Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'te düzenlenen 10. Balkan Ülkeleri Diyanet İşleri Başkanları İstişare Toplantısı'na katıldı.
Toplantının birinci oturumunda konuşan Başkan Arpaguş, Müslüman kimliğinin evrensel ufkunu belirleyen en temel unsurun tevhit inancı olduğunu belirterek, "İnancımıza göre Allah birdir ve tektir. O'nun eşi ve benzeri yoktur. Sadece O'na ibadet eder, sadece O'ndan yardım isteriz. Kainattaki muhteşem düzeni kuran ve yöneten de O'dur." ifadesini kullandı.
Tevhidin sadece teorik bir ilke olmadığını söyleyen Başkan Arpaguş, “Bu inanç, aynı zamanda İslam kardeşliğinin, vahdet bilincinin, ümmet şuurunun temel dayanağı, hareket noktasıdır. Bununla birlikte tevhit inancı, Müslümanların tarih boyunca adaletle inşa ettikleri ve insanların barış ve kardeşlik içinde yaşadıkları bir medeniyetin de yegâne mihveridir. İslam medeniyeti bir tevhit ve vahdet medeniyetidir. Zihinleri ve gönülleri aynı inançta, aynı duyguda, aynı ufukta birleştiren bir iyilik medeniyetidir.” şeklinde konuştu.
Söz konusun medeniyet kaynağının beşeriyeti cehaletin karanlığından kurtarıp vahyin rehberliğinde hidayetin aydınlığına kavuşturduğunu ifade eden Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Bizler de bu şanlı tarihin mirasçıları ve asırlar boyu ilim, irfan ve hikmetle dünyaya nizam vermiş, insanlığın tekâmülüne öncülük etmiş olan bu büyük medeniyetin mensuplarıyız. Ortak bir inancın müntesipleri, ortak bir davanın savunucuları ve kutlu bir mefkûrenin yolcularıyız. Bilinmelidir ki İslam medeniyetinin temel gayesi, her zaman kalplerin fethini sağlamak ve tüm insanlığın huzur ve saadeti temin etmek olmuştur. Bu gaye, bizlere Peygamber Efendimizden (s.a.s.) intikal eden kutlu bir mirastır. Bu mukaddes miras, dil, renk ve ırk ayırımı yapmadan birlikte yaşama kültürünü pekiştirerek tüm müminleri tek bir yürek, tek bir ideal ve ortak bir duada buluşturmuştur.”
"Yaratılanı severim Yaratandan ötürü"
Bu sayede Müslümanların, insanlığın varoluş ve anlam arayışına, dünyanın huzur ve barışına asırlarca kılavuzluk ettiğini anlatan Başkan Arpaguş, “Nitekim bu büyük mirasın anlamını derinden kavramış bir gönül eri olan Yunus Emre, bütün insanlığı vahdete, kardeşliğe, şefkate ve merhamete çağırmaktadır. ‘Hakk’ı gerçek sevenlere cümle âlem kardeş gelir’ ve ‘Yaratılanı severim Yaratandan ötürü’ sözleriyle muhabbetin ve merhametin kaynağı olan Rahman’ın hürmetine, tüm insanlığa, tüm mahlûkata karşı muhabbet beslemeyi ve merhametle muamele etmeyi öğütlemektedir.” dedi.
Başkan Arpaguş, “Kuşkusuz Balkanlar, bu bilincin zarafetle taçlandığı müstesna bir coğrafya olarak hafızalarda yer etmiştir. Bundan dolayıdır ki ilmin irfanla yoğrulduğu bu topraklarda bütün farklılıklar, bölgenin ruhuna işleyecek şekilde korunarak kadim bir hafıza oluşturmuştur. Tarihi süreçte yaşanan zorlu dönemlere rağmen ariflerin, âlimlerin, gönül erlerinin ve dinî idarelerin de etkisiyle yüzyıllar boyu Balkanlar’da sergilenen birlikte yaşama kültürü, kardeşliğin ve barışın en somut örneği hâline gelmiştir.” diye konuştu.
"İslam dininin adalet ve hakkaniyet anlayışını dünyanın her köşesine ulaştırmalıyız"
Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün dünyamız birçok bakımdan devasa krizlerin kuşatması altındadır. Modern çağın oluşturduğu sorunların da etkisiyle fert ve toplum boyutunda tezahür eden insanî ve ahlakî krizler her geçen gün katlanarak artmaktadır. İnsanların ruhunda oluşan manevî boşluk hissi, gün geçtikçe daha da derinleşmektedir.
Diğer yandan alabildiğine körüklenen inanç ve kültür ırkçılığı, genç kuşakları zehirlemekte, toplumların ve insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. Yaşanan bu süreç, sahih bilgiye dayanan inancı, doğru kaynaklardan beslenen maneviyatı, din hizmetini ve din eğitimini her zamankinden daha önemli hale getirmektedir.
Önemle ifade edeyim ki içinde bulunduğumuz durum, dini idare temsilcileri olarak bizlere büyük bir mesuliyet yüklemektedir. Bu sebeple dini müesseselerin vazifesi yalnızca yerel hizmetlerle sınırlı kalmamalıdır. Bizler sorumluluk sahamızı sadece kendi bölgelerimizle sınırlı göremeyiz. Evrensel vicdanın sesi olarak coğrafi sınırları aşan bir sorumlulukla tüm insanlığın manevî ızdırabını hissetmek ve insanlığın karşı karşıya kaldığı varoluşsal sancılara çözüm üretmek zorundayız.”
“Savaşların, işgallerin, katliamların ve her türlü şiddetin sıradanlaştığı, anlam ve ahlak krizlerinin hayatı kuşattığı günümüzde, yüce dinimiz İslam’ın rahmet yüklü ilkelerini ve evrensel hakikatlerini tüm insanlığa yeniden hatırlatmalı ve bir kurtuluş reçetesi olarak tüm dünyaya sunmalıyız.” ifadesini kullanan Başkan Arpaguş, “İslam dininin adalet ve hakkaniyet anlayışını, şefkat ve merhamet yaklaşımını dünyanın her köşesine ulaştırmalıyız. Samimiyetle ve gayretle bu ideali gerçekleştirmek zorundayız. Bunun için de kısır çekişmelere girmeden, dar kalıplara mahkûm olmadan, geniş bir ufku ve her zaman kendini tazeleyen bir heyecanı diri tutmak zorundayız. İnanıyorum ki, geçmişin ihtişamlı mirasından alınacak güçle hizmetlerimizde ortak bir gelecek vizyonu sergilediğimizde, toplumumuzu, geleceğimizi ve tüm insanlığı tehdit eden pek çok sorun çözüme kavuşacaktır.” diye konuştu.
"Her türlü gayriahlaki yolu mubah gören yapılar, Müslümanlar arasında tefrika tohumları ekmektedir"
İslamiyet’i tahrif amacı güden sözde dini akımlara dikkat edilmesi gerektiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Yüce dinimizin temel değerleri ve kavramları üzerinden insanların dini duygularını istismar eden; gizli ve karanlık emellerine ulaşmak adına her türlü gayriahlaki yolu mubah gören yapılar, ne yazık ki Müslümanlar arasında nifak sokmakta, tefrika tohumları ekmektedir. Dini kavramlar üzerinden fitne üreten bu yapılar, netice itibarıyla hem inancımıza hem de toplumsal huzurumuza kastetmekte; ümmet birliğimizi alenen tehdit etmektedir. Dolayısıyla bu tür yapılar karşısında sessiz kalamayız. Bu tür ifsat hareketlerine karşı birlikte hareket ermek ve daha etkili çalışmalar yapmak mecburiyetindeyiz.” değerlendirmesinde bulundu. (İLKHA)