İslam karşıtı provokasyonları ve nefret söylemleriyle uluslararası tepki toplayan ABD merkezli influencer Valentina Gomez, İngiltere'ye girişinin yasaklanmasının ardından skandal bir çıkışa imza attı. İngiltere İçişleri Bakanlığı tarafından 'kamu yararına aykırı' bulunarak ülkeye alınmayan Gomez, bu kararı tanımayacağını ilan ederek küçük botla kaçak giriş yapmayı planladığını açıkladı.
Kararın arkasında, İngiltere İçişleri Bakanı Shabana Mahmood bulunuyor. Mahmood'un müdahalesiyle Gomez'in daha önce aldığı elektronik seyahat izni iptal edildi. Yetkililer, Gomez'in varlığının toplumsal huzuru bozabileceği ve nefret söylemini körükleyebileceği gerekçesiyle bu adımı attı.
Ancak Gomez, sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı videoda İngiliz hükümetine açıkça meydan okuyarak şunları söyledi: İngiltere'ye uçakla giriş planının iptal edildiğini, bu nedenle 'Plan B' olarak botla geleceğini belirten Gomez, tutuklanması halinde Beyaz Saray'ın devreye gireceğini iddia etti. Bu açıklamalar, yalnızca bir meydan okuma değil, aynı zamanda diplomatik teamülleri hiçe sayan bir tehdit olarak yorumlandı.
Nefret söylemleri ve provokasyon geçmişi
Gomez'in geçmişi, söz konusu yasağın neden alındığını açıkça ortaya koyuyor. Daha önce sosyal medya üzerinden bir Kur'an'ı Kerim'i yakarak geniş çaplı tepki çeken influencer, ABD'deki siyasi kampanyaları sırasında da İslam karşıtı söylemleriyle dikkat çekmişti. Missouri ve Teksas'ta yaptığı başarısız seçim girişimlerinde, açıkça 'İslam'ı ortadan kaldırma' vaadinde bulunmuştu.
Geçtiğimiz yıl Londra'da düzenlenen aşırı sağcı 'Unite the Kingdom' mitinginde sahne alan Gomez, Müslümanları hedef alan ağır hakaretler içeren ifadeler kullanmış ve İslam'ı Batı'yı yok etmek için kullanılan bir silah olarak nitelendirmişti. Aynı etkinlik, aşırı sağın son yıllardaki en büyük gösterilerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Bu mitingin organizatörü ise İngiltere'de aşırı sağ hareketlerle anılan Tommy Robinson (gerçek adıyla Stephen Yaxley-Lennon). Gomez'in 16 Mayıs'ta Londra'da yapılması planlanan yeni mitingde konuşmacı olması bekleniyordu.
Siyasi ve toplumsal tepki büyüyor
Gomez'in ülkeye alınmaması yönündeki karar, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılandı. Müslüman kadın hakları savunucusu ve Shaista Gohir, bu kararın toplum güvenliği açısından kritik olduğunu belirterek 'Bu kişi ülkeye alınsaydı, Müslümanların güvenliğinin önemsiz olduğu mesajı verilmiş olacaktı.' dedi.
İngiltere'deki birçok kuruluş da Gomez'in söylemlerinin yalnızca ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, açıkça nefret suçu teşkil ettiğini savunuyor. Yetkililer, demokratik hakların nefret ve şiddet çağrıları için bir kalkan olamayacağını vurguluyor.
Skandallar zinciri: Ünlü isimler de tartışmanın içinde
Gomez'in konuşma yapacağı miting yalnızca siyasi değil, popüler kültür cephesinde de tartışmaya sebep oldu. Ünlü televizyon kişiliği Sharon Osbourne'un etkinliğe katılacağını ima eden bir sosyal medya yorumu yapması tepki çekti. Bunun üzerine bir yardım kuruluşu, Osbourne ile ilişkilerini gözden geçireceğini açıkladı.
Devletin mesajı net: Nefrete yer yok
İngiltere hükümeti, Gomez kararında daha önce de benzer bir yaklaşım sergilemişti. Aynı gerekçeyle kısa süre önce rapçi Kanye West'in de ülkeye girişine izin verilmemişti. Yetkililer, bu tür kararların ifade özgürlüğünü değil, kamu güvenliğini korumayı hedeflediğini belirtiyor.
Sonuç: Gerilim tırmanıyor
Valentina Gomez'in tehditkar açıklamaları ve kaçak giriş planı, yalnızca bir bireysel çıkış olmanın ötesinde, aşırı sağ söylemlerin uluslararası ölçekte nasıl radikalleştiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. İngiltere hükümetinin kararlılığına rağmen Gomez'in söylemlerini sürdürmesi, önümüzdeki günlerde diplomatik ve güvenlik boyutlarıyla yeni bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. (İLKHA)