Kararla birlikte İnstagram kullanıcılarının direkt mesajları artık Meta tarafından erişilebilir hale gelecek. Fotoğraf, video ve ses kayıtları dahil olmak üzere özel içeriklerin şirketin kontrol alanına girmesi, mahremiyet savunucuları tarafından büyük bir geri adım olarak değerlendirildi.
Meta, 2019 yılında Facebook ve Instagram mesajlaşmalarında uçtan uca şifrelemeyi yaygınlaştıracağını açıklamış ve 'gelecek özeldir' sloganını kullanmıştı. Facebook Messenger'da sistem 2023 yılında devreye alınırken, İnstagram'da da özelliğin varsayılan hale getirilmesi planlanıyordu. Ancak şirket, yedi yıllık söylemini tersine çevirerek projeyi rafa kaldırdı.
Kararın kamuoyuna açık bir duyuruyla değil, Mart ayında uygulamanın kullanım şartlarının sessizce güncellenmesiyle ortaya çıkması da dikkat çekti. Güncellenen metinde '8 Mayıs 2026'dan itibaren Instagram'da uçtan uca şifreli mesajlaşma desteklenmeyecek.' ifadeleri yer aldı.
Meta, kararın gerekçesi olarak kullanıcıların özelliği yeterince tercih etmemesini gösterdi. Ancak uzmanlar, isteğe bağlı gizlilik araçlarının genellikle düşük kullanım oranına sahip olduğunu ve bunun kullanıcıların bilinçli tercihini yansıtmadığını belirtiyor.
Mahremiyet savunucuları, Meta'nın asıl motivasyonunun veri erişimini artırmak olabileceğini öne sürüyor. Siber güvenlik uzmanı ve akademisyen Victoria Baines, sosyal medya şirketlerinin kullanıcı mesajlarını hedefli reklamcılık ve yapay zekâ modellerinin eğitimi için değerli veri kaynağı olarak gördüğünü ifade etti.
Meta daha önce İnstagram özel mesajlarının yapay zekâ eğitiminde kullanılmadığını savunmuştu. Ancak şirketin kısa süre önce çalışanlarına ait cihaz aktivitelerini yapay zekâ eğitim verisi olarak toplamaya başlayacağını açıklaması, eleştirileri daha da artırdı.
İnsan hakları ve dijital özgürlük kuruluşları, Meta'nın kararının teknoloji sektöründe olumsuz bir emsal oluşturabileceği görüşünde. Özellikle TikTok'un da kısa süre önce direkt mesajlarda uçtan uca şifreleme planı olmadığını açıklaması, büyük teknoloji şirketlerinin kullanıcı gizliliğinden uzaklaştığı yorumlarına neden oldu.
Çocuk koruma kuruluşları ise kararı destekledi. NSPCC adlı kuruluş, şifreli mesajlaşmanın çocuk istismarı ve yasa dışı faaliyetlerin tespitini zorlaştırdığını savundu. Buna karşın dijital hak savunucuları, güvenlik gerekçesiyle milyonlarca kullanıcının özel hayatının daha fazla gözetim altına alınmasının tehlikeli bir eğilim olduğunu belirtiyor. (İLKHA)