İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, müzakerelerde yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyumun seyreltilmesi ihtimali ve bunun karşılığında ne alınacağı konusuna ilişkin yaptığı açıklamada; bu durumun, karşı tarafın tüm yaptırımları kaldırıp kaldırmayacağına bağlı olduğunu belirtti.
Eslami, gazetecilere verdiği demeçte, "Müzakerelerde teknik ve nükleer konular siyasi konularla paralel mi ilerliyor?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile ilişkilerimiz devam ediyor. Ancak Ajans’ın, denetim (güvence denetimi) altındaki tesislere yönelik askeri saldırılar konusunda yerine getirmediği bir görevi var ve bundan kaçamaz. Eğer biz Ajans’ın denetimi altındaysak, ondan geçerlilik belgesi alıyorsak ve Ajans’ın itibarının bir parçasıysak; Ajans yaşanan olay (saldırılar) karşısında sessiz kalamaz.
Saldırıya uğramayan merkezler için sürekli etkileşim çerçevesinde ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin izniyle müfettişler gelip incelemelerde bulundular. Savaştan sonra zarar görmeyen merkezlerin denetimi yapıldı ve bugünlerde bazı diğer merkezleri de ziyaret ediyorlar."
İranlı yetkili, asıl meselenin İran ulusunun haklarının Ajans yönetmeliklerine uygun olarak gözetilmesi olduğunu belirterek; Ajans’ın görevinin, İran ve tüm uluslar için barışçıl nükleer teknolojiyi teşvik etmek ve desteklemek olduğunu ifade etti.
"Siyasi vaatlerle tarihin tekerrür etmesine izin vermeyiz"
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, ABD ile yürütülen müzakerelerdeki teknik mülahazalar hakkında şunları söyledi: "Bizim mülahazamız ulusal hedefler, ülkenin kalkınma programı ve toplumun ihtiyaçlarıdır. Birbirine bağlı olan nükleer süreçleri ve oluşturulan kapasiteleri kapatıp, sadece vaatler vererek ve konuyu geleceğe erteleyerek tarihin tekerrür etmesine izin veremezsiniz. Ülkenin radyofarmasötik (radyo-ilaç) üretimi ve diğer ürünler, nükleer yakıt döngüsü olmadan çalışamaz."
Eslami, Umman’da devam eden siyasi müzakerelerin İran konusunun BM Güvenlik Konseyi’ne sevk edilmesini engelleyip engelleyemeyeceği sorusuna ise, "Bu durum, karşı tarafın müzakerelerdeki siyasi iradesine, dürüstlüğüne ve geçmişi tekrar etmek istememelerine bağlıdır." yanıtını verdi ve şunları ekledi:
"Eğer müzakerelerde dürüst olurlarsa, nükleer bahanesini bir kenara bırakırlarsa ve İran halkı için daha fazla sorun yaratmazlarsa durum değişir. Ancak bugüne kadar izledikleri ve ülkeyi aksatmak için her türlü aracı kullandıkları süreç bir sonuç vermedi, gelecekte de —ister Güvenlik Konseyi’ne götürsünler ister götürmesinler— bir sonuç vermeyecektir."
Eslami, bu kadar yoğun denetime rağmen İran hakkında "uyumsuzluk" olduğunu gösteren tek bir raporun bile bulunmadığını, ortaya atılan iddiaların tamamen siyasi olduğunu vurguladı.
Saldırıya uğrayan merkezlerin denetimi için yeni bir denetim protokolü (yönergesi) belirlenmesi konusunda bir anlaşmaya varılıp varılmadığı sorusuna Eslami, "Hayır, Ajans bu konuda sessiz kaldı. Bu konuyu defalarca ilettik ve gereğini yapmalarını umuyoruz. Hatta Ajans'ın yıllık konferansında, denetim altındaki tesislere saldırının yasaklanmasına dair bir tasarı sunduk ancak Amerikalılar bunu engelleyerek gündeme alınmasını önlediler." dedi.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, 400 kilogramdan fazla yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılacağı yönündeki iddialar hakkında ise şunları söyledi: "Bunlar baskı unsurları tarafından üretilen spekülasyon ve içeriklerdir. Esasen böyle bir konu gündemde olmamıştır; belki bir ülke tartışmaya yardımcı olmak için bunu önermiş olabilir ancak müzakerelerde bu konu tartışılmamıştır." (İLKHA)