Si̇yaset

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı: Suça sürüklenen çocuklar sorununda ceza ve sosyal politika dengesi sağlanmalı

HÜDA PAR Sözcüsü ve Milletvekili Serkan Ramanlı, suça sürüklenen çocuklar sorununun yalnızca cezaların artırılmasıyla çözülemeyeceğine dikkat çekerek ceza ve sosyal politika dengesinin sağlanması gerektiğini belirtti.

TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunan HÜDA PAR Milletvekili Serkan Ramanlı, faiz yükü altındaki bütçe, suça sürüklenen çocuklar sorunu, özel okul öğretmenlerinin mağduriyeti ile LGS ve YKS sınav sonuçları ile tercih dönemine değindi.

'Bütçe açığının asıl kaynağını ise faiz ödemeleri oluşturmaktadır'

2026 yılının ilk altı aylık bütçe verilerindeki faiz harcamalarına dikkat çeken Ramanlı, '2026 yılının ilk altı aylık bütçe verileri, kamu maliyesine farklı bir pencereden bakmayı gerektiriyor. Hazine bu dönemde 7 trilyon 939 milyar TL gelir elde ederken 9 trilyon 267 milyar TL harcama yaptı. İlk bakışta en büyük sorun bütçe açığı gibi görünse de asıl dikkat edilmesi gereken husus faiz ödemeleridir. Çünkü 1 trilyon 429 milyar TL'ye ulaşan faiz ödemeleri, toplam harcamaların yaklaşık yüzde 16'sını oluşturmaktadır. Ancak asıl dikkat çekici olan şudur; faiz ödemeleri bütçeden çıkarıldığında hazine 368,7 milyar TL fazla vermektedir. Yani vatandaşın ödediği vergiler; eğitim, sağlık, güvenlik ve diğer temel kamu hizmetlerini finanse etmeye yetmekte, bütçe açığının asıl kaynağını ise faiz ödemeleri oluşturmaktadır.' dedi.

'Borç ve faiz eksenli anlayış terk edilmeli'

Borç ve faiz eksenli finansal anlayışın terk edilmesi gerektiğini ifade eden Ramanlı, 'Bu tablo ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Vergilerimiz yeni fabrikalar, daha güçlü bir tarım, nitelikli eğitim ve kalıcı yatırımlar için mi toplanıyor; yoksa geçmişte alınan borçların faizini ödemek için mi? Ülkemizin gerçek ekonomik gücü, ne kadar borç bulabildiğiyle değil, ürettiği kaynakları hangi alanlara yönlendirdiğiyle ölçülür. Bütçenin önemli bir kısmının faize gitmesi, gelecek nesillerin imkânlarının bugünden tüketilmesi anlamına gelir. Kalıcı çözüm ise borç ve faiz eksenli anlayışı terk ederek üretimi, tasarrufu ve reel ekonomiyi önceleyen, İslam iktisadı ilkelerini esas alan bir mali yapının hayata geçirilmesidir.' ifadelerini kullandı.

Suça sürüklenen çocuklar sorununda ceza ve sosyal politika dengesinin sağlanması gerektiğini belirten Ramanlı, çocukların özellikle organize suç yapıları tarafından çeşitli suçlarda araç olarak kullanılmasının toplumsal güvenliği doğrudan etkileyen ciddi bir sorun olduğunun altını çizdi.

'Yaptırımların ağırlaştırılması sorunun kaynağını tek başına ortadan kaldırmaz'

Ramanlı, 'Çocukların yaşlarından kaynaklanan ceza sorumluluğu rejiminin suç örgütleri tarafından istismar edilmesi karşısında cezaların artırılmasının belirli ölçüde caydırıcılık sağlayacağı düşünülebilir. Fakat yaptırımların ağırlaştırılmasına dayanan bir yaklaşım, sorunun kaynağını tek başına ortadan kaldırmayacak; çocukları suça yönelten yapılar varlığını sürdürdükçe benzer sonuçların yeniden ortaya çıkmasını engelleyemeyecektir.' şeklinde konuştu.

'Çocukları suça açık hâle getiren toplumsal zemin ortadan kaldırılmalıdır'

Ramanlı, suç örgütlerinin çocukları kullanmasını önleyen etkili soruşturma yöntemlerinin, örgüt yöneticilerine yönelik ağır yaptırımlar ve çocukların korunmasını esas alan sosyal politikalarla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

'Asıl hedef; çocukları suça açık hâle getiren toplumsal zeminin ortadan kaldırılması olmalıdır. Ailenin güçlendirilmesi, okul ile aile arasındaki bağın yeniden kurulması, çocukların değer ve sorumluluk bilinci kazanmasını sağlayacak manevi ve ahlaki eğitimin desteklenmesi, bağımlılık ve şiddet risklerine karşı erken müdahale mekanizmalarının oluşturulması bu sürecin temel unsurları olmalıdır.'

'Çocuğu suç çevrelerinden uzaklaştıracak kapsamlı bir sosyal politika geliştirilmelidir'

Dijitalleşmenin, sosyal medya kültürünün ve değersizlik duygusunun etkisi altında birçok ailenin çocukları üzerinde sağlıklı bir rehberlik ve denetim kurmakta zorlandığına da dikkat çeken Ramanlı, 'Buna ekonomik sıkıntılar, uzun çalışma süreleri, yoksulluk, eğitim imkânlarına erişimdeki eşitsizlikler ve ailelerin çocuklarıyla yeterli vakit geçirememesi de eklenmektedir. Dolayısıyla kalıcı çözüm cezaların artırılmasının ötesindedir. Çocukları değerlerle bütünleştiren, inanç ve ahlaki ilkelerle yoğuran; aileleri ekonomik, psikososyal ve manevi açıdan destekleyen, okulu yeniden koruyucu bir alana dönüştüren, çocuğu suç çevrelerinden uzaklaştıracak kapsamlı bir sosyal politika geliştirilmesidir.' diye konuştu.

'Özel okul öğretmenleri güvencesiz sözleşmelerle çalışmak zorunda bırakılıyor'

Özel okul öğretmenlerinin mağduriyetlerine de değinen Ramanlı, 'Ülkemizde on binlerce özel okul öğretmeni, güvencesiz sözleşmelerle çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Maaşların bir kısmı elden ve çoğu zaman gecikmeli ödenmekte, sigorta primleri ise gerçek ücret üzerinden yatırılmamaktadır. Hiçbir gerekçe gösterilmeden işine son verilen, her yıl işini kaybetme korkusuyla yaşayan öğretmenler, en temel haklarını arayabilmek için sağlıklarını dahi riske atmak zorunda kalmaktadır.' dedi.

'Eğitim emekçilerinin güvencesiz ve değersiz bırakılması ne vicdana ne de adalet duygusuna sığmaktadır'

Bir milletin geleceğini inşa eden öğretmenlerin sömürülecek bir maliyet kalemi olarak görülemeyeceğini vurgulayan Ramanlı, 'İnsan onuruna yaraşır bir ücretle çalışmak, iş güvencesine sahip olmak ve emeğine saygı duyulması her öğretmenin en temel hakkıdır. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz eğitim emekçilerinin bu denli güvencesiz ve değersiz bırakılması ne vicdana ne de adalet duygusuna sığmaktadır.' şeklinde konuştu.

'Güvencesiz sözleşme düzenine son verilmeli'

Özel sektör öğretmenleri için taban maaş düzenlemesinin daha fazla geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Ramanlı, şöyle devam etti:

'Güvencesiz sözleşme düzenine son verilmeli, sigorta primleri gerçek ücret üzerinden yatırılmalı ve keyfi işten çıkarmalar engellenmelidir. Öğretmenlerimizin hakkını savunmak, aslında çocuklarımızın geleceğini ve ülkemizin yarınlarını savunmaktır. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır.'

Milyonlarca öğrencinin girdiği LGS ve YKS sınav sonuçları ile tercih dönemine dair de açıklamalarda bulunan Ramanlı, sonuçların tüm öğrenciler için hayırlı olmasını diledi.

'Sadece 'puanım yetiyor' mantığıyla tercih yapmak isabetli olmayacaktır'

LGS tercih sürecinin devam ettiğini ve yüz binlerce genç için de YKS tercih maratonunun da başladığını belirten Ramanlı, tercih süreçleri ile ilgili öğrencilere ve velilerimize şu tavsiyelerde bulundu:

'LGS tercihlerinde esas alınması gerekenin puan değil, yüzdelik dilim olduğunu unutmayalım. Tercih listesini yalnızca yüksek hedefli seçeneklerden oluşturmak yerine başarı sırasına uygun ve yerleşme ihtimali daha yüksek alternatiflere göre değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Sadece 'puanım yetiyor' mantığıyla tercih yapmak isabetli olmayacaktır. YKS tercihlerinde ise ilk bakılması gereken veri başarı sırasıdır. Tercih edeceğiniz bölümün yalnızca adına veya üniversitenin popülerliğine bakmayın. Bölümde okutulan dersleri, mezuniyet sonrası çalışma alanlarını ve istihdam imkânlarını mutlaka araştırın. Sosyal medyada 'geleceğin mesleği' olarak tanıtılan her bölümü sorgulamadan tercih etmeyin.'

'Doğru tercih; öğrencinin yeteneği, hedefi ve geleceğiyle uyumlu bir karar verebilmektir'

Ramanlı, tavsiyelerinin devamında da, 'Karar verirken yeteneklerinizi, ilgi alanlarınızı, çalışma kapasitenizi ve mesleki yatkınlığınızı göz önünde bulundurun. Üniversite tercihinde ihtiyaç, ulaşım ve hayat maliyetlerini de hesaba katmayı unutmayın. Ayrıca tercih kılavuzundaki özel şartları dikkatle okuyun ve geçmiş yılların taban puanlarını kesin sınır gibi değerlendirmeyin. Velilerimize de özellikle şunu hatırlatmak isteriz; çocuğunuzun yerine tercih yapmayın, onunla birlikte karar verin. Tercih listeleri aceleyle değil, araştırılarak ve doğru rehberlik alınarak hazırlanmalıdır. Doğru tercih, yalnızca bir okula veya bölüme yerleşmek değildir. Doğru tercih; öğrencinin yeteneği, hedefi ve geleceğiyle uyumlu bir karar verebilmektir.' dedi. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }