Eğitim

Eğitimci yazarlar: Okumaya zaman ayırmayan toplum yok olmaya mahkum olur

Mardin Artuklu Fuar Alanı'nda düzenlenen 3'üncü Mardin Kitap Fuarı yoğun ilgiyle sürerken, fuarda okuyucularla buluşan eğitimci yazarlar, kitap okumanın bireysel gelişimden toplumsal dönüşüme kadar birçok alanda belirleyici olduğuna dikkat çekti.

16-24 Mayıs tarihleri arasında Mardin Artuklu Fuar Alanı'nda düzenlenen ve 9 gün sürecek olan 3'üncü Mardin Kitap Fuarı, yoğun ilgiyle devam ediyor. Fuarda yer alan eğitimci yazarlar, kitap okumanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak gençlere, ailelere ve topluma önemli mesajlar verdi.

İLKHA mikrofonuna konuşan yazarlar, okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazanılması gerektiğini ancak her yaşta da edinilebileceğini belirtti.

Yazarlar, özellikle çocukların dijital bağımlılıktan uzaklaştırılması, ailelerin okuma alışkanlığı konusunda örnek olması ve toplumda kitap kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

'Eğitimin en önemli yolu ve kaynağı kitaptan geçer'

Yerel yazarlardan Ekrem Kut, toplumda yaşanan olumsuzlukların çözümünün eğitimden geçtiğini belirterek, 'Asıl mesleğim eğitimcilik olsa da ilk kitabım bir deneme kitabı oldu. Felsefe ağırlıklı, yaşama dair konuları ele alıyor. Bugün toplum olarak yaşadığımız olumsuz olaylar, şiddet hadiseleri hepimizi derinden üzmektedir. Bence bunların çaresi eğitimdir. Eğitimin en önemli yolu ve kaynağı da kitaptan geçer. O yüzden herkes kitabın önemini anlamalı, fark etmeli ve gereken sorumluluğu yerine getirmelidir. Okuma alışkanlığı genellikle küçük yaşlarda kazandırılır ama her yaşta edinilmesi de elbette mümkündür. Bu, insanın merakıyla, ilgisiyle alakalıdır. Bir şeye karşı içten bir istek duyar, heyecan duyarsanız, bu kitap da olabilir başka bir şey de o duygu sizi o konuda ilerletir. Ancak bunun için önce o kitaba dokunmak gerekir. Kitaba dokunmadan, onu okumadan o heyecanı, o bağı kurmak imkânsızdır. Ancak okuyarak, birbirimizin hikâyelerini dinleyerek gelişir, büyürüz.' şeklinde konuştu.

Dijital çağın insanın üreticiliğini olumsuz etkilediğini ifade eden Kut, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Günümüz dijital çağında ekran bağımlılığı insanın üreticiliğini köreltmektedir. Bunun önüne geçmek zorundayız. Okullarda, evlerde, bireysel olarak bu konuda tedbirler almalıyız. Çünkü insan beyninin yaptığını hiçbir şey yapamaz. İnsan beyninin üreticiliği okumakla, öğrenmekle, kendini geliştirmekle beslenir. Bizler ise sürekli kötü olayları izleyerek kendimizi bazı şeylere mahkum ediyoruz. Dolayısıyla kendi üretkenliğimizi yok ediyoruz. Kitabı okurken, ona dokunarak, hissederek okumak insana bambaşka bir his verir. Ne yazık ki toplum olarak yeterli düzeyde bir okuyucu olmadığımız için bu konuda biraz gerideyiz ama yine de umudumuzu yitirmemeliyiz. Bu eksikliğimizi hep birlikte gidermeliyiz. Kitap iletişimin en önemli gücüdür. Bu durum çok şey kazandırır.'

'Anne babalar önce kendileri okumalı'

Eğitimci yazar Murat Doğan, kitap fuarlarının önemli olduğunu ancak toplumda kitap okuma alışkanlığının hala yeterince gelişmediğini dile getirerek, 'İlimizde 3'üncüsü düzenlenen kitap fuarına üç yıldır katılıyoruz. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Mardinli çocukların, gençlerin ve halkın kitapla buluşması çok güzel. Söylemler eyleme dönüşmediği sürece pek bir anlam ifade etmez. Bahçenin ne kadar güzel, ne kadar çok çiçeği barındırmış olması, gelişi güzel bırakılıp bahçeyi bakımsızlığa terk edilmesi anlamına gelmiyor. Her bir kitabı bir çiçeğe benzetiriz. Her bir okurumuz da bir bahçıvan. Maalesef günümüzde kitaba ilgi yeterince yok. Bu, toplum olarak hepimizin ciddi sorunu ve bu durum ilimizde de ne yazık ki biraz daha fazla hissediliyor. İlimizde maalesef en az kitap okuyan iller listesinde olumsuz anlamda çok üst sıralarda yer alıyor.' ifadelerini kullandı.

Okuma kültürünün aileden başlayarak aşılabileceğini vurgulayan Doğan, 'Bunu nasıl aşabiliriz? Başta anne babaların okuması lazım. Daha sonra bu alışkanlık okullarda devam eder. Şu anda gençlik merkezlerimizde bu tür çalışmalar yapılıyor ama keşke şehrimizdeki yeşil alanlarda, parklarda da mini okuma alanları oluşturulabilse. Fuarların açılış sürecinde ve sonrasında yetkililer bu işi bir yere kadar taşıyabilir ama asıl olan, bu bilinci halka benimsetmesidir. Şu anda stantlar kitap dolu ama bakıldığında kitaba olan ilgi ne derecede? Onun için kitap okuma alışkanlığı küçük yaşta aşılanması gereken bir durum.' ifadelerini kaydetti.

Doğan, çocukların dijital ortama terk edilmesinin ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade ederek, 'Biz yaradılış gereği belli bir fıtrata sahibiz. İnsanların fıtratı çok yönlendirmeye müsait değil. Çünkü düşünebilen, akledebilen tek varlık insandır. Ben bir öğretmen ve eğitimci olarak bu durumu yine ebeveynlere bağlıyorum. Anne babalar, kendi evlerinde kendi dünyalarına çekilmiş durumda. Çocuğunu da eline tablet, telefon, bilgisayar verip sanal ortama bıraktığında, haliyle çocuk kendi dünyasını kuruyor. Çocuğun merhamet, sevgi, iyilik dolu dünyası, dijital ortama terk edildiğinde maalesef o dünyada merhamet de yok sevgi de yok. Sonuçta anne baba kendi dünyasını kurarken, çocuk da kendi dünyasını kuruyor. Kurduğu dünya da maalesef çok olumlu olmuyor. İnsan olarak maalesef belli bir hedefe odaklanamıyoruz. İnsanın hedefleri, hayalleri ve attığı adımlar birbiriyle orantılı ve eş değerdir. Bir insanın hedefleri yoksa hayal kurma olasılığı da olmaz. Tüm bunlardan ziyade bizim merhametli, ahlaklı, kültürlü ve en önemlisi birbirini çok seven, yaradandan ötürü tüm yaratılmışları çokça sevecek bir nesile ihtiyacımız var.' diye belirtti.

'En iyi dost kitaptır'

Kitap okumanın insanın dünyasını genişlettiğini ifade eden Rojin Aktaş, 'Fuar alanında olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Gerçek yaşanmış hayat hikâyelerini ele alıyorum. Kitap okumayan insan sadece yaşadığı yeri bilir. Ancak kitap okuyan insan hayatı tüm yönleriyle bilir. Bir kitap, hatta bir cümle kişiye çok şey öğretir. Okumayan insan hiçbir şey bilmez, o yüzden okumak zorundayız. En iyi dost kitaptır. Bir şeyler öğretecek, hayatı anlatacak, yol gösterecek bir dost varsa o da kitaptır. Belki birine ışık olacak, birine umut olacak, birine çok katkısı dokunacak. O yüzden okumak zorundayız. Zamanımızı mutlaka kitaba ayırmalıyız. Günde sadece 30 dakika bile kitaba ayrılabilir. Okumayı alışkanlık haline getirmek için günün herhangi bir vakti belli aralıklarla kitap okunması lazım. Ben okul okumadım ama buralara kitap okuyarak geldim. Lise veya üniversite de okuma imkanım olmadı. Okula gidip de orada bir şey öğrenmedikten sonra okula gitmenin bir faydası olmaz.' dedi.

'Okumak insanlık için en büyük kurtuluş reçetesidir'

Hayati Umut Sönmez, gençlere kitap okuma tavsiyesinde bulunarak, şunları kaydetti:

'Bizim çok kıymetli yazarlarımız var, birçok güzide yazarlarımız mevcut. Özellikle Ahmet Arif ve Cemal Süreya'dan çok esinlendim. Onların izinden giderek, yazarlık alanında eserler vermeye çalıştım. Her yazar kendi çağının çocuğudur. Çağından bağımsız eser veremez, yaşayamaz. Dolayısıyla bizler de kendi çağımızdan tesir alarak, özellikle gençlere şu tavsiyede bulunmak isterim. Okumak, insan onurunu kişisel gelişimini sağlayan, onu erdem ve faziletle cilalamış ve geleceğe taşıyacak en değerli mirasları taşıyan kaynaktır. Bu yüzden herkesin mutlaka ve mutlaka kitap okumasını tavsiye ediyoruz. Çünkü okumaya zaman ayırmayan bir toplum, ne yazık ki zamanın belirsizlikleri arasında yok olmaya mahkûm olur. Dolayısıyla okumak, insanlık için en büyük kurtuluş reçetesidir.'

'Her kitap her kitleye uygun olmuyor'

Şükran Demirhan, gençlerin doğru kitap seçimi konusunda bilinçli olması gerektiğini söyleyerek, 'Batman'dan Mardin Kitap Fuarı'na davet edildim. Bu vesileyle Mardin'de eserlerimizi okuyucularımızla buluşturuyoruz. Son zamanlarda çocuklar ve gençler çok farklı fikirlere, farklı yazarlara yöneliyorlar. Ancak gittiğimiz her okulda, her söyleşimizde şunu vurguluyoruz. İnsan bir kitap okuyacaksa o kitabın kendisine ne kattığını, ne vereceğini mutlaka düşünmeli. 'Nasıl bir kitap okumalıyım, bu kitaptan ne almalıyım?' diye sormalı. Elbette bizi geliştiren, bize değer katan kitapları okumak en doğrusu. Ancak son yıllarda hem kitap sayısı hem de yazar sayısı çok fazla arttı. Bu da beraberinde bazı sorunlar yaşanabiliyor. Her kitap her kitleye uygun olmuyor, özellikle genç nesil bu konuda biraz muzdarip kalıyor. Dünya klasiklerini okumaya ağırlık verdim. Çünkü o eserler bize farklı kültürleri, farklı hayatları, farklı insanları tanıtır. Dünyanın her yerindeki insanlara ulaşma imkânı sunar. Her okunan kitapla aslında yeni bir kişilik, yeni bir kültür ile tanışmış olunur. Bu elbette yetişkinler için de geçerli ama gençler için yaş gruplarına uygun olanlarını tercih etmek daha doğru olur.' şeklinde aktardı.

Dini yayınların da kişisel gelişime katkı sunduğunu belirten Demirhan, şu ifadeleri kullandı:

'Öğrenciler, 'Hocam zamanım yok, okuyamıyorum, vakit bulamıyorum.' diye yakınıyorlar. Aslında kişi burada kendi önüne bir set çekmiş oluyor. Okumak için her zaman vakit vardır. Otobüste, yolculukta, evde günün bir diliminde mutlaka yarım saat ayırılabilir. Bir başka sorun da 'Okuyamıyorum, okuduğum zaman sıkılıp hemen bırakıyorum.' diyenler var. Bunun çözümü, okumayı daha çok aşılamak adına 10 dakika ile başlayıp 15-20 günün sonunda bu süreyi yavaş yavaş yarım saate çıkararak zamanla okuma alışkanlığı elde etmektir.'

'Okuma kültürü ailede başlamalı'

Yusuf Dağ ise Mardin'de medrese geleneğiyle ilgili çalışmalar yaptığını belirterek, kitap fuarının şehir adına önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

Dağ, okuma alışkanlığının aile içinde başlaması gerektiğini belirterek, 'Mardin'de Medrese geleneği ile ilgili çalışmalarım mevcut. Bu yönde kente katkı sunmaya çalışıyoruz. Okumanın önemini anlatmaya gerek yok, bu zaten aşikâr bir durum. Kitap fuarının Mardin'e kazandırılması, yazarlarımızın ve yayınevlerinin vatandaşlarımızla buluşması gerçekten önemli bir gelişme, memleketimiz adına büyük bir katma değer. Okuma alışkanlığı küçük yaşlardan itibaren üzerinde durulması gereken bir konu. Bu iş biraz okuldan önce ailede başlar. Önce aile bireylerinin çocuklarıyla birlikte bir okuma saati oluşturması ve okuma kültürünü aile içinde yerleştirmesiyle bu iş daha sağlam temellere oturtulabilir. Devamında da çocuğun özellikle ilgi duyduğu alanlarla ilgili kitaplar konusunda teşvik edilmesi, bu süreci ve alışkanlığı elbette daha da geliştirecektir.' dedi.

Medrese geleneği üzerine yaptığı çalışmalardan da söz eden Dağ, 'Mardin'de medrese geleneğiyle ilgili yaptığım çalışmada, medrese sisteminin işleyişini, müfredatını, hocaları, okutulan eserleri yani kısacası 19'uncu yüzyılda Mardin Medrese geleneğinin bir fotoğrafını çekmeye çalıştık. Mardin'de bu alanda yazılmış ilk kitap olma özelliği taşıyor. İnşallah bundan sonra bu alanda yapılacak yeni araştırmalar ve yazılacak yeni eserlerle bu konu çok daha aydınlığa kavuşur.' ifadelerine yer verdi.

'Mardin'in medreseleri ayağa kaldırılmalı'

Mardin'de yaşayan esnaf ve vatandaşların hayat hikayelerini konu alan kapsamlı bir çalışma hazırladıklarını söyleyen yazar Beşir Ayanoğlu, 'Kitabın ana konusu, Mardin'de yaşayan yerel hemşerilerimizin, esnaflarımızın hayat öyküleridir ve bu hayat öykülerinden yola çıkarak hazırlamış olduğumuz bir çalışmadır. Yaklaşık 21 farklı meslek dalını ele aldık. Bu kapsamda yine Mardin'de yaşanmış, duygu yüklü öykülerimizi de kitaba dahil ettik. Kitap, özelliği itibarıyla bir arşiv niteliği de taşımaktadır. Bu kitabın hazırlanması yaklaşık 7 yılımızı aldı. Çok derin araştırmalar yaptık, birçok kişiyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik.' şeklinde ifade etti.

Mardin'de keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda medrese bulunduğunu belirten Ayanoğlu, 'Bu konuda arkadaşlarımızla birlikte medreselerin ortaya çıkarılması ve yaşatılmasıyla ilgili Mardin Medreselerini Koruma ve Yaşatma Derneği'ni kurduk. Şehrimizde el atılması gereken yaklaşık 67 tane medresemiz var. En meşhurları Zinciriye ve Kasımiye Medresesi; onlar ayakta. Ancak bunların dışında Hüsamiye Medresesi, Yakubiye Medresesi, Sadiye Medresesi, Muzafferiye Medresesi gibi pek çok eserimiz var. Kısa süre içerisinde çok büyük mesafeler kat ettik. Özellikle Mardin'de eski hükümet konağının yanında bir duvarın yıkılması sonucunda Hüsamiye ve Yakubiye Medresesi'nin kalıntıları gün yüzüne çıktı. Bu çalışmalarımızın Mardin'deki diğer tarihi miras çalışmalarına da örnek olacağını kanaatindeyiz.' diye kaydetti. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }