Kudüs ve Hukuk Derneği Başkanı Av. Mustafa Eminoğlu, sosyal medya platformlarının Filistin ve Gazze’ye ilişkin paylaşımlara yönelik sansür uygulamalarını ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) bu alanda verdiği cezaları İLKHA’ya değerlendirdi.
Sosyal medyanın artık kamusal bir alan haline geldiğini vurgulayan Eminoğlu, hak ihlallerine karşı TİHEK başvuru mekanizmasının etkin şekilde kullanılması gerektiğini ifade etti.
Eminoğlu, "Öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor: Sosyal medya artık hayatımızın her alanında var. Sadece kişisel hesaplarımızdan kendimize ilişkin özel alanları paylaştığımız bir mecra değil. Yalnızca arkadaşlarımızla iletişim kurduğumuz bir ortam da değil. Artık sosyal medya, kamusal hayatın bir parçası hâline gelmiştir. Oradan haberleri takip ediyoruz, kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz ve farklı insan gruplarıyla etkileşime giriyoruz. Bu nedenle burayı sadece bir özel şirketin alanı gibi değerlendirmemek gerekir." dedi.
"Gazze soykırımında sosyal medya şirketlerinin uyguladığı sansür dikkat çekmiştir"
İşgalci siyonistlerin Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başlattığı saldırıların ardından özellikle Filistin'e ilişkin içeriklerde yoğun sansür uygulandığını belirten Eminoğlu, "Gazze soykırımının başlarında, özellikle sosyal medya şirketlerinin uyguladığı sansür dikkat çekmiştir. YouTube, Facebook, Instagram ve X (Twitter) gibi platformlar genelde aynı çatı altında bulunan şirketler tarafından yönetilmektedir. Örneğin, Google ve Meta gibi büyük şirketlerin bu alanı kontrol ettiğini biliyoruz. Meta grubu; WhatsApp, Facebook ve Instagram’ın sahibidir. Bu şirketler, kendi istemedikleri bazı siyasi veya dinî içeriklerin paylaşılmaması için algoritmalar geliştirmektedir. Yani Gazze’ye ilişkin bir paylaşım yaptığınızda, bunun engellenmesi veya sansüre uğraması söz konusu olabilmektedir. Bunu daha önce de, soykırım süreci öncesinde birkaç kez hissetmiştik; ancak Gazze soykırımıyla birlikte bu durum açıkça ortaya çıkmıştır. Özellikle bazı şahsiyetlerin fotoğrafları paylaşıldığında örneğin İsmail Haniye, Yahya Sinwar gibi şehit isimlerin görselleri bu paylaşımlar kaldırılmıştır. Bazen hesaplar tamamen kapatılmış veya bloke edilmiştir. Bu süreçte yalnızca bireysel hesaplar değil, kurumsal hesaplar da etkilenmiş; hatta kamu kurum ve kuruluşlarında üst düzey görev yapan kişilerin hesapları dahi engellenmiştir." diye konuştu.
Kudüs ve Hukuk Derneği’nden hukuki adımlar ve ilk başarı
Bu durum karşısında Kudüs ve Hukuk Derneği avukatları olarak hukuki mücadele yollarını araştırdıklarını anlatan Eminoğlu, devamında şunları aktardı: "Biz de Kudüs ve Hukuk Derneği olarak bu konuda ne tür adımlar atılabileceğine dair çalıştaylar düzenledik. Türkiye İnsan Hakları Kurumu nezdinde bir başvuru mekanizması geliştirilmesi yönünde çalışmalar yaptık. Sosyal medya şirketlerinin, insan hakları ve hukuk ilkelerinden uzak, keyfî ve siyonizme hizmet eden politikalarına karşı bir çözüm üretme fikri ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıl bu çalışmaları tekrar ettik. Bu yıl ise, çok şükür, ilk meyvesini aldık ve ilk karar çıktı."
TİHEK üzerinden ihlal başvuru süreci
Süreç hakkında bilgi veren Eminoğlu, "Türkiye İnsan Hakları Kurumu dediğimiz bir kurum var. Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet göstermektedir. Bu kurum, temel insan haklarına ve ayrımcılık yasağına ilişkin ihlalleri inceleyerek karar vermektedir. Verdiği kararlar bağlayıcı nitelikte olup idari para cezalarını da içerebilmektedir. Bu kararlar kamu kurumlarına yönelik olabildiği gibi, özel teşebbüslere ve şirketlere yönelik de olabilmektedir. Yani bir kurum veya özel bir şirket, insan haklarını ya da ayrımcılık yasağını ihlal ettiğinde buraya başvuru yapılabilmektedir. Biz de aynı düşünceyle Meta grubu, Google ve diğer sosyal medya şirketleri hakkında başvuru yapabileceğimiz kanaatine vardık. Ancak burada yasal mevzuat gereği iki aşamalı bir prosedür işletilmesi gerekiyor. Öncelikle ihlali gerçekleştiren tarafa, yani ilgili sosyal medya şirketine başvuru yapılması gerekiyor. Daha sonra ise Türkiye İnsan Hakları Kurumu’na başvuru yapılabiliyor." şeklinde belirtti.
Sosyal medya ihlallerinde itiraz ve kurum süreci
Eminoğlu, "Örneğin hesabınız bloke edildi ya da kaldırıldıysa, öncelikle buna ilişkin itiraz etmeniz gerekiyor. Hangi şirket tarafından işlem yapıldıysa (Google, YouTube vb.), o platform üzerinden itiraz sürecini başlatmalısınız. Biz de internet sitemizde bu itiraz prosedürlerine detaylı şekilde yer verdik. Yani nasıl itiraz edileceği ve nereye başvurulacağı açıkça anlatılmaktadır. İtirazın ardından belirli bir süre, yani 30 gün beklenmektedir. Bu süre içerisinde şirket cevap verirse ve ihlal giderilirse sorun ortadan kalkmış olur. Ancak şirket talebi reddederse ihlal giderilmemiş sayılır. Eğer 30 gün boyunca hiç cevap verilmezse, yine ihlalin devam ettiği kabul edilir. Bu durumda Türkiye İnsan Hakları Kurumu’na başvuru yapılabilmektedir. Kurum, başvuru üzerine bu aşamaların usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediğini inceler. Uygun bir itiraz sürecinin yürütüldüğü kanaatine vardıktan sonra, ilgili sosyal medya şirketinden savunma ister. Şirket avukatlarının savunmalarını da gördük. Tamamıyla varsayımsal bir dil kullanarak 'şirket politikaları' gerekçesiyle temel insan hakları ihlallerini savunmaya çalıştılar; ancak bu savunmalar başarılı olamadı." ifadelerine yer verdi.
YouTube’a ilk ceza ve kamusal sorumluluk
YouTube şirketine ilk cezanın İlke Haber Ajansı (İLKHA) Ankara Muhabiri Mehmet Sait Çelik’in şikâyeti üzerine verildiğini hatırlatan Eminoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle burada, haber alma hakkı hürriyeti üzerinden gazeteci bir başvurusu olduğu için Sait Çelik tarafından yapılan bir başvuru olduğu için TİHEK haber alma hürriyeti haber verme hürriyetine dair çok detaylı bir inceleme yaptı. Nihayetinde de bir karar verdi. Burada kararın etkinliğini tartışmak gerekiyor. İlk bakışta kararda, en üst sınırdan 204 bin 285 TL idari para cezası kesildi. YouTube şirketine bu cezalar sembolik rakamlardır. Hiçbir önemi yok ama burada başvuruların ve bundan mustarip olan bundan dolayı hakları ihlal edilen binlerce kişinin olduğunu biliyoruz. Bize ulaşan bizim yönlendirdiklerimizle yüzlerce dosya olduğunu biliyoruz. Burada herkesin bu politikanın herkes tarafından dikkate alınması gerekiyor. Çünkü bu durum büyük bir tehdit barındırıyor. Bugün Gazze meselesinde yaşananlar, yarın başka konularda da karşımıza çıkabilir. Belki İslam’a ilişkin paylaşımların yasaklanması, belki de en temel ihtiyaç ve taleplerin ifade edilmesinin engellenmesi söz konusu olabilir. Artık sosyal medya şirketleri kamusal bir işlev görmektedir. Burası sadece özel şirketlerin alanı değildir; herkesin bulunduğu, herkesin belirli haklardan yararlanması gereken kamusal bir alandır. Dolayısıyla burada herkesi ilgilendiren belirli standartların uygulanması gerekir. Yalnızca siyonizme hizmet edecek şekilde konumlanmasına müsaade edilmemelidir. Bunun için de bir baskı mekanizması oluşturulması gerekir."
"Bu ceza YouTube gibi devasa şirketler için oldukça yetersizdir"
Verilen cezanın miktarının caydırıcılık açısından yeterli olmadığının altını çizen Eminoğlu, "Biz, Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun verdiği idari para cezaları ve yapılan başvurular üzerinden bu politikanın şekilleneceğini umuyoruz. Çünkü herkes hakkı ihlal edildiğinde başvuru yapar ve bu süreci işletirse, bugün 200 binler belki binlerce ve milyonlarca liraya dönüşecek. Bu bir adımdır. Ancak buradan şu çağrıyı da yapmak istiyoruz: Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun kanunla belirlenmiş 200.000 TL üst sınırı oldukça düşüktür. Bu üst sınırın artırılması gerekmektedir. Çünkü bir kuralın yaptırımı güçlü olmazsa, o kuralın etkinliği de sınırlı olur. Yaptırım, adaletin en temel unsurlarından biridir. Evet, 200.000 TL küçük işletmeler için etkili bir ceza olabilir; ancak YouTube gibi devasa şirketler için oldukça yetersizdir. Bu nedenle kanuni bir değişiklikle üst sınırın artırılması gerekmektedir. Aslında bu süreç oldukça basit ve hızlı şekilde gerçekleştirilebilir. Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de bir çağrıda bulunmak gerekiyor. Aynı zamanda vatandaşların da çekinmeden bu başvuruları yapması önemlidir. Çünkü verilebilecek en güçlü tepki budur. Biz biliyoruz ki buradan aslında siyonizme mesaj verilmiş olacaktır. Biz biliyoruz ki onların diğer ülkelerdeki politikalara da biz buradan durduracağız, yaptıracağız ve yaptırımlar getireceğimizi biliyoruz." diye konuştu.
"Kesinlikle herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor"
Eminoğlu, "Kesinlikle herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor. Hak arama bilincimizi geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü haklar kimseye kendiliğinden verilmez; haklar, gidilip alınır. Burada da biz sosyal medya şirketleri üzerinde bu baskı aracını… Yani bu mesele sadece Gazze soykırımı değil, bunu çok geniş düşünmek gerekiyor. Bu baskı aracını sınırlandırmak gerekirse ara formüller geliştirmek gerekiyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) dediğimiz bir kurumumuz var. Burada uzmanlar ve sosyal medya alanında yetkin kişiler bulunmaktadır. Gerekirse sosyal medya şirketlerinin, Türkiye’de hesapları bloke etmeden önce bu uzmanların onayını alması gibi yöntemler geliştirilebilir." dedi.
"Algoritmalar öyle ayarlanmış ki israili öven paylaşımların etkileşimi normalin 10 hatta 100 katına kadar çıkabilmektedir"
Konuşmanın devamında Eminoğlu, şunları söyledi: "Şu an milyon takipçili ya da yüz bin takipçili hesaplar tamamen keyfî şekilde kapatılabilmektedir. Üstelik çoğu zaman yalnızca tek bir paylaşım nedeniyle bu işlemler yapılmaktadır. Oysa bu paylaşımlarda herhangi bir terör unsuru, şiddet ya da kan içeren bir durum bulunmamaktadır. Sadece Gazze’deki insanların, çocukların yanında olduğumuzu gösteren ve onların en temel haklarını savunan içerikler fütursuzca kaldırılmaktadır. Buna karşılık, israile yönelik olumlu içeriklerin öne çıkarıldığı görülmektedir. Algoritmalar öyle ayarlanmış ki israili öven paylaşımların etkileşimi normalin 10 hatta 100 katına kadar çıkabilmektedir."
"İnternete erişenlerin büyük çoğunluğu sosyal medya platformlarını aktif şekilde kullanmaktadır"
Son olarak Eminoğlu, "Bugün sosyal medyayı neredeyse herkes kullanmaktadır. Yapılan son araştırmalara göre Türkiye’de internet erişim oranı yüzde 90 seviyesindedir. İnternete erişenlerin büyük çoğunluğu da sosyal medya platformlarını aktif şekilde kullanmaktadır. Facebook, Instagram ve X (Twitter) üzerinden paylaşımlar yapılmakta, Gazze desteklenmekte, kamuoyu oluşturulmakta ve karar alıcılara mesajlar iletilmektedir. Bu paylaşımların kaldırılması, sadece bir içeriğin silinmesi anlamına gelmez; aynı zamanda insanların sesinin kısılması demektir. Bu nedenle gerekli başvuru prosedürünü Kudüs ve Hukuk Derneği’nin internet sitesinde detaylı şekilde açıkladık. Ayrıca sosyal medya hesaplarımız üzerinden de bize ulaşılabilir. Bu konuyla özel olarak ilgilenen bir komisyonumuz bulunmaktadır ve başvuru sürecinin her aşamasında danışmanlık sağlamaktayız. Başvuru süreci titizlik gerektirmektedir. Öncelikle ilgili sosyal medya şirketine başvuru yapılmalı, bu başvuruya ilişkin ekran görüntüleri ve belgeler saklanmalıdır. Ardından belirli bir süre beklendikten sonra Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) başvuru yapılmalıdır. Yani iki aşamalı bir prosedür söz konusudur ve bu sürecin eksiksiz tamamlanması gerekmektedir." diye konuştu. (İLKHA)