Dünya

ABD'nin hukuksuz saldırıları dünya düzenini nasıl etkiliyor?

ABD'nin son yıllarda Yemen, Irak, Suriye, Somali ve İran İslam Cumhuriyeti ekseninde yürüttüğü askeri operasyonlar, yalnızca bölgesel dengeleri değil uluslararası hukuk sistemini ve küresel güvenlik mimarisini de tartışmaya açtı. İnsan hakları kuruluşları, hukuk uzmanları ve birçok ülke, Washington'un artan askeri müdahalelerinin istikrarsızlığı derinleştirdiğini ve kurallara dayalı uluslararası düzeni zayıflattığını savunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri, son yıllarda dış politika hedeflerini gerçekleştirmek için askeri güce daha sık başvurmakla eleştiriliyor. Washington yönetimi, bu operasyonları ulusal güvenlik, terörle mücadele ve müttefiklerin korunması gerekçeleriyle savunsa da birçok uzman, uygulanan politikaların uzun vadede yeni krizler ürettiğini ve mevcut çatışmaları daha karmaşık hale getirdiğini belirtiyor.

Askeri güç merkezli yeni dış politika

Uzmanlara göre ABD'nin son dönem dış politika yaklaşımı, diplomatik çözüm arayışlarından çok askeri caydırıcılık ve güç gösterisi üzerine şekilleniyor. Özellikle Çin'in yükselişi, Rusya ile rekabet ve Ortadoğu'daki nüfuz mücadelesi, Washington'un saldırılarını genişletmesine neden oluyor. ABD yönetimi son yıllarda Yemen, Somali, Irak ve çeşitli Afrika ülkelerinde hava saldırıları düzenlerken, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını da sürdürdü. Amerikan düşünce kuruluşları bile Trump yönetiminin ikinci döneminde yurtdışında askeri güç kullanımının belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor.

Saldırıların odağında Ortadoğu ve Kızıldeniz hattı

ABD'nin son dönemdeki saldırılarının merkezinde Yemen bulunuyor. Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları gerekçe gösteren Washington, 2025 yılından itibaren Yemen'de yüzlerce hava saldırısı gerçekleştirdi. Ancak bu operasyonlar sırasında çok sayıda sivilin katledildiği yönündeki raporlar uluslararası kamuoyunda tepki topladı. Bir göçmen gözaltı merkezinin vurulması sonucu onlarca kişinin katledilmesi, insan hakları örgütleri tarafından savaş suçlarını gündeme taşınmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler de Yemen'deki saldırıların siviller için giderek büyüyen bir risk oluşturduğunu açıkladı.

Bunun yanında Irak ve Suriye'de İran İslam Cumhuriyeti destekli gruplara yönelik saldırılar, Somali'de çeşitli yapılanmalara karşı yapılan saldırılar ve İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı devam eden çeşitli hukuksuz saldırıların, ABD'nin geniş coğrafyalara yayılan vurdumduymazlığını gözler önüne seriyor. Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, bölgesel krizleri çözmekten çok yeni gerilim alanları oluşturuyor.

Bölgesel istikrarsızlık derinleşiyor

Washington'un hukuksuz saldırılarına yönelik en güçlü eleştirilerden biri, operasyonların hedef alınan bölgelerde kalıcı istikrar sağlayamaması. Yemen örneğinde olduğu gibi uzun süreli bombardımanların insani krizi ağırlaştırdığı, altyapıyı tahrip ettiği ve milyonlarca insanı yoksullukla karşı karşıya bıraktığı görülüyor. Uluslararası yardım kuruluşları, savaşın ekonomik ve sosyal etkilerinin nesiller boyunca hissedileceğini belirtiyor.

Bazı akademik çalışmalar ise büyük güçlerin bölgesel çatışmalara müdahalesinin, silahlı grupların tamamen ortadan kaldırılmasını değil, çatışmaların daha uzun süre devam etmesini beraberinde getirebildiğini ortaya koyuyor.

Uluslararası hukuk tartışmaları

ABD'nin yaptığı saldırılar yalnızca siyasi değil hukuki açıdan da yoğun tartışmalara konu oluyor. Birçok uluslararası hukuk uzmanı, özellikle sınır ötesi saldırılar Birleşmiş Milletler Şartı'nın temel ilkeleriyle ne ölçüde uyumlu olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Yemen saldırıları üzerine yapılan akademik değerlendirmelerde, meşru müdafaa gerekçesinin kapsamının giderek genişletildiği ve bunun uluslararası hukuk açısından tartışmalı olduğu vurgulanıyor.

İnsan hakları örgütleri ise bazı saldırılarda sivillerin korunmasına yönelik yükümlülüklerin yeterince yerine getirilmediğini belirtiyor. Özellikle Yemen'deki sivil katliamlar nedeniyle bağımsız soruşturma çağrıları yapılırken, mağdurlara yönelik hesap verebilirlik mekanizmalarının yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Yeni dünya düzeninde güç mücadelesi

Uzmanlar, ABD'nin askeri güce dayalı dış politika anlayışının küresel sistem üzerinde de önemli sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Washington'un müdahaleci yaklaşımı, Çin ve Rusya gibi rakip güçlerin uluslararası sistemde daha fazla alan kazanmasına zemin hazırlarken, birçok ülkeyi alternatif siyasi ve ekonomik bloklara yöneltiyor.

Buna ek olarak, uluslararası hukukun büyük güçler tarafından farklı şekillerde yorumlanması, küresel kuralların evrenselliği konusundaki güveni sarsıyor. Eleştirmenlere göre güçlü devletlerin kendi güvenlik gerekçeleriyle sınır ötesi operasyonlar düzenlemesi, diğer ülkeler için de emsal oluşturabilecek tehlikeli bir süreci beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak ABD'nin hukuksuz saldırıları kısa vadede bazı stratejik hedeflere ulaşsa bile, ortaya çıkan insani kayıplar/katliamlar, hukuk tartışmaları ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle dünya genelinde yoğun eleştirileri de beraberinde getiriyor. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }