Peygamber Sevdalıları ve Özgür Kudüs Platformu tarafından işgale karşı Siyonist işgal rejimi ve Amerika'nın İslam coğrafyalarına yönelik gerçekleştirdiği saldırıları telin etmek, Müslümanlarla dayanışma içerisinde olduğunu göstermek ve Kudüs'ün özgürlüğü için bir program düzenledi.
Eminönü Meydanı'nda yoğun katılımla gerçekleştirilen programda Peygamber Sevdalıları adına bir konuşma yapan Gazeteci Yazar Zülküf Yel, israilin yenilmez olmadığını, Amerika'nın da kağıttan kaplan olduğunu, tüm dünyanın bunu net bir şekilde gördüğünü söyledi.
Zülküf Yel
'İnsanlık köle zihniyetinden kurtulup adalet temelli bir dünya düzeni kurmalı'
Yaşanan sürecin dünyada bir kırılmaya yol açtığını, yalnızca İslam ülkelerinde değil Avrupa'da da NATO üslerinin kapatılması gerektiğinin gündeme getirildiğini belirten Yel, 'Her konuda Amerika'nın bir dediğini iki etmeyen Avrupa ülkeleri, bugün artık Amerika'ya itaat etmiyorlar. Eski dünya düzeni, eşkıyalığa, zorbalığa ve haydutluğa dayanan dünya düzeni Allah'ın izniyle yavaş yavaş çatırdıyor. Bu savaş büyük bir krizi tetiklediği gibi büyük bir fırsatın da kapısını aralıyor. Tüm insanlar, köle zihniyetinden kurtulup adil temelde inşa edilen, barışı öngören, sömürüye karşı birleşmeyi öngören yeni bir dünya düzeni için ayağa kalkmalıdır. İnsanlık bu fırsatı değerlendirmelidir.' dedi.
'İran düşerse yarın sıra Türkiye'de olur'
Yaşanan savaşın hem insanlığın hem de tüm Müslümanların savaşı olduğunu vurgulayan Yel, 'Bugün küresel düzene karşı ayağa istikbara karşı ayağa kalkmazsak, saldırıya uğrayan bir İslam ülkesini yalnız bırakırsak yarın bu savaş bizim de kapımızı çalacak, bombalar başkentlerimizde patlamaya başlayacak. Daha dün israilden yapılan açıklama ile Türkiye'nin cumhurbaşkanının şahsında Türkiye hedef alındı. Bu çocuk katilleri, açık bir şekilde Türkiye'yi düşman olarak ilan ediyorlar. Allah muhafaza bugün Müslümanların, hatta tüm insanlığın cephesi olan İran düşerse yarın sıra Türkiye'de olur. O yüzden emperyalizme karşı olan bu cepheyi ayakta tutmak, bu Müslümanlara yardım etmek gerekir. Gücümüz ve imkanlarımız çerçevesinde bu savaşı kendi savaşımız olarak bilmeli ve bu savaşa omuz vermeliyiz.' diye konuştu.
Hedefe konulan İran'ın yalnızca politikalarından, mezhebinden veya siyasi hesaplarından dolayı değil emperyalizmin karşısında, mazlumların, Filistin davasının yanında durduğu için hedef alındığını kaydeden Yel, tarihten kaynaklanan tüm ihtilafları bir kenara bırakılarak emperyalizme karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.
Erkan Demir
STK'lar adına basın açıklamasını okuna Erkan Demir, Gazze, Kudüs ve Mescid-i Aksa'da katmerleşen zulmün artık coğrafyamızı da kuşattığını, işgalin hiçbir değer tanımadan saldırılarına devam ettiğini hatırlattı.
'Gazze'de, Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da katmerleşen zulüm, artık tüm coğrafyamızı kuşatmıştır'
Demir, 'Evleri, şehirleri, çadırları bombalayan, kadın, bebek, çocuk ve sivilleri katleden işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam kararına karşı sessiz kalınmamalıdır. Filistinli esirlere yönelik idam kararlarına sessiz kalan devletler, İşgal rejiminin suçlarına ortak olmaktadır. Uluslararası hukukun çiğnendiği ve her türlü barbarlığın yaşandığı, orman kanunlarında dahi görülmemiş bu zulümlere artık dur diyecek ortak bir irade sergilenmelidir. Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze sadece Filistinlilerin değil, özelde tüm ümmetin genelde ise tüm insanlığın ortak değeridir. Gazze'de, Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da katmerleşen zulüm, artık tüm coğrafyamızı kuşatmış duruma gelmiştir. Ülkeler işgal edilmekte, okullar, hastaneler, evler, binalar ve sivil yerleşim yerleri tüm dünyanın gözleri önünde bombalanmaktadır. Bebekler, çocuklar, kadınlar ve siviller acımasızca katledilmektedir. Şehirler harabeye dönüştürülmekte, insanlığa dair tüm değerler çiğnenmektedir.' şeklinde konuştu.
'Aksa'yı savunmak ve Kudüs'ü özgürleştirmek tüm ümmetin ortak sorumluluğundadır'
Egemen bir ülke olan İran'a dünyanın gözü önünde hukuk tanımaz ve hunhar bir şekilde bombalar yağdırıldığını hatırlatan Demir, 'Çıkarlar, menfaatler ve programları tutmadığında da burnu yerde sürtmüş bir şekilde ateşkes masasına gelmektedir. İsrail'in anladığı tek dil güç ve kuvvettir. Ancak güç ve kuvvet ile Dünya siyonizim illetinden kurtulacaktır. İşgal rejimi, 28 Şubat 2026'dan beri, Mescid-i Aksa'da namaz kılınmasına engel olmaktadır. Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa Ramazan ayı boyunca kapatıldı. Aksa'nın kapısına bayramda da pranga vuruldu. Siyonist çeteler, Harem-i Şerif yakınlarında namaz kılan Müslüman kardeşlerimize pervasızca saldırmaktadır. İşgal rejiminin Mescid-i Aksa'da namaz kılınmasına engel olması Kudüs'ün tamamını işgal etme girişimidir. Arz-ı mev'ud projesi devreye sokulmuş, artık işgaller Kudüs ile sınırlı kalmamaktadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşursa tüm ümmet özgürlüğüne kavuşmuş olacaktır. Bu yüzden Aksa'yı savunmak ve Kudüs'ü özgürleştirmek tüm ümmetin ortak sorumluluğundadır. Biz öyle biliyoruz ki bugün İran'a olan saldırıların temelinde de Filistin davasına yaptıkları sahiplenmeden kaynaklanmaktadır. Ve bizim bunu çok iyi bilmemiz gerekir ki İster Kudüs-Aksa davasını savunalım ister yerimizde duralım, onlar asla bizden razı olmayacaktır.' dedi.
'Türkiye ve bölge ülkeleri Kudüs İttifakı'nı kurmalıdır'
Demir, 'Artık zalime ve zulümlere dur deme vakti çoktan gelip geçmiştir. İttihat, birlik ve beraberlik içinde hareket etmek zaruret haline gelmiştir. İslam coğrafyasında yaşanan mezalime karşı somut adımlar atılmalıdır. Müslüman ülkeler bölgesel müdahale gücü oluşturmalıdır. Türkiye başta olmak üzere, vicdan sahibi ülkeler bu gücü siyonist şer ittifakına karşı kullanmalıdır. Yaşanan zulme karşı sessiz kalınmamalıdır. Türkiye ve bölge ülkeleri güç birliği yaparak 'Kudüs İttifakı' kurulmalıdır.' diye konuştu.
Dünyanın özgür halklarından ve mazlumların safında yer alan devlet liderlerine çağrıda bulunan Demir, yapılmasını talep ettikleri maddeleri şu şekilde sıraladı:
'Uluslararası toplum ve devletler siyonist işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam kararına karşı, önleyici ve sert yaptırımlar uygulamalıdır.
Uluslararası Ceza Mahkemesinin soykırımcı Netanyahu başta olmak üzere, siyonist çeteler hakkında almış olduğu tutuklanma kararı pratikte yerine getirilmeli, katiller en ağır ceza ile cezalandırılmalıdır.
Meclise sunulmuş olup uzun süredir bekletilen, Gazze'de soykırım suçunu işleyen Türkiye vatandaşı siyonistlere yönelik çifte vatandaşlık yasası kanunu ivedilikle yasalaşmalıdır.
Uluslararası toplum ve devletler, tüm baskı araçlarını kullanarak Siyonist rejimin ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını durduracak adımlar atmalıdır.
ABD'ye ve Siyonist işgal rejimine askeri ve lojistik destek sağlayan üslerin kullanılmasına müsaade edilmemelidir.
Körfez ülkeleri başta olmak üzere Siyonist şer ittifakına hizmet eden tüm ABD üsleri kapatılmalı ve sınır dışı edilmelidir.
Siyonistlerin ve ABD'nin yayılmacı ve işgalci politikalarına karşı bölgesel ittifaklar kurulmalı, fiili adımlar atılmalıdır.
Mescid-i Aksa'nın bir daha kapatılmaması için siyonist işgal rejimine karşı gerekli yaptırımlar ve müdahaleler yapılmalıdır.
Direnişe askeri, lojistik ve teknolojik destek verilmelidir.
Gazze'nin insani yardımlara ulaşması ve yeniden imar edilmesi için, maddi destekler artırılmalıdır.
Siyonist işgal rejimine destek sağlayan ürünleri boykot etmeye devam ediniz. Boykot en büyük silah olduğunu unutmayalım. Bir dönem değil, ömür boyu boykot bilinci ile hareket edilmelidir.
Siyonist işgal rejimi, denize dökülüp haritadan silinene kadar azim ve kararlılıkla Kudüs davasını savunmaya devam edeceğiz.'
Program, Molla Cemal Çınar'ın yaptığı dua ile son buldu. (İLKHA)