The Intercept ve Freedom of the Press Foundation tarafından Manhattan'daki federal mahkemede açılan dava, Trump'ın siyasi gücü ile kişisel ve kurumsal mali çıkarları arasındaki sınırların giderek daha fazla tartışma konusu olduğunu ortaya koydu.
Davacılar, Trump Media & Technology Group tarafından işletilen ve Trump'ın Truth Social hesabındaki paylaşımlara erken erişim için aylık 100 bin dolara kadar ücret talep eden Truth API hizmetinin durdurulmasını istiyor.
Hizmet, aralarında Trump'ın da bulunduğu 10 yüksek profilli Truth Social hesabının paylaşımlarına abonelere erken erişim sağlıyor. Trump'ın başkanlık döneminde gümrük tarifeleri ve Orta Doğu'daki çatışmalar gibi piyasaları doğrudan etkileyebilecek konularda Truth Social üzerinden yaptığı açıklamalar dikkate alındığında, saniyeler hatta dakikalar düzeyindeki bu farkın finansal açıdan önemsiz olmadığı belirtiliyor.
Davanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Truth API, 1 Ağustos'ta, Demokrat senatörler Elizabeth Warren ve Adam Schiff'in ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'ndan (SEC), hizmetin finansal piyasaların bütünlüğünü zedeleyip zedelemediğini ve Trump ile varlıklı yatırımcıların bundan çıkar sağlayıp sağlamadığını araştırmasını istemesinden yalnızca birkaç gün sonra devreye girdi.
'Başkanlık makamından para kazanma'
Davacılar, şikâyetlerinde Truth API'yi son derece yozlaşmış bir düzenek olarak nitelendirerek, Trump'ın kendi başkanlık açıklamalarının ticari değerinden doğrudan veya dolaylı biçimde mali kazanç sağlama potansiyeline dikkat çekti.
Şikâyette ayrıca, Trump'ın Truth Social üzerinden yaptığı açıklamaların tamamının Beyaz Saray tarafından resmi açıklamalarla yeniden yayımlanmadığına işaret edildi. Davacılara göre Trump'ın ikinci başkanlık döneminde yaptığı yaklaşık 9 bin ila 11 bin paylaşım ve yeniden paylaşımın önemli bölümü resmi Beyaz Saray açıklamasıyla takip edilmedi.
Bu durum, Trump'ın kişisel sosyal medya hesabının fiilen başkanlık politikalarının duyurulduğu bir kanala dönüşmesi ve aynı kanalın belirli özel müşterilere para karşılığında daha erken erişim sağlaması konusunda ciddi anayasal ve etik soru işaretlerine sebep oluyor.
Dava, Truth API faaliyette olduğu sürece Beyaz Saray'ın resmi hükümet duyurularını yalnızca Truth Social üzerinden yayımlamasının engellenmesini de talep ediyor.
Trump Media sözcüsü ise suçlamaları reddederek, Trump hakkındaki bilgilerin zaten çok sayıda medya kuruluşu ve platform tarafından abonelik sistemleri aracılığıyla dağıtıldığını savundu.
Şirket, davacıları 'sol aktivistler' olarak nitelendirerek mahkemeleri Trump'ı sansürlemek ve şirket hissedarlarına zarar vermek amacıyla 'silahlandırmaya' çalışmakla suçladı.
Ancak Trump'ın şirketle ilişkisi, tartışmanın merkezindeki en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürüyor.
Reuters verilerine göre Trump, Trump Media'nın en büyük hissedarı konumunda ve Donald J. Trump Revocable Trust aracılığıyla şirkette yaklaşık yüzde 41,3 paya sahip. Bu hissenin değeri yaklaşık 950 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Trump'ın en büyük oğlu Donald Trump Jr. ise Trump Media'nın yönetim kurulunda yer alıyor ve söz konusu tröstü yönetiyor.
Başka bir ifadeyle, Trump'ın siyasi açıklamalarının erken erişimini satan şirketin en büyük hissedarı yine ABD Başkanı.
Piyasalara saniyelik erişim yarışı
Trump Media'nın geçici CEO'su Kevin McGurn, pazartesi günü yapılan bilanço toplantısında Truth API abonelerinin haberlere diğerlerinden çok küçük bir zaman farkıyla daha hızlı ulaşabildiğini söyledi.
Ancak Trump'ın piyasaları hareketlendirebilen açıklamalar yaptığı düşünüldüğünde, çok küçük olarak tanımlanan bu zaman farkının Wall Street açısından ne kadar değerli olduğu tartışma konusu.
Truth API kapsamında Trump'ın yanı sıra Başkan Yardımcısı JD Vance, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., FBI Direktörü Kash Patel ve Beyaz Saray'ın hesapları da bulunuyor.
Davada ayrıca, başkanlık makamının iletişim gücünün belirli bir ücret karşılığında özel yatırımcılara ve şirketlere sunulmasının ABD Anayasası'nın Birinci Değişikliği kapsamında eşit erişim ilkeleriyle bağdaşmadığı savunuluyor.
SEC'in üç mevcut komiserinin de Cumhuriyetçi olması ise Trump Media çevresindeki düzenleyici denetim tartışmalarını daha da yakından izlenen bir başlık haline getiriyor.
Davanın özü, yalnızca bir sosyal medya şirketinin ticari faaliyetiyle sınırlı görünmüyor. Tartışmanın merkezinde, ABD başkanının kamuya açıklaması gereken bilgilerin özel bir şirket aracılığıyla paraya çevrilip çevrilemeyeceği ve Trump'ın başkanlık makamından ekonomik olarak fayda sağlayan bir sistemin merkezinde bulunup bulunamayacağı sorusu yer alıyor. (İLKHA)