ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da imzalanan ve Lübnan ile siyonist rejim arasında bir çerçeve oluşturan anlaşmanın üzerinden yalnızca bir hafta geçmesine rağmen, metnin uygulanabilirliği ciddi soru işaretleriyle karşı karşıya.
Anlaşma töreninde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da hazır bulunurken, sürecin tarafları arasında Lübnan ve siyonist rejim temsilcileri yer aldı. Metin, iki taraf arasında diplomatik ilişki bulunmamasına rağmen, ABD'nin öncülüğünde yürütülen beş tur müzakerenin ardından imzalanmıştı.
Ancak sahadaki tablo, kâğıt üzerindeki ilerlemeden oldukça uzak. Lübnan içinde anlaşmaya yönelik derin bir siyasi bölünme dikkat çekerken, özellikle Hizbullah'ın silahsızlandırılması meselesi en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Hizbullah, anlaşmayı 'aşağılayıcı' ve 'yok hükmünde' olarak nitelendirirken, siyonist rejim ise güneydeki güçlerini çekmeyi, bu şartın yerine getirilmesine bağlamış durumda.
Anlaşmanın uygulanmasındaki en tartışmalı noktalardan biri, Lübnan'ın güneyinde oluşturulmak istenen 'güvenlik bölgesi' ve bunun geri dönüş süreçlerine etkisi oldu. Yerinden edilen yüz binlerce Lübnanlının bir kısmı evlerine dönmeye başlasa da sınır hattındaki geniş yerleşim alanlarında yıkımın sürmesi nedeniyle dönüşler sınırlı kaldı.
Siyonist rejim, 10 kilometre derinliğe kadar uzanan bir 'güvenlik hattı'nı koruma niyetini sürdürürken, zaman zaman düzenlenen saldırılar ateşkesin kırılganlığını artırıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre son 24 saatte yaşanan saldırılarda yeni can kayıpları ve yaralanmalar kaydedildi.
İnsan hakları örgütleri ise anlaşmanın bazı maddelerinin, savaş suçları mağdurlarının uluslararası hukuk yollarına başvurmasını fiilen zorlaştırdığı uyarısında bulunuyor. Özellikle metinde yer alan 'iyi niyetli adımlar' ve karşılıklı siyasi davalardan kaçınma çağrıları, eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, anlaşmanın 'tam egemenliğe giden bir başlangıç' olduğunu savunurken, ülkenin tamamen çatışma dışı bir dengeye geçmesi için siyonist rejimin çekilmesinin zorunlu olduğunu vurguluyor. Ancak Meclis Başkanı Nebih Berri, müzakerelerin İran-ABD hattından koparılmasının süreci daha da kilitleyeceği görüşünde.
Sahadaki belirsizlik ve siyasi bölünme sürerken, analistler anlaşmanın ne Hizbullah'ın silahsızlandırılması ne de siyonist rejimin çekilmesi konusunda kısa vadede somut bir sonuç üretmesinin zor olduğunu değerlendiriyor. Bu tablo, çerçeve anlaşmayı daha ilk haftasında kırılgan bir dengeye sıkıştırmış görünüyor. (İLKHA)