Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada zorunlu göç ve dış göç hareketleri son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Savaşlar, siyasi istikrarsızlık, ekonomik krizler, iklim değişikliği ve doğal afetler milyonlarca insanı yaşadığı toprakları terk etmeye zorluyor. Özellikle Afrika, Orta Doğu ve Asya'daki çatışma bölgeleri küresel göç hareketlerinin merkezinde yer alıyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) yayımladığı son raporlara göre 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 117 milyonu aşmış durumda. Bu nüfusun yaklaşık 42 milyonu mülteci, 67 milyondan fazlası ise kendi ülkesi içinde yer değiştirmek zorunda kalan kişilerden oluşuyor. Uzmanlar, her 70 kişiden birinin artık göç veya yerinden edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Küresel göç hareketlerinin en önemli nedenlerinden biri savaşlar ve silahlı çatışmalar olarak öne çıkıyor. Özellikle Sudan, Suriye, Afganistan, Ukrayna ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde yaşanan çatışmalar milyonlarca insanın başka ülkelere sığınmasına neden oldu. Sudan'daki iç savaşın son yılların en büyük insani krizlerinden birine dönüştüğü, ülkede milyonlarca kişinin evini terk ettiği bildiriliyor.
İklim değişikliği de artık göçün temel nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, seller ve fırtınalar özellikle yoksul bölgelerde yaşam koşullarını zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre son 10 yılda iklim kaynaklı afetler nedeniyle yaklaşık 250 milyon kişi yer değiştirmek zorunda kaldı. Uzmanlar, iklim krizinin önümüzdeki yıllarda göç baskısını daha da artıracağı görüşünde birleşiyor.
Ekonomik eşitsizlikler ve işsizlik de milyonlarca insanı daha iyi yaşam koşulları arayışıyla göçe yönlendiriyor. Özellikle Afrika'dan Avrupa'ya, Latin Amerika'dan Kuzey Amerika'ya ve Güney Asya'dan Körfez ülkelerine yönelik düzensiz göç hareketleri dikkat çekiyor. Uluslararası Göç Örgütü'nün (International Organization for Migration) verilerine göre yalnızca 2025 yılında göç yollarında yaklaşık 8 bin kişi hayatını kaybetti ya da kayboldu. Uzmanlar, güvenli ve yasal göç yollarının yetersiz kalmasının insan kaçakçılığı ağlarını güçlendirdiğine dikkat çekiyor.
Avrupa ülkeleri ise artan göç baskısı karşısında yeni sınır politikaları ve güvenlik önlemleri geliştiriyor. Akdeniz üzerinden gerçekleşen düzensiz geçişler, Avrupa Birliği içinde göç politikalarının yeniden tartışılmasına yol açarken; insan hakları kuruluşları daha kapsayıcı ve insani çözümler çağrısı yapıyor. Göç uzmanlarına göre küresel ölçekte yaşanan bu hareketlilik, yalnızca güvenlik değil aynı zamanda ekonomik, sosyal ve insani boyutlarıyla uzun yıllar dünyanın gündeminde kalmaya devam edecek. (İLKHA)