Malatya İnönü Üniversitesi öğrenci toplulukları tarafından üniversite yerleşkesinde bulunan ilahiyat camii bahçesinde cuma namazı sonrası "Miraç ve Esirler Cuması" sloganıyla basın açıklaması düzenlendi. Çok sayıda vatandaşın ve akademisyenin de katıldığı basın açıklamasını Muhammed Ali Özyazgan okudu.
Özyazgan, "Bugün burada, Gazze'den yükselen direniş çağrısına kulak vermek, mübarek Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü için ses olmak ve siyonist işgal zindanlarında zulüm gören esir kardeşlerimizle dayanışma içinde olduğumuzu haykırmak için toplandık. Gazze’deki mücahitlerin çağrısıyla 3 Nisan cuma günü 'Gösteri ve Esirler Cuması' ilan edilmiştir. Bizler de İnönü Üniversitesi öğrencileri olarak bu çağrıya icabet ediyor, bugünü bir seferberlik ve halk öfkesi günü olarak ilan ediyoruz. Bugün susmak, zulme ortak olmaktır. Bugün konuşmak, direnişin bir parçası olmaktır." dedi.
"Gazze'de yaşananlar planlı bir soykırımdır"
Açıklamasının devamında Özyazgan, "Gazze’de aylardır süren katliamlar, sadece bir savaş değil; planlı bir soykırımdır. Ateşkes kararlarına uyulmamakta, kadınlar, çocuklar ve siviller hedef alınmaktadır. Hapishanelerde binlerce Filistinli esir, işkence, açlık ve insanlık dışı muameleye maruz bırakılmaktadır. siyonist rejimin sözde yasalarla idamı meşrulaştırmaya çalışması, modern çağın en karanlık zulümlerinden biridir." ifadelerini kullandı.
"Zulüm sadece Filistin ile sınırlı değil"
Özyazgan, "Bu zulüm sadece Filistin'le sınırlı değildir. Doğu Türkistan'da kardeşlerimiz sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına maruz bırakılmaktadır. İran’da masum çocukların hedef alındığı saldırılar, insanlığın vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bizler biliyoruz ki mezhepler Müslümanların iç meselesidir. Bugün ayrılık zamanı değil, ümmet olarak birleşme zamanıdır. siyonizme ve batı emperyalizmine karşı tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakmak zorundayız." şeklinde konuştu.
"Ümmetin ortak mücadelesi vurgulandı"
Özyazgan, "Bugün bölgede İran'ın, Lübnan'ın, Yemen'in işgale karşı verdiği mücadele; ümmetin izzetini koruma mücadelesidir. Aynı şekilde Suriye halkının israil karşıtı duruşu ve Filistin direnişine verdiği destek de bu onurlu hattın bir parçasıdır. Unutulmamalıdır ki; merhum Necmettin Erbakan’ın dediği gibi: 'israil laftan değil, güçten anlar.' Bu yüzden artık sadece kınama değil, somut adımlar atılmalıdır." dedi.
"İslam ülkelerine somut adım çağrısı"
Açıklamada Özyazgan, "Başta İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere tüm İslam ülkeleri; açıklama yapmakla yetinmemeli, yaptırım, caydırıcılık ve ortak hareket mekanizmalarını devreye sokmalıdır. Mescid-i Aksa'nın kapatılması, ibadet özgürlüğünün gasp edilmesi değildir sadece; bu, Mescid-i Aksa'yı işlevsizleştirip nihayetinde yıkma planlarının bir parçasıdır. Tarih bize göstermiştir ki bu tür adımlar geçici değil, kalıcı işgal planlarının ön hazırlığıdır." ifadelerine yer verdi.
"Mescid-i Aksa için küresel çağrı"
Özyazgan, "Bu nedenle Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü için tüm yollar denenmeli, faşist, katil, zalim, siyonist işgal rejimi üzerindeki her türlü siyasi, ekonomik ve toplumsal baskı artırılmalıdır. 12 Nisan'da yola çıkacak olan Sumud Filosu'nun daha geniş ve daha kapsamlı bir şekilde organize edilmesi, bu küresel direnişin büyüdüğünün göstergesidir. Bizler de bu çabayı destekliyor, daha fazla uluslararası dayanışma çağrısı yapıyoruz." dedi.
"Mescid-i Aksa yalnız değildir"
Özyazgan son olarak, "Bugün buradan haykırıyoruz! Mescid-i Aksa yalnız değildir! Filistinli esirler yalnız değildir! Gazze yalnız değildir! Halkımızı, milletimizi ve dünyanın özgür insanlarını; Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmaya, esir kardeşlerimizle dayanışmayı büyütmeye, bu zulme karşı küresel bir direniş hattı oluşturmaya çağırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki 'Zulüm ile abad olanın, akıbeti berbat olur.' Ve yine haykırıyoruz: Kudüs özgür olacak! Zindanlar yıkılacak Direniş kazanacak!" ifadelerini kullandı. (İLKHA)