Uluslararası Kudüs Kurumu tarafından yayımlanan "Aksa Ramazanda: Tasfiye Makinesinin Yeni Sınavı" başlıklı raporda, yaklaşan Ramazan ayıyla birlikte Mescid-i Aksa üzerindeki baskıların artabileceği uyarısı yapıldı.
Raporda, siyonist rejimin özellikle Ramazan ayını, Kudüs'ün kimliğini dönüştürmeye yönelik politikalarını test ettiği bir dönem olarak gördüğü vurgulandı. 2014 Ramazan İntifadası'ndan 2019-2023 yılları arasındaki süreçlere kadar, Ramazanın hem saldırıların yoğunlaştığı hem de Filistin halkının direnişinin güç kazandığı bir zaman dilimi haline geldiği ifade edildi.
Belgede, işgalcilerin Kudüs'teki güvenlik yapılanmasında yaptığı değişikliklere ve Aksa'dan uzaklaştırma kararlarının binleri bulmasına dikkat çekildi. Ramazan öncesinde binden fazla kişinin Aksa'dan uzaklaştırıldığı, bunun da kutsal mabedi cemaatsiz bırakma hedefinin parçası olduğu belirtildi.
Rapora göre Ramazan sürecinde beş başlıkta tırmanış bekleniyor. Bunlar arasında sözde "Hamursuz Bayramı" döneminde baskınların artırılması, işgal polisinin Aksa içindeki kontrolünü genişletmesi, itikâfa kısıtlamalar getirilmesi, Baburrahme Mescidi'nin yeniden kapatılması girişimleri ve medya kuşatmasının derinleştirilmesi yer alıyor.
Ramazan sonrasına ilişkin senaryolarda ise "kızıl inek" söyleminin yeniden gündeme taşınması, hayvan kurbanı dayatmaları, baskın sürelerinin uzatılması ve Baburrahme Mescidi'nden bir bölümün koparılma teşebbüsleri öne çıkıyor.
Ayrıca Kudüs'ün Silvan beldesinde, özellikle Bustan ve Batn el-Heva mahallelerinde toplu yıkım kararlarının devreye alındığı, 14 yapıyı kapsayan yıkım paketinin Ramazan'ın ilk haftasında uygulanmasının planlandığı kaydedildi.
Kurum, bu gelişmeler karşısında iki yönlü bir mücadele çağrısı yaptı. Birincisi Filistin içinde halkın bilinç ve sahadaki varlığının güçlendirilmesi, ikincisi ise diasporadaki Filistinliler ile Arap ve İslam dünyasının Aksa savunmasına daha güçlü ve organize biçimde katılması.
Ramazan'ın yalnızca bir ibadet ayı değil, aynı zamanda Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın kimliği için bir direniş ve sorumluluk imtihanı olduğuna dikkat çekilen çağrıda, Müslümanların gaflete düşmemesi, Kudüs'ün yalnız bırakılmaması ve kutsal mabedin statüsünün adım adım değiştirilmesine karşı uyanık olunması gerektiği vurgulandı.
Kudüs'ün sadece Filistin'in değil, ümmetin emaneti olduğu hatırlatılırken; Mescid-i Aksa'nın savunulmasının siyasi bir tercih değil, inanç ve vicdan meselesi olduğu ifade edildi. (İLKHA)