13'üncü yüzyıl başında yaptırılan ve o tarihten itibaren Müslümanların manevi değerlerinden biri haline gelen Ahi Şerafettin (Aslanhane) Camii, Sultan Alaaddin Camii sonrası Ankara'nın ikinci camisi olarak biliniyor.

Camii, Anadolu Selçuklu devrinin içi ahşap direkli, ahşap tavanlı camilerindendir. Şehrin en eski ve önemli yapılarından birisi olarak kabul edilir. 2023 itibarıyla Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki kültür varlıklarındadır.

Caminin kuzeydoğusunda yer alan Ahi Şerafeddin Türbesinin dış duvarında bulunan aslan heykelinden dolayı "Arslanhane" adıyla anılmaktadır.

Yazar Kasadar: Yüzlerce kitap ile anlatmak istediğimiz tek kitap Kur'an-ı Kerim'dir. Yazar Kasadar: Yüzlerce kitap ile anlatmak istediğimiz tek kitap Kur'an-ı Kerim'dir.

Kur'an-ı Kerim ayı olan Ramazan'ın vazgeçilmezleri arasında yer alan mukabele sünneti, ihya ediliyor. Türkiye genelinde olduğu gibi Ankara'daki tüm camilerde de bu sünnet sürdürülüyor.

Mübarek Ramazan ayının sünnetlerinden olan mukabele geleneği, tüm İslam coğrafyasında 14 asırdır yaşatılırken, Müslümanlar mukabele sünnetini sürdürmenin sevincini yaşıyor.

Aslanhane Camii Müezzin Kayım Tevfik Can ve hafız hocalar tarafından camide mukabele yapılıyor.

Cami tarihi ve yapılan mukabele ile ilgili İLKHA muhabirine bilgi veren Aslanhane Camii Müezzin Kayım Tevfik Can, Ahi Şerafettin Camii veya halk arasında bilinen adıyla Arslanhane Camii'nin; Ankara'nın Altındağ ilçesinde, Ankara Kalesi'nin güney ucunda bulunan 13. yüzyıla tarihlenen bir cami olduğunu söyledi.

Tarihi caminin 735 yıllık olduğunu aktaran Can, "Ankara'mızın en eski ikinci camisidir. Birinci cami, Ankara Kalesi içinde Sultan Alaaddin Camii. İkicisi şu anda görev yaptığımız Ahi Şerafettin (Aslanhane) Camii 1290 yılında yapılmıştır. Yaklaşık 735 yıllıktır. Selçuklu eseridir. Burası Ahi Hüsameddin Efendi oğlu Ahi Şerafettin adına, yanı baba oğul adına cami yaptırmış. Bakıldığı zaman mihrabı tamamıyla orijinaldir. Yumurta akı alçı karışımı mermer tozu tamamıyla orijinaldir. Mihrabın en üst tarafında 5 tane başı olmayan yılan vardır. Bu tasavvuftaki insanoğlunun nefsine hakim olması manasındadır. Halk arasında yılanın bağını (nefsin başını) ez." dedi.

Devamında Can, şunları aktardı: "Yine mihrabımızda Ayetel Kürsi vardır. Mihrabımızda lale motifleri vardır. Göbekteki gül motifleri efendimizi andırır. Mihrabımızdaki o çiniler tamamıyla orijinal çinidir. Camimizde bulunan dirikler tamamıyla orijinal 24 ahşap ayaklı, dikdörtgene yakın (21,50 metre x 25.00 metre) bazilikal planlı sade bir yapıdır. Bu direkler, ağaçtan yapılmış. Hiç çivi kullanılmadan geçme kündekari tekniğiyle yapılmıştır. Mübarek Ahi Hüsameddin Efendi burada ahilik teşkilatı nıkuran mübareklerdendir. Ahi Hüsameddin ile beraber Ahi Elvan, Ahi Yakup, Ahi Tura var. Bunların hepsinin kardeş olduğu biliniyor. Camimizde tavanda ahşaptan yapılan zincir vardır. O tek bir ağaçtır. Ortasındaki yuvarlak tasavvuftaki dünya olarak biliniyor. Yani dünyadan ahirete geçiş olarak. Oradaki zincirler tasavvuftaki zincirdir. Zincirin biri koparsa diğerleri de kopar. Ecdadımız yaklaşık 8 asırlık bir camiyi bizlere emanet etmiştir. İnşallah bizler de bu camimizi gücümüzün yettiği kadar en güzel şekilde korumaya çalışacağız."

Tarihi camide yapılan mukabele sünnetiyle ilgili de Can, "Her sene olduğu gibi mukabelemiz öğle namazından önce başlar. Öğle namazına kadar mukabelemiz devam ediyor. Yine yaklaşık 10 yıldır camimizde hatimle teravih namazı kılınmaktadır. 5 hafızımızla beraber yaklaşık 10 yıldır o güzel gelenek olan hatimle teravih devam etektedir." ifadelerine yer verdi. (İLKHA)

Kaynak: ilkha