Yaz tatilinin öğrenci için 'hiçbir şey yapmamak' anlamına gelmediğini belirten Özçelik, tam aksine bu dönemin okul zamanında yapılamayan farklı etkinliklere fırsat sunduğunu ifade etti.
Tatil sürecinin bilinçli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, özellikle uyku düzeninin tamamen bozulmasının öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti.
Ebeveynlere de teknoloji kullanımı konusunda önemli uyarılarda bulunan Özçelik, çocukları kitap okumaya yönlendirmek isteyen anne ve babaların öncelikle kendilerinin örnek olması gerektiğini söyledi.
'Yaz tatili hiçbir şey yapmamak değil, farklı şeyler yapabilmektir'
Yaz tatilinin doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özçelik, şunları söyledi:
'Yaz tatili demek, hiçbir şey yapmamak değil; tam tersine, her zamandan farklı şeyler yapabilmek demektir. Öğrenciler okul döneminde sürekli bir disiplin içerisinde yaşadılar. Tatil sürecinde elbette rahatlayacaklar, ancak tüm düzeni bir anda bırakıp tamamen boşluğa düşmek, uyku düzenini tamamen bozmak ve günü plansız geçirmek tatili verimli olmaktan çıkarır. Velilerimiz sık sık 'Çocuklarımız tatili verimli geçirmek için ne yapmalı?' sorusunu yöneltiyor. Bu konuda öncelikle öğrencilerin beceri gelişimine önem verilmelidir. İlgi duydukları alanlarda marangozluk, el sanatları ve benzeri pratik çalışmalar yapabilir, yeni hobiler edinebilirler. Sevdiği bir spor dalı varsa bu alanda kendisini geliştirebilir ve yeni beceriler kazanabilir.'
'Manevi etkinliklerde bulunmak, sosyalleşmeyi ve ahlaki gelişimleri açısından büyük önem taşır'
Sosyal çevreye de dikkat çeken Özçelik, 'Bir diğer önemli konu ise sosyal çevredir. Okul döneminde arkadaşlarıyla sürekli iletişim halinde olan öğrenciler, tatil döneminde tamamen sosyal hayattan kopmamalıdır. Arkadaşlarıyla bir araya gelerek Kur'an-ı Kerim okumaları yapmaları, Peygamber Efendimizin hayatını öğrenmeleri ve çeşitli manevi etkinliklerde bulunmaları hem sosyalleşmeleri hem de dini ve ahlaki gelişimleri açısından büyük önem taşımaktadır. Velilerimize tavsiyemiz, okul döneminde kazanılan güzel alışkanlıkların ve değerlerin tatil sürecinde de pekiştirilmesi ve geliştirilmesidir.' dedi.
'Dinlenme ile disiplin arasında denge kurulmalı'
Tatil döneminde dinlenme ve çalışma dengesinin korunması gerektiğini vurgulayan Özçelik, 'Tatilin başlangıcında öğrenciler disiplin kurallarından bir miktar uzaklaşabilir ve biraz daha rahat bir dönem geçirebilirler. Uyku saatlerinde küçük esnemeler yapılabilir. Ancak tatilin ilerleyen dönemlerinde yeniden belirli bir düzene dönülmesi gerekir. Özellikle uyku düzeninin tamamen bozulmasına izin verilmemelidir. Öğrenciler yaptıkları çalışmalara da önem vermeli ve zamanlarını planlı şekilde değerlendirmelidir. Tatilin son dönemine gelindiğinde ise okul hazırlıkları başlamalı, öğrenciler yeniden eğitim sürecine uyum sağlayabilecek bir düzene geçmelidir. Geç saatlere kadar uyanık kalmayı alışkanlık haline getirmek yerine, sadece makul ölçülerde esneklik sağlanmalıdır.' ifadelerini belirtti.
'Kitap okumayı zorunluluk değil, alışkanlık haline getirmeliyiz'
Özçelik, kitap okuma alışkanlığının günümüzde en önemli eksikliklerden biri olduğunu, ailelerin bu konuda örnek olması gerektiğini söyleyerek şunları aktardı:
'Velilerimiz sık sık 'Çocuğumuzu kitap okumaya nasıl alıştırabiliriz?' diye soruyor. Ben de onlara önce 'Siz evde kitap okuyor musunuz?' diye soruyorum. Çoğu zaman bu soruya verilen cevap olumsuz oluyor. Anne ve babanın sürekli telefonla vakit geçirdiği bir ortamda çocuğu kitaba yönlendirmek oldukça zordur. Çocuğun kitap okuma alışkanlığı kazanabilmesi için öncelikle ebeveynlerin kendi alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerekir. Ayrıca kitap okumak, çocuğa asla bir zorunluluk ya da ödev gibi sunulmamalıdır. 'Her gün 20 dakika kitap okumak zorundasın.' dediğimizde çocuk bunu bir yük olarak algılar ve kitap okumayı sevemez. Bazı öğrenciler, 'Paragraf sorularını daha iyi çözebilmek için kitap okuyorum.' diyor. Ben bu düşünceye katılmıyorum. Kitap okumak yalnızca sınav başarısı için değil, insanın kendisini geliştirmesi, dünyayı anlaması ve hayatı daha bilinçli yaşayabilmesi içindir. Kur'an-ı Kerim'in ilk emri de 'Oku'dur. Bu nedenle okumak son derece değerli bir eylemdir. Çocuklarımızın kitap okumayı not almak ya da sınav kazanmak için değil, isteyerek ve severek yapmalarını sağlamalıyız. Ayrıca çocuğun okuduğu kitaplar hakkında onunla sohbet etmeliyiz. 'Bu kitaptaki karakter sana kimi hatırlattı?', 'Bu bölümde ne hissettin?' gibi sorular çocuğun kitaba olan ilgisini artıracaktır. Nasıl ki bir çocuk sürekli konuşulan bir konuya ilgi duymaya başlıyorsa, kitaplar hakkında yapılan sohbetler de onun okuma alışkanlığını güçlendirecektir.'
'Teknolojiyi tamamen yasaklamak değil, doğru yönetmek gerekir'
Tatil sürecinde teknoloji kullanımının da dengeli olması gerektiğini belirten Özçelik, 'Bazı veliler çocuklarına, 'Takdir belgesi alırsan telefon alacağım.' ya da 'Notların iyi olursa oyun konsolu alacağım.' şeklinde vaatlerde bulunuyor. Ancak başarıyı bu tür ödüllerle ilişkilendirmek uzun vadede olumsuz sonuçlara yol açabilir. Teknoloji kullanımında öncelikle süre sınırları belirlenmelidir. Yemek sırasında ve yatmadan en az bir saat önce hem çocukların hem de yetişkinlerin telefon ve diğer ekranlı cihazlardan uzak durması gerekir. Çocukların hangi içeriklere erişeceği ve teknolojiyi hangi amaçlarla kullanacağı konusunda aileler net sınırlar koymalı ve süreci takip etmelidir. Bunun yanında teknolojiyi tamamen zararlı bir unsur olarak görmek yerine, olumlu yönlerini de değerlendirmeliyiz. Bilgisayar ve teknolojiye ilgi duyan çocuklar bu ilgilerini yazılım, tasarım, üretim ve benzeri alanlara yönlendirerek kendilerini geliştirebilirler. Teknoloji artık hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Onu tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir; ancak kullanım süresini ve şeklini yönetmek elimizdedir. Oyun süresi günlük en fazla 1-2 saatle sınırlandırılmalı ve bu sürenin aşılmamasına dikkat edilmelidir.' şeklinde ifade etti.
Dengeyi sağlıklı bir şekilde kurabilmenin önemli olduğunu ifade eden Özçelik, sözlerini şöyle tamamladı:
'Kurallara uyulmadığı durumlarda gerekli sınırlamalar getirilebilir. Bununla birlikte çocuklar spor yapmaya, açık havada vakit geçirmeye ve sosyal etkinliklere katılmaya teşvik edilmelidir. Telefon ya da tablet elinden alındığında çocuğu doğrudan kitaba yönlendirmek de doğru değildir. Çünkü bu durumda kitap onun gözünde bir ceza aracı haline gelebilir. Bunun yerine boş kalan zamanın sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Önemli olan, bu dengeyi sağlıklı bir şekilde kurabilmektir.' dedi. (İLKHA)