Aksa Tufanı Operasyonu'nun başladığı 7 Ekim 2023'ten önceki saatlere ilişkin yeni bir tanıklık, siyonist rejimin nasıl ağır bir istihbarat körlüğü yaşadığını ortaya koydu.
İşgal ordusu hava kuvvetlerinde görevli bir subayın ifadesi, Gazze'deki olağandışı hareketliliğin nasıl "rutin faaliyet" olarak yorumlandığını ve alarm mekanizmalarının neden devreye sokulmadığını ayrıntılarıyla ortaya serdi.
İşgal basınının aktardığına göre, hava kuvvetlerine bağlı 52'nci birlikten bir subay, 7 Ekim gecesi Gazze semalarında uçan tek insansız hava aracını (Hermes 450) kullanan kişi olduğunu anlattı. Subay, 6 Ekim'de Tayland'dan döndükten sadece saatler sonra Palmachim Üssü'nde gece nöbetine başladığını, başlangıçta her şeyin sıradan bir güvenlik görevi gibi görüldüğünü belirtti.
Tanıklığa göre görev saat 02.00'de başladı ve ilk olarak kuzey cephesine odaklandı. Ancak yaklaşık 04.00 sularında, Gazze'de "olağandışı bir durum" olduğu gerekçesiyle güney sahasına yönlendirildi. Buna rağmen elindeki sınırlı görüş açısına sahip kamera nedeniyle sahadaki tabloyu bütünlüklü şekilde değerlendirme imkânı bulunmadı.
Subay, operasyondan önceki saatlerde Gazze kentinde HAMAS'a bağlı olduğu değerlendirilen bazı acil durum noktalarında alışılmadık bir hareketlilik gözlemlediğini aktardı. Ekipman taşıyan kişiler, araç hareketleri ve yoğun insan trafiği dikkat çekiciydi. Ancak bu faaliyetler ne sınır hattında ne de doğrudan komuta merkezlerinde gerçekleştiği için, üst kademelerde "alışılmış bir tatbikat" olarak yorumlandı.
Elde edilen veriler üst komuta kademelerine ve istihbarat birimlerine iletilmesine rağmen ne askeri istihbarat ne de Şabak bu hareketliliği yakın bir saldırının işareti olarak değerlendirdi. Aksine, bunun HAMAS'ın daha önce de sergilediği "bilinen bir faaliyet modeli" olduğu kanaati benimsendi.
Tanıklıkta dikkat çeken bir diğer nokta ise o gece Gazze semalarında yalnızca tek bir siyonist rejim İHA'sının bulunması oldu. Her ne kadar dönemin genelkurmay başkanı Herzi Halevi ikinci bir İHA'nın havalanması talimatını vermiş olsa da bu karar fiilen uygulanmadı. İkinci İHA ancak sabaha karşı, o da Batı Şeria'da görev yapan bir araç üzerinden devreye sokuldu.
Saatler ilerledikçe Gazze'deki hareketliliğin azalması, üst düzey komutanlıkta "tatbikat sona erdi" algısını daha da pekiştirdi. Ancak bu değerlendirme, saat 06.29'da Aksa Tufanı'nın başlamasıyla birlikte saniyeler içinde çöktü. Yoğun roket atışları başladı, mermiler doğrudan operasyon araçlarının yakınına düştü.
Saldırının başlamasıyla birlikte görev tanımı tamamen değişti. İstihbarat amaçlı uçuşlar yerini saldırı görevlerine bırakırken, sahadaki tablo uzun süre netleştirilemedi. Başlangıçta yaşananların sınırlı sızmalar olduğu sanıldı; ancak kısa süre içinde çok sayıda noktada eş zamanlı baskınlar gerçekleştiği anlaşıldı.
Subay, daha sonra El Halil bölgesinden getirilen başka bir İHA'yı kullanmakla görevlendirildiğini ve işgalcilerin ilk hava saldırılarını Netiv HaAsara çevresinde gerçekleştirdiğini aktardı. Yoğun duman, karmaşa ve dost-düşman ayrımındaki zorluklar nedeniyle hava saldırılarının son derece sınırlı ve temkinli şekilde yapıldığını kabul etti.
Saat 07.22'de ilk kez gerçek mühimmat kullandığını belirten subay, bunun bazı yerleşimlere yönelik sızmaları geciktirdiğini iddia etti. Ancak aynı zamanda sahadaki belirsizlik, iletişim eksikliği ve dost ateşi ihtimali nedeniyle ciddi endişe yaşandığını da itiraf etti.
Tanıklığın sonunda subay, yaşananları "komplo" değil, açık bir istihbarat ve askeri başarısızlık olarak tanımladı. "Evet, hazırlıksız yakalandık ve başarısız olduk" diyen subay, Aksa Tufanı'nın siyonist rejimin güvenlik ve istihbarat doktrinindeki derin zaafları açığa çıkardığını dolaylı biçimde kabul etti. (İLKHA)