliğinin yoğun olduğu ortamlarda koruyucu önlemler alınması, düzenli egzersiz yapılması ve bağışıklığı güçlendiren aşıların uygulanması da hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hastalığın teşhis edilmesi durumunda ise sürecin dikkatli yönetilmesi gerekiyor. Doktor tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanılması, solunum egzersizlerinin ihmal edilmemesi ve enfeksiyonlara karşı korunma önlemlerinin artırılması, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Ayrıca sigara ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durulması, tedavi sürecinin en kritik unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre KOAH, dünya genelinde en yaygın ölüm nedenleri arasında ilk üç sırada yer alıyor. Dünya çapında 300 milyondan fazla kişinin bu hastalıkla yaşadığı tahmin edilirken, her yıl 3 milyondan fazla insan KOAH nedeniyle hayatını kaybediyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Türkiye'de ise KOAH önemli bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürüyor. Araştırmalar, yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10 ila 15'inin KOAH riski taşıdığını ortaya koyuyor. Uzmanlar ülkede yaklaşık 5 milyon civarında KOAH hastası bulunduğunu tahmin ederken, hastaların önemli bir bölümünün henüz teşhis edilmemiş olması dikkat çekiyor. Sigara kullanım oranlarının yüksekliği, bu tablonun en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>KOAH tamamen iyileştirilebilen bir hastalık olmasa da erken teşhis ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabiliyor. Uygulanan tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor ve hastaların yaşam kalitesi artırılabiliyor. İlaç tedavisi, solunum destek cihazları ve bazı durumlarda oksijen tedavisi, hastalığın yönetiminde kullanılan başlıca yöntemler arasında yer alıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sonuç olarak Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi ve yaygın bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Ancak doğru önlemler, erken tanı ve bilinçli bir yaşam tarzı ile hastalığın etkilerini azaltmak mümkün görülüyor. Uzmanlar özellikle sigaranın bırakılmasının, KOAH ile mücadelede en önemli adım olduğunu vurgulamaya devam ediyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/her-10-kisiden-biri-risk-altinda-koah-hastaligina-karsi-bilmeniz-gerekenler</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/her-10-kisiden-biri-risk-altinda-koah-hastaligina-karsi-bilmeniz-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" length="75288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Demir: Kırım-Kongo kanamalı ateşinde en çok korkulan durum kanamaların meydana gelmesidir]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-demir-kirim-kongo-kanamali-atesinde-en-cok-korkulan-durum-kanamalarin-meydana-gelmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-demir-kirim-kongo-kanamali-atesinde-en-cok-korkulan-durum-kanamalarin-meydana-gelmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İntaniye (Enfeksiyon) Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynel Abidin Demir, yaz aylarında sıkça görülen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında yaptığı açıklamada, 'Burada en çok korkulan, hastalarda kanamaların meydana gelmesi ve bu kanamalardan dolayı ölümlerin yaşanmasıdır. O yüzden Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına özel olarak dikkat gösterilmesi gerekiyor.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynel Abidin Demir, ölümcül tehdit oluşturan Kırım-Kongo kanamalı ateşine karşı dikkat edilmesi gerekenler hakkında İLKHA mikrofonuna önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>İlkbahar dönemlerinde kenelerle bulaşan hastalıkların görülme oranının arttığına dikkat çeken Demir, Kırım-Kongo kanamalı ateşinin özellikle kırsalda bulunan kenelerle geçen viral bir hastalık olduğunu kaydetti. Demir, kenelere karşı bilinçli olunması ve vaka tespit edildiğinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği konusunda uyardı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>'En çok korkulan, kanamaların meydana gelmesi ve bu kanamalardan dolayı ölümlerin yaşanmasıdır'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Kırım-Kongo kanamalı ateşinin özellikle kırsalda bulunan keneler yoluyla geçen viral bir hastalık olduğunu belirten Demir, 'Kırım-Kongo kanamalı ateşi, ilkbahar dönemlerinde kenelerle bulaşan hastalıkların görülme oranının arttığı bir hastalıktır. Bu hastalık insana bulaştığı zaman yüksek ateş, öksürük, bulantı, vücudun değişik bölgelerinde kanamalar, kas ağrıları ve kas kramplarıyla seyreden bir hastalık grubudur. Burada en çok korkulan, hastalarda kanamaların meydana gelmesi ve bu kanamalardan dolayı ölümlerin yaşanmasıdır. O yüzden Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına özel olarak dikkat gösterilmesi gerekiyor. Çünkü pikniğe gidiliyor, dışarı çıkılıyor ve birçok yerde kenelerle karşılaşılıyor.' şeklinde konuştu.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Demir, hastalığın ortaya çıkış süreci hakkında bilgi vererek, 'Bu hastalık ilk olarak Kırım'da görülmesi ve orada kenelerden bulaştığının anlaşılması nedeniyle 'Kırım Kanamalı Ateşi' olarak adlandırılmış, daha sonra Kongo'da da bulunması üzerine 'Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi' olarak adlandırılmıştır. Ancak şu anda dünyada her yerde görülebiliyor. Ülkemizde de başta İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri olmak üzere Türkiye'nin farklı yerlerinde rastlanan bir hastalıktır. Ölümcül seyrettiği için de dikkat edilmesi gerekiyor.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>'Uzun elbiseler giyilmesine dikkat edilmelidir'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Hastalıktan korunma yollarına değinen Demir, 'Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur, sadece bakım veya destek tedavisi uygulanabilmektedir. Yapılabilecek en önemli şey korunmadır. Korunma nasıl sağlanır? Özellikle pikniğe gidilen dönemlerde uzun elbiseler giyilmesine dikkat edilmelidir. Çünkü keneler paçanın altından girebiliyor. Bu nedenle pantolonun çorabın üzerine çekilerek dolaşılması önerilmektedir. Eve dönüldüğünde de özellikle vücutta yapışan herhangi bir kene olup olmadığı kontrol edilmelidir. Özellikle vücudun kıvrımlı bölgeleri; koltuk altı, parmak araları gibi görünmeyen yerler dikkatle incelenmelidir çünkü buralara yapışma oranı daha fazladır. Bunun dışında eğer vücutta kene görülürse en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.' ifadelerini kullandı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>'Kene elle çıkarılmamalıdır'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Demir, yapılan yanlış yöntemlere dikkat çekerek, 'Kene elle çıkarılmamalıdır. Eğer kene sert bir cisimle çıkarılmaya çalışılırsa, kenenin vücudundaki mikroplar insan vücuduna salınabilir. Eğer o kenede hastalık varsa durum daha da kötü hale gelebilir. Bu nedenle dikkat edilmelidir. Yakmak ya da gaz yağı dökmek gibi yöntemler keneyi rahatsız eder ve vücudundaki mikropların insan vücuduna geçmesine neden olabilir, bu da daha zararlı sonuçlar doğurabilir.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''><strong>'Hastalığın kuluçka süresi 2 ile 14 gün arasındadır'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,'sans-serif''>Vaka sonrası oluşan belirtilere de değinen Demir, 'Hastalık bulaştıktan sonra vücuda giren virüs miktarına bağlı olarak semptomlar ortaya çıkar ve özellikle şiddetli kanamalar görülebilir. Bu durum ölüme sebebiyet verebilir. Kene ısırığı tespit edildiğinde mutlaka hastaneye başvurulması gerekir. İlk dönemde bazı kan tetkikleri yapılarak kontrol sağlanır. Hastalığın kuluçka süresi 2 ile 14 gün arasındadır. Bu süre zarfında yüksek ateş, vücutta herhangi bir yerde kanama, bulantı, kusma ve kas krampları gibi belirtiler görülürse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.' diye belirtti. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mardin</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-demir-kirim-kongo-kanamali-atesinde-en-cok-korkulan-durum-kanamalarin-meydana-gelmesidir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:10:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/dr-demir-kirim-kongo-kanamali-atesinde-en-cok-korkulan-durum-kanamalarin-meydana-gelmesidir.JPG" type="image/jpeg" length="38220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bingöl'de böbrek taşı ameliyatlarında kapalı dönem: İl dışına sevkler azaldı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/bingolde-bobrek-tasi-ameliyatlarinda-kapali-donem-il-disina-sevkler-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/bingolde-bobrek-tasi-ameliyatlarinda-kapali-donem-il-disina-sevkler-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl Devlet Hastanesi'nde uygulanan kapalı böbrek taşı ameliyatı (PNL) sayesinde, büyük böbrek taşlarına sahip hastaların tedavi için çevre illere sevk edilme ihtiyacı önemli ölçüde ortadan kalktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Böbrek taşı rahatsızlığı nedeniyle il dışına gitmek zorunda kalan Bingöllü hastalar, artık kendi şehirlerinde modern yöntemlerle sağlığına kavuşuyor. Bingöl Devlet Hastanesi bünyesinde başarıyla gerçekleştirilen Perkütan Nefrolitotomi (PNL) yöntemi hem hastaların iyileşme sürecini hızlandırıyor hem de açık ameliyat devrini kapatıyor.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Operasyonları üç yıldır yaptığını ifade eden Üroloji Uzmanı Doktor Yunus Emre Kızılkan, 'Son olarak sağ böbreğinde 4 santimetre büyüklüğünde taş bulunan bir hastaya hastanemizde başarıyla PNL ameliyatı uyguladık. Kendiliğinden düşmesi mümkün olmayan ve tedavi edilmediğinde böbrek yetmezliği ile ciddi enfeksiyon riskine yol açabilecek taş, kapalı yöntemle tamamen temizlenmiştir. Ameliyat sonrasında hastanın böbrek fonksiyonlarında belirgin düzelme gözlenmiştir. Hastalarımızın bu konuda il dışına gitmelerine gerek yok. Yaptığımız operasyonlar neticesinde hastalarımız son derece memnun bir şekilde hastanemizden ayrılmaktadır.' dedi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bingöl</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/bingolde-bobrek-tasi-ameliyatlarinda-kapali-donem-il-disina-sevkler-azaldi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:38:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ilkha.com/img/NewsGallery/2026/4/30/529446/FeaturedImage/ab1a7ce1-135f-44e1-9a75-8cd73e13c0c0.jpg" type="image/jpeg" length="93418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağımlılık tedavisinde erken müdahale önemli!]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımlılığın, beyindeki ödül sistemini etkilediğini belirten uzmanlar, zamanla kontrol mekanizmalarını zayıflattığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bağımlılığın ilk maruziyetle başladığını ve ilerleyici bir süreç olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle ilişkisi, özellikle kumar bağımlılığı başta olmak üzere gelişim süreçleri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İlk maruz kalındığı anda bağımlılık süreci başlar! </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bağımlılık, madde veya davranış kaynaklı olarak ortaya çıkan ve beyin işlevlerinde maladaptif değişikliklere neden olan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, 'İlk maruz kalındığı anda bağımlılık süreci başlar ve bu süreç, özellikle beynin ödül sistemi üzerindeki etkileriyle ilerler.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ödül sistemi aktivasyonu ile birlikte beyindeki kontrol mekanizmalarının zayıflayarak bağımlılık belirtilerinin ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Dilbaz, 'Bu belirtiler arasında artan kullanım miktarı, kesme veya ara verme girişimlerinde ortaya çıkan yoğun istek ve yoksunluk belirtileri, yasal sorunlar, sosyal ve iş hayatında olumsuz etkiler yer alır. Bağımlılık geliştikçe bireyler çevreleri tarafından uyarılsalar dahi kullanmaya devam edebilir ve zarar görmelerine rağmen bırakmakta güçlük çekebilirler.' şeklinde belirtti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Bağımlılık tedavisinde zamanında müdahale büyük önem taşıyor! </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bağımlılık tedavisinde zamanında müdahale büyük önem taşıdığına vurgu yapan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, 'Hastalar genellikle bağımlılıklarını kontrol edebileceklerine inandıklarını ifade ederler ve bazen kullanımın azaldığını veya belirli zaman aralıklarında gerçekleştiğini iddia ederler. Ancak bağımlılığı tanımlarken yalnızca kullanım sıklığı değil, aynı zamanda miktarı da dikkate alınmalı.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tedavi sürecinde özelleşmiş merkezlere başvurulması ve uzman sağlık çalışanları tarafından bireyselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Dilbaz, bu çerçevede bağımlılığın klinik ve tedaviye yönelik boyutlarının akademik olarak ele alındığını aktardı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Sanal kumar erişiminin kolaylaşması gençlerde kumar alışkanlığını artırıyor! </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kumar bağımlılığını ise bireyin kontrolünü kaybederek aşırı ve obsesif biçimde kumar oynama eğilimi göstermesi olarak tanımlayan Dilbaz, 'Kişi finansal kayıplar yaşamasına, psikolojik ve sosyal sorunlarla karşılaşmasına rağmen kumar oynamaya devam eder.' diye ekledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Son yıllarda kumar bağımlılığına ilişkin demografik yapıda önemli değişimler gözlemlendiğine işaret eden Prof. Dr. Dilbaz, şunları söyledi:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Geçmişte at yarışları gibi fiziksel ortamlarda gerçekleşen kumar etkinlikleri veya yurt dışındaki gibi kumarhaneler daha yaygınken, günümüzde sanal kumar sitelerine erişimin kolaylaşması özellikle genç ve genç yetişkinler arasında kumar alışkanlığının artmasına neden oldu. Teknolojik gelişmeler ve sanal platformların yaygınlaşması bu artışta önemli bir rol oynuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kumar bağımlılığı özellikle üniversite öğrencileri ve yeni mezun genç yetişkinler arasında daha sık görülüyor. Bu grupta erkek bireylerin oranı daha yüksek. Bireyler genellikle hızlı para kazanma arzusu ile internet üzerinden erişilen sanal kumar oyunlarına yöneliyor. Bu süreçte internet bağımlılığı ile sanal kumar bağımlılığı iç içe geçebiliyor. Genç yetişkinler çoğu zaman spor müsabakalarına ilişkin verileri analiz ederek kazanma ihtimallerini artırabileceklerine inanıyor, ancak zamanla ciddi finansal kayıplar yaşayabiliyorlar. 'Bu sefer kazanacağım' düşüncesi beyindeki ödül sistemini aktive ederek davranışı pekiştiriyor. Prefrontal korteks olarak bilinen ön beyin kontrol mekanizmalarının yeterince etkin çalışmaması da risk alma davranışını artırarak bağımlılığı güçlendiriyor.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Bağımlılık bir kez geliştikten sonra bırakma süreci zorlaşır ve başarı oranları düşer! </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bağımlılığın kendi kendine geçmesi genellikle mümkün olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, 'Bağımlılık bir kez geliştikten sonra bırakma süreci zorlaşır ve başarı oranları düşer. Çünkü bağımlılık, ödül pekiştiren bir davranış örüntüsüdür ve beyinde kalıcı nöroadaptif değişikliklere yol açar.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Başlangıçta kontrol edilebilen isteklerin zamanla arttığını ve kontrol mekanizmalarının bu isteklerle başa çıkmakta zorlandığını ifade eden Prof. Dr. Dilbaz, bu nedenle bağımlılık geliştikten sonra profesyonel destek alınmasının tedavi sürecinin başarısı açısından kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Bağımlılık tedavisinde temel yaklaşım erişimin engellenmesi!  </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bağımlılık tedavisinde temel yaklaşımlardan birinin bağımlılık yapıcı madde veya davranışa erişimin engellenmesi olduğuna değinen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, 'Özellikle akıllı telefonların yaygın kullanımı, kumar gibi davranışlara erişimi kolaylaştırdığı için tedavi sürecinde önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bazı durumlarda bireylerin telefon kullanımının sınırlandırılması veya alternatif kontrol mekanizmalarının uygulanmasının gerekebileceğini aktaran Prof. Dr. Dilbaz, 'Aynı zamanda finansal riskleri azaltmak amacıyla kredi kullanımı gibi davranışların önüne geçilmesi de tedavi sürecinin bir parçasıdır. Dış kontrol mekanizmaları, bireyin iç kontrolünün zayıfladığı durumlarda destekleyici rol oynar. Gerekli durumlarda ilaç tedavileri ve bilişsel davranışçı terapiler gibi yöntemler de kullanılabilir. Bu yaklaşımlar bağımlılık davranışının değiştirilmesinde etkinliği kanıtlanmış yöntemlerdir ve bireyin dürtü kontrolünü geliştirmesine yardımcı olur. Bağımlılık tedavisi multidisipliner bir süreçtir ve erişimin kısıtlanması tedavinin başarısını artıran önemli bir adımdır.' açıklamasını yaptı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Derin TMU, bağımlılığın beyindeki ödül devrelerini hedef alıyor </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Son yıllarda geliştirilen somatik tedavi yöntemlerinden biri olan derin transkranial manyetik stimülasyonun (TMU), bağımlılık tedavisinde öne çıkan yenilikçi yaklaşımlardan biri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, 'Bu yöntem, bağımlılığın beyindeki ödül devreleri üzerindeki etkilerini hedef alır. Tedavi sürecinde bireyin bağımlılığı tetikleyen uyaranlara verdiği nörolojik yanıt incelenir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kumar bağımlılığında sanal bahis isteğini artıran görsel uyaranlar, alkol bağımlılığında ise alkol tüketim ortamlarının kullanılabildiğini dile getiren Prof. Dr. Dilbaz, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bu provokasyon süreci sırasında ilgili beyin bölgeleri manyetik uyarım ile hedeflenir. Derin TMU uygulamasında navigasyon sistemleri kullanılarak belirlenen beyin bölgelerine hassas manyetik alanlar gönderilir. Bu uyarımlar, bağımlılıkla ilişkili aşırı aktivitenin azaltılmasına yönelik olarak tekrarlayıcı şekilde uygulanır. Sigara bağımlılığı gibi alanlarda başlayan çalışmalar, yöntemin diğer bağımlılık türlerinde de etkili olabileceğini gösteriyor. Derin transkranial manyetik stimülasyon, ilaç tedavileri ve psikoterapiye alternatif ya da tamamlayıcı bir yöntem olarak değerlendirilen ve bilimsel araştırmalarla desteklenen bir tedavi seçeneğidir.' (İLKHA)</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:29:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="67514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim adamları uyarıyor: Dövme yaptırmadan önce bir kez daha düşünün]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/bilim-adamlari-uyariyor-dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/bilim-adamlari-uyariyor-dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dövme yaptırmak son yıllarda hızla yaygınlaşırken, bilim dünyası bu uygulamanın insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha yakından incelemeye başladı. 2024-2026 yılları arasında yayımlanan araştırmalar, dövmelerin zararsız olmadığını ortaya koyarken, özellikle uzun vadeli etkileri konusuna dikkat çekerek hiç yaptırılmamasının daha mantıklı olduğunu ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlara göre dövme mürekkepleri yalnızca cilt yüzeyinde kalmıyor. Yapılan çalışmalar, pigmentlerin zamanla vücutta hareket ederek lenf düğümlerine kadar ulaşabildiğini gösteriyor. Bu mürekkeplerin içeriğinde kurşun, krom ve arsenik gibi ağır metallerin yanı sıra çeşitli kimyasal bileşenler bulunabiliyor. Bu durumun, vücutta kronik iltihaplanma ve bağışıklık sistemi tepkilerine yol açabileceği değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p data-end='1223' data-start='788' style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dövme işlemi sırasında cildin delinmesi, enfeksiyon riskini de beraberinde getiriyor. Hijyen kurallarına uyulmayan ortamlarda yapılan dövmelerde bakteriyel enfeksiyonlar ve kan yoluyla bulaşan hastalıkların görülme ihtimali artıyor. Bunun yanı sıra bazı kişilerde dövme mürekkeplerine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Üstelik bu reaksiyonlar bazen yıllar sonra bile kaşıntı, şişlik ve cilt tahrişi şeklinde ortaya çıkabiliyor.</span></span></span></p> <p data-end='1660' data-start='1225' style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri ise dövme ile kanser arasındaki olası ilişki. Bazı yeni araştırmalar, dövmeli bireylerde özellikle lenfoma riskinin daha yüksek olabileceğini belirtiyor. </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p data-end='1995' data-start='1662' style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dövmenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri de araştırma konusu olmaya devam ediyor. Vücut, dövme mürekkebini yabancı bir madde olarak algıladığı için bağışıklık sistemi sürekli olarak uyarılmış halde kalabiliyor. Bu durumun uzun vadede kronik inflamasyona yol açabileceği ve bazı sağlık risklerini artırabileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p data-end='2345' data-start='1997' style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bunların yanı sıra dövme yaptıran kişilerde granülom oluşumu, keloid gelişimi ve bazı deri hastalıklarının tetiklenmesi gibi farklı sağlık sorunları da görülebiliyor. Nadir durumlarda dövme yapılan bölgelerde tümör oluşumuna dair vakalar rapor edilirken, bazı kişiler MRI çekimleri sırasında dövme bölgelerinde yanma hissi yaşadıklarını belirtiyor.</span></span></span></p> <p data-end='2672' data-start='2347' style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tüm bu bulgular ışığında uzmanlar, dövmenin tamamen zararsız bir işlem olmadığını ortaya çıkarıyor. <b>(İLKHA)</b> </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/bilim-adamlari-uyariyor-dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/bilim-adamlari-uyariyor-dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun.jpg" type="image/jpeg" length="22484"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: Diş eti kanaması ciddi hastalıkların habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanindan-uyari-dis-eti-kanamasi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanindan-uyari-dis-eti-kanamasi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş eti kanamasının basit bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirten Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Nihal Salı,  erken müdahale edilmediğinde ciddi hastalıklara ve diş kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Ağız ve diş sağlığında sık karşılaşılan sorunlardan biri olan diş eti kanaması, çoğu zaman basit bir durum gibi görülse de uzmanlara göre ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. </span></span></span></span></p> <p><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Nihal Salı, diş eti kanamasının ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</span></span></span></span></p> <p style='text-align:start'><span style='background-color:white'> </span><span style='background-color:white'><strong><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>'Diş eti kanaması, diş eti iltihabının ilk belirtisidir'</span></span></span></strong></span></p> <p><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Diş eti kanamasının genellikle diş fırçalarken ya da sert gıdalar tüketirken fark edildiğini ifade eden Salı, bu durumun sağlıklı diş etlerinde görülmemesi gerektiğini belirterek, 'Diş eti kanaması, çoğu zaman diş eti iltihabının ilk belirtisidir. Hastalar bunu geçici bir durum olarak değerlendirip önemsemeyebiliyor. Oysa bu kanamalar, tedavi edilmediğinde daha ciddi diş eti hastalıklarına ve hatta diş kaybına kadar ilerleyebilir.' dedi.</span></span></span></span></p> <p style='text-align:start'><span style='background-color:white'><strong><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>'Diş eti kanaması, vücudun verdiği bir uyarı sinyalidir'</span></span></span></strong></span></p> <p><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Diş eti hastalıklarının erken evrede fark edilmesinin büyük önem taşıdığını dile getiren Salı, 'Diş eti kanaması, vücudun verdiği bir uyarı sinyalidir. Bu sinyali doğru okumak gerekir. Erken dönemde yapılacak basit tedavilerle hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Ancak ihmal edildiğinde kemik kaybı ve dişlerin sallanması gibi geri dönüşü zor sonuçlarla karşılaşılabilir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p> <p style='text-align:start'><span style='background-color:white'><strong> </strong></span><span style='background-color:white'><strong><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Diş eti sağlığını korumak mümkün</span></span></span></strong></span></p> <p style='text-align:start'><span style='background-color:white'> </span><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Diş eti sağlığını korumanın sanıldığı kadar zor olmadığını söyleyen Salı, düzenli ve doğru ağız bakım alışkanlıklarının bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti. </span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Günde en az iki kez doğru teknikle diş fırçalamanın, diş ipi ve ara yüz temizleyicilerinin düzenli kullanımının ve belirli aralıklarla diş hekimi kontrolüne gidilmesinin diş eti kanamasını önlemede önemli rol oynadığını vurgulayan Salı, 'Ayrıca aşırı sert fırçalamadan ve yanlış diş fırçası seçiminden kaçınılmalı. Sigara kullanımının azaltılmasının ya da tamamen bırakılmasının ve dengeli, vitamin açısından zengin bir beslenme düzeninin de diş eti sağlığını korumada etkilidir.'</span></span></span></span></p> <p style='text-align:start'><span style='background-color:white'> </span><span style='background-color:white'><strong><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>'Erken müdahale ile diş eti sağlığı korunabiliyor'</span></span></span></strong></span></p> <p><span style='background-color:white'><span style='font-size:11.0pt'><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''><span style='color:#1a1a1a'>Diş eti kanamasının kendi kendine geçmesini beklemenin yanlış bir yaklaşım olduğunu belirten Salı, 'Kanama birkaç gün içinde düzelmiyorsa mutlaka bir diş hekimine başvurulmalı. Erken müdahale ile hem diş eti sağlığı korunur hem de daha kapsamlı tedavilere ihtiyaç duyulmaz.' diye konuştu. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bursa</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanindan-uyari-dis-eti-kanamasi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:09:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/uzmanindan-uyari-dis-eti-kanamasi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="67847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıfır atık mutfak' yaklaşımı yaygınlaşmalı!]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[29 Nisan Gıda İsrafını Durdurma Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, evlerde fark edilmeden büyüyen gıda israfına dikkat çekti. Hatunoğlu, basit ama etkili önlemlerle bu sorunun önemli ölçüde azaltılabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Gıda israfını önlemek için büyük değişimlere gerek olmadığını belirten Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 29 Nisan Gıda İsrafını Durdurma Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hatunoğlu, evlerde fark edilmeden büyüyen gıda israfına dikkat çekerek, 'Evlerde en sık israf edilen gıdaların başında ekmek, taze sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri ile pişmiş yemek artıkları geliyor. Özellikle çabuk bozulan gıdalar, plansız alışveriş ve uygun olmayan saklama koşulları nedeniyle tüketilemeden çöpe gidebiliyor.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'> Planlı alışveriş israfı azaltıyor!</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İsrafı önlemenin en önemli adımlarından birinin alışverişi planlı yapmak olduğunu söyleyen Hatunoğlu, 'Bunun için alışveriş öncesinde evde bulunan gıdalar kontrol edilmeli ve ihtiyaca göre bir liste hazırlanmalıdır. Ayrıca açken alışveriş yapmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü açlık hissi, ihtiyaç dışı gıdalara yönelimi artırabilir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Planlı haftalık menü israfı önlüyor! </b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Haftalık menü planı yapmanın gıda israfını azaltmada etkili bir yöntem olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 'Menü planı sayesinde aynı malzemeler farklı öğünlerde değerlendirilebilir, gereksiz alışverişin önüne geçilir ve yemek hazırlama süreci daha düzenli hale gelir.' ifadesinde bulundu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Artan yemekler doğru şekilde değerlendirilmeli</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Artan yemeklerin doğru saklama ve yeniden kullanma yöntemleriyle güvenli şekilde tüketilebileceğini vurgulayan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 'Artan yemekler doğru şekilde saklandığında ve uygun yöntemlerle yeniden değerlendirildiğinde hem güvenli hem de besleyici olabilir. Örneğin sebze yemekleri çorbalara eklenebilir, pilavlar farklı tariflerle yeniden hazırlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yemeklerin piştikten sonra uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, mümkün olan en kısa sürede buzdolabına kaldırılması, buzdolabında da uzun süre bekletilmemesi ve tekrar tüketilirken yeterli sıcaklığa ulaşmasının sağlanmasıdır.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Sıfır atık mutfak' yaklaşımı yaygınlaşmalı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Sıfır atık mutfak' anlayışının önemine dikkat çeken Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 'Sıfır atık mutfak yaklaşımı, gıdaların mümkün olan en verimli şekilde kullanılmasını ve atığın en aza indirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda sadece yenilebilir kısımlar değil, kabuk ve sap gibi genellikle atılan bölümler de değerlendirilir. Porsiyon kontrolü yapmak ve artan yemekleri yeniden kullanmak bu yaklaşımda oldukça önemlidir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Bayatlayan gıdalar çöpe gitmek zorunda değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bayat ekmeklerin galeta unu ya da kruton olarak kullanılabileceğini belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 'Bayatlayan ekmekler galeta unu, kruton veya farklı yemeklerde kullanılabilirken, yumuşamaya başlayan meyveler smoothie ya da komposto yapımında değerlendirilebilir. Sebzeler ise çorba, püre veya fırın yemeklerine eklenerek yeniden kullanılabilir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Az ama doğru alışveriş' vurgusu</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Doğru alışveriş alışkanlıklarının önemine değinen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 'Az ama doğru alışveriş yapmak için ihtiyaç kadar ürün almak, mevsiminde gıdaları tercih etmek ve tüketilebilecek miktarda alışveriş yapmak gerekir. Alışveriş yaparken bilinçli ve planlı olmak oldukça önemlidir.' ifadesinde de bulundu. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>İsrafı azaltan basit alışkanlıklar!</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 'Mutfakta israfı azaltmak için haftalık menü planı yapmak, alışveriş listesi hazırlamak, gıdaları doğru saklamak, son kullanma tarihlerini düzenli kontrol etmek ve artan yemekleri değerlendirmek gibi basit alışkanlıklar oldukça etkilidir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Gıda israfı bütçeyi ve sağlığı da etkiliyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çöpe atılan her gıdanın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sağlık ve çevre açısından da kayıp olduğunu belirten Hatunoğlu, 'Çöpe atılan her gıda, aslında harcanan paranın, emeğin ve doğal kaynakların kaybı anlamına gelir. Bunun yanında plansız alışveriş ve tüketim, sağlıksız beslenme alışkanlıklarını da beraberinde getirebilir. Bu nedenle gıda israfı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sağlık ve çevre açısından da önemli bir sorundur.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Küçük adımlar büyük fark oluşturur!</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, gıda israfını önlemek için büyük değişimlere gerek olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Gıda israfını önlemek için büyük değişikliklere gerek yoktur. Küçük ama bilinçli adımlar hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli sonuçlar doğurur. İhtiyacımız kadar almak ve elimizdeki gıdaları en iyi şekilde değerlendirmek, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.' <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:27:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali.jpg" type="image/jpeg" length="46414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör Şimşek: Belirsizlik arttıkça kaygı kolektif bir duyguya dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/profesor-simsek-belirsizlik-arttikca-kaygi-kolektif-bir-duyguya-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/profesor-simsek-belirsizlik-arttikca-kaygi-kolektif-bir-duyguya-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli değişen gündem, ekonomik dalgalanmalar ve küresel gelişmelerin bireylerin kontrol duygusunu zayıflattığını belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, son dönemde artan toplumsal kaygının bireysel değil kolektif bir ruh hali olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, toplumda yaşanan kaygıya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzayan belirsizliğin beraberinde zihinsel yorgunluğa yol açtığını, bu durumun kaygı seviyesini daha da arttırdığını kaydeden Şimşek, 'İnsan psikolojisi öngörülebilirlik ihtiyaçları var. Belirsizlik dönemlerinde kaygı, doğal bir tepkidir. Geleceğe dair netlik azaldığında, beyin olası tehdit senaryolarını üretmeye başlar. Bu da sürekli tetikte olma hali yaratır. Bilgi bombardımanı ve çelişkili haber akışları ise zihni daha da yorarak kaygıyı artırır.' dedi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Özellikle ekonomik belirsizlikler ve toplumsal olayların bireylerin güvenlik algısını etkileyerek kaygının kolektif düzeyde hissedilmesine yol açtığını belirten Şimşek, Kaygı bozukluğu ile günlük stres birbirine karıştırılmamalıdır. Günlük stres genellikle belirli bir duruma bağlıdır ve durum ortadan kalktığında azalır. Kaygı bozukluğu ise daha yaygın, süreklilik gösteren ve kişinin işlevselliğini belirgin biçimde etkileyen bir tabloya işaret eder. Sürekli endişe hali, çarpıntı, kas gerginliği, uyku sorunları ve kaçınma davranışları kaygının günlük stresin ötesine geçtiğini gösterebilir. Bireylerin kendi duygusal durumlarını gözlemlemesi ve belirtilerin süresini değerlendirmesi önemlidir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Belirsizlik dönemlerinde ruh sağlığını korumanın mümkün olduğunu vurgulayan Şimşek, 'Günlük rutinlerin korunması, uyku ve beslenme düzenine dikkat edilmesi, güvenilir bilgi kaynaklarının tercih edilmesi zihinsel dengeyi destekler. Sürekli haber takibi yapmak yerine belirli zaman aralıklarında bilgi almak kaygıyı azaltabilir. Duyguları bastırmak yerine paylaşmak önemlidir. Sosyal destek ağları, psikolojik dayanıklılığı artırır. Fiziksel aktivite, nefes egzersizleri ve zihinsel rahatlama teknikleri de stres yönetiminde etkilidir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Prof. Dr. Şimşek, kaygının yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürdüğü durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğini hatırlatan Şimşek, son olarak şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Psikolojik destek almak bir zayıflık göstergesi değildir. Tam tersine, ruh sağlığını önemsemenin ve sorumluluk almanın bir göstergesidir. Erken müdahale, kaygının kronikleşmesini önleyebilir. Belirsizlik dönemlerinde bireysel farkındalık ve dayanıklılığın arttırılması, yalnızca kişisel iyilik hali açısından değil toplumsal ruh sağlığı açısından da kritik önem taşıyor.' <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/profesor-simsek-belirsizlik-arttikca-kaygi-kolektif-bir-duyguya-donusuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:35:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/profesor-simsek-belirsizlik-arttikca-kaygi-kolektif-bir-duyguya-donusuyor.jpg" type="image/jpeg" length="49353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep'te bir hastadan 8,5 kiloluk böbrek çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/gaziantepte-bir-hastadan-85-kiloluk-bobrek-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/gaziantepte-bir-hastadan-85-kiloluk-bobrek-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi'nde polikistik böbrek hastalığı bulunan bir hastanın 8,5 kilogram ağırlığındaki böbreği ameliyatla çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:12pt'><span style='font-family:'Liberation Serif','serif''><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''>Hastanede gerçekleştirilen operasyonda, kronik böbrek yetmezliği bulunan hasta nefes darlığı, karında şişlik ve ağrı şikayetleriyle nefroloji kliniğine başvurdu. Yapılan tetkiklerde cerrahi müdahale kararı alındı.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:12pt'><span style='font-family:'Liberation Serif','serif''><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''>Hastayı takip eden Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay, böbreğin ileri derecede büyüme gösterdiğini belirterek hastanın genel cerrahi kliniğine yönlendirildiğini ifade etti.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:12pt'><span style='font-family:'Liberation Serif','serif''><span style='font-family:'Calibri','sans-serif''>Operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Yücel Yüksel ve ekibi tarafından yapılan cerrahi işlemde, böbreğin diğer organlara baskı yaptığı tespit edildi. Böbreğin, retroperitondan bağırsak arkasından girilen bir operasyonla çıkarıldığı bildirildi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gaziantep</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/gaziantepte-bir-hastadan-85-kiloluk-bobrek-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:54:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/gaziantepte-bir-hastadan-85-kiloluk-bobrek-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="23422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Adıgüzel: Uykusuzluk ve ekran ışığı epilepsi nöbet riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-ekran-isigi-epilepsi-nobet-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-ekran-isigi-epilepsi-nobet-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsinin birçok farklı türünün olduğunu ve hastaların bir kısmı klasik nöbet geçirmediği için hasta olduğunu fark etmediğini belirten Doç. Dr. Ahmet Adıgüzel, 'Uyku düzeninin bozulması ve özellikle gece karanlıkta telefon, tablet ya da bilgisayar ışığına maruz kalmak epilepsi eşiğini düşürür. Bu durum nöbet geçirme riskini ciddi şekilde artırır.' ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Adıgüzel, epilepsi hastalığına ilişkin İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu. </span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsinin insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Adıgüzel, toplumda bilinenin aksine hastalığın sadece 'sara nöbeti'nden ibaret olmadığını vurguladı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Epilepsi, beyinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan, bir grup nöronun anormal deşarjlarıyla karakterize bir hastalıktır'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/eee5c1fb-9c29-49bb-9e0e-ce7c779fc0bc.jpg' style='height:910px; width:1366px' /></strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsinin milattan önce 1800'lü yıllara kadar uzanan kayıtlarda, özellikle Hammurabi yasalarında yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Adıgüzel, 'Epilepsi, beyinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan, bir grup nöronun anormal deşarjlarıyla karakterize bir hastalıktır. Bu durum, uyarıcı etkilerin artması ya da baskılayıcı mekanizmaların azalmasıyla gelişir.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Sara nöbeti epilepsinin yalnızca bir türüdür'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Toplumda epilepsinin genellikle 'sara hastalığı' olarak bilindiğini belirten Doç. Dr. Adıgüzel, bu bilginin eksik olduğuna dikkat çekerek, 'Sara nöbeti epilepsinin yalnızca bir türüdür. Oysa epilepsinin birçok alt tipi vardır. Miyoklonik nöbet gibi farklı türleri olan hastalar, kendilerinde klasik sara nöbeti görülmediği için epilepsi hastası olduklarının farkına varamayabiliyor.' ifadelerini kullandı.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsinin yalnızca bayılma, yere düşme ya da morarma gibi belirtilerle sınırlı olmadığını kaydeden Adıgüzel, toplumda en sık yapılan yanlışın bu olduğunu söyledi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Türkiye'de yaklaşık 800 bin ile bir milyon arasında epilepsi hastası olduğu tahmin ediliyor'</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/43cfaff5-b563-4bdf-972e-4d576654600a.jpg' style='height:910px; width:1366px' /></strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Türkiye'de epilepsi görülme sıklığının giderek arttığını belirten Adıgüzel, 'Ömür süresinin uzaması, yaşlı nüfusun artması, travmaya maruziyetin çoğalması ve yoğun bakım şartlarının iyileşmesi epilepsi insidansını artırıyor. Güncel rakamlar değişmekle birlikte Türkiye'de yaklaşık 800 bin ile bir milyon arasında epilepsi hastası olduğu tahmin ediliyor. Bu oran neredeyse toplumun yüzde birini karşılık geliyor.' diye konuştu.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Risk faktörleri çocuklukta başlıyor, yaşam boyu etkiliyor'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsinin nedenlerine değinen Adıgüzel, özellikle çocukluk dönemine dikkat çekerek, şöyle devam etti:</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Doğum sırasında yaşanan sorunlar, annenin sağlık geçmişi ve çocuklukta geçirilen ateşli hastalıklar epilepsi riskini artırabilir. Ateşli havaleler olarak bilinen febril konvülziyonlar da ilerleyen yaşlarda epilepsi gelişimine zemin hazırlayabilir.'</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Ailede epilepsi öyküsü bulunması riski artırıyor'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Genetik faktörlerin de önemli olduğunu belirten Adıgüzel, ailede epilepsi öyküsünün bulunmasının riski artırdığını söyledi. Bunun yanı sıra kafa travmaları, beyin kanamaları, tümörler ve inme gibi sonradan gelişen durumların da epilepsiye yol açabileceğini ifade etti.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Birçok hastanın, 'Ailemde yok, MR'ım temiz, neden epilepsi oldum?' sorusunu yönelttiğini aktaran Adıgüzel, 'Aile öyküsünün olmaması ya da görüntülemelerin normal çıkması, kişinin epilepsi hastası olmadığı anlamına gelmez. Hastalarımızın büyük bir kısmı bu şekilde karşımıza geliyor.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Uyku düzeninin bozulması, yoğun stres ve enfeksiyonlar nöbet riskini artırır'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hastaların en çok merak ettiği konulardan birinin nöbetleri azaltma yolları olduğunu belirten Adıgüzel, 'Uykusuzluk epilepsi eşiğini düşüren en önemli faktörlerden biridir. Uyku düzeninin bozulması, yoğun stres ve enfeksiyonlar nöbet riskini artırır.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Karanlık ortamda ekran ışığına uzun süre maruz kalmak epilepsi eşiğini düşürür'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/da6c1ef6-0193-4d76-933e-12219868daa8.jpg' style='height:910px; width:1366px' /></strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Özellikle gençlerde gece geç saatlere kadar ekran kullanımının risk oluşturduğunu vurgulayan Adıgüzel, 'Karanlık ortamda telefon, tablet veya bilgisayar ekranına uzun süre maruz kalmak epilepsi eşiğini düşürür. Bu nedenle ekran kullanımı mümkünse oda ışığı açıkken yapılmalı ve uyku düzeni korunmalıdır.' şeklinde konuştu.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'EEG normal olsa bile hastalık devam edebilir'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tanı sürecinde EEG ve MR'ın önemine değinen Adıgüzel, EEG'nin dinamik bir inceleme olduğunu belirtti. Adıgüzel, 'EEG, çekim anındaki beyin aktivitesini gösterir. O sırada epileptik aktivite yoksa sonuç normal çıkabilir. Bu durum hastalığın olmadığı anlamına gelmez.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'MR daha çok yapısal sorunları ortaya koyuyor'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>MR'ın ise daha çok yapısal sorunları ortaya koyduğunu ifade eden Adıgüzel, 'Tümör, kanama ya da yer kaplayan lezyonları tespit etmek için MR mutlaka çekilmelidir. Ancak her hastada tekrar tekrar MR çekmeye gerek yoktur.' diye konuştu.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'İlaçların bırakılması büyük risk'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsi tedavisinde en önemli sorunlardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu belirten Adıgüzel, 'Nöbetleri tetikleyen en önemli nedenlerden biri ilacın bırakılması ya da doz atlanmasıdır. Hastalar, kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi kesebiliyor. Bu durum nöbetlerin yeniden ortaya çıkmasına neden oluyor.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tedavi süresinin hastadan hastaya değiştiğini vurgulayan Adıgüzel, bazı hastalarda kısa süreli, bazılarında ise ömür boyu tedavi gerekebileceğini ifade etti.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Nöbet anında doğru müdahale hayat kurtarır'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsi nöbetlerinin çoğunlukla 2-3 dakika içinde kendiliğinden sonlandığını belirten Adıgüzel, nöbet anında yapılması gerekenleri şöyle anlattı:</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Hastanın çevre güvenliği sağlanmalı, başını çarpması engellenmeli ve mümkünse yan yatırılarak hava yolu açık tutulmalıdır. Ardından mutlaka yardım çağrılmalıdır.'</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Cerrahi tedavi her hasta için uygun değil'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Cerrahi tedavi seçeneklerinin geliştiğini ancak her hasta için uygun olmadığını belirten Adıgüzel, 'Her 10 hastadan yalnızca biri cerrahi için uygun olabilir. Doğru hasta seçildiğinde ise oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor.' dedi.</span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong>'Meslek seçiminde erken planlama şart'</strong></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Epilepsi hastalarının yaşam planlamasında dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Adıgüzel, 'Gece vardiyası gerektiren, ağır ve tehlikeli işlerden kaçınılmalıdır. Meslek seçimi mümkünse erken yaşlarda, bir nöroloji uzmanına danışılarak yapılmalıdır.' ifadelerini kullandı. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Malatya</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-ekran-isigi-epilepsi-nobet-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:46:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-ekran-isigi-epilepsi-nobet-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="52250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya süper El Nino'ya hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/dunya-super-el-ninoya-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/dunya-super-el-ninoya-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Pasifik Okyanusu'nun orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının hızla yükseldiğini belirterek, 2026'nın sonlarına doğru son on yılın en güçlü El Nino hava olayının yaşanabileceğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-weight:normal'>Mayıs ayından itibaren etkisini göstermesi beklenen El Nino'nun Asya genelinde sıcak ve kurak bir dönemi tetikleyeceği, Amerika ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde ise aşırı yağışlara yol açacağı öngörülüyor. Uzmanlar, tarımsal üretimde düşüşe bağlı olarak küresel gıda fiyatlarının artabileceğine dikkat çekti.</span></span></strong></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-weight:normal'>2015-2016 yıllarında yaşanan benzer şiddetteki El Nino'nun Güneydoğu Asya'da pirinç, palm yağı ve şeker üretiminde büyük kayıplara yol açtığı hatırlatıldı. Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle gübre tedarikinde yaşanan aksaklıkların kuraklıkla birleşmesi halinde çiftçilerin verim kaybının daha da derinleşebileceği uyarısı yapıldı. </span></span></strong><b>(İLKHA)</b></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/dunya-super-el-ninoya-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:20:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/dunya-super-el-ninoya-hazirlaniyor.jpg" type="image/jpeg" length="51164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kağıthane'de okul servisi çatıya düştü]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/kagithanede-okul-servisi-catiya-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/kagithanede-okul-servisi-catiya-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Kağıthane'de kontrolden çıkan okul servisi yokuşta takla atarak bir evin çatısına düştü. Araçta sıkışan şoför, itfaiye ekiplerinin yoğun çabasıyla kurtarıldı. Serviste öğrenci bulunmaması olası bir facianın önüne geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-weight:normal'>Kaza, saat 18.50 sıralarında Çağlayan Mahallesi'nde meydana geldi. 34 LVU 535 plakalı okul servisi, sürücüsü Mustafa F'nin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla atarak bir evin çatısına düştü.</span></span></strong></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-weight:normal'>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Araçta sıkışan sürücü, ekiplerin çalışmasıyla çıkarıldı. Yaralı olduğu belirlenen Mustafa F, ambulansla Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.</span></span></strong></span></span></span></span></p> <p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><strong><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-weight:normal'>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. </span></span></strong><b>(İLKHA)</b></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/kagithanede-okul-servisi-catiya-dustu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:15:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kagithanede-okul-servisi-catiya-dustu.jpg" type="image/jpeg" length="32617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havalar ısınıyor, kene vakalarına karşı nelere dikkat edilmeli]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/havalar-isiniyor-kene-vakalarina-karsi-nelere-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/havalar-isiniyor-kene-vakalarina-karsi-nelere-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakaları artışa geçti. Artan risk nedeniyle yetkililer, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte yaz aylarında hayati tehlikeye yol açabilen keneler ortaya çıkmaya başladı. Dün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle yılın ilk can kaybı yaşandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sağlık ekipleri, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışmalarını sürdürürken, hastalığın ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar, keneler aracılığıyla bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)'nın ateş, halsizlik, kas ağrısı ve ileri vakalarda kanama gibi belirtilerle seyrettiğini belirtiyor. Hastalığın ağır seyretmesi durumunda ölüm riski de bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Türkiye'de ilk olarak 2000'li yılların başında görülen KKKA vakalarının, kenelerin aktif olduğu bahar ve yaz aylarında arttığı ifade ediliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Vakalar özellikle İç Anadolu'nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar, tarla, bağ ve piknik alanları gibi riskli bölgelerde vücudu örten kıyafetler giyilmesini öneriyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Açık renkli giysiler tercih edilmesi ve dönüşte vücudun detaylı şekilde kontrol edilmesi gerektiği belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kene tutunması durumunda ise çıplak elle müdahale edilmemesi ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uyarısı yapılıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ayrıca kenenin yanlış yöntemlerle çıkarılmasının hastalık riskini artırabileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kene teması sonrası 10 gün boyunca ateş, halsizlik ve mide şikayetleri gibi belirtilerin takip edilmesi gerektiği, bu tür durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasının hayati önem taşıdığı bildiriliyor. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/havalar-isiniyor-kene-vakalarina-karsi-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 16:53:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/havalar-isiniyor-kene-vakalarina-karsi-nelere-dikkat-edilmeli.png" type="image/jpeg" length="96063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İl sağlık müdürü Solmaz: Aşılar toplum sağlığını koruyan en etkili yöntemlerden biri]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/il-saglik-muduru-solmaz-asilar-toplum-sagligini-koruyan-en-etkili-yontemlerden-biri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/il-saglik-muduru-solmaz-asilar-toplum-sagligini-koruyan-en-etkili-yontemlerden-biri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Murat Solmaz, 'Aşı Haftası' dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, aşının bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde en etkili ve güvenli sağlık uygulamalarından biri olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Batman İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Murat Solmaz, 24-30 Nisan 'Aşı Haftası' kapsamında yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, aşının bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde en etkili sağlık müdahalelerinden biri olduğu vurgulandı.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Solmaz, aşı uygulamalarının her yıl milyonlarca kişinin hastalıklara bağlı engellilik ve ölüm riskini azalttığını belirterek hem bireysel hem de toplumsal bağışıklığın sağlanmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Aşıların sadece bireyleri değil, toplumun tamamını koruyan bir sağlık uygulaması olduğuna dikkat çekti.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Her yıl nisan ayının son haftasında kutlanan Aşı Haftası'nın amacının, aşılamanın önemine ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak olduğunu belirten Solmaz, çocukların ve yetişkinlerin aşı ile önlenebilir hastalıklardan korunmasının hedeflendiğini söyledi. Ayrıca bu hastalıkların neden olduğu kalıcı sağlık sorunları ve ölümlerin azaltılmasının da amaçlandığını kaydetti.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Bu yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen 'Her nesilde aşılar işe yarıyor.' temasıyla aşıların yalnızca günümüzde değil, geçmişten bugüne ve gelecek nesiller boyunca toplum sağlığını koruduğuna dikkat çekildiği aktarıldı.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü'nün 1974 yılında başlattığı Genişletilmiş Bağışıklama Programı'nın (GBP) Türkiye'de 1981 yılından bu yana uygulandığı hatırlatıldı. Bu programla, coğrafi ya da sosyoekonomik farklılık gözetmeksizin tüm çocukların aşılara eşit şekilde ulaşmasının hedeflendiği belirtildi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Solmaz, Türkiye'de çocukluk döneminde difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği, Hib ve pnömokok hastalıklarına karşı aşılama yapıldığını ifade etti.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Açıklamada ayrıca çiçek hastalığının dünya genelinde ortadan kaldırıldığı, çocuk felcinin ise yok edilme aşamasına geldiği belirtildi. Türkiye'de son çocuk felci vakasının 1998 yılında görüldüğü, ülkenin Dünya Sağlık Örgütü tarafından 'poliodan arındırılmış bölge' sertifikası aldığı hatırlatıldı.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Maternal-neonatal tetanosun 2009 yılından bu yana elimine edildiği, difteri hastalığının ise 2011 yılından beri görülmediği kaydedildi. Kızamıkla mücadelede aşılama çalışmalarının önemine dikkat çekilerek, virüsün dünya genelinde hala dolaşımda olduğu ifade edildi.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Solmaz, aşıların uluslararası standartlara uygun üretildiğini, soğuk zincir ve elektronik takip sistemleriyle güvenli şekilde saklandığını belirtti. Aşılama sürecinin üretimden uygulamaya kadar tüm aşamalarının kontrol altında olduğunu ifade etti.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Açıklamanın sonunda çocukların aşılanmasının ebeveynler için önemli bir sorumluluk olduğu vurgulandı. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Batman</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/il-saglik-muduru-solmaz-asilar-toplum-sagligini-koruyan-en-etkili-yontemlerden-biri</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:48:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/il-saglik-muduru-solmaz-asilar-toplum-sagligini-koruyan-en-etkili-yontemlerden-biri.jpg" type="image/jpeg" length="50382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yetimler Vakfı Gazze'de yıkılan hastanenin yeniden imarı için harekete geçti]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/yetimler-vakfi-gazzede-yikilan-hastanenin-yeniden-imari-icin-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/yetimler-vakfi-gazzede-yikilan-hastanenin-yeniden-imari-icin-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgal rejiminin Gazze'ye yönelik saldırıları devam ederken Yetimler Vakfı yıkılan Al Cela Hastanesi'nin yerinde sahra hastanesi kurmak için çalışma başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yetim, öksüz ve kimsesizlere yönelik dünyanın dört bir yanında başta gıda olmak üzere ayni ve nakdi yardım faaliyetlerinde bulunan Yetimler Vakfı, Aksa Tufanı Operasyonunun ilk günlerinden bu yana Gazze'de çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yaklaşık 30 aydır katliam ve soykırımını sürdürdüğü Gazze'de başta hastane, okul ve cami olmak üzere tüm kamu binalarını bombalayan işgal rejimi, insanların sağlık hizmetlerine erişimini tümden engellemeye yönelik tüm uluslararası normları yok saymaya devam ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Gazze'de daha önce önemli sağlık merkezlerinden olan Al Cela Hastanesi, işgal rejiminin saldırıları sonucu yerle bir oldu. Bölge insanının sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak amacıyla yıkılan Al Cela Hastanesi yerine sahra hastanesi kurmayı planlayan Yetimler Vakfı, alanda fizibilite çalışmalarına başladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yıkılan Al Cela Hastanesi yerinde kurulacak sahra hastanesi, saldırılarda yaralanan ve sağlık sorunları yaşayan Gazzeliler için bir şifa merkezi haline dönüşmesi planlanıyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gazze</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/yetimler-vakfi-gazzede-yikilan-hastanenin-yeniden-imari-icin-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:33:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/yetimler-vakfi-gazzede-yikilan-hastanenin-yeniden-imari-icin-harekete-gecti.jpg" type="image/jpeg" length="65709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanseri farkındalık ayı kapsamında hekimlere seminer düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/kolon-kanseri-farkindalik-ayi-kapsaminda-hekimlere-seminer-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/kolon-kanseri-farkindalik-ayi-kapsaminda-hekimlere-seminer-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman'da kolon kanseri farkındalık ayı kapsamında hekimlere yönelik düzenlenen seminerde, güncel tanı ve tedavi yöntemleri ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Kolon kolon kanseri farkındalık ayı kapsamında Batman'da görev yapan hekimlere yönelik bilgilendirme semineri gerçekleştirildi.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Seminere Koç Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Ahmet Rencüzoğulları ve Doç. Dr. İbrahim Halil Özata konuşmacı olarak katıldı.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Programda kolon (kalın bağırsak) ve rektum (bağırsağın son kısmı) kanserlerine ilişkin güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alındı. Doç. Dr. İbrahim Halil Özata, kolorektal kanserin son yıllarda 50 yaş altı bireylerde görülme sıklığında artış olduğuna dikkat çekerek, makattan kanama, kabızlık ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik gibi belirtilerin önemsenmesi ve sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Prof. Dr. Ahmet Rencüzoğulları ise kolorektal kanserin multidisipliner bir yaklaşımla ele alınmasının önemine değinerek, güncel tedavi yöntemleri ve teknolojik gelişmelerle birlikte hastalıkla mücadelede farklı yaklaşımlar uygulandığını belirtti.</span></span></span></p> <p><span style='font-size:11pt'><span style='font-family:'Calibri',sans-serif'><span style='font-size:12.0pt'>Program sonunda İl Sağlık Müdürü Vekili ve Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Selami Yunus Ertek tarafından konuşmacılara plaket takdim edildi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Batman</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/kolon-kanseri-farkindalik-ayi-kapsaminda-hekimlere-seminer-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:32:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kolon-kanseri-farkindalik-ayi-kapsaminda-hekimlere-seminer-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="84223"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
