Filistin

Filistin Ulusal Yönetim Komitesi'nin Gazze'ye girişi engelleniyor

Gazze için oluşturulan Filistin Ulusal Yönetim Komitesi'nin engellenmesi, siyonist rejimin savaştan sonra "yönetimsizliği yönetme" stratejisini devreye soktuğu yorumlarını güçlendirdi. Uzmanlara göre hedef, Gazze'yi kalıcı bir belirsizlik alanına dönüştürmek.

Gazze'de Filistin Ulusal Yönetim Komitesi'nin kurulması, teorik olarak savaş mantığının sona erdirileceği ve sivil yönetime geçileceği bir geçiş sürecinin başlangıcı olarak değerlendirildi. Ancak komitenin Gazze'ye girişinin engellenmesi, sahada bambaşka bir stratejinin işletildiğini ortaya koydu. Uzmanlara göre siyonist rejim, Gazze'de yönetimi güçlendirmek yerine bilinçli şekilde felç etmeyi tercih ediyor.

Süreç, yalnızca bürokratik ya da güvenlik gerekçeleriyle açıklanmıyor. Analistler, Gazze dosyasının açık tutulmasının siyonist rejime askeri müdahale ve sürekli saldırı için geniş bir alan sağladığına dikkat çekiyor. Sivil ve siyasi bir muhatabın ortaya çıkması, işgalcilerin "güvenlik" gerekçeli saldırılarını meşrulaştırmasını zorlaştıracak bir unsur olarak görülüyor.

Bu nedenle, HAMAS dışındaki bir Filistinli sivil yapının -teknokratik dahi olsa- Gazze'de varlık göstermesi, mevcut işgal mantığı açısından tehdit olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu durumun sorumluluğun yeniden tanımlanmasına yol açacağını ve işgalcilerin sınırsız askeri kontrol iddiasını zayıflatacağını vurguluyor.

Uluslararası boyutta ise sürecin bilinçli şekilde sürüncemede bırakıldığına dikkat çekiliyor. Yeniden imar, yardım girişleri ve kısmi çekilme gibi başlıkların silahsızlanma ve "istikrar" şartlarına bağlanması, fiilen hiçbir adımın atılmamasına yol açan bir kısır döngü oluşturuyor. Bu tablo, ikinci aşama olarak sunulan planların da işlevsizleştirildiğini gösteriyor.

Analistlere göre siyonist rejim, doğrudan yönetim yerine dolaylı kontrol modelini devreye sokuyor. Sınır kapıları, geçişler ve güvenlik alanlarında mutlak kontrol sürdürülürken, yerel silahlı gruplar ve geçici yapılar üzerinden sahada parçalı bir düzen inşa ediliyor. Bu model, Gazze'yi sürekli patlamaya hazır, istikrarsız bir alan olarak tutmayı amaçlıyor.

Bu yaklaşımın Batı Şeria'daki yapıyı andırdığına dikkat çekiliyor. Sınırlı yetkilere sahip bir yerel yönetim görüntüsü altında, fiili kontrolün tamamen işgalcilerin elinde olduğu bir düzenin Gazze'ye taşınması ihtimali güçleniyor. Böyle bir senaryoda Gazze, adı olan ama egemenliği olmayan "başka bir Batı Şeria"ya dönüşebilir.

Sahadan aktarılan bilgiler ise siyasi tartışmalarla günlük yaşam arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor. Gazze'de çadırlar hâlâ ayakta, altyapı büyük ölçüde yıkılmış durumda ve abluka farklı biçimlerde devam ediyor. Sınırlı açılan Refah Sınır Kapısı ise binlerce hasta ve mağdur için gerçek bir çözüm sunmuyor.

Uzmanlara göre bu tablo, "yönetim boşluğunu yönetme" stratejisinin sahadaki en somut sonucu. Gürültüsü azalmış olsa da Gazze halkı için değişen tek şey, acının biçimi; özü ise aynı kalıyor. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }