Eleştirmenlere göre Trump yönetimi, göçmenleri "çalışmamak ve kamu kaynaklarını tüketmekle" suçlarken, ABD'nin bazı bölgelerinde yaşayan Yahudi toplulukların aynı koşullardan sistemli biçimde faydalanmasını görmezden geliyor.
Bu tartışma, ABD'li YouTuber Tyler Oliveira'nın New York eyaletinde yaptığı saha ziyareti sonrası yeniden gündeme geldi. Oliveira, yaklaşık 40 bin Yahudi'nin yaşadığı, kapalı yapısıyla dikkat çeken bir yerleşim bölgesinde sosyal ve ekonomik koşullara ilişkin paylaştığı verilerle, Trump'ın göçmenlere yönelttiği suçlamaların birebir bu topluluk için de geçerli olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Oliveira'nın paylaştığı verilere göre söz konusu bölgede:
Nüfusun yaklaşık yüzde 40'ı federal yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve devlet yardımlarına bağımlı durumda, yüzde 40 ila yüzde 60'lık bir kesim gıda yardımlarından faydalanıyor, kadın başına ortalama çocuk sayısı 7, nüfusun ortalama yaşı ise 15, çocukların büyük bölümü özel dini okullarda eğitim görüyor, kişi başına düşen yıllık gelir yaklaşık 13 bin dolar seviyesinde, topluluk blok halinde oy kullanıyor, yani seçimlerde ortak siyasi tutum sergiliyor, bölge New York'un en hızlı büyüyen yerleşimlerinden biri olurken, Yahudi olmayanlar için yerleşmenin neredeyse imkânsız olduğu belirtiliyor.
Bu veriler, Trump'ın göçmenlere yönelik "çalışmıyorlar, devlete yük oluyorlar" söylemiyle yan yana getirildiğinde, eleştirilerin yalnızca göçmenlere yöneltildiği, Yahudi toplulukların ise siyasi ve kurumsal koruma altında tutulduğu ifade edildi.
Bazı yorumculara göre, söz konusu uygulama ABD'de kimlik temelli ayrıcalıkların sürdüğünü ve kamu kaynaklarının kullanımında eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ortaya koyuyor. Eleştirilerde, Yahudi toplulukların bu sistemden bilinçli ya da fiilî olarak faydalandığı, ancak aynı durumdaki göçmenlerin hedef alındığı vurgulanıyor.
Öte yandan benzer tartışmaların işgal rejimi içinde de yaşandığı ifade ediliyor. İşgal rejimi kamuoyunda, bazı Yahudi grupların çalışma hayatına katılması ve zorunlu askerlik kapsamına alınması yönünde artan baskılar bulunuyor. Ancak eleştirmenlere göre, Netanyahu hükümeti iktidarını korumak amacıyla bu yöndeki reform girişimlerini engelliyor.
ABD'de ise aynı toplulukların ayrıcalıklarını sürdürdüğü, devlet yardımlarından geniş ölçüde faydalandığı ve bunun siyonist lobinin siyasi etkisiyle mümkün olduğu yönündeki eleştiriler giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo, ABD ve işgal rejimi söz konusu olduğunda hukukun evrensel değil, seçici ve ideolojik bir araç hâline getirildiği algısını derinleştiriyor. (İLKHA)