Röportaj

Filistinli şehidin kardeşi Hamed: Tek oturuşta Kur'an hatmetti ve sonunda şehid oldu

İşgal rejimine karşı verilen mücadelede şehid olan Muhammed Zeki Hamed'in ağabeyi Dr. Abdurrahman Hamed, "Muhammed, öz kardeşimdi. Kalbime en yakın insandı. Bir gün bana, Kur'an-ı tek oturuşta hatmettiğini müjdeledi. Ağladı, Allah'a hamt etti. Ben de çok sevindim ve ona, 'Bundan daha büyük bir nimet ancak şehitliktir' demiştim. Tek oturuşta Kur'an hatmetti ve sonunda şehid oldu." dedi.

Gazze Şeridi'nin Beyt Hanun kentinde 1994 yılında dünyaya gelen ve işgale karşı mücadeleyi şiar edinen Muhammed Zeki Hamed (31) 2025 yılında canını ortaya koyduğu davası uğruna şehid oldu.

Şehidin ağabeyi ve yakın çalışma arkadaşı olan Filistin Alimler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Abdurrahman Hamed, kardeşi ve İslam davası adına verilen mücadelenin önemine dair İLKHA muhabirine konuştu.

Dr. Abdurrahman Hamed

Mücadelede ön saftaydı

Kardeşi Muhammed Zeki'nin Allah yolunda çalışan en hayırlı gençlerden biri olduğunu söyleyen Hamed, "Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş; öğreten, okuyan, okutma yetkisi olan bir âlimdi. Aynı zamanda davetçi, eğitimci, etkili bir hatipti. Merkezi camilerden birinde imamlık yapıyordu. Allah yolunda cihad eden bir mücahitti ve işgalci siyonist güçlere karşı verilen mücadelede ön safta yer alan komutanlardan biriydi." dedi.

"İşgal, dünyadaki en kötü şeydir"

Hamed, "İşgal kelimesi, her Filistinli için; suç, vahşet, zulüm, hak ihlali, kaynakların ve kutsal mekânların gasp edilmesi, insanlara yönelik saldırılar, yağma, baskı, sebepsiz öldürmeler, soykırım, zorla göç ettirme ve insanlığa karşı her türlü kötülük anlamına gelir. İşgal, dünyadaki en kötü şeydir. Kendi vatanında yaşayıp iradesi elinden alınmış, ezilmiş ve haklarından mahrum bırakılmış olmaktır." diye konuştu.

"Cihadın her gücü yeten genç için farz olduğuna inanıyordu"

Şehid Muhammed Zeki'nin özgür iradesiyle mücadele yolunu seçtiğini belirten Hamed, "Bu yolu, özgür bir Müslüman olarak seçti. Çünkü insanın onurlu bir şekilde yaşaması gerektiğine inanıyordu. Bu yolu, Allah'ın kendisine yüklediği bir sorumluluk olarak gördü. Canını, kutsal değerlerini ve vatanını savunmak… Çünkü o mümindi. Allah'ı tanır, ahireti dünyaya tercih ederdi. Şartlar oluştuğunda cihadın her gücü yeten genç için farz olduğuna inanıyordu. Bu görevi en güzel şekilde yerine getirdi. İnsanları da buna teşvik etti ve sonunda canını bu yolda feda etti." şeklinde konuştu.

"Tek oturuşta Kur'an hatmetti ve sonunda şehid oldu"

Hamed, "Muhammed, öz kardeşimdi. Kalbime en yakın insandı. Onunla uzun yıllar birlikte yaşadık. Yol arkadaşımdı, sağ kolumdu. Gazze dışına çıktığımda yerime imam oldu, birçok sorumluluğu üstlendi. Sürekli iletişim halindeydik. Başarılarını benimle paylaşırdı. Biz sürekli birlikte ilim, Kur'an ve tefekkür üzerine çalışırdık. Bir gün Kur'an-ı tek oturuşta hatmettiğini bana müjdeledi. Ağladı, Allah'a hamt etti. Ben de çok sevindim. O gün ona, 'Bundan daha büyük bir nimet ancak şehitliktir' demiştim. Allah ona iki nimeti birden nasip etti. Tek oturuşta Kur'an hatmetti ve sonunda şehid oldu." ifadelerini kullandı.

"Gazze halkını farklı kılan şey Kur'an-ı okumak ve yaşamaktır"

Gazze'deki direnişinin sırrının Kur'an olduğunu vurgulayan Hamed, "Sadece okumak ya da ezberlemek değil, onu hayatın rehberi olarak yaşamaktır. İlmin, anlayışın, tefekkürün ve amelin kitabı olarak görmek… Gazze halkını farklı kılan budur. Allah'a samimiyetle yöneldiler, her durumda O'na sığındılar. Bunun sonucunda Allah kalplerine huzur ve sabır verdi. Ben bunu bizzat gördüm. İnsanların Allah'a yönelişini, ibadetini, gayretini gördüm. Bu, direnişin temelidir." dedi.

Ümmete, "Allah'ın dinine sarılın" çağrısı

Gazze dışındaki ümmete de tavsiyede bulunan Hamed, "O samimi insanların yolunu takip edelim. Allah'ı tanıyalım, O'na yaklaşalım, dinine sarılalım, nesilleri güzelce yetiştirelim. Bu, güçlü ve onurlu bir ümmetin temelidir." diye konuştu.

Aile olarak;  anne-baba ve kardeşlerinin şehid Muhammed Zeki ile gurur duyduklarını belirten Hamed, "Doğru yolu seçti, başımızı hem dünyada hem ahirette dik tuttu. Ayrılık zor, acı büyüktür. Ancak cennete, ahirete ve yeniden kavuşmaya inanıyoruz. Bu inanç bize sabır veriyor. Bu yüzden Allah yolunda yapılan hiçbir fedakârlığı ağır görmüyoruz. Muhammed’in yaptığı davet, eğitim, cihad ve ümmete hizmetle iftihar ediyoruz. Özellikle 'Tufan Sancağı Altında' adlı kitabı, dünyanın dört bir yanına ulaştı. Allah'tan bizi bu yolda sabit kılmasını, sonumuzu da onunki gibi güzel kılmasını diliyoruz." şeklinde konuştu. (İLKHA)

{ "vars": { "account": "G-3SZQ7JT08Q" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }