Gündem

HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Zehir tacirleri terör örgütleri kadar tehlikelidir

Adana’daki madde bağımlılığı panelinde konuşan HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, uyuşturucuyla mücadelenin terörle mücadele kadar hayati olduğunu belirterek, artan kullanım oranlarının toplumsal yapıyı tehdit ettiğini ifade etti.

Adana’da, madde bağımlılığıyla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla HÜDA PAR Gençlik Politikaları Başkanlığı tarafından düzenlenen panel yoğun katılımla gerçekleştirildi. Panelde son olarak konuşan HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, madde bağımlılığını yalnızca bireysel değil, tüm toplumu hedef alan ciddi bir tehdit olarak değerlendirdi.

Dinç, gençliğin derin bir bunalım yaşadığını belirterek, bağımlılığın bu arayış sürecinde bir “çıkış kapısı” gibi sunulmasının büyük bir tehlike oluşturduğunu söyledi. Uyuşturucu kavramı yerine “zehir” ifadesinin kullanılmasının daha doğru olacağını vurgulayan Dinç, zehir tacirlerini terör örgütleriyle eş değer bir yapı olarak nitelendirdi.

Sahada yaptığı birebir görüşmelere değinen Dinç, bağımlılıktan en fazla etkilenen kesimin anneler olduğunu ve ailelerin büyük bir yıkım yaşadığını dile getirdi. Türkiye’de madde kullanımına ilişkin resmi verileri paylaşan Dinç, artan operasyon ve tutuklama sayılarına dikkat çekerek durumun her geçen yıl daha da vahim hale geldiğini ifade etti.

Özellikle lise çağındaki gençlerde madde kullanımının hızla arttığını söyleyen Dinç, son yıllarda bazı zehirli maddelerde beş kata varan artış yaşandığını aktardı. Gençlerin önemli bir kısmının sosyal medya üzerinden maddeye ulaştığını belirten Dinç, emoji ve kripto para gibi yöntemlerle yapılan satışların tehlikeyi büyüttüğünü kaydetti.

Sorunun masa başında çözülemeyeceğini vurgulayan Dinç, sahaya inilmesi, gençlerle birebir temas kurulması ve maneviyatın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Mücadelenin partiler üstü bir mesele olduğunun altını çizen Dinç, bağımlılıkla mücadelede tüm kurumların, sivil toplumun ve toplumun her kesiminin sorumluluk alması çağrısında bulundu.

"Gençlik bir bunalım yaşıyor ve çıkış kapısı aramak istiyor"

HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, “Bu zehirle mücadele etmek çok önemlidir bizim açımızdan. Gençlik politikaları olarak bu çalışmaya başladığımız ilk günden bu yana zehirle mücadele ettik. Uyuşturucu kavramı bile başlı başına tehlikeli bir kavramdır. Gençlik bir bunalım yaşıyor ve çıkış kapısı aramak istiyor. Bu çıkış kapısında, bedeni rahatlattığı düşüncesiyle madde bağımlılığına yöneliyor.” dedi.

"Maddi çıkarları için hepimizi, tüm neslimizi hedef alıyorlar"

Uyuşturucu yerine “zehir” kavramının kullanılmasının daha doğru olduğunu savunan Dinç, zehir tacirlerini terör örgütlerine benzeterek, “Bu zehir tacirleri ve terör örgütleri öyle tehlikelidir ki ırkımıza, yaşımıza, cinsiyetimize bakmazlar. Düşünce ve fikirlerimiz onlar için önemli değildir. Maddi çıkarları için hepimizi, tüm neslimizi hedef alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

"Maalesef en çok mağdur olan annelerdi"

Madde bağımlılığından en fazla etkilenen kesimin anneler olduğunu dile getiren Dinç, sahada yaptığı görüşmelere dikkat çekerek, “80 bağımlı gençle görüştüm, onları dinledik ve notlarımızı aldık. Maalesef en çok mağdur olan annelerdi. Anneler her gün ölüyorlar; evlatları gözlerinin önünde eriyerek ölüyor. Bu durum onları her geçen gün daha kötü hale getiriyor.” şeklinde konuştu.

"Zehir tacirleri öyle bir terör örgütüdür ki terörsüz Türkiye kadar önemlidir"

Türkiye’de terörsüz bir yaşamın herkesin arzusu olduğunu belirten Dinç, zehir tacirlerinin oluşturduğu tehdidin de en az silahlı terör kadar önemli olduğuna işaret ederek, “PKK’nın ve terör örgütlerinin bitmesi konuşuluyor, bunu destekliyoruz. Ancak bu zehir tacirleri öyle bir terör örgütüdür ki terörsüz Türkiye kadar önemlidir.” dedi.

2023 yılına ait resmi verilere değinen Dinç, İçişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmeleri aktararak, “Bu yıl 280 bin operasyon yapılmış, 330 bin gözaltı olmuş ve 36 bin tutuklama gerçekleşmişti. Bakanımız ise 75 bin tutuklama olduğunu söyledi. Bu cevap durumun vahametini gösteriyor. Hangi terör örgütü bir yılda 75 bin tutuklama yaşamıştır?” ifadelerini kullandı.

"Bunların çoğunluğunu liseli gençler oluşturuyor"

Madde kullanımının Türkiye gündeminde yeterince yer almadığını savunan Dinç, “Gençliğimiz gözlerimizin önünde gidiyor. Bunlar resmi rakamlar, bilmediğimiz daha fazlası var. 2010 ile 2020 yılları arasında madde kullanımı yüzde 26 arttı. 15-64 yaş arası insanların yüzde 5,6’sı hayatında en az bir kez madde kullanmış. En önemlisi, bunların çoğunluğunu liseli gençler oluşturuyor.” dedi.

2020-2023 yılları arasında bazı zehirli maddelerde beş kat artış yaşandığını belirten Dinç, bu rakamların neslin nasıl uyuşturulduğunu ve ruhların köleleştirildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Medyada yer alan yakalama haberlerinin de yanlış algılara yol açtığını ifade eden Dinç, “5 milyon liralık uyuşturucu ele geçirildi başlıkları, ekonomik kriz ortamında ‘ben de deneyeyim’ algısı oluşturuyor ve teşvike sebep oluyor.” diye konuştu.

"Yaşadıkları bunalım, onları zehirde çıkış aramaya itiyor"

Gençlerin zehre ulaşmasında sosyal medyanın büyük rol oynadığını kaydeden Dinç, “Gençlerin yüzde 42’si sosyal medya üzerinden bu maddeye ulaşıyor. Emoji ve kripto para üzerinden alışveriş yapılabiliyor. Tanıştığım bağımlı gençlerin çoğu gururlu gençlerdi. Yaşadıkları bunalım, onları zehirde çıkış aramaya itiyor.” dedi.

"Madde bağımlılığına öncülük eden alkoldür"

Alkolün madde bağımlılığına giden yolda öncü rol oynadığını belirten Dinç, “Madde bağımlılığına öncülük eden madde alkoldür. Efendimiz, ‘Alkol bütün kötülüklerin anasıdır’ buyuruyor. İsveç’te alkol bu kadar rahat satılmazken, bizim ülkemizde zincir marketlerde kasaların önünde duruyor” ifadelerini kullandı.

Sorunun masa başında çözülemeyeceğini vurgulayan Dinç, sahaya inilmesi gerektiğini belirterek, “Madde bağımlılığı, gençlere dokunarak, dertlerini dinleyerek çözülebilir. Bu nedenle kanun teklifi verdik; örgütlü şekilde bu suçu işleyenlerin ağır ceza almasını istedik. Bu işe bulaşan kamu görevlilerinin cezalarının daha da ağır olması gerektiğini söyledik.” dedi.

"Bağımlı kişi sadece ilaçla tedavi olmaz"

Zorunlu tedavi konusuna da değinen Dinç, “Bağımlı olan çocuğun kendisi, ailesi ve çevresi için tehlike oluşturduğu durumlarda, sosyal baskı olmadan tedavi altına alınmalıdır. Bağımlı kişi sadece ilaçla tedavi olmaz; iradesinin ve maneviyatının da güçlenmesi gerekir.” şeklinde konuştu.

"Yaratılış gayesi öğretilmeden, sadece ilaçla tedavi edemeyiz"

Toplumun manevi değerlerinden koparıldığını savunan Dinç, “Bu toplumun evlatları Müslüman’dır. Alnı secdeli, ecdadı Müslüman bir toplumdur. Gençlerin kalbine ve ruhuna dokunun ki kim olduklarını hatırlasınlar. Yaratılış gayesi öğretilmeden, sadece ilaçla tedavi edemeyiz.” ifadelerini kullandı.

Gönüllülerden oluşan bir üst kurul 

AMATEM gibi merkezlerin ıslah merkezleri haline getirilmesi gerektiğini dile getiren Dinç, zehirle mücadele için gönüllülerden oluşan bir üst kurul kurulmasını önerdi. Dinç, “Bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri bu yapının içinde yer almalı. Bu sorun halı altına süpürülemez, sadece polisiye tedbirlerle de çözülemez.” dedi.

"Bunlar bizim evlatlarımız"

Bağımlı bireylere dışlayıcı gözle bakılmaması gerektiğini vurgulayan Dinç, sözlerini şöyle tamamladı: “Hepimiz bu tehlikeyle karşı karşıyayız. Bunlar bizim evlatlarımız. Bu mesele çözüme kavuşana kadar kimsenin yakasını bırakmayacağız. Bu mesele partiler üstü bir meseledir.”

Panel katılımcıların soru-cevap faslının ardından son buldu. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }