Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) sayılı günler kala adaylara önemli tavsiyelerde bulundu.
Yeni konular kaygıyı artırabilir
Sınavın yaklaştığı son iki haftanın, yeni konuları tamamlama değil, mevcut bilgileri pekiştirme ve dengeleme süreci olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, 'Bu aşamada öğrenilmemiş konulara girmek zihinsel karmaşaya ve kaygıya neden olabileceğinden, ağır ve yeni konulardan kaçınmak en sağlıklı stratejidir.' dedi.
Sınava en güçlü olduğunuz testle başlayın
Sınav anı taktiklerinin son halini belirlemenin önemli olduğunu söyleyen Özgür Akoğlan, 'Sınavda test çözüm sıralaması, adayın zihinsel enerjisini en verimli şekilde kullanmasını sağlayan kişisel bir strateji olmalıdır ve bu sıralama belirlenirken temel kural, sınava her zaman en güçlü ve en hızlı olunan testle başlamaktır. Sınavın ilk dakikalarında odaklanma seviyesi yüksek olsa da kaygı düzeyi de zirvededir; bu nedenle iyi olunan ve hızlı soru çözülebilen bir dersle başlamak, hem peş peşe doğru cevaplar bularak özgüven kazanmayı sağlar hem de adayın sınavın ritmine daha rahat alışmasına yardımcı olur. Genellikle ilk test tamamlandıktan sonra, zihnin en açık ve dinç olduğu bu ikinci evrede adayın nispeten daha çok zorlandığı veya yoğun işlem gücü gerektiren ana derslere geçmesi mantıklıdır. En sona ise zihinsel yorgunluğun arttığı dakikalar düşünülerek, daha az zaman alan ya da adayın okuduğunu anlama becerisiyle daha rahat çözebileceği görece hafif testler bırakılmalıdır.' diye konuştu.
Biyolojik saatinizi sınav saatine göre ayarlayın
Son dönemde yapılacak hazırlıklarda biyolojik ritmin önemine dikkat çeken Özgür Akoğlan, şöyle devam etti:
'Biyolojik saati sınav saatine göre ayarlamak, bu dönemin en kritik hazırlıklarından birini oluşturur. Sınavın yapılacağı 10.15 saatinde zihnin en yüksek performansta olması için, deneme sınavlarının ve çıkmış soru pratiklerinin her sabah bu saatte başlatılması ve uyku düzeninin disiplinli bir şekilde sabitlemesi gerekir. Gece geç saatlere kadar çalışma alışkanlığı tamamen terk edilmeli, beynin bilgiyi işlemesi ve depolaması için ihtiyaç duyduğu dinlenme süresi vücuda tanınmalıdır.'
Yanlışların nedenini analiz edin
Deneme sınavlarının artık yalnızca net hesabı yapmak için kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, 'Deneme sınavları ve kaynak taramaları artık sadece net hesabı yapmak için değil, hata analizlerini derinleştirmek için kullanılmalıdır. Yanlışların nedenini; bilgi eksikliği mi yoksa dikkat dağınıklığı mı olduğunu belirlemek, sınav anındaki performansı doğrudan etkileyecektir. Özellikle MEB yardımcı kaynaklarında veya çıkmış sorularda kaçırılan noktaların üzerine gitmek, nokta atışı eksik giderilmesini sağlar. Bu süreçte zihni sürekli dijital uyaranlarla yormak yerine; kısa yürüyüşler yaparak veya sadece sessiz kalarak zihinsel bir bakım süreci oluşturulmalıdır.' diye konuştu.
Kaygıyı bastırmaya değil yönetmeye odaklanın
Sınav kaygısının doğal bir duygu olduğunu ifade eden Özgür Akoğlan, 'Kaygı duymak, sınavın değerini gösteren insani bir tepkidir; bu duyguyu bastırmak yerine daha tetikte kalmayı sağlayan bir enerji olarak kabul etmek gerekir. Unutulmamalıdır ki başarı, sadece bilginin değil, o bilgiyi sınav masasında soğukkanlılıkla kullanabilme becerisinin bir sonucudur. Verilen emeklere güvenerek, bu dönemi bir final provası olgunluğuyla tamamlamak sürecin en sağlıklı anahtarıdır.' dedi.
Beslenmede radikal değişikliklerden kaçının
Sınav öncesi beslenme düzeninin de korunması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, 'Beslenme hususunda ise sınav dönemi adı altında daha önce denenmemiş takviyelere veya alışılmadık beslenme düzenlerine geçilmemelidir. Vücudun bildiği, enerjiyi dengeli sağlayan ve sindirim sistemini yormayan düzenli öğünleri korumak, sınav günü yaşanabilecek olası mide veya enerji sorunlarının önüne geçer. Bol su tüketimi, zihinsel fonksiyonların ve odağın korunması için bu süreçte ihmal edilmemesi gereken en önemli fiziksel ihtiyaçtır.' şeklinde sözlerini tamamladı. (İLKHA)