Siyonist rejim, Mescid-i Aksa’yı 32 gündür tamamen kapalı tutmayı sürdürüyor.
Filistinlilerin ibadetine engel olunurken, Kudüs’ün Eski Şehir bölgesi de ağır askeri önlemlerle adeta kuşatma altına alınıyor.
On yılların en uzun kapatma uygulamalarından biri olarak değerlendirilen bu süreçte, yalnızca bölge sakinlerinin geçişine sınırlı izin veriliyor.
Bu adımın, Kudüs’te dini ve coğrafi ayrıştırmayı derinleştirmeyi hedeflediği belirtiliyor.
Sözde "Hamursuz Bayramı" hazırlıkları sürerken, yerleşimciler Baburrahme Mezarlığı’nda Talmud ayinleri gerçekleştirdi.
Bu faaliyetler, işgalcilerin yoğun koruması altında yapılırken, "sözde mabed" grupları Aksa’ya yönelik baskın çağrılarını artırıyor.
2-9 Nisan'da kutlanacak bayram süresince, Aksa’ya toplu baskınlar düzenlenmesi için açık çağrılar yapılıyor.
Bu çağrılarla birlikte en tehlikeli adım olarak görülen "kurban kesme" girişimleri yeniden gündeme taşınıyor.
Söz konusu gruplar, Aksa’nın avlusunda hayvan keserek dini ritüeller gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Uzmanlar, bu girişimlerin Aksa’da zaman ve mekân bölünmesini dayatmayı amaçladığını ve bunun El-Halil’deki İbrahim Camii’nde yaşanan sürecin benzeri olduğunu vurguluyor.
Yerleşimci örgütlerin, bu eylemleri gerçekleştirenlere maddi ödüller vaat ettiği, böylece işgal polisi üzerinde baskı kurmaya çalıştığı ifade ediliyor.
Öte yandan "kızıl düve" söylemi de yeniden gündeme getiriliyor.
Siyonist gruplar, sözde dini temizlik ritüelleri için özel şartlara sahip "kızıl inekler" yetiştirilmesi gerektiğini savunuyor ve bu doğrultuda hazırlıklar yapıyor.
Bu dini söylemler, sahadaki uygulamalarla birleşiyor.
Bayram süresince hahamların Burak Duvarı’nda toplu ibadetler yapması için yeni düzenlemeler planlanıyor.
Bu durum, Aksa çevresinde organize bir dini varlığın genişletilmek istendiğini gösteriyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen siyonist rejim, Mescid-i Aksa’yı tamamen kapalı tutmaya devam ediyor.
Aynı şekilde Kıyamet Kilisesi de ibadete kapalı tutuluyor.
Bu tablo, Kudüs’te tüm kutsal mekânları kapsayan geniş çaplı bir kısıtlama politikasının yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
İşgal polisi, Aksa’nın kapalı kalma süresinin Nisan ortasına kadar uzatıldığını da duyurdu.
Kudüslü kurumlar, bu adımın Aksa üzerinde tam kontrol kurma planının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Son gelişmeler, bölgesel gerilimle birlikte değerlendirildiğinde daha da dikkat çekiyor.
Filistinliler bu yıl Ramazan ayının büyük bölümünde Aksa’da ibadet edemedi, hatta Ramazan Bayramı namazı dahi kılınamadı.
Bu durum, Kudüs’ün dini ve tarihi kimliğinin zorla dönüştürülmeye çalışıldığını gözler önüne seriyor.
Bazı siyonist Yahudi gruplar için Mescid-i Aksa’da kurban kesmek, sadece dini bir ritüeli yerine getirmek anlamına gelmiyor. Eski Kudüs Tapınağı (İkinci Tapınak) yıkılmadan önce Yahudiler belirli günlerde hayvan kurban ederek sözde şükran ve kefaret sunardı. Bugün siyonist Yahudi grupları için kurban kesmek, bu eski ritüeli tekrar canlandırmak ve Yaradan'a yakınlık göstermek anlamına geliyor. Bu, eski Tapınak dönemine ait kurban ayinlerini yeniden canlandırmak ve aynı zamanda Mescid-i Aksa’yı Yahudi kutsal alanı olarak göstermeye yönelik siyasi ve ideolojik bir mesaj taşıyor. Bu nedenle bu girişimler, kutsal mekanlarda gerilimi artıran sembolik ve provokatif adımlar olarak değerlendiriliyor. (İLKHA)