Dünya

Asyalı kaynaklar: Trump'ın ziyareti sonrasında Çin, İran konusundaki tutumunu değiştirmedi

Asyalı diplomatik kaynaklar, Çin'in İran'a yönelik politikasında radikal bir değişiklik olduğuna dair söylenenlerin 'yanlış ve yanıltıcı' olduğunu bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyaretinin sonuçları, siyasi ve medya çevrelerinde geniş çaplı tartışmalara yol açıyor. Pekin'in Tahran'a karşı tutumunu değiştirdiği iddialarının gerçek yüzü nedir?

ABD, bu ziyareti Pekin'i İran'a doğrudan baskı uygulamaya veya Körfez krizi ve İran nükleer meselesindeki Çin tutumunda bir değişikliğe yol açmaya ittiği şeklinde pazarlamaya çalıştı.

Ancak Asyalı diplomatik kaynakları El Meyadin TV'ye, Çin'in İran'a yönelik politikasında radikal bir değişiklik olduğuna dair söylenenlerin 'yanlış ve yanıltıcı' olduğunu bildirdi.

Kaynaklar, artan Amerikan açıklamalarının 'Tahran'la ilgili kilit dosyalarda gerçek bir atılım sağlanamadığı bir dönemde, Washington'ı siyasi ve medya galibi olarak gösterme girişiminin ve medya abartısının çerçevesinde kaldığını' belirtti.

Pekin: İran konusundaki tutumumuz değişmedi

Kaynaklar, Çin'in geçtiğimiz saatlerde İran'la ilgili aceleci açıklamalar yapmaktan kaçındığını, ancak Çin Dışişleri Bakanlığı'nın bu sabah yaptığı resmi açıklamada Pekin'in nükleer mesele ve Körfez güvenliği konusundaki tutumunun değişmediğini belirttiğini açıkladı.

Kaynaklara göre Çin, nükleer silahların yayılmasını önlemeyi desteklemeye devam ederken, aynı zamanda İran'ın sivil çerçeveler içinde nükleer enerjiyi ve uranyum zenginleştirmeyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını da destekliyor. Çin'in bu tutumu ise yıllardır aynı ve Washington ile yeni bir anlaşmanın sonucu değil.

Pekin, Hürmüz Boğazı meselesinde, bölgenin militarize edilmesini veya sürekli bir savaş alanına dönüştürülmesini reddederken, deniz yolunun uluslararası ticaret için açık tutulması gerektiğinin altını çizdi; ancak aynı zamanda İran'ın boğazın kıyı devleti olarak haklarına verdiği desteği de teyit etti.

İran petrolü: Çin'in sürekli ihtiyacı

Kaynaklar ayrıca, Çin için İran petrolüne gerçek bir alternatifin varlığını da reddetti ve Çin'in enerji ithalatının yaklaşık yüzde 45'inin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini, ABD yaptırımlarına ve devam eden Batı baskısına rağmen İran'ın Pekin'in en önemli enerji tedarikçilerinden biri olmaya devam ettiğini açıkladı.

Çin'in ABD veya Körfez ülkelerinden artan ithalat da dahil olmak üzere enerji kaynaklarını çeşitlendirmesinin, İran petrolünden vazgeçmek anlamına gelmediği vurgulandı.

İşgal medyası: Trump Pekin'e 'boş bir evrak çantasıyla' geldi

Aynı bağlamda, işgal gazetesi Haaretz'in Orta Doğu işleri analisti Zvi Bar'el, sahadaki ve siyasi gerçeklerin Trump'ın çizmeye çalıştığından tamamen farklı bir tabloyu yansıttığına dikkat çekti.

Ona göre nükleer müzakereler hâlâ sekteye uğruyor, İran'a uygulanan ambargoda yavaş yavaş çatlaklar oluşmaya başladı, Tahran ise Körfez'deki denizcilik ve enerji denkleminde varlığını sürdürmeye devam ediyor.

İran'ın 'Kudüs' adlı internet sitesine göre Bar'el, Trump'ın Pekin'e 'boş bir bavulla' geldiğini, oysa ziyaretinin İran'a karşı tam bir zaferin ardından gerçekleşmesini ve bu zaferin Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ve Amerikan şartlarına göre yeni bir nükleer anlaşmanın uygulanmasını garanti etmesini umduğunu bildirdi.

'Çin, İran ile stratejik ortaklığını terk etmeye hazır görünmüyor'

Habere göre, bölgedeki birçok ülke İran'ın etkisine karşı daha gerçekçi bir yaklaşım benimsemeye başladı; Pakistan, Katar gaz tankerlerinin İran sularından geçmesine izin veren bir anlaşma imzalarken, Irak da petrol tankerlerinin geçişi için benzer düzenlemeler yaptı.

Batı kaynaklı haberlerde ayrıca Suudi Arabistan'ın, denizciliği korumayı ve gerilimin tırmanma olasılığını azaltmayı amaçlayan İran ile bölgesel bir saldırmazlık paktı teklifinden de bahsedildi.

Bar'el, Trump'ın Çin ziyaretinin, özellikle Pekin'in Washington ile doğrudan bir çatışmadan kaçınmak istemesine rağmen İran ile stratejik ortaklığından vazgeçmeye hazır görünmemesi nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri'nin artık Körfez'deki dengeleri yönetebilecek tek taraf olmadığını keşfetmesine yol açabileceğine inanıyor.

'Çin'in İran ile stratejik ortaklığı, Körfez ülkeleri ve Amerika ile ilişkilerini sürdürmesine engel teşkil etmez'

İşgal medyasında, Çin'in İran'ı 'Kuşak ve Yol' projesinin vazgeçilmez bir parçası ve Çin'in enerji güvenliği için önemli bir damar olarak gördüğü, Tahran'ın ise özellikle Batı yaptırımları ışığında Pekin'i vazgeçilmez bir ekonomik ve stratejik müttefik olarak değerlendirdiği belirtildi.

Bununla birlikte, Bar'el makalesinde, Çin'in İran'la olan çıkarları ile Körfez ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri ile olan devasa ekonomik bağları arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığı için iki taraf arasındaki ilişkinin doğrudan bir askeri ittifak anlamına gelmediğini belirtti.

Sonuç olarak, Washington'ın Çin'i İran'a karşı kararlı bir baskı uygulamaya hazır bir taraf olarak gösterme çabaları, gerçek bir stratejik değişimden ziyade bir propaganda savaşı gibi görünüyor. Siyasi ve ekonomik göstergeler ise Pekin'in, bölgesel çıkarlar çerçevesinde gerilimi kontrol altına alma ve Tahran ile ortaklığını sürdürme politikasına bağlı kaldığını gösteriyor. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }