Yükseköğretim Kurulu öncülüğünde üniversitelerde kurulan bilim iletişimi ofisleri, toplumu bilimle buluşturmaya devam ediyor.
Bu kapsamda, AFSÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı tarafından 'Alzheimer'ı Tanı, Sevdiklerine Destek Ol'; 'Anılar Silinse de Sevgi Kalır: Alzheimer'ın Farkındayız' başlıklarıyla Bilim Kafe etkinliği düzenlendi.
Etkinlikte konuşan Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan, Alzheimer'ın ileri yaşlarda daha çok ortaya çıkan ve beyni etkileyen kronik bir hastalık olduğunu hatırlattı.
Hastalığın tam olarak tedavisiyle ilgili dünyada bir protokol olmadığını aktaran Aslan, 'Ancak tedavisiyle ilgili çalışmalar var. Biz de Alzheimer ile ilgili ilaç üzerinde Eskişehir Anadolu Üniversitesi ile birlikte çalışıyoruz.' bilgisini verdi.
Şu anda kullanılan ilaçlardan daha etkili olabilecek moleküller üzerinde çalıştıklarını bildiren Aslan, 'Sonucu inşallah iyi çıkar. Bunlar uzun süreli çalışmalar.' dedi.
'Alzheimer anne karnından başlıyor'
Alzheimer'ın, hücrelerin fonksiyonunu azaltan ya da tamamen yok eden bir hastalık olduğunu belirten Aslan, şunları söyledi:
'Kronik bir süreç olduğu için bir anda oluşmuyor. Olduktan sonra yapacak çok fazla bir şey yok. Hastaların çevresiyle birlikte belli tedavi modaliteleri var. Onlarla birlikte çevre düzenlemesi, beslenme, hayat tarzı ve bakımla yönetilmeye çalışıyor ama asıl olan anne karnından başlayarak ve hatta daha annenin hamile kalmadan önce sağlıklı beslenmesi, zararlı alışkanlıkların olmaması gibi şeylere dikkat etmek gerekiyor. Sonra sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmesi, sağlıklı beslenmesi, sağlıklı bir doğum. Doğum sonrası hem annenin sağlıklı beslenmesi hem bebeğin sağlıklı beslenmesi, bebeğin ateşli bir hastalık geçirmemesi, herhangi bir kafa travmasına maruz kalmaması gibi şeylere dikkat ettiğimizde, gençlik ve orta yaşlık döneminde de stressiz bir hayat olursa Alzheimer riski azalıyor. Sonuçta bir bebek doğduğunda belli sayıda beyin hücresi sayısıyla doğuyor ve bu azalmaya başlıyor. Standart bir yaşam sürülürse, hücre sayısı ölünceye kadar normalde yetiyor. Ona göre planlı. Ama farklı sebeplerle bu hücre sayısını azaltan rahatsızlıklar var. Stres, ateş, hastalık, travma gibi süreçlerde bu hücrelerin erken azalması gündeme geliyor.'
'İşlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekiyor'
Alzheimer'da çevresel faktör olarak 'sağlıklı beslenme' vurgusu yapan Aslan, 'Rafine şeker, yağ, tuz gibi işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Tuz tüketecekseniz rafine edilmemiş tuz kullanmanız gerekiyor. Çay şekeri dediğimiz şekerler rafine edilmiş şekerdir. Beyaz un, yani bir kimyasalla beyazlatılmış un; buğdayın kabuğu alındığı için beyin için yararlı olan mineraller, vitaminler buğdayın kabuğunda var. Normalde un beyaz olmaz. Kimyasal kullanıldığı için bu şekilde. Beyaz undan yapılan ekmeklerle beslenen toplumda diğer kronik hastalıklarla birlikte Alzheimer olma riski de artıyor, nörodejeneratif hastalık riski de artıyor. Onun için ekmek yiyeceksek tam buğday unundan yapılmış ekmek yememiz gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Yağ olarak da işlenmemiş ve rafine edilmemiş tereyağı ya da zeytinyağı kullanılması gerektiğini söyleyen Aslan, 'Et olarak da önerimiz küçükbaş hayvan eti.' dedi.
Dana ya da sığır etini fazla tüketenlerde nörogenetik hastalıkların daha fazla görüldüğünü dile getiren Aslan, 'Bir de stresten uzak durursa, stressiz bir yaşam olursa, Alzheimer'ın daha az görüleceğini düşünüyoruz.' dedi.
Katılımcılar etkinliği faydalı buldu
Katılımcılardan Hüseyin Nadar, etkinliğin verimli olduğunu belirterek, 'Hocalarımız mükemmeller, bizi bilgilendirdiler. Hasta yakını olarak nasıl davranacağımızı, nasıl iletişim kuracağımızı öğrendim. Güzel oldu, hoşuma gitti.' diye konuştu.
Bir diğer katılımcılardan Gönül Davas, böylesi bir etkinliğin düzenlenmesinden dolayı çok memnun kaldığını ifade etti.
Davas, 'Çok memnunuz, çok güzel bilgiler aldık. Bilmediğimiz şeyleri öğrendik. Şu anda kayınvalidem yatalak hasta. Onunla çok güzel şekilde ilgilenmeyi öğrendik. Onunla arkadaşlık kurmayı öğrendik. Çok şey öğrendik.' diye konuştu.
Katılımcılardan Kasım Turhan da 'Rektörümüz Adem Bey uzman olarak hastalığı gayet güzel izah ettiler biz de istifade ettik. Bu tür programların sıkça olmasını isteriz ama zaten oluyormuş bizim haberimiz yokmuş. Bundan sonra takip etmeye, haber almaya çalışırız. Çocukluk, gençlik ve ileri yaşlarda beyin hücrelerinin öldürülmemesi gerektiğini onun için de sağlıklı, iyi beslenmek gerektiğini öğrendik. Sağlığın doğum öncesinden başlayan bir süreç olduğunu da öğrenmiş olduk.' ifadelerini kullandı.
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim Kafe etkinliği, üniversite ile farklı yaş gruplarından katılımcıları bir araya getirdi. Vatandaşlar, 'Bilim Kafe' buluşmasına yoğun ilgi gösterdi.
'Üniversitelerimiz çok yönlü bir rol üstleniyor'
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, üniversitelerin toplum sağlığına katkısının yalnızca sundukları sağlık hizmetleriyle sınırlı olmadığını ifade etti.
Üniversitelerin aynı zamanda yürüttükleri bilimsel araştırmalar, ilaç geliştirme çalışmaları, yenilikçi tedavi yaklaşımları ve toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik etkinliklerle çok yönlü bir rol üstlendiklerini dile getiren Özvar, 'Bilim iletişimi faaliyetleri sayesinde üretilen bilginin toplumla buluşması sağlanırken, üniversitelerimiz sağlık alanında hem çözüm üreten hem de geleceğe yön veren kurumlar olarak öne çıkmaktadır.' dedi. (İLKHA)