Siyonist işgal rejiminin tarih boyunca Müslümanların kutsal mekânlarına yönelik saldırgan ve pervasız tutumunu bir kez daha açıkça gösterdiği vurgulanan açıklamada, "Asırlardır Müslümanların ibadetine açık olan Mescid-i Aksa, işgalciler tarafından Ramazan Bayramı namazına kapatılmıştır. Dahası, son on yıllarda ağır kısıtlamalara rağmen Müslümanların zor şartlarda ibadet etmeye devam ettiği bu kutsal mekân, aynı şekilde işgal rejimi tarafından zorbalıkla Cuma namazlarına kapatılmıştır. Bu, yalnızca bir yasak değil; açık bir provokasyon ve Müslümanların kutsallarına yönelik aleni bir saldırıdır. Bu karara sessiz kalmak; yalnızca Filistin'de yaşayan kardeşlerimizin değil, tüm İslam âleminin ortak tarihi ve manevi mirasına ihanet etmek anlamına gelir. Mescid-i Aksa, sadece Kudüs'ün değil, tüm Müslümanların kutsal mabedidir. Ona yönelik her saldırı, tüm ümmete yapılmış bir saldırıdır. Onu korumak, savunmak ve işgalci saldırılara karşı durmak; her Müslümanın hem İslami hem de insani sorumluluğudur. Bu sorumluluktan kaçmak, zulmü dolaylı olarak kabul etmek demektir." denildi.
Siyonist işgal rejiminin Mescid-i Aksa'ya yönelik bu engellemeleri asla kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamanın devamında, "Uluslararası platformlarda, sivil toplum alanında ve doğrudan meşru eylemlerle bu yasağı güçlü bir şekilde protesto etmeliyiz. Medyada, sosyal ağlarda ve her türlü iletişim kanalında sesimizi daha gür çıkarmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Müslüman toplumlar arasında kardeşlik ve dayanışmayı artırmak, Filistin'in yanında olduğumuzu açıkça ve kararlılıkla göstermek, işgalcilerin baskılarını kırmada hayati bir adımdır. Dağınıklık değil, birlik; sessizlik değil, kararlı duruş gereklidir. Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü ve Filistinli kardeşlerimizin güvenliği için dua etmek; manevi destek sağlamak ve bu meseleyi bilinçli bir şekilde gündemde tutmak her Müslümanın görevidir. Ancak unutulmamalıdır ki, dua kadar çaba da gereklidir. Kudüs'ün özgürlüğü için düzenlenen eylemlere katılmak, bilinçlendirme faaliyetleri yürütmek ve genç kuşaklara Mescid-i Aksa'nın önemi ile Filistin meselesini doğru bir şekilde anlatmak, uzun vadeli güçlü bir farkındalık oluşturacaktır. Bu tarihi yasaklamalar, Müslümanların bilinçli, kararlı ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.
Mescid-i Aksa yalnızca Filistin'in değil, tüm İslam ümmetinin mirası olduğu ve özgürlüğünün de tüm Müslümanların ortak meselesi olduğu hatırlatılan açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi:
"Özgür Kudüs Platformu olarak bizler, Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşacağı günlere kadar; tüm benliğimizle çabalayacak ve işgal rejiminin bu saldırgan tutumuna karşı durmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Müslümanlar olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek; Kudüs'ün özgürlüğünü, Mescid-i Aksa'nın güvenliğini ve İslam Coğrafyasının haklarını savunmaktan geçmektedir. Bizler, geçmişte olduğu gibi bugün de haksızlığa karşı susmayacak, geri adım atmayacak ve mücadelemizi sürdüreceğiz." (İLKHA)