Güncel

Adana'dan işgal rejimine tepki: Filistinli esirlere yönelik idam kararı gayrimeşru bir karar

Adanalılar İşgal rejiminin Filistinli esirlere yönelim idam kararını onaylaması üzerine, protesto amacıyla meydanlara akın etti.

Siyonist l rejimin Gazze'de gerekleştirdiği katliamların ardından zindanlarda esir tuttuğu Filistinlilere yönelik idam kararı almıştı.

Adanalılar, kararı protesto etmek amacıyla meydanlara akın etti.

Peygamber Sevdalıları öncülüğünde bir araya toplanan topluluk, Beş Ocak meydanından İnönü Parkı'na doğru yoğun sloganlar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdi.

Program, Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından HÜDA PAR Adana İl Başkanı Fethullah Beyazçiçek'in selamlama konuşmasıyla devam etti.

Basın açıklamasını, İnan Gezgin okudu.

'işgal rejiminin almış olduğu bu karar gayri meşru bir karardır'

'Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.'Şu'ara Suresi 227. Ayet-i Kerimesi ile basın açıklamasına başlayan İnan Gezgin, 'Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın özgürlüğüne kavuşması için büyük bedeller ödeyen Filistin halkına selam olsun. Siyonist işgal rejimi ve ABD'ye karşı tüm direniş cephelerine selam olsun. Mazlumların safında yer alanlara selam olsun. İzzeti kuşananlara selam olsun. Selahaddin-i Eyyubi ve Abdülhamid Han'ın torunlarına selam olsun.' dedi.

İşgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam kararının gayrimeşru bir karar olduğunu ifade eden İnan Gezgin, '1967'den bu yana 1 milyondan fazla Filistinli kardeşimiz, siyonist zindanlarında esir edilmiş, işkencenin en barbar ve vahşi yöntemlerine maruz kalmışlardır. Kana, gözyaşına ve talana doymak nedir bilmeyen işgal rejimi, esir aldığı Filistinlileri katletmek üzere tarihin karanlık sayfalarında yer alacak bir karara imza atmıştır. Sözde yasa tasarılarıyla Filistinli esirlerin idam edilmesine dair işgal rejiminin almış olduğu bu karar gayri meşru bir karardır. Filistinli esirlerin idam kararı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Söz konusu idam kararı, bir halkın yok edilmesine yönelik soykırım suçunun en ağır tablosunu sergilemektedir. Evleri, şehirleri, çadırları bombalayan, kadın, bebek, çocuk ve sivilleri katleden işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam kararına karşı sessiz kalınmamalıdır.' açıklamalarında bulundu.

'Zulümlerini durduracak siyasi, askeri ve diplomatik yaptırımlar uygulanmalıdır'

İşgalci rejimin zulümlerini durdurmak adına somut adımlar atılarak siyasi, askeri ve diplomatik yaptırımların uygulanması gerektiğini belirten Gezgin, 'Filistinli esirlere yönelik idam kararlarına sessiz kalan devletler, işgal rejiminin suçlarına ortak olmaktadır. Uluslararası hukukun çiğnendiği ve her türlü barbarlığın yaşandığı, orman kanunlarında dahi görülmemiş bu zulümlere artık dur diyecek ortak bir irade sergilenmelidir. Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze sadece Filistinlilerin değil, özelde tüm ümmetin genelde ise tüm insanlığın ortak değeridir. Bugün ümmetin ortak değerlerine yönelik pervasızca zulümler yapılırken, bu zulümlere sessiz kalmak kardeşlik hukukuna ve insanlığa ihanettir. Her ihanetin dünya ve ahiret vebali vardır. Bu vebalin altında kalmamak için, büyük bedeller ödemek gerekmektedir. Siyonist işgal rejimine karşı somut adımlar atılmalı, zulümlerini durduracak siyasi, askeri ve diplomatik yaptırımlar uygulanmalıdır.' şeklinde konuştu.

'Tüm ümmetin işgale maruz kalmasının acı tablosudur'

Mescid-i Aksa'da ibadete engel olunmasını ümmetin işgale maruz kalınması olarak değerlendiren Gezgin, 'Gazze'de, Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da katmerleşen zulüm, artık tüm coğrafyamızı kuşatmış duruma gelmiştir.Ülkeler işgal edilmekte, okullar, hastaneler, evler, binalar ve sivil yerleşim yerleri tüm dünyanın gözleri önünde bombalanmaktadır. Bebekler, çocuklar, kadınlar ve siviller acımasızca katledilmektedir. Şehirler harabeye dönüştürülmekte, insanlığa dair tüm değerler çiğnenmektedir. Mübarek belde Kudüs ve Kudüs'te bulunan İslam'ın üçüncü harem-i şerifi Mescid-i Aksa kan ağlıyor. Müslümanlar 1967'den beri ilk kez Aksa'da namaz kılamadı. İşgal rejimi, 28 Şubat 2026'dan beri, Mescid-i Aksa'da namaz kılınmasına engel olmaktadır. Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa Ramazan ayı boyunca kapatıldı. Aksa'nın kapısına bayramda da pranga vuruldu. Siyonist çeteler, Harem-i Şerif yakınlarında namaz kılan Müslüman kardeşlerimize pervasızca saldırmaktadır. İşgal rejiminin on binlerce Müslüman'ın Mescid-i Aksa'da ibadetine engel olması tüm ümmetin işgale maruz kalmasının acı tablosudur.' dedi.

'Türkiye ve bölge ülkeleri güç birliği yaparak 'Kudüs İttifakı' kurulmalıdır'

Yaşanan zulme karşı Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin 'Kudüs İttifakı' kurmaları gerektiğini belirten Gezgin, 'Kudüs sıradan bir toprak parçası değil, tüm ümmetin ortak inanç ve değeridir. Ümmetin bu değere ve inanca sahip çıkması farzdır. Başta İslam ülkelerinin liderleri olmak üzere tüm ümmet sorumluluk altındadır. İşgal rejiminin Mescid-i Aksa'da namaz kılınmasına engel olması Kudüs'ün tamamını işgal etme girişimidir. Arz-ı Mev'ud projesi devreye sokulmuş, artık işgaller Kudüs ile sınırlı kalmamaktadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşursa tüm ümmet özgürlüğüne kavuşmuş olacaktır. Bu yüzden Aksa'yı savunmak ve Kudüs'ü özgürleştirmek tüm ümmetin ortak sorumluluğundadır. Artık zalime ve zulümlere dur deme vakti çoktan gelip geçmiştir. İttihat, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek zaruret haline gelmiştir. İslam coğrafyasında yaşanan mezalime karşı somut adımlar atılmalıdır. Müslüman ülkeler bölgesel müdahale gücü oluşturmalıdır. Türkiye başta olmak üzere, vicdan sahibi ülkeler bu gücü Siyonist şer ittifakına karşı kullanmalıdır. Yaşanan zulme karşı sessiz kalınmamalıdır. Türkiye ve bölge ülkeleri güç birliği yaparak 'Kudüs İttifakı' kurulmalıdır.' açıklamalarına yer verdi.

'Siyonistlere yönelik çifte vatandaşlık yasa teklifi ivedilikle yasalaşmalı'

Dünyanın özgür halklarından ve mazlumların safında yer alan devlet liderlerine yönelik taleplerini sıralayan Gezgin, şunları kaydetti: 'Uluslararası toplum ve devletler Siyonist işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam kararına karşı, önleyici ve sert yaptırımlar uygulamalıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesinin soykırımcı Netanyahu başta olmak üzere, siyonist çeteler hakkında almış olduğu tutuklanma kararı pratikte yerine getirilmeli, katiller en ağır ceza ile cezalandırılmalıdır. Meclise sunulmuş olup uzun süredir bekletilen, Gazze'de soykırım suçunu işleyen Türkiye vatandaşı siyonistlere yönelik çifte vatandaşlık yasası kanunu ivedilikle yasalaşmalıdır. Uluslararası toplum ve devletler, tüm baskı araçlarını kullanarak Siyonist rejimin ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını durduracak adımlar atmalıdır. ABD'ye ve Siyonist işgal rejimine askeri ve lojistik destek sağlayan üslerin kullanılmasına müsaade edilmemelidir. Körfez ülkeleri başta olmak üzere Siyonist şer ittifakına hizmet eden tüm ABD üsleri kapatılmalı ve sınır dışı edilmelidir. Siyonistlerin ve ABD'nin yayılmacı ve işgalci politikalarına karşı bölgesel ittifaklar kurulmalı, fiili adımlar atılmalıdır. Mescid-i Aksa'nın ibadete açılması için, Siyonist işgal rejimine karşı gerekli yaptırımlar ve müdahaleler yapılmalıdır. Direnişe askeri, lojistik ve teknolojik destek verilmelidir. Gazze'nin insani yardımlara ulaşması ve yeniden imar edilmesi için, maddi destekler artırılmalıdır. Siyonist işgal rejimine destek sağlayan ürünleri boykot etmeye devam ediniz. Boykot en büyük silah olduğunu unutmayalım. Bir dönem değil, ömür boyu boykot bilinci ile hareket edilmelidir. Siyonist işgal rejimi, denize dökülüp haritadan silinene kadar azim ve kararlılıkla Kudüs davasını savunmaya devam edeceğiz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.'

Program Molla Ekrem Derdiyok'un dua okumasıyla sona erdi. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }