Bulgular, Birleşik Krallık'ta 2027 yılında yürürlüğe girmesi planlanan benzer düzenlemenin etkinliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Avustralya'daki Newcastle Üniversitesi tarafından yürütülen ve tıp dergisi BMJ'de yayımlanan araştırmaya göre, yasağın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk aylarda 16 yaş altındaki katılımcıların yüzde 85'i yasak kapsamındaki sosyal medya platformlarını kullanmayı sürdürdü.
Araştırma kapsamında, Aralık 2025'te yürürlüğe giren düzenleme öncesinde ve üç ay sonrasında 12-17 yaş aralığındaki 408 çocuğun sosyal medya kullanım alışkanlıkları incelendi. Katılımcıların büyük bölümünün kendi hesapları üzerinden platformlara erişmeye devam ettiği belirlendi.
Araştırmacılar, yasağın ilk döneminde uygulamanın sınırlı kaldığını, kurallara uyumun eksik olduğunu ve kullanıcıların çeşitli yöntemlerle kısıtlamaları aşabildiğini tespit etti. Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi yaş doğrulama süreçleriyle karşılaştığını belirtirken, bunların çoğunluğunu beyan esaslı yaş doğrulama ve fotoğraf yükleme yöntemleri oluşturdu.
Araştırmada, gençlerin yaklaşık yüzde 20'sinin sahte hesap kullandığı, yüzde 10'unun ise özel tarayıcılar aracılığıyla kısıtlamaları aşmaya çalıştığı kaydedildi.
Çalışmada 'Yasanın gençlerin sosyal medya kullanımı üzerinde erken dönemde önemli bir etki oluşturduğuna dair yeterli kanıt bulunamadı.' değerlendirmesine yer verildi. Bununla birlikte araştırmacılar, düzenlemenin uzun vadeli etkilerinin ortaya çıkmasının yıllar alabileceğini ve etkin sonuçlar için hesap verebilirlik ile eğitim mekanizmalarına yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'ın bu ay açıkladığı plan kapsamında, Snapchat, TikTok, YouTube, Instagram, Facebook ve X gibi platformlara yönelik 16 yaş altı kullanıcı kısıtlamalarının 2027 ilkbaharında yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Molly Rose Foundation Üst Yöneticisi (CEO) Andy Burrows ise Avustralya deneyiminin yasağın çocukları sosyal medyadan uzak tutmakta başarısız olduğunu savundu. Burrows, düzenlemelerin çevrimiçi zararlı içerikler ve kişiselleştirilmiş algoritmalar gibi temel güvenlik sorunlarını çözmediğini belirterek, benzer bir yaklaşımın Birleşik Krallık'ta da beklenen sonucu vermeyebileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan çocuk güvenliği savunucularının bir bölümü yasağı çocukların korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirirken, bazı teknoloji şirketleri ise katı kısıtlamaların gençleri daha az denetlenen çevrimiçi alanlara yönlendirebileceğini ileri sürüyor. (İLKHA)