Kurtulmuş, İstanbul'da 15-19 Nisan tarihlerinde düzenlenecek Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152'nci Genel Kurulu öncesinde Meclis Tören Salonu'nda parlamento muhabirleriyle bir araya gelerek, TBMM'nin ev sahipliğinde yapılacak bu büyük organizasyona ilişkin bilgiler verdi.
1889'da Cenevre'de kurulan ve bugün 183 parlamentonun üye olduğu PAB'ın dünya parlamentolarının önemli bir çatı kuruluşu olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin PAB'ın en son 1934, 1951 ve 1996 yıllarındaki Genel Kurulu'na ev sahipliği yaptığını belirterek, 30 yıl aradan sonra Türkiye'de bu toplantının bir kez daha gerçekleştirilecek olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi.
Bunun sadece bir organizasyon üstlenmesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, 'Dünyanın bu kadar önemli türbülanslardan geçtiği, büyük değişimlerin yaşandığı, büyük gerilimlerin, büyük çatışmaların ortaya konulduğu bir noktada, bu toplantıya ev sahipliği yapmak bakımından, İstanbul'un en uygun lokasyonlardan birisi olduğuna inanıyoruz. Bu anlamda İstanbul'daki bu toplantılar çerçevesinde dünyanın geleceği için önemli bir parlamenter vizyonun ortaya çıkmasını da ümit ediyoruz.' dedi.
Kurtulmuş, TBMM'nin bu uluslararası toplantıya ev sahipliği yapabilmesinde hiç şüphesiz önemli etkenlerden birinin de parlamenter diplomaside özellikle son yıllarda ortaya koydukları fevkalade etkin yaklaşımları ve mücadeleleri olduğunu söyledi.
'Türkiye, parlamenter diplomasiyi etkin şekilde kullanan ülkelerden birisidir'
Halkların temsilcisi olan parlamentolar vasıtasıyla dünya ölçeğinde fevkalade etkin bir parlamenter diplomasi dönemine girildiğini dile getiren Kurtulmuş, 'Şunu hiç abartısız bir şekilde söyleyebilirim ki Türkiye, parlamenter diplomasinin bütün imkanlarını en iyi şekilde kullanan, en iyi şekilde bunlardan istifade eden önemli, etkin ülkelerden birisidir.' şeklinde konuştu.
Türkiye'nin parlamenter diplomasi alanındaki çalışmalarını aktaran Kurtulmuş, hemen hemen dünyadaki bütün ülkelerle dostluk gruplarını tesis ettiklerini, dostluk grupları vasıtasıyla da ikili temasları çok yakın bir şekilde sürdürdüklerini vurguladı. Kurtulmuş, birtakım uluslararası komisyonlar vasıtasıyla da ülkelerle çok taraflı ilişkilerin devam ettiğini kaydetti.
Kurtulmuş, parlamento başkanları düzeyindeki organizasyonlara da Türkiye'nin katıldığını ifade ederek, hiçbir uluslararası platformu Türkiye olarak boş bırakmadıklarını, uluslararası alanda Türkiye'nin menfaatlerini koruduklarını ve dünyada barışın sağlanması, hakkaniyetli adil bir küresel sistemin kurulabilmesi için her platformda sözlerini en güçlü şekilde ifade ettiklerini vurguladı.
Kurtulmuş, TBMM'nin parlamenter diplomasi alanındaki yoğun ve etkin görünürlüğünün PAB'ın 152'nci Genel Kurulu'na ev sahipliği yapmayı mümkün kıldığını belirtti.
'NATO Parlamento Başkanları Zirvesi'ni İstanbul'da gerçekleştireceğiz'
Önemli bir toplantıya daha ev sahipliği yapacaklarını belirten Kurtulmuş, 'TBMM'nin ev sahipliğinde 28-29 Haziran 2026 tarihlerinde NATO Parlamento Başkanları Zirvesi'ni İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu ev sahipliğinin de Türkiye'nin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacağını ümit ediyorum.' dedi.
'İstanbul'daki Genel Kurula milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir'
TBMM Başkanı Kurtulmuş, PAB 152'nci Genel Kurulu katılımcılarına ilişkin şunları kaydetti:
'PAB Genel Kurulu, parlamenter diplomasi açısından özellikle son yıllarda en kapsamlı ve en yüksek katılımlı toplantılardan birisine İstanbul'da şahit olacak. PAB Sekretaryasından aldığımız son bilgilere göre, İstanbul'daki Genel Kurula milletvekili ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklenmektedir. Savaşın devam etmesi durumunda özellikle Asya'daki parlamenterlerin Türkiye'ye gelişinde zorluk çekilebileceği gibi bir endişemiz vardı. Ama çok şükür büyük bir katılım bildirildi. 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri, 146 ayrı parlamentonun genel sekreteri, Türkiye'den katılanlar hariç, 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 2420 katılımcı kayıt yaptırmıştır. Ben de PAB'ın toplantılarına katılmaya özellikle dikkat gösteriyorum, benim de şahit olduğum en yoğun katılımdır. 2420 kişinin katılması Türkiye için de önemli bir avantajdır. Fikirlerimizi, görüşlerimizi çok daha rahat bir şekilde dünyaya yayma fırsatı bize verecektir.'
İstanbul'daki 152'nci Genel Kurul'un, küresel ölçekte parlamenter diplomasinin son yıllardaki en büyük buluşması olacağını ifade eden Kurtulmuş, sadece katılımcıların çok yüksek olması değil, aynı zamanda konuşulacak konuların çok ciddi olması ve gelecek nesillere ilişkin ortak kararların alınabilmesi için önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi.
Genel Kurul oturumları, dört daimi komitenin çalışmaları, forumlar ve tematik toplantılar olmak üzere 80'den fazla etkinliği organize ettiklerini belirten Kurtulmuş, 'Tahminimize göre 100'ün üzerinde ikili görüşme bu süreçte gerçekleşecek ve böylece dünya parlamentolarının başkanları, ülkelerinin fikirlerini dünyanın en uzak noktalarındaki mevkidaşlarıyla paylaşma imkanları bulacaklardır.' dedi.
'Parlamenter diplomasi bugün artık bir seçenek değildir'
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin sona erdiğini, yeni bir küresel düzen kurulamadığı için de dünyanın çok sancılı, çok problemli, çok gerilimli ve çok çatışmalı bir döneme doğru girdiğini söyleyen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
'Günümüzde çatışmaların artması, eşitsizliklerin derinleşmesi, katliam ve soykırım suçlarının pervasızca işlenmesi, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilmesi, iklim krizinin dahi artık bir güvenlik krizi haline dönmesi, teknolojik dönüşümün de yeni belirsizlikleri ortaya çıkarması yeni bir küresel sistemin acilen ve adalet, hakkaniyet temelinde kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede uluslararası bütün toplantılarda adil ve hakkaniyetli bir sistemin kurulabilmesi yönündeki fikirlerin son derece değerli, son derece kayda değer ve insanlığın lehine olduğunu görüyoruz ve bunun için de canla başla çalışmaya gayret ediyoruz.'
Dünyanın yalnızca çok boyutlu krizler yaşamadığını, aynı zamanda çok merkezli yeni bir dünyanın kurulabilmesi yönündeki sancıları taşıdığını vurgulayan Kurtulmuş, böylesine önemli bir dönemde dünya parlamentolarının çatı kuruluşu PAB'ın 152'nci Genel Kurulu'na ev sahipliği yapmanın önemli olduğunun altını çizdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Parlamenter diplomasi bugün artık bir seçenek değildir; küresel istikrar ve barış arayışının vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. PAB da hiç şüphesiz parlamenter diplomasinin en köklü ve en kapsayıcı kuruluşudur.
Bu Genel Kurulun ana teması, 'Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmektir.' Bu başlığın bile fevkalade önemli olduğunu ve inşallah bu başlıkla dile getirilecek fikirlerin dünyanın geleceği bakımından önemli umutlar yeşerteceğini ve dünya barışının kurulabilmesi için katkı sunacağını ümit ediyoruz. Bu tema aslında bir temenni olmanın çok ötesinde bütün dünya parlamentoları için, siyasetçiler için siyasi bir zorunluluktur. Yoksa dünyanın barışı kurmakta gecikmesi çok daha büyük felaketlerin önüne açacak ve belki dünyada bugün nereye gidileceğini tahmin edemeyeceğimiz çok kötü köklü felaketlerin öncüsü olacaktır.
Bugün alınan kararlar yarının dünyasını şekillendirecektir. Eğer bugün doğru adımları atamazsak, gelecek nesillere bırakacağımız miras umut değil, belirsizlik ve hatta çaresizlik olacaktır. Bu yönüyle Genel Kurul, aynı zamanda bir gelecek muhasebesinin yapılacağı ve bu nitelikte tartışmaların olacağı bir zemindir. Bu çerçevede Genel Kurulda, barışın kalıcı hale getirilmesi, çatışma sonrası yeniden yapılanma, küresel ekonomik adalet, insan haklarının güçlendirilmesi, kadınların ve gençlerin demokratik süreçlerdeki rollerinin artırılması ve güçlendirilmesi, çok taraflı sistemin geleceği, yapay zeka ve yeni teknolojilerin demokratik sistemler üzerindeki etkileri gibi başlıklar ele alınacaktır.'
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Genel Kurul kapsamında düzenlenecek toplantılarda Orta Doğu'daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı ve Filistin halkının maruz kaldığı zulüm ve soykırım başta olmak üzere uluslararası gündemin önemli konularının da gündeme getirileceğini bildirdi.
Kurtulmuş, Genel Kurul'da, Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği'nin TBMM ile yürütülen diyalog ve iş birliği hakkında katılımcılara bilgi vereceğini, bu kapsamda ilgili kurumların desteğiyle Sultanbeyli'de bir göç merkezine de Birleşmiş Milletler heyetiyle birlikte parlamenterlerin ziyarette bulunacağını ifade etti.
'Fonksiyon görmediğine inansam bir saniye TBMM üyesi olarak kalmam'
Konuşmasının ardından parlamento muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, bir gazetecinin, TBMM'nin 'işlevsizleştirildiğine' yönelik eleştirilerin bulunduğunu söylemesi üzerine, TBMM'nin hiçbir fonksiyonu olmadığını iddia edenlerin eksik bilgiyle hareket ettiğini söyledi.
TBMM'nin önemli bir şekilde görevini icra ettiğini ve çok etkin bir yasama organı olarak dünyaya örnek bir çalışmayı daha bir müddet evvel bitirdiğini anlatan ve Meclis'in işlevsizleştirildiği iddiasının doğru olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, 'TBMM'nin fonksiyon görmediğine inansam bir saniye TBMM üyesi olarak kalmam. Bunu söyleyen arkadaş eğer önemsiz bir iş yaptığını söylüyorsa TBMM'den çekilir. Ama tam tersine bu, Türkiye Büyük Millet Meclisine büyük bir haksızlıktır.' açıklamasında bulundu.
Erken seçim ya da ara seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, kimin hangi kurallar çerçevesinde hareket edeceği Anayasa'da ve İçtüzük'te belli olduğunu, Anayasa'da hangi şartlar altında ara seçime gidilebileceğin ve hangi şartlar altında milletvekili istifalarının kabul edileceğinin çok net ve açık olduğunu bildirdi.
Anayasa ve İçtüzük'e göre, bu konudaki karar alma yetkisinin Meclis'e ait olduğuna işaret eden Kurtulmuş, 1982 Anayasası çerçevesinde sadece iki kere ara seçim kararı alındığını, bunlardan birinin 1986'da uygulandığını, 1994'de alınan kararın ise uygulanamadığını anlattı.
'Her şey kendi istikametinde yürüyor'
Yeni dünya düzeniyle ilgili görüşü sorulan Kurtulmuş, yeni bir dünya sistemine ihtiyaç duyulduğunu, bütün dünyanın bir arayış içerisinde olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, şöyle devam etti:
'Buradaki temel mesele; hangi değerler, hangi kurallar üzerinden dünyayı inşa edeceğiz? Güç üzerinden mi inşa edeceğiz? O zaman bugünkü orman kanunu benzeri bir düzen devam edecek demektir. Yani gücü olan istediği kuralı, istediği şeyi ortaya koyacak ve bunu zorla zorla kabul ettirecekse böyle bir düzen olmaz. Dolayısıyla burada en temel şeylerden birisi güç değil, haklı olmanın öne çıktığı bir düzen. Adaletin öne çıktığı, hakkaniyetin öne çıktığı, insanların yaratılışta eşitliğinin, ülkelerin de egemenlik ve eşitliğinin kabul edildiği bir sistemin kurulması lazım. Bunun için de gerçekten bazı mekanizmaların artık zorlanması ortadadır. Bunlardan en başında gelen de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin artık çalışmadığı, bu yapısıyla da dünyada en ufak bir problemi çözebilme yeteneğine sahip olmadığı aşikardır. Bir fikrin ortaya çıkabilmesi için uzun yıllar o fikrin oluşturulması lazım. Ben yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için, içinden geçtiğimiz dönemin bir hazırlık süreci olduğuna yürekten inanıyorum. Biz göreceğiz ya da görmeyeceğiz. Ama yakın bir dönemde dünya sisteminin bütünüyle değişeceğine insanlık şahit olacaktır.'
Dünyanın içinden geçtiği dönemin yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için bir hazırlık süreci olduğu görüşünü paylaşan Kurtulmuş, yakın bir dönemde dünya sisteminin bütünüyle değişeceğini kaydetti.
Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında 'Yasal düzenlemeler için ilk adım ne zaman atılacak?' sorusuna ise Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:
'Bu çalışma sonrasında önemli bir şekilde neler yapılması gerektiğine ilişkin yol haritası, özellikle raporun 6. ve 7. bölümlerinde ortaya konuldu. Burada bu yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için bir kritik eşik tanımlandı. O kritik eşik de örgütün tamamıyla tasfiyesi ve silahların bırakılmasıyla ilgili devletin güvenlik birimlerinin tespit süreci. Dolayısıyla her şey kendi istikametinde yürüyor. Bu konuda evet, acele etmemiz lazım. Ama bu acele işlerimizi heyecanla, işlerimizi plansız bir şekilde yapmamızı gerektirmiyor. Burada karar alınmıştır. Bir yol haritası ortaya çıkmıştır. Bundan sonra hangi adımların atılacağıyla ilgili olarak da sorumluluk TBMM'de kurumu bulunan siyasi partilerdedir. Siyasi partilerimizin kendi görüşlerini olgunlaştırması ve sonunda da öyle arzu ederiz ki partilerin ortak mutabakatıyla, aynen komisyon raporunda olduğu gibi bir yasal düzenleme teklifinin TBMM Genel Kuruluna gelmesi temin edilmelidir. TBMM Başkanlığı olarak bu konuda kolaylaştırıcı, yol açıcı şekilde rolümüzü oynarız ama esas mesele şu anda sorumluluk TBMM siyasi partilerinin gruplarının üzerindedir.'
'Örgütün sorumluluklarını yerine getirmesi ve başta mutabık kalınan silahların bırakılması sürecinin hızlandırılması en temel beklentimizdir'
Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporda yer alan önerilere ilişkin yasal düzenlemelerin ne zaman yapılacağına yönelik değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, 'Komisyon raporu bir yol haritası belirlemiştir. Gönlümüz arzu eder ki mümkün olan en kısa süre içerisinde bu işin tamamlanması ve artık Türkiye'nin bu kadar büyük çaba ve fedakarlıkla siyasetin ortaya koyduğu bu çabanın sonuçlanmasıdır. Şunu da söylemek isterim, siyaset bu kadar büyük sorumluluğu üzerine almış ve bunu da başarılı şekilde gerçekleştirmişken örgütün de kendi sorumluluklarını yerine getirmesi ve başta mutabık kalınan silahların bırakılması sürecinin hızlandırılması en temel beklentimizdir.' dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bölgesel istikrar ve barış arayışlarının devam ettiği bir dönemde, PAB Genel Kurul Toplantısı için İstanbul'a gelecek Azerbaycan ve Ermenistan'ın Meclis Başkanlarının katılımıyla üçlü bir görüşme yapılıp yapılmayacağı ve Güney Kafkasya'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesi sorulması üzerine, başından beri Güney Kafkasya'da bütün ülkelerin işbirliği içerisinde olabileceği bir düzenin kurulmasının mümkün olduğuna inandıklarını, son dönemlerde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki yakınlaşmayı da fevkalade olumlu ve önemli bulduklarını vurguladı.
Karabağ'ın işgalden kurtarılarak Azerbaycan toprağına dönüşmesi ile birlikte Güney Kafkasya'da yeni bir dengenin ortaya çıktığını belirten Kurtulmuş, 'Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasında hem parlamenter düzeyde hem siyasi düzeyde üçlü ilişkiler de olabilir. Başka ülkelerle ilişkilerimiz olduğu gibi. Ayrıca bunlar diğer Kafkas ülkelerine de genişletilebilir. Gelişmelerin olumlu seyrettiğini görüyoruz ve en kısa zamanda da inşallah Güney Kafkasya'nın tamamıyla bir barış iklimine dönmesini temenni ediyoruz.' ifadelerini kullandı.
Filistinli mahkumların idam edilmesini onaylayan 'idam yasası'
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bir soru üzerine, İstanbul'da düzenlenecek PAB Genel Kurul Toplantısına katılım için bugüne kadar israilden herhangi bir kayıt yaptırılmadığını ancak İran'dan kayıt yaptıran bazı milletvekillerinin katılımını beklediklerini bildirdi.
PAB Genel Kurul Toplantısında, israil meclisinin Filistinli mahkumların idam edilmesini onaylayan 'idam yasasına' ilişkin neler yapılacağına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, 'Genel Kurulun yapısına baktığınız zaman acil gündem maddesi olarak gündeme alınabilmesi için 3'te 2 çoğunluğa ihtiyaç var. Böyle bir yol bulunabilir mi, bilmiyorum. Ama her platformda biz bu konuyu gündeme getireceğiz. Bütün konuşmalarımda ifade edeceğim. Bütün ikili görüşmelerimizde, parlamenter arkadaşlarımız kendi komite toplantılarında bu konuyu mutlaka gündeme getirecek. Hiç şüphesiz bu idam yasası, PAB'ın resmi gündeminde olmasa bile ana gündem maddelerinden birisi olur.' sözlerini sarf etti.
'israilin güçle ve yaptırımlarla engellenmesinden başka yol olmadığı görülüyor'
Kurtulmuş, 'ABD ve israile kim dur diyecek?' sorusu üzerine, israilin saldırdığı ülkelere saldırmasını mümkün kılacak uluslararası bir gelişme yaşanmadığını vurguladı.
israilin bölgedeki çeşitli ülkelere saldırılar düzenlediğini anımsatan Kurtulmuş, 'Aklına esen her yere saldırıyor. Dünyanın başka başkentlerinde istemediği insanlara karşı suikast işleyerek devlet terörünü icra ediyor. Herhangi bir yasa, uluslararası teamül kabul ettiği yok. israilin uluslararası sistem tarafından durdurulmasının bir yolu var, israilin güçle ve yaptırımlarla engellenmesinden başka yol olmadığı görülüyor.' ifadelerini kullandı.
Savaşın ABD için başka israil için başka anlamları olduğunu ifade eden Kurtulmuş, 'Her ne kadar Haçlı siyonizmi bir ittifak içerisinde görünüyor olsalar da nihayetinde Amerika'nın esas hedefi, İran'ın kabiliyetlerini, imkanlarını azaltmak ve İran'ı terbiye etmektir. israilin hedefi ise Amerika'dan farklı olarak Nil'den Fırat'a kadar bütün coğrafyayı ele geçirmek ve buradaki insanların tamamını köleleştirmektir.' diye konuştu.
Büyük Orta Doğu Projesi'nin iyi anlaşılması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, 'israil, geldiği noktada şöyle düşünüyor, hazır İslam dünyası ve bölge ülkeleri bu kadar bölük pörçükken, bu kadar dağılmışken, parçalanmışken, inisiyatifsiz bir hale gelmişken ve en büyük müttefiki olan ABD'nin de bir şekilde bütün ordularıyla bu coğrafyayı çekmeyi başarmışken, nihai vuruşunu gerçekleştirmek istiyor. Mesele budur.' dedi.
'Dünyada resmi sınırı olmayan tek ülke israildir'
Kurtulmuş, israilin Lübnan'a yönelik saldırılarını ABD ve İran arasındaki geçici ateşkesi ortadan kaldırmak için gerçekleştirdiğini anlatarak, 'Bu zulüm mekanizması, bu bölge için büyük bir istikrarsızlık unsuru olan mekanizmanın mutlaka ve mutlaka durdurulması şarttır.' değerlendirmesinde bulundu.
1967 savaşı öncesinde israilin bugünkü sınırlarının gösterilmesi halinde dünyanın 'gülüp geçileceğini' vurgulayan Kurtulmuş, 'Dünyada resmi sınırı olmayan tek ülke israildir. Çünkü zihinlerindeki sınır Nil'den Fırat'a kadar olan coğrafyayı kendi hakimiyetlerine alınmasıdır.' dedi.
ABD'nin NATO'dan çekileceğine yönelik yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Kurtulmuş, 'Trump'ın ne söylediğinden ziyade ne yaptığına bakmak lazım. Bugün söylediği sözün karşılığında yarın ne söyleyeceğini bilmiyorum ki buna bir yorum getireyim. Pratik olarak çekilemez ama yarın NATO hakkında Trump'ın ne söyleyeceğinden emin misiniz? Dolayısıyla niye yorum yapıp sözümü tüketeyim?' şeklinde konuştu.
Kurtulmuş, PAB'a Lübnan'dan katılım olacağını belirterek, Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı'ndan talep olması halinde ise görüşme yapabileceğini aktardı. (İLKHA)