HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, Şehit İsmail Heniyye'nin şehadetinin yıl dönümü, bölgesel ve sektörel asgari ücret tartışmaları, Ortaöğretim Başarı Puanı ve Motorlu Taşıtlar Vergisi ile ilgili önemli mesajlar verdi.
İsmail Heniyye'nin iki yıl önce İran'da işgalci israil tarafından katledilerek şehit olduğunu hatırlatan Dinç, Heniyye'nin Filistin'in meşru lideri olduğunu belirtti.
'Soykırımcıların karşısında mücadelesini izzetlice sürdürdü'
Dinç, 'İsmail Heniyye daha önce oğullarını Filistin davası uğruna, Gazze davası uğruna ve Kudüs için şehit vermişti. Torunlarını şehit verdi ama boyun eğmedi; izzetli durdu, dik durdu ve bu soykırımcıların karşısında mücadelesini sürdürdü.' dedi.
'Gazze gündemden düşmemeli'
İşgalci siyonistlerin yaklaşık üç yıldır Gazze'de soykırımını sürdürdüğünü ifade eden Dinç, 'İşgalci israil üç yıla yakın bir süredir ne bir ilke ne bir hukuk tanıyor ve Gazze'de soykırımına devam ediyor. Evet, belki bir ateşkes var, bir sessizlik var ancak işgalci israil hâlâ ihlallerine devam ediyor, vahşetlerine devam ediyor; çocukları, kadınları, sivilleri katletmeye devam ediyor. Bu yönüyle de asla ama asla Gazze gündemden düşmemeli ve her platformda bu mazlumların sesi yükseltilmelidir.' ifadelerini kullandı.
'Şehit olmak en yüce mertebedir'
Bu vesileyle Şehit İsmail Heniyye'nin şehadetini bir kez daha tebrik ettiklerini belirten Dinç, şehitliğin Müslümanlar için en yüce mertebe ve peygamberlerin gıpta ettiği bir makam olduğunu söyledi. Dinç, 'En önemlisi; bu zulme sessiz kalanların, bu soykırımcılara karşı yaptırım uygulamayanların düştüğü en büyük çukur, bunlara karşı sessiz kalmaktır.' dedi.
'Bölgesel asgari ücret değil, adil ücret sistemi konuşulmalıdır'
Son günlerde bölgesel ve sektörel asgari ücret tartışmalarının yeniden gündeme getirildiğini ifade eden Dinç, 'Farklı şehirlerin ve sektörlerin maliyetleri elbette değerlendirilebilir. Ancak Türkiye'nin asıl gündemi bu olmamalıdır. Asıl mesele, milyonlarca çalışanın hâlâ asgari ücretle geçinmek zorunda bırakılmasıdır. Asgari ücret, istisnai bir taban ücret olması gerekirken bugün çalışanların önemli bir kısmının aldığı standart ücret hâline gelmiştir. Bu tablo, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve üretim yerine rantı ve tüketimi önceleyen ekonomik anlayışın bir sonucudur.' diye konuştu.
Yürürlükteki Asgari Ücret Yönetmeliğinin asgari ücreti yalnızca işçinin zorunlu ihtiyaçlarını esas alarak tanımlandığını ve bu tanımlamanın mutlaka değiştirilmesi gerektiğini belirten Dinç, şunları söyledi:
'Asgari ücret belirlenirken sadece işçinin değil, ailesinin geçim şartları da esas alınmalıdır. Çalışan, yalnızca kendisinin değil, ailesinin geçiminden de sorumludur. Asgari ücret hiçbir zaman açlık sınırının altında belirlenmemelidir. Açlık sınırının altında kalan bir ücret, çalışanın alın terinin karşılığını vermediği gibi ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamasına da imkân tanımamaktadır.'
Adil iktisadi düzen çağrısında bulunan Dinç, 'Türkiye'nin ihtiyacının bölgelere veya sektörlere göre asgari ücret belirlemek değil; üretimi, istihdamı ve adil paylaşımı esas alan politikalarla çalışanların refahını artırmaktır. Hedef; emeğin sömürülmediği, alın terinin hakkının eksiksiz verildiği, asgari ücretin istisna hâline geldiği ve her ailenin refah içinde geçinebildiği adil bir iktisadi düzen olmalıdır.' dedi.
'OBP sistemi eğitimde fırsat eşitliğini zedelememelidir'
YKS sonuçlarının açıklanmasıyla Ortaöğretim Başarı Puanına (OBP) ilişkin tartışmaların yeniden gündeme geldiğine dikkat çeken Dinç, 'Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın sonuçları açıklandı. Uzun ve yorucu bir hazırlık sürecinin ardından sınava giren tüm evlatlarımızı tebrik ediyor; tercih sürecinde ve bundan sonraki hayatlarında muvaffakiyetler diliyoruz. Sonuçların açıklanmasıyla birlikte Ortaöğretim Başarı Puanına (OBP) ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelmiştir. Merkezi sınavda yüksek başarı gösteren birçok öğrencimiz, diploma notu üzerinden hesaplanan OBP'nin eklenmesinin ardından sıralamada gerileyebilmekte ve hak ettiği bölümden mahrum kalabilmektedir. Bazı özel okullarda öğrencilerin diploma notlarının şişirilerek yüksek gösterildiğine dair ciddi iddialar dile getirilmektedir.' ifadelerini kullandı.
'OBP sistemi yeniden düzenlenmeli, etkili bir denetim mekanizması kurularak suistimallerin önüne geçilmelidir'
OBP sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Dinç, 'Diploma notu, öğrencinin gerçek akademik başarısını yansıtmalıdır. Hiçbir eğitim kurumu, başarı oranını yüksek göstermek amacıyla öğrencilerine hak etmediği notları vermemelidir. Buradaki temel sorun, not şişirmeye imkân veren ve eğitimi büyük ölçüde sınav başarısına indirgeyen sistemin kendisidir. Derslerine emek vererek hakkıyla yüksek not alan öğrencilerimiz, sistemdeki suistimaller nedeniyle haksızlığa ve hak kaybına uğramamalıdır. Bu nedenle OBP sistemi yeniden düzenlenmeli, etkili bir denetim mekanizması kurularak suiistimallerin önüne geçilmelidir.' şeklinde konuştu.
'Motorlu Taşıtlar Vergisi adalet esasına göre yeniden düzenlenmelidir'
Motorlu Taşıtlar Vergisi'nin dar gelirli vatandaş için sadece yıllık bir vergi olmadığını aksine giderek ağırlaşan bir malî yüke dönüştüğünün altını çizen Dinç, şöyle devam etti:
'Asgari ücretle çalışan veya en düşük emekli aylığıyla geçinmeye çalışan bir vatandaş, yıllarca tasarruf yaparak ya da borçlanarak bir araç sahibi olduğunda bunun bedelini yalnızca satın alma aşamasında ödememektedir. Aracı satın alırken ÖTV ve KDV ödeyen vatandaş, her yıl MTV ödemekte; akaryakıt alırken yüksek ÖTV ve KDV'ye, aracının bakım ve onarımında ise yeniden KDV yüküne maruz kalmaktadır. Bir mal ve hizmet üzerinden farklı adlar altında defalarca vergi alınması, vatandaşın omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da artırmaktadır.'
'En yüksek oranda vergiyi dar gelirliler ödemektedir'
Devletin zorunlu ihtiyaçlar konusunda vatandaşlarını kâr kapısı olarak görmemesi ve uyguladığı vergilerle temel ihtiyaçlara erişimi güçleştirmemesi gerektiğini vurgulayan Dinç, 'Özellikle toplu taşımanın imkânlarının yetersiz olduğu birçok il ve ilçede araç sahibi olmak bir lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Bu nedenle adil bir vergilendirme sisteminde vatandaşa yüklenecek vergi yükü, serveti ve geliriyle orantılı olmalıdır. Türkiye'deki vergi sisteminde zahiren az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmaktadır. Ancak gerçekte durum tam tersinedir. En yüksek oranda vergiyi dar gelirliler ödemektedir. Türkiye'nin ihtiyacı, aynı mal ve hizmet üzerinden defalarca vergi alan değil; kazancı, serveti ve ödeme gücünü esas alan adil bir vergi sistemidir.' şeklinde belirtti. (İLKHA)