<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ergani Haber - Son Dakika Ergani Haberleri</title>
    <link>https://www.erganigazetesi.com.tr</link>
    <description>Ergani haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Ergani Haber Gazetesi sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Jul 2026 08:13:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüzerken kramp girdiğinde panik yapmayın!]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/yuzerken-kramp-girdiginde-panik-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/yuzerken-kramp-girdiginde-panik-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, krampın kendisinden çok, kramp anında yaşanan panik nedeniyle tehlikeli durumların ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yaz aylarında deniz ve havuz sezonunun açılmasıyla birlikte yüzme sırasında gelişen kas krampları da daha sık gündeme geliyor. Çoğu zaman kısa süreli ve kendiliğinden geçen bu kasılmalar, açık denizde veya derin sularda meydana geldiğinde ciddi risklere yol açabiliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hakan Özer, yüzme sırasında gelişen krampların nedenlerini, doğru müdahale yöntemlerini ve alınabilecek önlemleri anlattı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kas krampları basit görünse de risk oluşturabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kas krampının, bir kasın veya kas grubunun istemsiz şekilde ani ve ağrılı olarak kasılması olduğunu aktaran Özer, genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürse de, kramp sonrasında kaslarda hassasiyetin bir süre daha devam edebileceğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Krampın; yüzme sırasında en sık baldır, ayak tabanı, ayak parmakları ve uyluk kaslarında görüldüğünü belirten Özer, bu bölgelerin, yüzme boyunca sürekli çalıştıkları için kas yorgunluğuna daha yatkın olduğunu kaydetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Op. Dr. Hakan Özer, 'Kas krampı çoğu zaman ciddi bir hastalığın belirtisi değildir. Ancak su içerisinde gelişmesi nedeniyle kişinin hareket kabiliyetini geçici olarak kısıtlayabilir ve özellikle paniğe kapılması durumunda güvenlik açısından risk oluşturabilir.' dedi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yüzme sırasında yaşanan krampın tek bir nedeni yok</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Özer, 'Kramp, bir veya birden fazla kas grubunun irade dışı, ani, şiddetli ve ağrılı bir şekilde kasılarak gevşeyememesi durumudur. Yüzme esnasında bu tablonun gelişmesinde multifaktöriyel mekanizmalar rol oynar.' dedi ve şunları aktardı: </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Sıvı ve Elektrolit Dengesizliği: Yaz sıcaklarında, suyun içinde fark edilmese dahi vücut terleme yoluyla ciddi miktarda sıvı kaybeder. Bu kayba bağlı olarak kas kasılma mekanizmasında anahtar rol oynayan magnezyum, potasyum, kalsiyum ve sodyum gibi elektrolitlerin dengesi bozulur. Hücre içi ve dışı iyon konsantrasyonu değiştiğinde kas lifleri kontrolsüzce uyarılır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Termal Şok ve Vazokonstrüksiyon: Güneş altında uzun süre kalarak vücut ısısı yükselmiş bir bireyin, hazırlık yapmadan aniden soğuk suya atlaması ani bir termal şoka yol açar. Soğuk suyun etkisiyle periferik damarlarda ani daralma gelişir. Kaslara giden kan akımının azalması, dokunun oksijenlenmesini ve beslenmesini sekteye uğratarak akut spazmı tetikler.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kas Yorgunluğu ve Yetersiz Kondisyon: Plaj voleybolu, uzun yürüyüşler veya günlük hayatın getirdiği hareketsizlik sonrasında kaslar esnetilmeden yüzmeye geçilmesi, kas liflerinde laktik asit birikimini hızlandırır. Yorulan ve boyu kısalan kas, suyun gösterdiği dirence karşı koyamaz ve kilitlenir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Biyomekanik Hatalar ve Yanlış Ekipman: Ayak bileği esnekliği yetersiz olan kişilerin uzun süre palet kullanması veya su içinde sürekli parmak ucunu ileriye doğru uzatarak yüzmesi, baldır ve ayak tabanı kaslarını anatomik olarak en kısa pozisyonda aşırı yüklenmeye maruz bırakır. Bu durum bölgesel krampların en temel sebebidir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Açık denizde panik daha tehlikeli olabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Havuz ortamında kişinin genellikle kenara kısa sürede ulaşabilirken, açık denizde kıyıya olan mesafe daha fazla olabileceğini hatırlatan Özerk, bu nedenle kramp geliştiğinde panik yapılması, kontrolsüz hareket edilmesi veya hızla kıyıya ulaşmaya çalışılmasının kişinin daha fazla yorulmasına neden olabileceğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Op. Dr. Hakan Özer, 'Kramp geliştiğinde en önemli konu sakin kalabilmektir. Panik yapmak hem enerji tüketimini artırır hem de doğru hareket etmeyi zorlaştırır. Öncelik su üstünde kalmayı sağlamak ve yardım istemektir.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kramp girdiğinde ilk yapılması gereken sakin kalabilmektir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Arama trendlerinde ve acil durum sorgularında en sık karşılaşılan korkunun, derin suda kramp girmesi halinde boğulma riski olduğunu belirten Özer, ortopedik ve tıbbi açıdan bu durumda hayat kurtaran adımlar zinciri şöyle sıraladı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Sırt üstü yatış pozisyonuna geçin: Kramp hissettiğiniz an sırt üstü uzanarak kendinizi suyun kaldırma kuvvetine bırakın. Başınızı geriye doğru atıp göğsünüzü yukarı kaldırarak minimum eforla su yüzeyinde kalın. Bu pozisyon, kramp giren bacağınızı boşa çıkararak dinlendirmenizi sağlar.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ters esnetme uygulayın: Eğer kramp baldırınıza veya ayak tabanınıza girdiyse, sırt üstü pozisyondayken derin bir nefes alıp çift elle veya sağlam bacağınızın yardımıyla kramp giren ayağınızın parmak uçlarını kendinize doğru yavaş ve kararlı bir şekilde çekin. Kasın boyunu uzatmak, spazmı sonlandırmanın en hızlı yoludur.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çevreye haber verin ve karaya yönelin: Tek elinizi kaldırarak çevredeki cankurtaran veya vatandaşlardan sakin bir ses tonuyla yardım isteyin. Spazm hafiflediğinde, sadece kramp girmemiş olan uzuvlarınızı ve kollarınızı kurbağalama tarzı yumuşak hareketlerle kullanarak karaya doğru yavaşça ilerleyin.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Krampları engellemek için önleyici beslenme ve yaşam tarzı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kramplarla mücadelenin en etkili yolunun, problem henüz ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemleri almak olduğunu belirten Özer, bu noktada beslenme ve aktivite zamanlaması büyük önem taşıdığını söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Özer, şu tavsiyelerde bulundu:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Magnezyum ve potasyum desteği: Kasların kasılma ve gevşeme döngüsünü düzenleyen mineral dengesini korumak için beslenmede muz, avokado, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kuru yemişler gibi potasyum ve magnezyum yönünden zengin gıdalara yer verilmelidir. Özellikle yoğun yüzme günlerinde kaybedilen mineralleri geri kazanmak adına doğal maden suları ve hekim kontrolünde elektrolit tabletleri tüketilebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hidrasyon yönetimi: Yüzmeye başlamadan en az 30 dakika önce ve yüzme seansı boyunca düzenli olarak su tüketilmelidir. Susuzluk hissi, vücudun dehidrasyona girdiğinin geç bir sinyalidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dolu mideyle yüzme riski: Ağır bir yemekten sonra kan akımı, sindirim sistemini desteklemek amacıyla iç organlara yönelir. Bu esnada iskelet kaslarına giden kan akımı ve oksijen miktarı azalır. Dolu mideyle yüzmek hem kramp riskini hem de reflü ve fenalık hissini artırır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Her kramp masum olmayabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tekrarlayan kas krampları yalnızca fiziksel yorgunlukla ilişkili olmayabileceğini ifade eden Özer, bazı kişilerde dolaşım sistemi hastalıklarının, sinir sistemi problemleri, tiroit hastalıkları, kullanılan bazı ilaçlar veya farklı metabolik nedenlerin de kas kramplarına zemin hazırlayabileceğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sık tekrarlayan, günlük yaşamı etkileyen, gece uykudan uyandıran veya kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen kramplarda altta yatan nedenin araştırılmasının önemine dikkat çeken Op. Dr. Hakan Özer, 'Yaz aylarında görülen kas kramplarının büyük bölümü basit önlemlerle azaltılabilir. Ancak kramplar sıklaşıyor, farklı bölgelerde tekrar ediyor veya başka belirtilerle birlikte görülüyorsa mutlaka hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Doğru hazırlık, yeterli sıvı alımı ve kontrollü egzersiz hem kas sağlığını korumaya hem de güvenli yüzmeye destek olur.' dedi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/yuzerken-kramp-girdiginde-panik-yapmayin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 19:31:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/yuzerken-kramp-girdiginde-panik-yapmayin.jpg" type="image/jpeg" length="90629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bugünün yalnızlığı, insanlar arasında insansız kalma hali!]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/bugunun-yalnizligi-insanlar-arasinda-insansiz-kalma-hali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/bugunun-yalnizligi-insanlar-arasinda-insansiz-kalma-hali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['11 Temmuz Yalnızlar Günü' dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 'Yalnızlık sadece kişinin iç dünyasında yaşadığı bireysel bir his olarak görülemez. Bugünün yalnızlığı biraz da 'insanlar arasında insansız kalma' halidir.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yalnızlık artık yalnızca bireyin iç dünyasında yaşadığı bir duygu değil; kentleşmeden dijitalleşmeye, bireyselleşmeden çalışma yaşamına kadar uzanan çok boyutlu bir toplumsal sorun olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yapay zeka araçlarının insanların duygusal boşluklarına cevap verebilen bir 'dijital muhatap' haline gelmesinin dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, 'Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu ilişki biçimi, gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında yalnızlığı azaltmak yerine daha da derinleştirebilir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ebulfez Süleymanlı, '11 Temmuz Yalnızlar Günü' dolayısıyla modern yaşamın yalnızlığı kaçınılmaz bir kader haline getirip getirmediğini değerlendirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Yalnızlık modern dünyanın ürettiği sosyal bir sonuç</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yalnızlığın insanlık tarihi kadar eski bir duygu olduğunu, ancak modern dünyada farklı bir boyut kazandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bu yüzden yalnızlık sadece kişinin iç dünyasında yaşadığı bireysel bir his olarak görülemez. Kentleşme, göç, aile yapısındaki dönüşüm, bireyselleşme, rekabetçi eğitim ve çalışma hayatı, dijitalleşme ve gündelik ilişkilerin yüzeyselleşmesi bu duyguyu besleyen başlıca toplumsal koşullar arasında yer alıyor. Bu nedenle modern yaşamda yalnızlık kaçınılmaz bir kader değil; daha çok içinde yaşadığımız sosyal düzenin ürettiği bir sonuçtur. İnsan kalabalıklar içinde, iş yerinde, okulda, sosyal medyada görünür olabilir; fakat kendini gerçekten anlaşılmış, duyulmuş ve kabul edilmiş hissetmeyebilir. Bugünün yalnızlığı biraz da 'insanlar arasında insansız kalma' halidir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dünya Sağlık Örgütü'nün yalnızlığı artık küresel ölçekte ciddi bir sosyal ve sağlık sorunu olarak ele almasının da bunun tesadüf olmadığını gösterdiğini dile getiren Süleymanlı, 'Yalnızlık sadece ruhsal bir kırılganlık değil; bedensel sağlık, yaşam kalitesi, eğitim, çalışma hayatı ve toplumsal bağlılık üzerinde etkili olan çok boyutlu bir meseledir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Sürekli bağlantı, gerçek bağ anlamına gelmiyor!</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dijitalleşmenin insanlara daha fazla iletişim kurma imkânı sunduğunu ancak bunun her zaman gerçek ilişki anlamına gelmediğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 'Sosyal medya sayesinde insanlar sürekli çevrim içi, sürekli görünür, sürekli erişilebilir hale geldi. Ancak bu görünürlük çoğu zaman derin bir yakınlık üretmiyor. Kısa mesajlar, emojiler, beğeniler ve hikaye paylaşımları gerçek sohbetin, yüz yüze temasın ve duygusal paylaşımın yerini tam olarak dolduramıyor.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yalnız bireylerin sosyal medyaya daha fazla yöneldiğini, ancak sosyal medyanın aşırı ve yüzeysel kullanımının da yalnızlığı artırabildiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, 'Burada çift yönlü bir süreç var. Yalnız insanlar sosyal medyaya daha fazla yönelebiliyor; fakat sosyal medyanın aşırı ve yüzeysel kullanımı da yalnızlığı derinleştirebiliyor. İnsan başkalarının hayatını daha parlak, daha sosyal, daha başarılı gördükçe kendi hayatını eksik hissetmeye başlıyor. Bu da yalnızlığı sadece artırmıyor, aynı zamanda görünmez bir karşılaştırma baskısına dönüştürüyor.' ifadesinde bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Yapay zekâ, gerçek ilişkinin yerini almıyor!</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Son dönemde yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarının da yalnızlık tartışmalarının önemli bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 'Yapay zeka araçları kriz anlarında insana duymak istediği cümleleri söyleyebiliyor; yargılamadan dinliyor, şefkatli cevaplar veriyor, duygusal destek hissi oluşturabiliyor. Bu, geçici olarak rahatlatıcı olabilir. Fakat insan, gerçek ilişkilerin yerine uzun süre yapay zekayla konuşarak yalnızlığını gidermeye çalışırsa, bu durum tıpkı sosyal medyada olduğu gibi yalnızlığı daha da derinleştirebilir. Çünkü insanın asıl ihtiyacı sadece cevap almak değil; gerçek bir insan tarafından görülmek, duyulmak ve önemsenmektir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kalabalık şehirlerde görünmezlik, küçük yerleşimlerde anlaşılmama duygusu…</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yalnızlığın büyük şehirler ile küçük yerleşim yerlerinde farklı biçimlerde yaşandığını belirten Süleymanlı, 'Büyük şehirlerde yalnızlık daha çok kalabalık içinde görünmez kalma biçiminde yaşanıyor. İnsan her gün binlerce kişiyle aynı metroya biniyor, aynı caddelerden geçiyor, aynı apartmanda yaşıyor; fakat çoğu zaman kimseyle gerçek bir bağ kuramıyor. Büyük şehir insana özgürlük ve hareketlilik sunarken, aynı zamanda ilişkileri daha geçici, daha mesafeli ve daha işlevsel hale getirebiliyor.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Küçük yerleşim yerlerinde yaşanan yalnızlığa da işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, 'Küçük yerleşim yerlerinde ise sosyal kontrol daha güçlü, insanlar birbirini daha fazla tanıyor ve gündelik karşılaşmalar daha doğal yaşanıyor. Bu durum kimi zaman yalnızlığı azaltabilir. Ancak küçük yerlerde de yalnızlık yok değildir. Özellikle yaşlılar, eşini kaybedenler, göç nedeniyle çocukları büyük şehirlere giden aileler veya kendini çevresiyle uyumlu hissetmeyen bireyler derin bir yalnızlık yaşayabilir. Dolayısıyla büyük şehir yalnızlığı ile küçük yer yalnızlığı farklı biçimlerde ortaya çıkar. Büyük şehirde insan kalabalığın içinde kaybolur; küçük yerde ise bazen herkes tarafından tanındığı halde anlaşılmadığını hisseder. Birinde anonimlik, diğerinde duygusal uyumsuzluk yalnızlığı besleyebilir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Tek kişilik haneler hızla artıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Modern toplumlarda tek kişilik hanelerin hızla arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Tek kişilik hanelerin artması modern toplumların en dikkat çekici dönüşümlerinden biridir. Bu durum sadece demografik bir değişim değildir; aile, komşuluk, akrabalık, dayanışma ve bakım ilişkilerinin yeniden şekillendiğini gösterir. Türkiye'de de TÜİK verileri bu dönüşümü açık biçimde ortaya koymaktadır. TÜİK'in 2025 verilerine göre yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halklarının oranı 2014'te yüzde 13,9 iken 2025'te yüzde 20,5'e yükselmiştir. İnsanlar artık daha bağımsız yaşıyor, kararlarını daha bireysel alıyor, özel alanlarına daha fazla önem veriyor. Bu bazı yönleriyle özgürleştirici olabilir; fakat sosyal bağların zayıflaması riskini de beraberinde getiriyor. Amerikalı sosyolog Eric Klinenberg'in 'solo yaşam' olarak kavramsallaştırdığı bu eğilim, özellikle kentli ve yaratıcı sınıflar arasında bir yaşam tarzı tercihi olarak da öne çıkmaktadır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Yardım istemek, destek almak, birine ihtiyaç duymak zayıflık değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bireyselleşme arttıkça insanın kendi hayatının merkezine daha fazla yerleştiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, 'Ancak kendine yetme kültürü zamanla kimseye ihtiyaç duymama yanılsamasına dönüşebiliyor. Oysa insan biyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak ilişki varlığıdır. Yardım istemek, destek almak, birine ihtiyaç duymak zayıflık değil, insan olmanın doğal bir parçasıdır.' ifadesinde bulundu </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Yalnızlık artık önemli bir sosyal politika konusu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yalnızlığın sadece bireysel bir duygu olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 'Toplumun sosyal yapısı açısından bakıldığında tek kişilik hanelerin artması, bakım emeğinin, yaşlılık deneyiminin, kriz anlarında dayanışmanın ve kuşaklar arası ilişkilerin yeniden düşünülmesini zorunlu kılıyor. Çünkü yalnız yaşayan birey sayısı arttıkça, yalnızlık artık sadece evin içinde yaşanan bir duygu olmaktan çıkıp sosyal politika konusu haline geliyor. Yalnızlık elbette bireyin içinde yaşadığı bir duygudur; fakat sadece bireysel bir duygu olarak açıklanamaz. Çünkü yalnızlığı üreten koşullar çoğu zaman toplumsaldır. Eğitim sistemi, çalışma temposu, kent yaşamı, dijital kültür, aile yapısındaki dönüşüm, ekonomik güvensizlik ve sosyal dayanışmanın zayıflaması bireyin yalnızlık deneyimini doğrudan etkiler.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Dijital çağda sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmeli</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bugün yalnızlığın sağlıkla, eğitimle, istihdamla, sosyal güvenle ve toplumsal katılımla bağlantılı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, 'Araştırmalar yalnızlığın depresyon, anksiyete, kardiyovasküler hastalıklar, demans ve erken ölüm riskiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Gençlerde ise yalnızlık sosyal becerilerin zayıflamasına, akademik motivasyonun düşmesine ve gelecekteki istihdam olanaklarının daralmasına kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle yalnızlık günümüz toplumlarının önemli sosyal sorunlarından biri olarak değerlendirilmelidir. Bireye 'daha sosyal o'' demek tek başına yeterli değildir. İnsanların bir araya gelebileceği güvenli kamusal alanlar, gençler için sosyal ve kültürel faaliyetler, yaşlılar için destek ağları, mahalle ölçeğinde dayanışma mekanizmaları ve dijital çağda sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmelidir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Asıl soru kaç kişiyle konuştuğumuz değil, kaç kişiyle bağ kurabildiğimiz</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Yalnızlık meselesini bugün yalnızca bireyin iç dünyasıyla sınırlı görmek doğru olmaz.' Diyen Süleymanlı, şöyle devam etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bu konu artık tek kişilik hanelerin artışından yaşlı nüfusun yalnızlaşmasına, gençlerin dijital ilişkilerinden yapay zeka destekli sohbet uygulamalarına, göçten büyük şehir hayatına ve iş yerlerinde görünmeyen sosyal izolasyona kadar birçok güncel başlıkla birlikte ele alınmalıdır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Özellikle yapay zeka araçlarının insanların duygusal boşluklarına cevap verebilen bir 'dijital muhatap' haline gelmesinin dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, 'Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu ilişki biçimi, gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında yalnızlığı azaltmak yerine daha da derinleştirebilir. Bu nedenle günümüzün temel sorusu artık sadece 'kaç kişiyle iletişim kuruyoruz?' değil, 'kaç kişiyle gerçekten bağ kurabiliyoruz?' sorusudur. Çünkü insan teknolojiyle konuşabilir, sosyal medyada görünür olabilir, kalabalıklar içinde yaşayabilir; fakat onu hayata bağlayan şey hala samimi, güvenilir ve anlamlı insan ilişkileridir.' şeklinde sözlerini tamamladı. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/bugunun-yalnizligi-insanlar-arasinda-insansiz-kalma-hali</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 17:34:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/bugunun-yalnizligi-insanlar-arasinda-insansiz-kalma-hali.jpg" type="image/jpeg" length="96625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'da yoğun bakım kapasitesi tartışılıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/sanliurfada-yogun-bakim-kapasitesi-tartisiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/sanliurfada-yogun-bakim-kapasitesi-tartisiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa'da kamu hastanelerindeki yoğun bakım ünitelerinde kapasite yetersizliği yaşandığı öne sürüldü. Hasta yakınları, bazı hastaların çevre illere sevk edildiğini belirterek yoğun bakım kapasitesinin artırılmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa'da kamu hastanelerinin yoğun bakım servislerinde kapasite yetersizliği yaşandığı yönündeki iddialar, hasta yakınlarının tepkisine neden oldu. İddiayı dile getiren vatandaşlar, acil sağlık sorunları nedeniyle hastanelere başvuran bazı hastaların yoğun bakım ünitelerinde boş yatak bulunamaması nedeniyle beklemek zorunda kaldığını, bazı hastaların ise Gaziantep ve Diyarbakır başta olmak üzere çevre illerdeki hastanelere sevk edildiğini öne sürdü.</p> <p>Hasta yakınları, özellikle kritik durumdaki hastaların başka illere nakledilmesinin hem hastalar hem de aileleri açısından ciddi zorluklar oluşturduğunu ifade etti. Şanlıurfa'nın hızla artan nüfusuna rağmen mevcut yoğun bakım yatak kapasitesinin ihtiyacı karşılamadığını savunan vatandaşlar, sağlık altyapısının güçlendirilmesi ve yeni yoğun bakım ünitelerinin hizmete alınması çağrısında bulundu.</p> <p>Acil müdahale gerektiren vakalarda yaşanan bekleme sürelerinin endişe oluşturduğunu dile getiren hasta yakınları, yoğun bakım doluluğu nedeniyle gerçekleştirilen sevklerin ailelere hem maddi hem de manevi yük getirdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Yoğun bakım kapasitesine ilişkin dile getirilen bu iddiaların özellikle yaz aylarında artan nüfus hareketliliği ve hasta yoğunluğuyla daha belirgin hale geldiği öne sürülürken, vatandaşlar konuyla ilgili yetkililerden açıklama yapılmasını ve kalıcı çözüm adımlarının atılmasını beklediklerini ifade etti.</p> <p>Konuya ilişkin sağlık kurumlarından yapılacak açıklamalar ve gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. <strong>(İLKHA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Şanlıurfa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/sanliurfada-yogun-bakim-kapasitesi-tartisiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:38:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/sanliurfada-yogun-bakim-kapasitesi-tartisiliyor.jpeg" type="image/jpeg" length="86788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Kilo vermede sadece kalori saymak yeterli değil]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyardi-kilo-vermede-sadece-kalori-saymak-yeterli-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyardi-kilo-vermede-sadece-kalori-saymak-yeterli-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, kilo vermede yalnızca alınan ve harcanan kalorilerin hesaplanmasının yeterli olmadığını, besinlerin kalitesi ve vücudun bu kalorileri işleme biçiminin de en az kalori miktarı kadar önemli olduğunu belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzun yıllardır kilo vermenin temel prensibi olarak 'harcanandan daha az kalori almak' yaklaşımı benimseniyor. Ancak uzmanlara göre bu yöntem her zaman beklenen sonucu vermiyor. Çünkü insan vücudu tüm kalorileri aynı şekilde değerlendirmiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tufts Üniversitesi Gıda Tıptır Enstitüsü Direktörü ve kardiyolog Dr. Dariush Mozaffarian, farklı besinlerin beyin, karaciğer, pankreas, kaslar ve yağ dokusu gibi metabolizmayı etkileyen organlarda farklı tepkiler oluşturduğunu söyledi. Mozaffarian'a göre kilo kontrolünde yalnızca kalori miktarı değil, besinlerin niteliği de belirleyici rol oynuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kalori, karbonhidrat, protein ve yağlardan elde edilen enerji miktarını ifade ediyor. Ancak bu değerin hesaplanma yöntemi son dönemde gündeme gelen bir davayla yeniden tartışılmaya başlandı. Bir protein bar üreticisi, ürün etiketlerinde kalori ve yağ miktarını yanlış gösterdiği iddiasıyla dava edildi. İddialar, gıdaların yakılarak enerji değerinin ölçüldüğü 'bomb kalorimetresi' yöntemiyle yapılan analizlere dayanıyordu. Dava daha sonra düşürüldü.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlara göre bu yöntem, gıdanın içerdiği tüm potansiyel enerjiyi ölçüyor. Oysa insan vücudu bir yanma odası gibi çalışmadığı için bu enerjinin tamamını kullanamıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Boston Çocuk Hastanesi'nden endokrinoloji uzmanı Dr. David Ludwig 'Bir bomb kalorimetresine talaş koyarsanız gram başına yaklaşık dört kalori elde edersiniz. Ancak insanlar talaştan enerji sağlayamaz.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Besin etiketlerinde yer alan kalori değerleri, teorik toplam enerjiden ziyade insan vücudunun kullanabileceği enerji miktarını yansıtıyor. Buna rağmen etiketlerdeki değerler, yuvarlama kuralları nedeniyle yüzde 20'ye kadar farklılık gösterebiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar ayrıca gıdanın pişirilme şekli, işlenme düzeyi, sindirilebilirliği, olgunluk seviyesi ve kişinin genetik özelliklerinin de alınan kalorinin vücutta nasıl kullanılacağını etkilediğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Araştırmalara göre beyaz ekmek, makarna ve şeker gibi yüksek glisemik indeksli besinler, vücudun kalorileri yağ olarak depolama eğilimini artırabiliyor. Buna karşılık baklagiller, tam tahıllar ve tohumlarda bulunan dirençli nişasta ise daha yavaş sindiriliyor, daha az kalori emilmesine neden oluyor ve uzun süre tokluk sağlayabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ludwig, bu durumu örnekleyerek '100 kalorilik şekerli bir içeceğin kilo kontrolü açısından 200 kalorilik bir avuç kuruyemişten daha avantajlı olduğu düşünülebilir. Ancak pratikte bunun tam tersi görülüyor. Şekerli içecekler yağ depolanmasını artırırken daha kısa sürede yeniden acıkmaya neden oluyor.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar, besinlerin pişirilme şeklinin de enerji emilimini değiştirdiğine dikkat çekiyor. Pişmiş gıdalardaki kaloriler çiğ gıdalara göre daha kolay emilirken, olgunlaşmamış meyvelerdeki enerji daha düşük oranda kullanılabiliyor. Ayrıca bademin ezme haline getirilmesi gibi basit işlemler bile vücudun aynı besinden aldığı enerji miktarını artırabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Öte yandan ultra işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu beslenme düzeninin, dinlenme sırasında harcanan enerji miktarını azaltabileceği belirtiliyor. Bu durum alınan kalorilerin daha büyük bölümünün depolanmasına yol açabiliyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Harvard Tıp Fakültesi'nden obezite uzmanı Dr. Fatıma Cody Stanford ise genetik farklılıkların ve hatta uykusuz geçen tek bir gecenin bile vücudun kalorileri değerlendirme biçimini değiştirebildiğini ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar, kalori hesaplamasının porsiyon kontrolü açısından faydalı bir rehber olabileceğini ancak sağlıklı kilo yönetimi için asıl odak noktasının beslenme kalitesi olması gerektiğini vurguluyor. Buna göre lif açısından zengin, bitki ağırlıklı ve az işlenmiş gıdaların tercih edilmesi; özellikle rafine karbonhidratlar ile ultra işlenmiş ürünlerin sınırlandırılması öneriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dr. Ludwig 'Kalorilere yalnızca paket üzerindeki sayılar olarak bakmamalıyız. Bu yaklaşım insanları yanıltabilir. Önemli olan sadece kalori miktarı değil, o kalorinin vücutta nasıl işlendiğidir.' değerlendirmesinde bulundu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyardi-kilo-vermede-sadece-kalori-saymak-yeterli-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/uzmanlar-uyardi-kilo-vermede-sadece-kalori-saymak-yeterli-degil.jpg" type="image/jpeg" length="42932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: Göz kaşıma kornea yapısını zamanla zayıflatabilir]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-goz-kasima-kornea-yapisini-zamanla-zayiflatabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-goz-kasima-kornea-yapisini-zamanla-zayiflatabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, 'Sürekli ve kuvvetli göz kaşıma hareketi, korneada mekanik strese neden olarak zaman içerisinde bu yapının incelmesine ve öne doğru sivrileşmesine yol açabilir. Keratokonus olarak adlandırılan bu hastalıkta kornea normal şeklini kaybetmeye başlar.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık özellikle alerji mevsimlerinde sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Pek çok kişi bu şikâyetleri hafifletmek için farkında olmadan gözlerini ovuşturmayı alışkanlık haline getiriyor. Ancak uzmanlar, uzun süre devam eden şiddetli göz kaşımanın kornea sağlığını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>En sık gençlerde ortaya çıkıyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hastalığın özellikle 10 ile 30 yaş arasındaki gelişme çağındaki bireylerde çok daha hızlı ilerlediğini ve bir tehlike oluşturduğunu vurgulayan uzmanlar, gelişme çağında göz dokuları daha esnek olduğu için mekanik bir baskı olan kaşıma ve ovalama eyleminin kornea yapısını çok daha kolay bozabildiğini ifade ediyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Alerjik göz hastalıkları riski artırabiliyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bahar aylarında polenlerin artmasıyla birlikte gözlerde kaşıntı şikâyetlerinn de belirgin şekilde artabildiğine dikkati çeken uzmanlar, alerjik konjonktivit, atopik dermatit, saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıkları bulunan kişilerde göz kaşıma davranışının daha sık görüldüğünü belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Özellikle genç yaş grubunda sık görülen göz kaşıma alışkanlığının, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde keratokonus gelişimini tetikleyebileceğini söyleyen Yılmaz, Sürekli ve kuvvetli göz kaşıma hareketi, korneada mekanik strese neden olarak zaman içerisinde bu yapının incelmesine ve öne doğru sivrileşmesine yol açabilir. Keratokonus olarak adlandırılan bu hastalıkta kornea normal şeklini kaybetmeye başlar. Bunun sonucunda düzensiz astigmatizma gelişebilir ve görme kalitesinde belirgin azalma ortaya çıkabilir. Hastalık ilerledikçe gözlüklerle elde edilen görme düzeyi de yetersiz kalabilir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yılmaz, 'Her gözünü kaşıyan kişide keratokonus gelişeceği söylenemez. Ancak genetik yatkınlığı bulunan bireylerde sürekli göz ovuşturmak, hastalığın ortaya çıkmasını veya ilerlemesini kolaylaştırabilen önemli çevresel faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Göz kaşıntısının basit bir alışkanlık gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, son olarak şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Özellikle alerjik hastalığı bulunan çocuklarda ve gençlerde bu davranışın önlenmesi, düzenli göz kontrollerinin ihmal edilmemesi ve gerekli durumlarda kornea değerlendirmesinin yapılması, keratokonusun erken dönemde saptanabilmesi açısından önem taşımaktadır.' <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-goz-kasima-kornea-yapisini-zamanla-zayiflatabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:30:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/uzmanlar-uyariyor-goz-kasima-kornea-yapisini-zamanla-zayiflatabilir.jpg" type="image/jpeg" length="81598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yenidoğan sarılığına erken müdahale kalıcı beyin hasarını önleyebilir]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/yenidogan-sariligina-erken-mudahale-kalici-beyin-hasarini-onleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/yenidogan-sariligina-erken-mudahale-kalici-beyin-hasarini-onleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Şah İpek, yenidoğan sarılığında erken tanı ve tedavinin kalıcı nörolojik hasarların önlenmesinde hayati rol oynadığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yenidoğan sarılığı, yaşamın ilk günlerinde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olarak görülüyor. Bebeğin cildinde ve göz aklarında sararma ile kendini gösteren bu durum, çoğu zaman fizyolojik nedenlere bağlı olarak gelişiyor ve kısa sürede kendiliğinden düzeliyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ancak bazı bebeklerde bilirubin düzeyinin hızla yükselmesi, beyin ve işitme sinirlerinde kalıcı hasara yol açabilen kernikterus tablosuna neden olabiliyor. Bu nedenle sarılığın yakından takip edilmesi ve riskli belirtilerin zaman kaybetmeden değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sarılık neden oluşuyor?</span></span></span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yenidoğan sarılığının, kırmızı kan hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan bilirubinin karaciğer tarafından yeterince hızlı işlenememesi nedeniyle geliştiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Şah İpek, yenidoğan döneminde bilirubini işleyen karaciğer enzim sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığından, bilirubin kanda birikerek ciltte ve göz aklarında sararmaya neden olabileceğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İpek, 'Her sarılık tehlikeli değildir. Ancak bazı risk faktörlerinin varlığında bilirubin düzeyi kısa sürede tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle özellikle yaşamın ilk günlerinde bebeklerin dikkatle izlenmesi gerekir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sarılığın ilk belirtilerini doğru gözlemleyin</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sarılığın genellikle önce yüz ve göz aklarında başladığını aktaran İpek, 'Bilirubin seviyesi yükseldikçe sararma gövdeye, kollara ve bacaklara doğru yayılır. Sarılığın daha kolay fark edilebilmesi için bebeğin doğal ve aydınlık bir ortamda değerlendirilmesi önemlidir. Burnuna, alnına veya göğsüne hafifçe bastırılıp bırakıldığında ciltte oluşan sarı renk değişikliği de önemli bir ipucu olabilir. Özellikle koyu tenli bebeklerde sarılığı fark etmek daha zor olabileceğinden ailelerin daha dikkatli olması gerekir. Normal koşullarda sarılık, doğumdan sonraki 2-3. günlerde başlar. Zamanında doğan bebeklerde 1-2 hafta içinde, prematüre bebeklerde ise yaklaşık 3 hafta içinde düzelmesi beklenir.' ifadelerini kullandı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Anne sütü sarılığın azalmasına katkı sağlıyor</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İpek, şöyle devam etti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bilirubin, karaciğerde işlendikten sonra safra yoluyla bağırsaklara geçer ve dışkıyla vücuttan uzaklaştırılır. Bu nedenle bebeğin ilk günlerden itibaren sık ve yeterli beslenmesi büyük önem taşır. Özellikle anne sütü ile düzenli beslenme, bilirubinin bağırsaklardan tekrar kana geçmesini azaltarak vücuttan atılımını kolaylaştırır. Sağlıklı bir yenidoğanın günde 8-12 kez emzirilmesi beklenir. Yetersiz beslenme ise bilirubin seviyesinin yükselmesine ve sarılığın daha ağır seyretmesine neden olabilir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden doktora başvurun</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İpek, şu belirtilerden biri ya da birkaçı görüldüğünde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini kaydetti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'İlk 24 saat içinde başlayan sarılık</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bebeğin yeterince emememesi veya beslenememesi</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sık kusma</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Aşırı uyku hali ya da huzursuzluk</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sarılığın bacaklara kadar yayılması</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İdrar ve dışkı sayısında belirgin azalma</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kilo kaybı</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sarılığın 2 haftadan uzun sürmesi</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İdrarın çay renginde koyulaşması</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dışkının açık veya beyazımsı renkte olması</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Fototerapi sonrasında sarılığın yeniden ortaya çıkması</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu durumlarda bilirubin seviyesi ciltten ölçüm yapan cihazlarla veya kan testiyle değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde altta yatan nedeni araştırmak amacıyla ek tetkikler planlanabilir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Fototerapi en etkili tedavi yöntemlerinden biri</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tedavi kararının; bebeğin bilirubin düzeyi, doğum haftası, kilosu, yaşı ve ek risk faktörleri dikkate alınarak verildiğini söyleyen İpek, 'Hafif vakalarda düzenli takip yeterli olurken, bilirubin seviyesinin yükseldiği durumlarda fototerapi uygulanır. Fototerapide özel mavi ışık kullanılarak bilirubin, vücudun kolayca atabileceği bir forma dönüştürülür. Tedavi sırasında bebek yalnızca bezi ve gözlerini koruyan özel bir maske ile ışık altında tutulur. Sıvı kaybı yaşanabileceği için bu süreçte bebeğin yeterli beslenmesi büyük önem taşır. Uzmanlar, fototerapinin güneş ışığı ile aynı etkiye sahip olmadığını vurgulayarak, sarılığı azaltmak amacıyla yenidoğan bebeklerin güneşe çıkarılmasının güvenli ve doğru bir yöntem olmadığının altını çiziyor. Çok ileri düzeydeki sarılık vakalarında ise kan değişimi tedavisine başvurulabiliyor. Bu yöntemle bilirubin seviyesi hızla düşürülerek beyin hasarı riski azaltılmaya çalışılıyor.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><strong><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Erken tanı, ömür boyu sürebilecek hasarları önleyebilir</span></span></span></strong></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yenidoğan sarılığının çoğu zaman geçici ve zararsız bir durum olsa da mutlaka sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden İpek,  'Anne ve baba adaylarının sarılık belirtileri konusunda bilinçlendirilmesi, erken tanı ve tedavi açısından büyük önem taşır. Ailelerin farkındalığının artırılmasıyla bilirubin yüksekliğine bağlı gelişebilecek kalıcı beyin ve işitme hasarlarının büyük ölçüde önlenebileceği unutulmamalıdır.' diye ekledi. <strong>(İLKHA)</strong></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/yenidogan-sariligina-erken-mudahale-kalici-beyin-hasarini-onleyebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 17:24:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/yenidogan-sariligina-erken-mudahale-kalici-beyin-hasarini-onleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="59462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık-Der'den yaz uyarısı: Açıkta satılan gıdalar zehirlenme riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/saglik-derden-yaz-uyarisi-acikta-satilan-gidalar-zehirlenme-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/saglik-derden-yaz-uyarisi-acikta-satilan-gidalar-zehirlenme-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık-Der Yönetim Kurulu Üyesi Aile Hekimi Dr. Yavuz Selim Sılay, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte açıkta satılan ve uygun koşullarda muhafaza edilmeyen gıdaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sağlık Mensupları Dayanışma, Toplum Sağlığı ve Çevreyi Koruma Derneği (Sağlık-Der) Yönetim Kurulu Üyesi Aile Hekimi Dr. Yavuz Selim Sılay, yaz mevsiminde sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte gıda zehirlenmesi vakalarının arttığını belirtti.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sılay, özellikle açıkta satılan ve uygun sıcaklıkta muhafaza edilmeyen et, tavuk, balık, süt ürünleri ile yumurta içeren gıdaların yüksek risk taşıdığı uyarısında bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İLKHA muhabirine konuşan Sılay, güvenli gıda tüketiminin hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'İnsan gözüyle bozulmayı her zaman fark etmek mümkün olmayabilir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sılay, 'Açıkta satılan gıdaların riskleri ve yaz aylarında gıda zehirlenmeleri konusu çok önemli bir konu. Özellikle riskli gıdalar var. Sizi uyarıyorum. Yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte bazı gıdalar çok daha hızlı bozulabilmektedir. Özellikle protein açısından zengin ve uygun sıcaklıkta muhafaza edilmeyen ürünler gıda zehirlenmeleri açısından yüksek risk taşımaktadır. En riskli gıdaların başında et ve et ürünleri, tavuk, balık ve diğer deniz ürünleri gelmektedir. Bunun yanında süt ve süt ürünleri, krema içeren pastalar, sütlü tatlılar, mayonezli salatalar ve yumurta içeren yiyecekler de dikkat gerektirmektedir. Açıkta satılan döner, köfte, tavuk ürünleri ve sokakta uygun koşullarda muhafaza edilmeyen yiyecekler de risk oluşturabilmektedir. Özellikle sıcak havalarda uzun süre dış ortamda bekletilen gıdalarda bakteri çoğalması çok hızlanır. İnsan gözüyle bozulmayı her zaman fark etmek mümkün olmayabilir. Bu nedenle görüntüsü normal olan bir yiyecek bile ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bir aile hekimi olarak yaz aylarında özellikle piknikler, düğün yemekleri ve toplu organizasyonlardan sonra ortaya çıkan gıda zehirlenmesi vakalarına karşı dikkatli olalım.' dedi.  </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Gıda zehirlenmesi herkes için ciddi sonuçlar doğurabilir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Zehirlenme nedenleri ile ilgili Sılay, şunları aktardı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Gıda zehirlenmeleri genellikle bakteriler, virüsler, parazitler veya bunların ürettiği toksinler nedeniyle ortaya çıkar. En sık karşılaşılan etkenler arasında Salmonella, Escherichia coli (E. coli), Campylobacter ve Staphylococcus aureus gibi bakteriler bulunmaktadır. Yetersiz pişirme, uygun olmayan saklama koşulları, kirli su kullanımı, çapraz bulaş ve kişisel hijyen eksikliği en önemli nedenler arasındadır. Örneğin çiğ tavuk kesilen bir bıçak veya kesme tahtası yıkanmadan başka yiyeceklerde kullanılırsa mikroorganizmalar diğer gıdalara bulaşabilir. Bazı kişiler 'Benim midem sağlamdır' düşüncesiyle riskli gıdaları tüketmektedir. Ancak gıda zehirlenmesi herkes için ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişiler daha büyük risk altındadır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Yaz aylarında sıcaklık yükseldikçe bakterilerin çoğalma hızı katlanarak artar'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Yazın risk neden artar?' sorusuna Sılay, 'Mikroorganizmalar sıcak ve nemli ortamları sever. Yaz aylarında sıcaklık yükseldikçe bakterilerin çoğalma hızı katlanarak artar. Örneğin buzdolabında saklanması gereken bir yiyecek sıcak ortamda birkaç saat beklediğinde milyonlarca bakteri üreyebilir. Pikniklerde, plajlarda, açık hava organizasyonlarında ve uzun yolculuklarda gıdaların uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesi daha zor hale gelir. Ayrıca insanlar yaz aylarında dışarıda daha sık yemek yemekte ve açıkta satılan ürünlere daha fazla yönelmektedir. Bu da riskin artmasına katkıda bulunmaktadır. Sıcak havalarda su tüketiminin artması gerekirken bazı kişiler hijyenik olmayan su kaynaklarını kullanabilmektedir. Bu durum da bağırsak enfeksiyonlarının görülme sıklığını artırabilmektedir.' şeklinde cevapladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Eller yemek hazırlamadan önce ve sonra mutlaka sabunla yıkanmalıdır'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sılay, ''Nasıl korunalım?' derseniz gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü aslında önlenebilir durumlardır. Öncelikle eller yemek hazırlamadan önce ve sonra mutlaka sabunla yıkanmalıdır. Et, tavuk ve balık ürünleri yeterli sıcaklıkta pişirilmelidir. Çiğ ve pişmiş gıdalar birbirinden ayrı tutulmalıdır. Bozulma ihtimali olan yiyecekler uzun süre oda sıcaklığında bırakılmamalıdır. Özellikle yaz aylarında buzdolabı kullanımı büyük önem taşımaktadır. Açıkta satılan ve hijyen koşullarından emin olunmayan ürünlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Meyve ve sebzeler tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır. Bir süre suda tutalım. İçme suyu olarak güvenilir kaynaklar tercih edilmelidir. Basit görünen bu önlemler gıda kaynaklı hastalıkların önemli bölümünü engelleyebilmektedir.' ifadelerine yer verdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Gıda güvenliği konusunda yapılan resmi denetimler son derece önemlidir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Son olarak Sılay, 'Denetimler çok önemli kamunun denetimlerini artırması konusunda. Gıda güvenliği konusunda yapılan resmi denetimler son derece önemlidir. Ancak denetimlerin tek başına yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Gıda güvenliği üreticiden satıcıya, işletmeden tüketiciye kadar uzanan zincirin her halkasında dikkat gerektirir. İşletmeler hijyen kurallarına uymalı, çalışanlar gerekli eğitimleri almalı ve tüketiciler de bilinçli davranmalıdır. Vatandaşların şüpheli durumlarda ilgili kurumlara bildirim yapmaları da denetim sisteminin güçlenmesine katkı sağlar. Unutulmamalıdır ki gıda güvenliği yalnızca sağlık meselesi değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Yaz aylarında keyifli vakit geçirmek isterken basit ihmal ve dikkatsizlikler ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle 'önce güvenli gıda' anlayışı helal gıda anlayışıyla beraberce ilerleyelim.' diye konuştu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/saglik-derden-yaz-uyarisi-acikta-satilan-gidalar-zehirlenme-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:34:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/saglik-derden-yaz-uyarisi-acikta-satilan-gidalar-zehirlenme-riskini-artiriyor.JPG" type="image/jpeg" length="43412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar kadınlarda kalp ve dolaşım sistemi riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/asiri-sicaklar-kadinlarda-kalp-ve-dolasim-sistemi-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/asiri-sicaklar-kadinlarda-kalp-ve-dolasim-sistemi-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, aşırı sıcakların kadınların kalp ve damar sağlığını erkeklere kıyasla daha fazla etkileyebildiğini belirtti. Hormonlardaki değişimlerin ve vücudun ısıya verdiği farklı tepkilerin sıcak havalarda sağlık riskini artırdığı ifade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğiyle birlikte daha sık görülen sıcak hava dalgaları, özellikle kadın sağlığı açısından önemli riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, kadınların biyolojik özellikleri nedeniyle aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebildiğini belirterek dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p> <p>Kadınlarda hormon seviyelerinin yaşam boyunca değişkenlik göstermesi ve vücudun sıcaklığa verdiği fizyolojik tepkilerin farklı olması nedeniyle sıcak havaların etkisinin daha belirgin hissedildiği ifade edildi. Bu durumun özellikle kalp ve dolaşım sistemi üzerinde ek yük oluşturabileceği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Hamilelik döneminde artan metabolizma ve sıvı ihtiyacı nedeniyle vücut sıcaklığının dengelenmesinin zorlaştığını, özellikle riskli gebeliklerde aşırı sıcakların anne ve bebek sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten uzmanlar, özellikle hamileler, menopoz dönemindeki kadınlar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınmaları, yeterli miktarda su tüketmeleri ve serin ortamlarda bulunmaları tavsiyesinde bulundu. Ayrıca sıcak hava dalgalarının etkilerine karşı toplumda farkındalığın artırılmasının önem taşıdığı ifade edildi. <strong>(İLKHA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İzmir</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/asiri-sicaklar-kadinlarda-kalp-ve-dolasim-sistemi-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:15:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/asiri-sicaklar-kadinlarda-kalp-ve-dolasim-sistemi-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="62401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siirt'te ileri düzey kalp tedavileri artık il dışına gitmeden uygulanıyor]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/siirtte-ileri-duzey-kalp-tedavileri-artik-il-disina-gitmeden-uygulaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/siirtte-ileri-duzey-kalp-tedavileri-artik-il-disina-gitmeden-uygulaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nde koroner anjiyografi, girişimsel kardiyoloji, kalıcı kalp pili uygulamaları ile elektrofizyolojik çalışma (EPS) ve kateter ablasyonu işlemleri başarıyla uygulanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ileri düzey kardiyoloji tanı ve tedavi hizmetlerini vatandaşların kendi illerinde alabilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.</p> <p>Hastanenin Kardiyoloji Bölümü'nde koroner anjiyografi ve girişimsel kardiyoloji işlemlerinin yanı sıra kalıcı kalp pili uygulamaları ile ritim bozukluklarının tanı ve tedavisinde kullanılan elektrofizyolojik çalışma (EPS) ve kateter ablasyonu işlemleri gerçekleştiriliyor.</p> <p>İleri düzey kardiyoloji hizmetleri, Doç. Dr. Muzaffer Aslan, Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, Dr. Öğr. Üyesi Aykut Yılmaz ve Uzman Dr. Ahmet Emir Ulutaş'ın görev aldığı ekip tarafından yürütülüyor.</p> <p><strong>Ritim bozukluğu tedavisinde il dışına sevk ihtiyacı azalıyor</strong></p> <p>Özellikle ritim bozukluğu bulunan hastalarda kullanılan elektrofizyolojik çalışma (EPS) ve kateter ablasyonu işlemlerinin Siirt'te uygulanmasıyla birlikte, il dışına sevk ihtiyacının önemli ölçüde azaldığı belirtildi.</p> <p>Kalıcı kalp pili uygulamalarının da düzenli olarak gerçekleştirildiği Kardiyoloji Bölümü'nde, girişimsel kardiyoloji alanındaki hizmetlerin kesintisiz sürdürüldüğü ifade edildi.</p> <p><strong>'Vatandaşların kendi ilinde nitelikli sağlık hizmetine ulaşması hedefleniyor'</strong></p> <p>Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, ileri düzey kardiyolojik tanı ve tedavi hizmetlerinin geliştirilerek vatandaşların güvenilir, modern ve nitelikli sağlık hizmetine kendi illerinde ulaşmasının amaçlandığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Açıklamada, kalıcı kalp pili uygulamaları, elektrofizyolojik çalışma (EPS), kateter ablasyonu ve diğer girişimsel kardiyoloji işlemlerinin başarıyla sürdürüldüğü kaydedildi. <strong>(İLKHA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Siirt</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/siirtte-ileri-duzey-kalp-tedavileri-artik-il-disina-gitmeden-uygulaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:18:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/siirtte-ileri-duzey-kalp-tedavileri-artik-il-disina-gitmeden-uygulaniyor.jpeg" type="image/jpeg" length="97862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilay: Kumar bağımlılığı madde bağımlılığını geride bıraktı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/yesilay-kumar-bagimliligi-madde-bagimliligini-geride-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/yesilay-kumar-bagimliligi-madde-bagimliligini-geride-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeşilay Batman Şube Başkanı Mehmet Orhan Edis, son aylarda kumar bağımlılığının madde bağımlılığını geride bıraktığını söyledi. Edis, özellikle sanal kumarın gençler arasında hızla yaygınlaştığını belirterek, bağımlılıkla mücadelede toplumsal duyarlılığın artırılması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay Batman Şube Başkanı Mehmet Orhan Edis, Yeşilay Danışmanlık Merkezi'nde (YEDAM) düzenlediği basın toplantısında bağımlılıkla mücadele çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>Son 6 ayda merkeze 350 ailenin başvurduğunu belirten Edis, özellikle kumar bağımlılığına yönelik başvuruların madde bağımlılığını geride bıraktığını söyledi.</p> <p>Edis, göreve geldikleri son altı aylık süreçte merkezin daha görünür hale geldiğini belirterek, 'Son altı ay içerisinde 350 bağımlı yakını ve aile YEDAM'a başvurdu. Bu sayı, bağımlılığın yalnızca bireyi değil, yüzlerce aileyi etkileyen önemli bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.' dedi.</p> <p>Başvuran kişilerin ihtiyaçlarına göre yönlendirildiğini ifade eden Edis, ilaç tedavisi gerektiren bireylerin önce hastanelere sevk edildiğini, tedavi sürecinin ardından ise psikososyal destek için yeniden YEDAM'da takip edildiklerini kaydetti.</p> <p>Batman Valiliği tarafından yürütülen bağımlılıkla mücadele modeli kapsamında kurumlarla koordineli çalıştıklarını belirten Edis, son dönemde bazı bağımlı bireylerin Bursa, Kayseri ve Diyarbakır'daki Yeşilay Rehabilitasyon Merkezlerine gönderildiğini söyledi. Bu merkezlerde bağımlıların 3 ila 6 ay arasında yatılı tedavi gördüğünü ifade etti.</p> <p><strong>'Onları yeniden hayata kazandırmaya çalışıyoruz'</strong></p> <p>YEDAM'ın en önemli özelliklerinden birinin gizlilik ilkesi olduğunu vurgulayan Edis, merkeze başvuran kişilerin kimlik bilgilerinin tamamen gizli tutulduğunu belirterek, 'Burada insanları yargılamıyor, onları yseniden hayata kazandırmaya çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p> <p>Bağımlılığın yalnızca Batman'ın değil, tüm Türkiye'nin sorunu olduğunu dile getiren Edis, toplumun daha duyarlı olması gerektiğini belirterek, 'Bağımlılık 'benim ailemde yok' denilerek göz ardı edilemez. Bu sorun herkesin kapısını çalabilir. Bu nedenle bağımlı bireyleri tedaviye yönlendirme konusunda daha hassas davranmalıyız.' dedi.</p> <p><strong>'Sanal kumar yaygınlaşıyor'</strong></p> <p>Zorunlu tedavi konusunda yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Edis, ailelerin çocuklarını tedavi ettirmek istemesine rağmen bireyin rıza göstermemesi halinde hukuki süreçlerin uzadığını belirtti. Edis, Yeşilay Genel Merkezi'nin bu konuda zorunlu tedaviyi içeren yasal düzenlemeler üzerinde çalışma yürüttüğünü söyledi.</p> <p>Son dönemde en fazla artışın kumar bağımlılığında yaşandığını belirten Edis, özellikle sanal kumarın 15-24 yaş grubunda yaygınlaştığını ifade etti. Kumar bağımlılığı nedeniyle birçok ailenin dağıldığını, boşanmaların arttığını ve ciddi sosyal sorunların ortaya çıktığını dile getiren Edis, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre intiharların yaklaşık yüzde 20'sinin kumar bağımlılığıyla ilişkili olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>İnternet bağımlılığının da giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Edis, artık sadece çocukların değil yetişkinlerin de internet bağımlılığıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.</p> <p><img alt='' src='https://ilkha.com/upload/img/1f4f30e2-70d9-4ae4-a2e6-06589f03505d.jpg' style='width: 1366px; height: 910px;' /></p> <p><strong>'BATSO binasındaki boş bırakılan yerin bize tahsis edilmesini istiyoruz'</strong></p> <p>Yeşilay'ın alkol, tütün, madde, kumar ve internet olmak üzere beş farklı bağımlılık alanında hizmet verdiğini aktaran Edis, merkezin mevcut kapasitesinin tamamen dolduğunu ifade etti.</p> <p>Yeşilay Batman Şubesi'nin daha görünür bir noktaya taşınmasını istediklerini de dile getiren Edis, BATSO binası yanında boş bırakılan yerin kendilerine tahsis edilmesini talep ettiklerini söyledi. Şu anki hizmet binasının ulaşım açısından dezavantajlı bir konumda bulunduğunu belirten Edis, merkezi bir noktada hizmet vermeleri halinde daha fazla vatandaşa ulaşabileceklerini ifade etti.</p> <p><strong>'Yılda 5 milyar paket sigara tüketiliyor'</strong></p> <p>Sigara tüketimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Edis, Türkiye'de resmi verilere göre yılda yaklaşık 5 milyar paket sigara tüketildiğini belirterek, kayıt dışı sigara kullanımının da bu rakama dahil olmadığını söyledi.</p> <p>Yeşilay'ın maddi desteğini büyük ölçüde bağışlarla sürdürdüğünü ifade eden Edis, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca devlet kurumlarının ya da güvenlik güçlerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.</p> <p>Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Edis, son dönemde YEDAM'a yapılan başvuruların önemli bölümünü kumar bağımlılığı vakalarının oluşturduğunu belirterek, internet bağımlılığına yönelik müracaatların da giderek arttığını sözlerine ekledi. <strong>(İLKHA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Batman</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/yesilay-kumar-bagimliligi-madde-bagimliligini-geride-birakti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:55:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/yesilay-kumar-bagimliligi-madde-bagimliligini-geride-birakti.jpg" type="image/jpeg" length="23056"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kavurucu sıcaklara karşı kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmandan-kavurucu-sicaklara-karsi-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmandan-kavurucu-sicaklara-karsi-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etkisini artıran aşırı sıcaklar nedeniyle uzmanlar, özellikle yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Uyanıkoğlu, sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgaları, yaşamı olumsuz etkilemeye başladı. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının başta yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan kişiler olmak üzere birçok risk grubunu tehdit ettiğini belirten Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Uyanıkoğlu, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Aşırı sıcakların sıvı kaybı, güneş çarpması ve kronik hastalıkların ağırlaşmasına neden olabileceğini ifade eden Uyanıkoğlu, yaz aylarının sağlıklı geçirilebilmesi için günlük yaşamda bazı basit önlemlerin mutlaka uygulanması gerektiğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Günde en az 1,5-2 litre su tüketilmeli'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun önemli miktarda sıvı kaybettiğini belirten Uyanıkoğlu 'Bol su tüketimi hayati önem taşıyor. Günlük en az 1,5-2 litre su içilmeli. Kaybedilen sıvının yerine konulması sağlanmalı. Serinlemek amacıyla soğuk duş veya banyo yapılması da faydalı olacaktır.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kafeinli içeceklerin vücuttaki sıvı kaybını artırdığına dikkat çeken Uyanıkoğlu, özellikle sıcak günlerde çay ve kahve tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Risk grubundakiler daha dikkatli olmalı'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>En büyük risk grubunu yaşlılar, çocuklar, gebeler ile hipertansiyon, diyabet, kronik kalp hastalığı, kronik böbrek yetmezliği ve siroz hastalarının oluşturduğunu belirten Uyanıkoğlu, bu kişilerin özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları gerektiğini söyledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu kişilerin yeterli sıvı tüketmelerinin sağlanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uyanıkoğlu, sıcak çarpmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Açık renkli kıyafetler tercih edilmeli'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dışarı çıkılması gerektiğinde açık renkli ve bol kıyafetlerin tercih edilmesini öneren Uyanıkoğlu, şapka ve güneş gözlüğü kullanımının güneş ışınlarının olumsuz etkilerine karşı koruma sağlayacağını ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Evlerde mümkün olduğunca serin alanlarda vakit geçirilmesini tavsiye eden Uyanıkoğlu, günün en sıcak saatlerinde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini, dışarı çıkılması halinde mutlaka su bulundurulmasını önerdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Serin kalmak için pratik yöntemler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Serinlemek için uygulanabilecek yöntemlere de değinen Uyanıkoğlu, vantilatörün önüne konulacak bir kap buzun ortam sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabileceğini söyledi. Vantilatör bulunmayan ortamlarda ise soğuk suyla doldurulan sıcak su torbalarının serinleme amacıyla kullanılabileceğini ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sporcuların da kullandığı yöntemlerden birinin elleri yaklaşık 15 derece sıcaklıktaki suya daldırmak olduğunu belirten Uyanıkoğlu, soğutulmuş bir bezin alna uygulanmasının ve bilekler ile boynun yan<b> </b>tarafındaki nabız noktalarına kısa süreli buz uygulanmasının da vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olacağını kaydetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Çocuklar ve yaşlılar araçta bırakılmamalı'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sıcak gecelerde kaliteli uyku için kalın yorganlar yerine ince pamuklu çarşafların tercih edilmesini öneren Uyanıkoğlu, uyumadan önce telefon ve tablet kullanımının sınırlandırılmasının faydalı olacağını belirtti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocukların ve yaşlıların kapalı araçlarda kesinlikle bırakılmaması gerektiğini de vurgulayan Uyanıkoğlu, yaz aylarında alınacak basit önlemlerin sıcak havaya bağlı gelişebilecek sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları aşırı sıcakların etkili olduğu günlerde daha dikkatli olmaya çağırdı. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Şanlıurfa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmandan-kavurucu-sicaklara-karsi-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/uzmandan-kavurucu-sicaklara-karsi-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="21744"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite tedavisine kim, gerçekten ihtiyaç duyuyor?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/obezite-tedavisine-kim-gercekten-ihtiyac-duyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/obezite-tedavisine-kim-gercekten-ihtiyac-duyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni nesil GLP-1 ilaçları obezite tedavisinde önemli başarı sağlarken, tıp dünyasında yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Uzmanlar, tedavinin yalnızca kilo fazlalığına değil, kişinin genel sağlık durumuna göre planlanması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Obezite tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden biri olarak gösterilen GLP-1 hormonunu taklit eden ilaçlar, tıp dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Uzmanlar, asıl sorunun artık obezitenin nasıl tedavi edileceği değil, hangi hastaların gerçekten tedaviye ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi olduğunu ifade ediyor.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>The Economist dergisinde yayımlanan değerlendirmeye göre, iştahı azaltan ve mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artıran GLP-1 ilaçları, hastaların vücut ağırlığının yüzde 15 ila 20'sini kaybetmesine yardımcı olabiliyor. Ayrıca tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, yağlı karaciğer ve uyku apnesi gibi obeziteyle ilişkili rahatsızlıkların kontrolüne de katkı sağlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Ancak uzmanlara göre bu başarı, tedaviden kimlerin yararlanması gerektiği konusunda yeni soruları gündeme getirdi. Uzun yıllardır temel ölçüt olarak kullanılan vücut kitle indeksinin (VKİ), tek başına kişinin sağlık risklerini değerlendirmede yetersiz kaldığı belirtiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Araştırmacılar, aynı VKİ değerine sahip iki kişinin sağlık durumunun tamamen farklı olabileceğine dikkat çekiyor. Bir kişinin herhangi bir metabolik sorunu bulunmazken, diğerinde diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı görülebiliyor. Bu nedenle yalnızca kiloya bakılarak tedavi kararı verilmesinin doğru olmadığı ifade ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Bu doğrultuda tıp çevrelerinde, sağlık sorunlarına yol açan ve ilaç ya da cerrahi müdahale gerektiren 'hastalığa bağlı obezite' ile doğrudan sağlık riski oluşturmayan fazla kilonun birbirinden ayrılması gerektiği yönündeki görüş güç kazanıyor. Uzmanlar, ikinci gruptaki kişiler için yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç tedavisinden daha uygun olabileceğini belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Dergiye göre, bu yaklaşımın arkasındaki önemli nedenlerden biri de GLP-1 ilaçlarının yüksek maliyeti. Uzun süre kullanılması gerekebilen bu tedavilere yönelik talebin hızla artması, sağlık sistemleri ve sigorta kuruluşları açısından ekonomik sürdürülebilirlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Tıp dünyasında ayrıca obezitenin tek başına kronik bir hastalık mı yoksa başka hastalıkların gelişme riskini artıran bir faktör mü olduğu konusunda da görüş ayrılığı bulunuyor. Bu tartışma, tanı kriterlerinden ilaç kullanımına ve sağlık sigortası politikalarına kadar birçok alanı etkiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>Uzmanlar, vücut kitle indeksinin tamamen terk edilmesini değil, bel çevresi, vücut yağ oranı ve dağılımı, kan şekeri ve yağ değerleri, eşlik eden hastalıklar, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktiviteleri gibi diğer göstergelerle birlikte değerlendirilmesini öneriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Aptos,sans-serif'>The Economist'e göre tıp dünyası giderek 'kişiselleştirilmiş tedavi' anlayışına yöneliyor. Bu yaklaşımda tedavi kararı, yalnızca tartıdaki rakama değil, hastanın genel sağlık durumunun bütüncül değerlendirilmesine dayanıyor. Böylece obezite tedavisindeki temel soru, 'Nasıl kilo verilir?' olmaktan çıkıp, 'Kim gerçekten tedaviye ihtiyaç duyuyor?' sorusuna dönüşüyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/obezite-tedavisine-kim-gercekten-ihtiyac-duyuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 22:23:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/obezite-tedavisine-kim-gercekten-ihtiyac-duyuyor.jpg" type="image/jpeg" length="87185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. İşbilir: Çocuklara sebze tüketme alışkanlığı baskıyla değil sabırla kazandırılmalı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-isbilir-cocuklara-sebze-tuketme-aliskanligi-baskiyla-degil-sabirla-kazandirilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-isbilir-cocuklara-sebze-tuketme-aliskanligi-baskiyla-degil-sabirla-kazandirilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fikret İşbilir, sebze tüketiminin çocukların büyüme ve gelişimi açısından önemli olduğunu, ancak bu alışkanlığın baskıyla değil, sabır ve doğru yöntemlerle kazandırılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocukların brokoli, ıspanak, kabak ve karnabahar gibi sebzeleri reddetmesi, ebeveynlerin en sık karşılaştığı beslenme sorunlarından biridir. Pek çok aile, 'Çocuğum hiç sebze yemiyor.', 'Sebze yemeden büyüyebilir mi?' veya 'Her öğün yemek kavgasına dönüşüyor.' gibi endişeler yaşayabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocukların bazı yiyecekleri severken bazılarını reddetmesi, büyüme sürecinde sık karşılaşılan bir durumdur. Renk, koku, kıvam ve tat açısından alışık olmadıkları besinlere karşı daha temkinli davranabilirler. Sebzelerin kendine özgü aroması da bu çekingenliği artırabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlara göre, çocukluk döneminde görülen yemek seçiciliği çoğu zaman gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır ve doğru yaklaşımlarla sağlıklı beslenme alışkanlıkları zaman içinde desteklenebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ebeveynlerin bu dönemi 'çocuğum hiç sebze yemeyecek' kaygısıyla değerlendirmesinin doğru olmadığını belirten Uzm. Dr. Fikret İşbilir, tek bir öğün ya da birkaç günlük beslenme düzeni yerine çocuğun genel büyüme-gelişme sürecinin dikkate alınmasının daha doğru olduğunu ifade etti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Israr etmek yerine düzenli olarak sunmaya devam edin'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocukların yeni bir besin ile ilk karşılaştıklarında reddetmelerinin oldukça yaygın bir durum olduğunu söyleyen İşbilir, ilk olumsuz tepkinin ardından söz konusu besinin tamamen sofradan kaldırması yerine belirli aralıklarla yeniden sunmanın daha doğru bir yaklaşım olacağını vurguladı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocuğun zaman içinde yeni besinlere alışmasını kolaylaştırmak adına izlenmesi gereken yöntemleri sıralayan İşbilir, şunları kaydetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Farklı pişirme yöntemleri uygulamak: Haşlanmış sebzeyi reddeden bir çocuğa aynı sebzeyi fırınlayarak, püre yaparak veya çorbaya ekleyerek sunmak.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sevdiği besinlerle eşleştirmek: Yeni bir sebzeyi, çocuğun hâlihazırda severek tükettiği tanıdık yiyeceklerin yanında servis etmek.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Mevsimselliğe önem vermek: Sebzeleri mevsiminde, en taze ve lezzetli olduğu dönemde sofraya eklemek.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Yemek saatleri mücadele alanına dönüşmemeli'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Birçok ebeveyn iyi niyetle çocuğunun tabağını bitirmesini istediğini ancak sürekli uyarılan veya zorlanan çocukların yemekle olumsuz ilişki kumalarına neden olduğunu belirten İşbilir, şunları kaydetti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bu tabak bitecek! Baskısı ya da 'Sebzeni yersen çikolata alabilirsin' gibi ödüllendirmeler uzun vadede sebzeyi bir ceza, tatlıyı ise nihai hedef haline getirir. Bunun yerine çocukların sebzelere dokunmasına, koklamasına ve mutfakta hazırlık sürecine dahil olmasına izin verilmelidir. Yiyeceklerle kurulan duyusal bağ ve mutfaktaki sorumluluk duygusu, çocukların o besini deneme isteğini ciddi oranda artırır. Yemek saatleri çocuk açısından stres kaynağı olmamalıdır. Ebeveynler, yönlendirici olmaktan çok rehberlik eden bir tutum benimsemelidir.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Ailenin birlikte sofraya oturması alışkanlıkları değiştirebilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocuklar için yemek deneyimi tamamen görsel algıyla başladığını hatırlatan İşbilir, 'Evde sebze tüketiminin günlük yaşamın doğal bir parçası olması, aile bireylerinin birlikte sofraya oturması ve çocukların yetişkinleri gözlemleyebilmesi sağlıklı beslenme davranışlarını destekleyebilir. Sebzeleri eğlenceli şekillerde kesmek veya tabakta sanatsal sunumlar hazırlamak ilgiyi artırır. Klinik gözlemler ve çalışmalar, okul öncesi çocuklarda bölmeli tabaklar kullanarak porsiyonlara ayrılmış şekilde sunulan sebzelerin tüketiminin yüzde 36 oranında arttığını göstermektedir.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Çocukların mutfakta görev alması önemli</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sebzeleri yalnızca tabağa koymak yerine çocuğun hazırlık sürecine dahil edilmesinin de beslenme alışkanlığı desteklediğini söyleyen İşbilir, 'Yaşına uygun olarak marul yıkamak, salata karıştırmak, domates seçmek veya tabağını hazırlamak gibi küçük sorumluluklar üstlenen çocuklar, hazırladıkları yiyecekleri denemeye daha istekli olabilir. Ayrıca sebzelerin farklı renk ve şekillerde sunulması, çocukların merak duygusunu artırarak yeni besinlere karşı daha olumlu yaklaşmalarına katkı sağlayabilir.' diye konuştu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Sabır ve doğru yaklaşım ömür boyu sağlık demektir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocukluk çağında yetersiz ve dengesiz beslenmenin dikkat süresini, okul başarısını ve fiziksel gelişimi olumsuz etkileyebileceğini hatırlatan İşbilir, 'Çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlığı zaman içinde gelişir. Ailelerin sabırlı olması, çocukları zorlamak yerine onlara örnek olması ve beslenmeyi günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirmesi, uzun vadede çok daha kalıcı sonuçlar sağlayabilir.' şeklinde konuştu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-isbilir-cocuklara-sebze-tuketme-aliskanligi-baskiyla-degil-sabirla-kazandirilmali</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/dr-isbilir-cocuklara-sebze-tuketme-aliskanligi-baskiyla-degil-sabirla-kazandirilmali.jpg" type="image/jpeg" length="14453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan ev için en güvenli ve riskli bitkiler: Ev ve ofiste hangi bitkiler yetiştirilmeli?]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlardan-ev-icin-en-guvenli-ve-riskli-bitkiler-ev-ve-ofiste-hangi-bitkiler-yetistirilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlardan-ev-icin-en-guvenli-ve-riskli-bitkiler-ev-ve-ofiste-hangi-bitkiler-yetistirilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ev ve iş yerlerinde süs bitkileri kullanımı son yıllarda hızla artarken, uzmanlar doğru bitki seçiminin yalnızca dekorasyon açısından değil, yaşam kalitesi ve psikolojik sağlık bakımından da önemli olduğuna dikkat çekiyor. Ancak internette yaygın olarak paylaşılan 'havayı temizleyen mucize bitkiler' söylemlerinin önemli bölümünün bilimsel gerçeklerle tam olarak örtüşmediği belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çevre psikolojisi ve iç mekân tasarımı üzerine yapılan birçok araştırma, yeşil bitkilerin bulunduğu ortamlarda insanların daha sakin hissettiğini, stres seviyelerinin düştüğünü ve çalışma verimliliğinin arttığını ortaya koyuyor. Bitkiler aynı zamanda iç mekân neminin korunmasına katkı sağlayabiliyor, görsel konfor oluşturuyor ve kapalı alanların daha yaşanabilir hissedilmesini sağlıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>1989 yılında yapılan ve yıllarca referans gösterilen NASA araştırması, bazı bitkilerin kapalı laboratuvar ortamında formaldehit, benzen ve trikloroetilen gibi uçucu organik bileşikleri azaltabildiğini göstermişti. Ancak daha sonraki bilimsel çalışmalar, bu etkinin gerçek ev ve ofis ortamlarında oldukça sınırlı olduğunu ortaya koydu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlara göre normal büyüklükte bir odada ölçülebilir hava temizliği sağlayabilmek için yüzlerce hatta binlerce bitki bulunması gerekiyor. Bu nedenle bitkiler, bir hava temizleme cihazının yerine geçmiyor. Gerçek hava kalitesi için düzenli havalandırma ve HEPA filtreli hava temizleyicilerinin çok daha etkili olduğu belirtiliyor. Buna rağmen bitkilerin psikolojik rahatlama, estetik görünüm ve nem dengesi gibi önemli faydaları bulunuyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Uzmanların en çok tavsiye ettiği salon bitkileri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Kurdele Çiçeği</b> (Chlorophytum comosum)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bakımı en kolay salon bitkilerinden biri olarak gösteriliyor. Aydınlık ancak doğrudan güneş almayan ortamlarda gelişiyor. Yaz aylarında haftada 1-2 kez, kışın ise yaklaşık haftada bir kez sulanması yeterli oluyor. Evcil hayvanlar açısından güvenli türlerden biri olarak kabul ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Paşa Kılıcı</b> (Sansevieria)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Az ışığa dayanıklı olması nedeniyle ofislerde en çok tercih edilen bitkiler arasında yer alıyor. Toprağı tamamen kurumadan sulanmaması öneriliyor. Yazın yaklaşık 10-15 günde bir, kışın ise 3-4 haftada bir sulama çoğu ortam için yeterli kabul ediliyor. Aşırı sulama kök çürümesine neden olabiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Areka Palmiyesi</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Geniş yaprakları sayesinde bulunduğu ortama tropikal bir görünüm kazandırıyor. Uzmanlar, nem dengesine katkı sağlayabilmesi nedeniyle özellikle klimalı ofislerde tercih edilebileceğini belirtiyor. Toprak hafif kuruduğunda sulanması öneriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Salon Palmiyesi</b> (Parlor Palm)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Düşük ışıkta yaşayabilmesi nedeniyle apartman daireleri ve iş yerleri için uygun türler arasında gösteriliyor. Düzenli ancak aşırı olmayan sulama istiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Aloe Vera</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Doğrudan güneş gören pencere önlerinde rahat gelişiyor. Sukulent yapısı nedeniyle suyu depolayabildiğinden 2-3 haftada bir sulama çoğu zaman yeterli oluyor. Bakımı en kolay bitkiler arasında gösteriliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Boston Eğrelti Otu</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Nemli ortamları seviyor. Banyolar veya nem oranı yüksek odalar gelişimi açısından daha uygun kabul ediliyor. Yaz aylarında toprağının sürekli hafif nemli tutulması tavsiye ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Ofis ortamına en uygun bitkiler</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Peyzaj uzmanlarına göre ofislerde en başarılı sonuç veren bitkiler şunlar oluyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Paşa Kılıcı</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kurdele Çiçeği</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Salon Palmiyesi</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Areka Palmiyesi</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Zamia (ZZ Plant)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kauçuk Bitkisi</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Difenbahya (çocuk ve evcil hayvan bulunan ortamlarda dikkatli kullanılmalı)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu bitkiler düşük ışık koşullarına daha dayanıklı olmaları ve uzun süre bakımsız kalabilmeleri nedeniyle tercih ediliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Evlerde en sık yapılan hata: Zehirli süs bitkileri</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uzmanlar, birçok kişinin dekoratif amaçla satın aldığı bazı bitkilerin özellikle çocuklar ve evcil hayvanlar açısından risk oluşturduğunu belirtiyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dikkat edilmesi gereken başlıca bitkiler şöyle sıralanıyor:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Barış Çiçeği</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Difenbahya</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Deve Tabanı (Monstera)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Salon Sarmaşığı (Pothos)</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Filodendron</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>İngiliz Sarmaşığı</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Zambak türleri</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bu bitkilerin yapraklarında bulunan kalsiyum oksalat kristalleri ağızda tahriş, mide bulantısı ve kusmaya neden olabiliyor. Evcil hayvanlar açısından ise bazı türler ciddi zehirlenme riski taşıyabiliyor. Uzmanlar özellikle küçük çocuk bulunan evlerde bu bitkilerin ulaşılmayacak yerlere konulmasını öneriyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Bitki bakımında en önemli hata aşırı sulama</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bitki uzmanlarına göre ev bitkilerinin en büyük düşmanı susuzluk değil, fazla su oluyor. Aşırı sulama köklerin oksijensiz kalmasına ve çürümesine yol açıyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Genel öneriler ise şöyle:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sulamadan önce toprağın üst 3-5 santimetresi kontrol edilmeli.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Saksının mutlaka drenaj deliği bulunmalı.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yapraklarda biriken toz düzenli olarak temizlenmeli.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kalorifer ve klima üfleyen noktaların hemen yanına bitki yerleştirilmemeli.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bitkinin ışık ihtiyacına uygun konum seçilmeli.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sonuç olarak; uzmanlara göre salon bitkileri yaşam alanlarını daha estetik ve huzurlu hale getirirken, psikolojik iyilik hâline ve iç mekân nem dengesine olumlu katkılar sağlayabiliyor. Ancak kamuoyunda yaygın olarak inanılan 'birkaç saksı bitki evin havasını tamamen temizler' düşüncesinin bilimsel olarak doğru olmadığı vurgulanıyor. Araştırmalar, gerçek hava temizliği için düzenli havalandırma ve uygun filtreleme sistemlerinin vazgeçilmez olduğunu; bitkilerin ise yaşam kalitesini artıran doğal bir tamamlayıcı unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlardan-ev-icin-en-guvenli-ve-riskli-bitkiler-ev-ve-ofiste-hangi-bitkiler-yetistirilmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/uzmanlardan-ev-icin-en-guvenli-ve-riskli-bitkiler-ev-ve-ofiste-hangi-bitkiler-yetistirilmeli.jpg" type="image/jpeg" length="11703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor: Beyaz diş hayali kalıcı hasar oluşturabilir]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-beyaz-dis-hayali-kalici-hasar-olusturabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-beyaz-dis-hayali-kalici-hasar-olusturabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş beyazlatma işleminin her dönemde uygulanabilecek bir işlem olmadığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Ayşenur Turan, özellikle diş teli tedavisi sonrası beyazla işleminin yapılmaması gerektiğini, internette satılan veya sosyal medya üzerinden önerilen bazı beyazlatma ürünlerinin dişi beyazlatmak yerine mineyi aşındırarak kalıcı hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, diş beyazlatma işleminin ne zaman ve nasıl güvenli şekilde yapılması gerektiği, ortodontik tedavi sürecindeki uygulamaları ve bilinçsiz kullanılan beyazlatma ürünlerinin oluşturabileceği riskler hakkında açıklamalarda bulundu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ortodontik tedavi sırasında ve diş telleri çıkarıldıktan hemen sonra beyazlatma işlemi yapılmamasını öneren Turan, 'Bu süre, kişinin ağız ve diş sağlığına bağlı olarak birkaç ayı, hatta bir yılı bulabilir. Ayrıca internette satılan veya sosyal medya üzerinden önerilen bazı beyazlatma ürünlerinin dişi beyazlatmak yerine mineyi aşındırarak kalıcı hasara yol açabilir. Profesyonel diş beyazlatma tedavilerinin ise tamamen farklı bir mekanizmayla çalışır.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Diş teli tedavisi sırasında dişlerin üzerinde 'braket' adı verilen apareyler bulunduğunu hatırlatan Turan, diş beyazlatma işleminin etkili olabilmesi için beyazlatma ajanının doğrudan diş minesine uygulanması gerektiğini söyledi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Braketler nedeniyle diş minesinin tamamına ulaşmanın mümkün olmadığını aktaran Turan, bu nedenle ortodontik tedavi devam ederken diş beyazlatma işlemi önerilmediğini dile getirdi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Diş telleri çıkarıldıktan hemen sonra diş beyazlatma işlemi yapılmamalı'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Diş telleri çıkarıldıktan hemen sonra da beyazlatma işlemi yapılmasının tavsiye edilmediğini vurgulayan Turan, bu dönemde diş minesinin yeniden güçlenmesi ve varsa diş eti hassasiyeti ya da iltihabının iyileşmesi için zamana ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Turan, 'Genellikle en az 3-4 hafta beklenmelidir. Ancak bu süre, kişinin ağız ve diş sağlığına bağlı olarak daha uzun olabilir ve bazı durumlarda birkaç ayı, hatta bir yılı bulabilir. Bu nedenle diş telleri çıkarıldıktan sonra diş hekiminizin yapacağı kontroller doğrultusunda, ağız dokularının sağlıklı olduğu değerlendirildiğinde diş beyazlatma işlemi güvenle uygulanabilir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>'Bilinçsiz kullanılan diş beyazlatma ürünleri, diş yüzeyinde kalıcı hasara yol açabilir'</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Diş hekimlerinin uyguladığı ofis tipi beyazlatma tedavisinde ise kullanılan kimyasal ajanın farklı bir mekanizmayla çalıştığını vurgulayan Turan, 'Bu ajan, diş yüzeyini aşındırmak yerine dişin içindeki renklenmeye neden olan molekülleri parçalayarak beyazlatma sağlar. Bu nedenle aşındırıcı partiküller içeren ürünlerle profesyonel beyazlatma tedavilerini birbirine karıştırmamak gerekir. Bu tür reklamlarla karşılaşılan ürünlerin, diş hekimine danışılmadan kullanılmasını önermiyoruz. Bilinçsiz kullanım diş yüzeyinde aşınmaya, şiddetli hassasiyete ve hatta dolgu gerektirecek düzeyde hasarlara yol açabilir. Bu nedenle diş beyazlatma amacıyla herhangi bir ürün kullanmadan önce mutlaka diş hekiminize danışmanız en doğru yaklaşım olacaktır.' şeklinde konuştu. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/uzmanlar-uyariyor-beyaz-dis-hayali-kalici-hasar-olusturabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/uzmanlar-uyariyor-beyaz-dis-hayali-kalici-hasar-olusturabilir.jpg" type="image/jpeg" length="36015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erken müdahale anne ve bebeği hayata bağladı]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/erken-mudahale-anne-ve-bebegi-hayata-bagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/erken-mudahale-anne-ve-bebegi-hayata-bagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne ve bebek sağlığını korumaya yönelik yürütülen 'Her Gebeye Bir Ebe' ve 'Yüksek Riskli Gebelik Takibi' projelerinin sahada başarılı sonuçlar verdiğini belirten Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Orhaneli ilçesinde görev yapan bir ebenin erken müdahalesiyle olası sağlık risklerinin önlendiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style='background-color:white'>Çetin, anne ve bebek sağlığını korumaya yönelik yürütülen koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><span style='background-color:white'>Sağlık Bakanlığının temel hedeflerinden birinin, gebelik dönemi ve doğum sürecinde anne-bebek sağlığı açısından daha verimli, etkin ve güvenli sağlık hizmeti sunulması olduğunu hatırlatan Çetin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span><br /> <br /> <span style='background-color:white'>Bursa İl Sağlık Müdürlüğü olarak, Bakanlığımızın 'Normal Doğum Eylem Planı' doğrultusunda ilimiz genelinde anne ve bebek sağlığını en üst seviyede korumayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda ilimizde başarı ile sürdürdüğümüz 'Her Gebeye Bir Ebe' projesi ile gebeliğinin son üç ayında olan tüm gebelerimizi yakın takibe alıyoruz. Bunun yanı sıra 'Yüksek Riskli Gebelik Takibi' uygulaması ile de risk faktörü saptanmış gebe ve lohusalarımızı birebir ve düzenli olarak izliyoruz. Bu nitelikli çalışmalarla koruyucu sağlık hizmetlerini her yuvaya ulaştırırken, normal doğumun önemini de gebelerimize tek tek anlatıyoruz. Temel amacımız, mevcut risk durumlarına en uygun yaklaşımla müdahale ederek gebelerimizin evlatlarına sağlıklı bir şekilde kavuşmalarını sağlamaktır.' dedi.</span><br /> <br /> <strong><span style='background-color:white'>Kritik müdahalede bulunan ebeye teşekkür belgesi verildi</span></strong><br /> <br /> <span style='background-color:white'>Projelerin sahada ne denli hayati bir rol oynadığını gösteren somut bir başarı örneğinin Orhaneli ilçesinde yaşandığını belirten Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></p> <p><span style='background-color:white'>'Orhaneli Toplum Sağlığı Merkezimizde görev yapan ebemiz Gurbet Mistik, düzenli olarak takibini sürdürdüğü bir anne adayımızın yaşadığı sağlık sorunlarını henüz çok erken bir dönemde titizlikle tespit etmiştir. Ebemizin profesyonel dikkati ve hızlı refleksi sayesinde gebemizin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluna ulaşması sağlanmıştır.</span> <span style='background-color:white'>Yapılan bu zamanında müdahale ile anne ve bebeğinin göreceği olası büyük sorunların önüne geçilmiş ve bebeğin sağlıklı olarak doğmasına çok büyük bir katkı sunulmuştur. Gece gündüz demeden sahada insanımızın sağlığı için ter döken, bu projeleri sahiplenerek anne ve bebeklerimizin hayatına dokunan ebemiz Gurbet Mistik başta olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Bursa genelinde hiçbir vatandaşımızı yalnız bırakmamak adına koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirerek sürdürmeye kararlıyız.'</span> diye konuştu. <strong>(İLKHA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bursa</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/erken-mudahale-anne-ve-bebegi-hayata-bagladi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:59:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/erken-mudahale-anne-ve-bebegi-hayata-bagladi.jpg" type="image/jpeg" length="69294"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta Beyaz Yardım sistemi geliyor ]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/saglikta-beyaz-yardim-sistemi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/saglikta-beyaz-yardim-sistemi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektronik onay dönemi ile hasta ve çalışan hakları dijital sisteme taşınarak şiddete karşı 'Beyaz Yardım' sistemi devreye alınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 'Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği' taslağıyla, sağlık hizmetlerinde hasta ve çalışan haklarına yönelik kapsamlı düzenlemeler yapılması hedefleniyor. Taslak uyarınca, tıbbi müdahalelerde rıza işlemleri dijitalleştirilecek ve 'elektronik onay dönemi' başlayacak.</span></span></span></span></p> <p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Hasta ve çalışanların tüm şikâyet, talep ve başvurularını dijital ortama taşıyacak Hasta ve Çalışan Hakları Başvuru Sistemi (HÇHBS) kurulacak. Sorunların öncelikle yerinde çözüm ve uzlaşı yöntemiyle neticelendirilmesi planlanıyor.</span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yeni düzenlemede öne çıkan uygulamalardan biri de 'önceden açıklanmış sağlık isteği' kavramı oldu. Bu sistemle bireyler; ileride bilinç kaybı veya ağır hastalık gibi nedenlerle kendi kararlarını veremeyecek duruma gelmeleri ihtimaline karşı, hangi tedavileri kabul edip etmeyeceklerini önceden yazılı ya da dijital olarak kayıt altına alabilecek.</span></span></span></span></p> <p style='margin-top:16px'><span style='font-size:11pt'><span style='page-break-after:avoid'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Sağlıkta şiddete karşı da radikal önlemler getiriliyor. Şiddetle sonuçlanmayan ancak risk oluşturan 'ramak kala' olayların kayıt altına alınması ve şiddete maruz kalan personele psikososyal destek verilmesi zorunlu hale geliyor. Ayrıca kurulacak 'Beyaz Yardım' sistemi ile şiddet, tehdit ve hakarete uğrayan çalışanlara hızlı hukuki destek sağlanacak; güvenliklerinin tehlikeye girdiği durumlarda belirlenen usuller çerçevesinde hizmetten çekilme talebinde bulunabilmelerinin önü açılacak.<b> (İLKHA)</b></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/saglikta-beyaz-yardim-sistemi-geliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:37:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/saglikta-beyaz-yardim-sistemi-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="26899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital oyunları yasaklamak değil, doğru sınırlar koymak gerekiyor!]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/dijital-oyunlari-yasaklamak-degil-dogru-sinirlar-koymak-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/dijital-oyunlari-yasaklamak-degil-dogru-sinirlar-koymak-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dijital oyunların tamamen yasaklanmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, doğru seçilmiş dijital oyunların çocukların bilişsel ve sosyal gelişimini destekleyebileceğini, ancak kontrolsüz kullanımın davranışsal bağımlılığa kadar uzanabilen ciddi riskler oluşturabileceğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Şiddet içerikli oyunların çocukta duyarsızlaşmaya neden olarak, gerçek hayattaki acı ve şiddete karşı tepkisizleşmeyi beraberinde getirebileceğini ifade eden Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 8 Temmuz Video Oyunları Günü dolayısıyla dijital oyunların çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Dijital oyun kavramı çocukluk dönemine taşındı</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>8 Temmuz Video Oyunları Gününün kökeni Amerika Birleşik Devletleri'ne dayandığını ve popüler kültürün de etkisiyle takvimlerimize girdiğini kaydeden Demet Gülaldı, 'Teknolojinin ilerlemesiyle fiziki sınırların kalktığı dijital dünyada, artık belirli bir coğrafyada değil küresel ağlar üzerinde milyarlarca insanı birleştiren bir gün durumuna gelmiştir. Dijital teknolojilerin bu denli gelişmesi geleneksel oyun kültürünü de derinden etkilemiş ve dijital oyun kavramını çocukluk dönemine taşımıştır.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Çocuk gelişimi açısından oyunun; çocuğun dünyayı anlamlandırma, bilişsel süreçlerini yapılandırma ve sosyal rolleri deneyimleme alanı olduğuna vurgu yapan Demet Gülaldı, 'Dolayısıyla dijital oyunlar, modern çocuk için yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda yeni nesil bir sosyalleşme, öğrenme ve kültürel etkileşim alanıdır. Ancak kritik olan nokta, teknolojinin kendisinden ziyade, çocuğun bu teknolojiyle kurduğu ilişkinin niteliğidir. Dijital oyunların çocuk gelişimine etkisi; içerik yönetimi, süre denetimi ve ebeveyn rehberliği gibi çok boyutlu değişkenlerin dengelenmesiyle şekillenmektedir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Dijital oyunları tamamen yasaklamak pedagojik açıdan doğru değil</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dijital oyunların çocukların yaşamından tamamen çıkarılmasının gerçekçi bir yaklaşım olmadığını ifade eden Dr. Demet Gülaldı, şunları söyledi:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Dijital oyunları çocukların yaşamından tamamen yasaklamak günümüz dünyasında gerçekçi bir yaklaşım olmadığı gibi, pedagojik açıdan da sağlıklı değildir. Tamamen yasaklayıcı bir tutum, çocuğu akran grubunun ortak iletişim dilinden soyutlayarak sosyal dışlanma hissi yaratabilir. Dahası, katı yasaklar çocukta 'merakı ve gizli arayışları' tetikler; çocuk ebeveyn denetiminden uzak, kontrolsüz alanlarda bu ihtiyacını doyurmaya çalışırken gizliliğe ve yalana yönelebilir. Bu nedenle asıl sağlıklı yaklaşım, yasaklamak değil, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını gözeterek doğru ve net sınırlar koymaktır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Ailelerin dijital okuryazar olması gerekiyor</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bir dijital oyunun çocuk için uygun olup olmadığını değerlendirebilmenin ailelerin dijital okuryazarlık düzeyiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Demet Gülaldı, şöyle devam etti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Bir dijital oyunun çocuk gelişimi açısından faydalı olup olmadığını anlamak ise ebeveynler açısından dijital okuryazarlık gerektirmektedir. Aileler oyun seçerken ilk olarak PEGI (Avrupa Genel Oyun Bilgi Sistemi) veya ESRB (Eğlence Yazılımları Denetleme Kurulu) gibi uluslararası yaş derecelendirme etiketlerine dikkat etmelidir. Bu kuruluşlar sadece yaş sınırı koyan yapılar değil aynı zamanda; oyunların içindeki dijital satın alımlar (kumar/loot box eğilimleri), şiddet, argo veya korku unsurlarını mikro düzeyde analiz ederek çocuk ve ergen psikolojisini korumayı amaçlayan gelişimsel koruma mekanizmalarıdır.'</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Oyun çocuğu pasif bir izleyici konumunda bırakmamalı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Bir oyunun çocuğu pasif bir izleyici konumunda bırakmaması gerektiğini ifade eden Dr. Demet Gülaldı, 'Oyunun çocuğu pasif bir izleyici mi yaptığı yoksa strateji kurmaya, planlama yapmaya ve mantık yürütmeye mi teşvik ettiği analiz edilmelidir. İçerikte küfür, argo, siber zorbalık riskine açık kontrolsüz sohbet odaları veya kumar davranışını tetikleyebilecek oyun içi satın alma (loot box) mekanizmalarının bulunmaması kritik birer kriterdir.' ifadesinde bulundu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Şiddet içerikli oyunlar çocuklarda duyarsızlaşmaya yol açabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yaşa uygun olmayan oyun tercihlerinin çocukların gelişimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Dr. Demet Gülaldı, şunları kaydetti:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Yaşa uygun olmayan oyun tercihleri; çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminde olumsuz yönde etkileyebilir.  Özellikle erken çocukluk döneminde kurgu ile gerçek ayrımı henüz tam yapılamadığından, korku ve yoğun gerilim içeren ögeler kaygı bozukluklarına ve uyku düzensizliklerine yol açabilir. Bu noktada en büyük risklerden biri de şiddet içerikli oyunlardır. Yoğun şiddete maruz kalmak, çocukta duyarsızlaşmaya neden olarak gerçek hayattaki acı ve şiddete karşı tepkisizleşmeyi beraberinde getirir. Sorunların şiddet yoluyla çözülebileceğine dair yanlış bir şema geliştiren çocuklarda, okul ortamında akran zorbalığı, dürtüsellik ve öfke patlamaları gözlemlenebilir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Strateji geliştiren oyunlar çocukların bilişsel becerilerini destekleyebilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Doğru seçilmiş ve yapılandırılmış dijital oyunların çocuklar için güçlü birer eğitsel araca dönüşebileceğine işaret eden Dr. Demet Gülaldı, 'Strateji, bulmaca ve simülasyon oyunları çocukların analitik düşünme, dikkat süresi ve görsel-uzamsal algı gibi bilişsel becerilerini geliştirir; onlara 'eğer bunu yaparsam ne olur?' sorusu üzerinden sebep-sonuç ilişkisi kurmayı öğretir. Açık dünya ve inşa etme (sandbox) oyunları çocukların hayal güçlerini dijital bir tuvalde somutlaştırarak yaratıcılıklarını besler. Çok oyunculu ve iş birliğine dayalı (co-op) oyunlar ise ortak bir amaca ulaşmak için liderlik yapma, rol paylaşımı, yardımlaşma ve kriz anında takım olarak hareket etme gibi sosyal becerileri kazandırır.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Ekran, çocuk bakıcısı olarak kullanılmamalı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ekran süresinin yalnızca saat üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Gülaldı, 'Ekran başında geçirilen süreyi daha faydalı hale getirmek için ailelerin ekranı bir bebek bakıcısı olarak görmekten vazgeçmesi gerekir. En sağlıklı yöntem, oyunu aile içi bir aktiviteye dönüştürerek çocukla birlikte oynamak ve oyun üzerine (Burada neden bu stratejiyi seçtin?) sohbet etmektir. Oyun oynama süresi çocuğun yaşına göre belirlenmeli; ancak asıl denge, oyunun çocuğun uyku, beslenme, ders çalışma, fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyalleşme gibi hayati rutinlerini engellememesi üzerinden kurulmalıdır. Bu kurallar kriz anlarında değil, sakin bir zamanda çocukla birlikte bir 'Medya Sözleşmesi' imzalanarak net ve esnemeyen kurallarla belirlenmelidir.' diye konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Davranışsal bağımlılık belirtileri ciddiye alınmalı</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Dijital oyunların zamanla bağımlılık davranışına dönüşebileceği konusunda aileleri uyaran Gülaldı, 'Dijital oyunların bir hobi olmaktan çıkıp bir bağımlılığa veya gerçek hayattan kaçış mekanizmasına dönüştüğünü gösteren işaretlere karşı uyanık olunmalıdır. Çocuk ekran başından kalkması istendiğinde aşırı öfke ve saldırganlık gösteriyorsa, oyun için uykusundan ve yemeğinden vazgeçiyorsa, okul başarısında ani düşüşler yaşıyor, gerçek arkadaşlarından uzaklaşıp daha önce keyif aldığı etkinlikleri tamamen bırakıyorsa bu durum alarm zillerinin çaldığını gösterir. Günümüzde uluslararası tanı kitaplarında 'İnternet Oyun Oynama Bozukluğu' bir davranışsal bağımlılık olarak yerini almıştır. Başta ergenler ve gençler olmak üzere, bu durumdan etkilenen bireylerde uzun vadeli ve ciddi sonuçlara yol açabilmektedir.' şeklinde konuştu.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Aşırı oyun oynama davranışı başka bir problemin maskelenmiş bir sonucu olabilir</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Uyarılarda bulunan Dr. Demet Gülaldı, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>'Eğer internet oyunlarıyla aşırı zihinsel meşguliyet, oyun oynanmadığında huzursuzluk, anksiyete veya öfke gibi yoksunluk belirtileri, oyunu bırakma veya kontrol etme girişimlerinin başarısız olması, oyun dışındaki eski hobilerine ve eğlencelere karşı ilginin azalması, oyun nedeniyle eğitim, sosyal ilişkiler veya iş hayatında bozulma gibi belirtiler görülüyorsa ve bu belirtiler çocuğun günlük işlevselliğini birkaç haftadır olumsuz etkiliyorsa, ebeveynler hiç vakit kaybetmeden bir uzmandan profesyonel destek almalıdır. Unutulmamalıdır ki, aşırı oyun oynama davranışı bazen çocuğun gerçek hayatta yaşadığı akran zorbalığı, akademik başarısızlık veya aile içi huzursuzluk gibi başka bir problemin maskelenmiş bir sonucu olabilir.'  <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Haber merkezi</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/dijital-oyunlari-yasaklamak-degil-dogru-sinirlar-koymak-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 17:10:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/dijital-oyunlari-yasaklamak-degil-dogru-sinirlar-koymak-gerekiyor.jpg" type="image/jpeg" length="43017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın kanser tedavisi görenler için 10 önemli öneri]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/yazin-kanser-tedavisi-gorenler-icin-10-onemli-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/yazin-kanser-tedavisi-gorenler-icin-10-onemli-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisi görenlerin yaz aylarında dikkat etmesi gerekenlere ilişkin uyarılarda bulunan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu, sağlıklı beslenme, bol su tüketimi, güneşten ve enfeksiyondan korunma gibi önlemlerin hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler alan hastalarda sıvı kaybı, güneş hassasiyeti, enfeksiyonlar ve sıcak havaya bağlı bazı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Doğru önlemler alındığında tedavi sürecini yaz döneminde de güvenli şekilde sürdürmenin mümkün olduğunu belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu 'Kanser tedavisi gören hastalar için güvenli bir yaz mevsiminin temelinde bilinçli davranmak ve hekim önerilerine uyum göstermek yatmaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, güvenli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi basit önlemler hem tedavi sürecinin daha rahat geçmesini sağlar hem de yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır.' dedi.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yazın kanser tedavisi gören görenlere önemli uyarılarda bulunan Erdemoğlu, dikkat edilmesi gereken 10 kuralı şu şekilde aktardı:</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Güneşten korunun</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tedavi gören hastaların yaz aylarında yaptığı en önemli hatalardan biri uzun süre güneş altında kalmaktır. Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik tedaviler çok hızlı güneş yanığı gelişmesine, cilt lekelerine ve tahrişe yol açabilir. Güneşten korunmanın yalnızca krem kullanmak anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Gölge alanların tercih edilmesi, uygun kıyafet, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçınılması da en az güneş kremi kadar önemlidir. Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneşe maruz kalınmamalı, en az SPF 50 koruma sağlayan, geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) güneş kremleri tercih edilmelidir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b> Sıvı tüketimini artırın</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Yaz döneminde onkoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetersiz sıvı tüketimidir. Hastaların önemli bir kısmı su içmek için, susama hissinin yeterli olduğunu düşünse de özellikle ileri yaş hastalarda susama mekanizması her zaman güvenilir değildir. Sıvı kaybı sadece halsizlik ve baş dönmesine değil, aynı zamanda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin artmasına da neden olabilir. Ayrıca bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle gün boyunca susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içilmelidir. Böbrek, kalp hastalığı vb özel bir durum yoksa günde 2–2,5 litre sıvı tüketimi hedeflenmelidir. Ancak bu miktar kişinin kilosuna, aldığı tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b> SPF 50'yi tercih edin</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Son yıllarda güneş kremlerinin içeriğiyle ilgili çeşitli tartışmalar gündeme gelmektedir. Hastaların bu konuda sosyal medyadaki bilgi kirliliğinden ziyade bilimsel verilere güvenmeleri önemlidir. Günümüzde onaylı güneş kremlerinin kanser tedavileriyle veya hormon tedavileriyle klinik açıdan anlamlı bir etkileşim gösterdiğine dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Özellikle mineral filtre içeren, çinko oksit veya titanyum dioksit bazlı ürünler hassas cilde sahip hastalarda iyi bir seçenek olabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'> <b>Beslenmenize özen gösterin</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmek bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlar. Hafif, dengeli ve güvenilir gıdaların tercih edilmesi gerekir. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein içeren öğünler ve düzenli sıvı alımı tedavi sürecini destekler. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'> <b>Açıkta olan gıdalardan kaçının</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Ancak açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebzeler, çiğ et ve çiğ deniz ürünleri enfeksiyon riski nedeniyle dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle beyaz küre sayısı düşük olan hastalarda basit bir gıda kaynaklı enfeksiyon bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Yaz aylarında uzun süre dışarıda beklemiş süt ürünleri, mayonezli yiyecekler ve açık büfe ürünleri de risk oluşturabilir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Sıcak çarpmasına dikkat edin</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kanser tedavisi gören hastaların çoğunun farkında olmadığı önemli bir risk de sıcak çarpmasıdır. Sıcak çarpması ile kemoterapi yan etkileri bazen birbirine karışabilir. Ancak yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, aşırı terleme veya tam tersine terleyememe, ciddi baş dönmesi, çarpıntı ve bayılma hissi gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa sıcak çarpması mutlaka akılda tutulmalıdır. Özellikle ileri yaş hastalar, eşlik eden kalp-damar hastalığı bulunanlar, böbrek fonksiyonları sınırlı olanlar ve performans durumu düşük hastalar sıcak havalardan daha fazla etkilenmektedir.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Enfeksiyonlardan korunun</b></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Kemoterapi bağışıklık sistemini baskılayabildiği için enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olunmalıdır. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınılmalı, el hijyenine özen gösterilmeli, hasta kişilerle yakın temasta bulunulmamalı ve ateş gelişmesi halinde mutlaka hekime başvurulmalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Aktif kalmaya çalışın</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Fiziksel aktivite tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Günümüzde mümkün olduğu kadar aktif kalmanın hem yaşam kalitesini hem de fiziksel dayanıklılığı artırdığı bilinmektedir. Yaz aylarında yürüyüş, hafif tempolu bisiklet, yüzme ve esneme egzersizleri uygun seçenekler arasında yer alır. Ancak egzersizlerin günün serin saatlerinde yapılması, yeterli sıvı alınması ve aşırı efordan kaçınılması gerekir. Hastaların kendilerini zorlamadan, vücutlarının verdiği sinyalleri dikkate alarak hareket etmeleri önemlidir. </span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'><b>Tatili tedavi programına göre planlayın</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Tedavi alan hastaların yaz tatiline çıkmasında çoğu zaman bir sakınca yoktur. Ancak seyahat planları tedavi takvimine göre yapılmalı, gidilecek bölgede sağlık hizmetlerine erişim imkanı araştırılmalı ve kullanılan ilaçlar düzenli şekilde taşınmalıdır. Deniz genellikle uygun koşullarda tercih edilebilirken, hijyeninden emin olunmayan havuzlarda enfeksiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Yakın zamanda cerrahi geçirmiş, kateter taşıyan veya ciddi bağışıklık baskılanması olan hastalarda daha dikkatli olunmalıdır.</span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'> <b>Estetik işlemleri erteleyin</b></span></span></span></p> <p style='margin-bottom:11px'><span style='font-size:11pt'><span style='line-height:107%'><span style='font-family:Calibri,sans-serif'>Estetik uygulamalar konusunda kemoterapi sürecinde dikkatli olunmalıdır. Botoks, dolgu, mezoterapi ve benzeri işlemler bazı hastalarda uygun olsa da aktif tedavi sırasında enfeksiyon, gecikmiş yara iyileşmesi ve beklenmeyen cilt reaksiyonları açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik girişimler mutlaka hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile görüşülerek planlanmalıdır. Özellikle beyaz küre veya trombosit değerlerinin düşük olduğu dönemlerde bu tür işlemlerden kaçınılmalıdır. <b>(İLKHA)</b></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/yazin-kanser-tedavisi-gorenler-icin-10-onemli-oneri</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/yazin-kanser-tedavisi-gorenler-icin-10-onemli-oneri.jpg" type="image/jpeg" length="58186"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Ergün'den aşırı sıcaklık uyarısı: Sıcak çarpması organ hasarına kadar ilerleyebilir]]></title>
      <link>https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-ergunden-asiri-sicaklik-uyarisi-sicak-carpmasi-organ-hasarina-kadar-ilerleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-ergunden-asiri-sicaklik-uyarisi-sicak-carpmasi-organ-hasarina-kadar-ilerleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak çarpmasının organ hasarına kadar ilerleyebileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Emin Ergün, özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcak havalarda gerekli tedbirleri alması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcaklar, özellikle risk grubundaki vatandaşlar için ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.</p> <p>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Emin Ergün, aşırı sıcakların neden olabileceği sağlık sorunları, sıcak çarpmasının belirtileri ve alınması gereken tedbirler hakkında açıklamalarda bulundu.</p> <p><strong>Aşırı sıcaklar su ve mineral kaybına neden oluyor</strong></p> <p>Aşırı sıcakların vücutta su ve mineral kaybına neden olduğunu belirten Ergün, bunun çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p> <p>Ergün, 'Aşırı sıcaklar insanda su ve mineral kayıplarına neden olmaktadır. Bu durum baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi problemlere sebep olmaktadır. Sıcak çarpması gerçekleştiği vakit kişide bilinç bulanıklığı ve organ hasarına kadar ilerleyebilen ciddi tablolar görülebilmektedir. Bu gerçekten önemli bir konudur.' dedi.</p> <div class='embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube' data-align='none' data-oembed='https://youtu.be/P2Pne2BBGfE' data-oembed_provider='youtube' data-resizetype='noresize' data-title='https://youtu.be/P2Pne2BBGfE'><iframe allowfullscreen='true' allowscriptaccess='always' frameborder='0' height='349' scrolling='no' src='//www.youtube.com/embed/P2Pne2BBGfE?wmode=transparent&jqoemcache=TQBmX' title='https://youtu.be/P2Pne2BBGfE' width='425'></iframe></div> <p><strong>'Çocuklar, yaşlılar ve açık alanda çalışanlar risk altında'</strong></p> <p>Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcak çarpmasından daha fazla etkilendiğini ifade eden Ergün, bu kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.</p> <p>Ergün, 'Kronik hastalığı olanlar, yaşlı hastalarımız ve çocuklar sıcak çarpmasından daha çok etkilenmektedir. Bu noktada dikkatli olunmalıdır. Dışarıda çalışan işçiler, özellikle inşaat işçileri de sıcak çarpması açısından risk altındadır.' diye konuştu.</p> <p><strong>Susamayı beklemeden su tüketilmeli</strong></p> <p>Sıcak havalarda alınacak basit tedbirlerin önemine değinen Ergün, bol su tüketilmesi ve güneşten korunulması gerektiğini söyledi.</p> <p>Ergün, 'Bunların mutlaka bazı önlemler alması gerekiyor. Bol su tüketmeleri, açık renkli ve ince giysiler giymeleri öneriyoruz. Mümkün olduğu kadar gölge alanda, serin alanda dinlenmelerini öneriyoruz. Susama ihtiyacı oluşmadan bol bol su tüketilmelidir.' ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>'Belirtiler ciddiye alınmalı'</strong></p> <p>Sıcak çarpmasının belirtilerine dikkat çeken Ergün, uzun süre sıcağa maruz kalan kişilerde tablonun ağırlaşabileceğini ifade ederek, 'Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, ciltte kuruluk ve vücut sıcaklığında artış görülebilir. Uzun süre sıcakta kalmış kişilerde bilinç bulanıklığına, böbrek yetmezliğine ve organ hasarına kadar ilerleyebilen tehlikeli durumlarla karşılaşılabilir. Bu noktada çok dikkatli olunması gerekir.' dedi.</p> <p><strong>'İlk müdahale doğru yapılmalı'</strong></p> <p>Sıcak çarpması durumunda ilk müdahalenin önemine değinen Ergün, bilinci kapalı kişilere su verilmemesi gerektiğini söyledi.</p> <p>Ergün, 'Eğer kişinin bilinci kapalıysa mutlaka 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Kişi serin bir ortama, gölge bir alana alınmalı ve serinletilmelidir. Islak bir bez, pervane veya yelpaze yardımıyla serinletilebilir. Bilinci açıksa yudum yudum su içirilebilir. Eğer bilinci açık değilse kesinlikle su içirilmemelidir. Çünkü akciğerlerine su kaçma ihtimali vardır. Bu noktada üzerindeki elbiseler de çıkarılmalıdır.' diye konuştu.</p> <p><strong>'Sıcak havalarda beslenmeye dikkat'</strong></p> <p>Sıcak havalarda beslenmenin de önemli olduğunu belirten Ergün, 'Yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerden kaçınmak gerekiyor. Daha çok hafif ve sulu yiyecekler tüketilmelidir. Sebze, meyve ağırlıklı dengeli beslenmek ve bol su içmek gerekir. En önemlisi ise susamadan su tüketilmesidir.' ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>'En sıcak saatlerde dışarı çıkılmamalı'</strong></p> <p>Vatandaşlara günün en sıcak saatlerinde dikkatli olmaları çağrısında bulunan Ergün, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini söyledi.</p> <p>Ergün, 'Günün en sıcak olduğu saatler olan 11.00 ile 16.00 arasında vatandaşlarımızın mümkün olduğunca dışarı çıkmalarını önermiyoruz. Bu uyarı özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunanlar için geçerlidir. Dışarıda çalışılacaksa ince ve açık renkli giysiler giyilmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Sıcak çarpmasını hafife almamaları gerekiyor. Önemli problemlere sebep olabilir.' dedi.<strong> (İLKHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <blockquote class='twitter-tweet' data-dnt='true' data-lang='tr' data-theme='light' data-tweet-id='2074477044805570775'> <p dir='ltr' lang='tr'>Dr. Ergün'den aşırı sıcaklık uyarısı: Sıcak çarpması organ hasarına kadar ilerleyebilir<a href='https://x.com/hashtag/Siirt?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw' rel="nofollow">#Siirt</a> <a href='https://x.com/hashtag/S%C4%B1cak%C3%87arpmas%C4%B1?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw' rel="nofollow">#SıcakÇarpması</a> <a href='https://x.com/hashtag/UzmanUyar%C4%B1lar%C4%B1?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw' rel="nofollow">#UzmanUyarıları</a> <a href='https://t.co/uLm5Nr3XXL' rel="nofollow">pic.twitter.com/uLm5Nr3XXL</a></p> — İLKHA Video (@ilkhavideo) <a href='https://x.com/ilkhavideo/status/2074477044805570775?ref_src=twsrc%5Etfw' rel="nofollow">7 Temmuz 2026</a></blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Siirt</category>
      <guid>https://www.erganigazetesi.com.tr/dr-ergunden-asiri-sicaklik-uyarisi-sicak-carpmasi-organ-hasarina-kadar-ilerleyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 15:28:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://erganigazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/erganigazetesi-com-tr/uploads/2026/07/dr-ergunden-asiri-sicaklik-uyarisi-sicak-carpmasi-organ-hasarina-kadar-ilerleyebilir.JPG" type="image/jpeg" length="53897"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
