Kudüs kaynaklarına göre, siyonist yerleşimci gruplar Meğaribe Kapısı yönünden başlayan kışkırtıcı turlar düzenledi. Siyonistler, Kubbet-üs Sahra Camii çevresinde toplanarak işgal rejimini simgeleyen paçavrayı kaldırdı, sözde 'milli marş' seslendirdi.
Bu sırada işgal kuvvetleri, Müslümanların girişine sıkı engeller getirdi, kimlik kontrolleri yaptı ve bu baskınlara müdahaleyi engellemek için bazı kişileri dış kapılarda alıkoydu.
Aksa'daki artan ihlallere açıkça övgü niteliğinde olan bir hamleyle, sözde 'Tapınak Dağı Yeshiva Enstitüsü', Mescid-i Aksa'ya baskın düzenleyenlere sağlanan son kolaylıklar ve avluları içindeki hızlanan Yahudileştirme adımları için Ben Gvir'e teşekkür etti.
HAMAS'ın liderlerinden Macid Ebu Kuteyş, bu hızlanan ihlallerin ciddiyetine dair uyarıda bulunarak, Mescid-i Aksa'nın aşırı sağcı işgal hükümetinin zaptı altında maruz kaldığı geniş çaplı baskınların, onun tarihi kimliğine ve mimarisine yönelik doğrudan bir tasfiye süreci ve idaresi üzerinde tam kontrol sağlama girişimi olduğunu vurguladı. Ebu Kuteyş, bu ihlallerin ayrıca Aksa'yı bir Yahudi sinagoguna dönüştürmeyi hedefleyen açık bir planın parçasını oluşturduğunu vurguladı.
Ebu Kuteyş, Müslümanların ilk kıblesini tehdit eden tehlikelerin büyüklüğünün, Aksa'yı korumak ve savunmak için tüm Filistin, Arap ve İslam düzeylerinde geniş çaplı bir halk seferberliğini gerektirdiğini vurgulayarak, Kudüs halkının ve diğer halk gruplarının avlularında sürekli olarak bulunarak Mescid-i Aksa'nın İslami karakterini vurgulama ve yerleşimcilerin saldırganlığına ve Yahudileştirme planlarına karşı koyma çağrılarını övdü.
Son zamanlarda siyonist yerleşimci baskınlarının hızı, Yahudi bayramları ve kutlamaları bahanesi altında, Mescid-i Aksa içinde zaman ve mekân bölünmesini dayatmak için sistematik bir stratejinin parçası olarak sürekli artış gösteriyor. Bu durum, Ürdün himayesini ve Vakıf İdaresi'nin cami üzerindeki yönetimini tanıyan mevcut tarihi ve yasal 'statiko' durumunun baltalanması anlamına geliyor.
Bu son sahadaki gelişme, mukaddes şehirde durumun yeniden patlamasına yol açma tehdidinde bulunuyor. Gözlemciler, uluslararası sessizliğin devam etmesi ve işgal hükümetinin aşırılık yanlısı Tapınak gruplarıyla işbirliğinin bölgeyi dini bir savaşa sürüklediği konusunda hemfikir. Tüm bunlar yaşanırken Filistinliler, mukaddes mekânları savunmaya, Yahudileştirme ve sürgün girişimlerini boşa çıkarmak için buralarda bulunmaya devam etme konusundaki kararlılıklarını sürdürüyorlar. (İLKHA)