Mardin Otizm Engelsiz Yaşam Aile Eğitim Derneği Başkanı Mehmet Ali Ölker, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü münasebetiyle İLKHA mikrofonuna önemli açıklamalarda bulundu. Ölker, 2 Nisan’ın yalnızca farkındalık oluşturma günü değil, aynı zamanda empati kurma, anlama ve kabul etme günü olduğunu belirterek, otizmin bir eksiklik veya hastalık değil, bireylerin dünyayı farklı algıladığı bir nörogelişimsel farklılık olduğuna dikkat çekti.
Toplumda yaygın hâle gelen yapay zekâ ve dijital bağımlılık hakkında konuşan Ölker, özellikle otizmli bireylerde bunun sosyal beceriler ve öğrenme süreci üzerinde ciddi gerilemelere yol açabildiğini belirterek aile ve eğitimcilere düşen görevleri hatırlattı.
Ölker, "2 Nisan, yalnızca farkındalık oluşturma günü değil, aynı zamanda empati kurma, anlama ve kabul etme günüdür. Otizm bir eksiklik veya hastalık değil, bireylerin dünyayı farklı algıladığı bir nörogelişimsel farklılıktır. Otizmli bireyler, bizim gördüğümüzden, duyduğumuzdan ve hissettiğimizden farklı bir pencereden hayata bakarlar. Bu farklılık onları eksik değil, aksine özel ve benzersiz becerilere sahip kılar. Ancak ne yazık ki toplumda hâlâ otizm hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan birçok insan bulunmaktadır. Bu durum, otizmli bireyler ve ailelerinin günlük yaşamda çeşitli zorluklar yaşamasına neden olmaktadır. Oysa biraz anlayış, biraz sabır ve biraz sevgiyle bu zorlukların büyük bir kısmını ortadan kaldırabiliriz." ifadelerini kullandı.
Otizm konusunda daha duyarlı ve anlayışlı olunması gerektiğini vurgulayan Ölker "Unutulmamalıdır ki herkes anlaşılmak ister. Otizmli bireylerin en büyük ihtiyacı, yargılanmadan kabul edilmek, desteklenmek ve toplumun bir parçası olarak görülmektir. Onların güçlü yönlerini fark etmek ve bu yönleri desteklemek hem onlar hem de toplum için büyük bir kazançtır. Bizlere düşen görev, farklılıkları dışlamak değil, onları kucaklamaktır. Çünkü gerçek zenginlik çeşitlilikte gizlidir. Empati kurarak, öğrenerek ve bilinçlenerek daha kapsayıcı bir toplum oluşturabiliriz. Bugün sadece 2 Nisan’a sığdırılmamalı, hayatımızın her anında daha duyarlı ve anlayışlı bireyler olmaya özen gösterilmelidir." dedi.
"Daha çok çalışarak bu konuda farkındalık oluşturmaya ihtiyaç var"
Farkındalık etkinliklerinin önemine değinen Ölker, "Bugün birçok kurumun farklı noktalarda etkinlikler düzenlediğini görüyoruz. Aile ve sosyal politikalar alanında olduğu gibi il sağlık müdürlükleri, eğitim camiası ve birçok alanda bakanlık seviyesinde de bu tür farkındalık çalışmaları yapılmaktadır. Bunlar bizi sevindiriyor. Toplumda otizme yönelik farkındalık giderek artıyor, insanlar yavaş yavaş otizmin ne olduğunu öğreniyor. Ancak maalesef bu durum henüz yeterli değil. Daha fazla çalışarak bu konuda farkındalığı artırmaya ihtiyaç var." şeklinde konuştu.
"Ekran, tek tip iletişim becerisi sağlıyor"
Yapay zekâ ve dijital bağımlılığın özellikle otizmli bireyler üzerindeki etkilerine dikkat çeken Ölker "Yapay zekâ ve dijital bağımlılık bireyleri ciddi şekilde etkiliyor. Özellikle eğitim konusunda bize başvuran ailelerin dikkat etmesi gereken ilk konu, çocuklarını ekrandan uzak tutmaktır. Çünkü ekran, tek tip iletişim becerisi sağlar. Bu durum, çocuğun sosyal becerilerinde ve öğrenme sürecinde ciddi gerilemelere sebep olabilir. Sürekli ekran karşısında olan çocuk, çevresinde neler olup bittiğinin farkında olmaz ve hayatı gerçek anlamda yaşamakta zorlanır. Bu durum tüm çocukları etkiler ancak otizmli çocuklarda etkisi daha belirgin hissedilir." ifadelerini kullandı.
"Şu anda her 30 çocuktan birinde otizm görülmekte"
Günümüzde otizm oranlarının arttığına dikkat çeken Ölker, aile ve eğitimcilere düşen sorumluluklara değinerek şunları söyledi:
"Maalesef otizm görülme oranları yükselmektedir. 2020 yılında her 50 çocuktan birinde görülürken, günümüzde yaklaşık her 30 ila 36 çocuktan birinde otizm vakası görülmektedir. Sebepleri henüz tam olarak net değildir, genetik ve çevresel faktörler üzerinde durulmaktadır. Kaynağın ne olduğu kadar önemli olan, çocukların erken yaşta eğitime kazandırılması ve yoğun şekilde desteklenmesidir. Eğitimcilere ve özellikle ailelere düşen görev şudur: Çocuklar 5 yaşına kadar kesinlikle ekrandan uzak tutulmalı, 5 yaşından sonra ise sınırlı ekran kullanımı sağlanmalıdır. Çünkü bu dönem, öğrenme süreci ve beyin gelişimi açısından kritik bir dönemdir. Özellikle 0-6 yaş arası gelişim döneminde ekran bağımlılığı mutlaka sınırlandırılmalı, mümkünse engellenmelidir. Otizm farkındalığının toplumda daha köklü hâle gelmesi için bu bilincin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun tüm kesimlerinin bu konuda daha duyarlı olması büyük önem taşımaktadır." (İLKHA)