Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi verilerine göre 2025 yılında 20 saldırı ve saldırı planı tespit edildi. Bu veriler, yıllardır süren kutuplaşmanın artık kontrol edilemez bir güvenlik krizine dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Trump döneminin mirası: Şiddeti besleyen politikalar

Analizler, şiddetteki sıçramanın önemli bir bölümünü doğrudan Trump ve yönetiminin politikalarına bağlıyor. Özellikle göçmenlere yönelik sert uygulamalar, güvenlik güçleri ile siviller arasında gerilimi tırmandırırken, kamu otoritesine yönelik saldırıları da tetikledi. Trump yönetiminin dili ve politik tercihleri, eleştirmenlere göre yalnızca toplumu kutuplaştırmakla kalmadı; aynı zamanda şiddeti meşrulaştıran bir zemin oluşturdu.

Endonezya, LPG ve plastiklere altı aylığına sıfır gümrük vergisi uyguluyor  
Endonezya, LPG ve plastiklere altı aylığına sıfır gümrük vergisi uyguluyor  
İçeriği Görüntüle

'Şiddet hep vardı' söylemine tepki

Trump'ın şiddet her zaman vardı şeklindeki açıklamaları ise uzmanlar tarafından sorumluluktan kaçış olarak değerlendiriliyor. Tarihsel örneklere atıf yaparak bugünkü krizin boyutunu küçümsemek, eleştirilere göre mevcut tehdidi hafife almak anlamına geliyor. Dahası Trump'ın Demokratları nefret söylemi ile suçlaması, zaten yüksek olan siyasi tansiyonu daha da artıran bir söylem olarak görülüyor.

Biden döneminde geçici düşüş, ardından yeniden yükseliş

Joe Biden döneminin başında şiddet olaylarında kısa süreli bir düşüş yaşansa da bu tablo kalıcı olmadı. 2022'den itibaren yeniden yükselişe geçen saldırılar, yapısal sorunların çözülemediğini ortaya koydu. Bu durum, yalnızca tek bir yönetimin değil, ABD siyasal sisteminin bütününün kriz içinde olduğuna işaret ediyor.

Siyasi liderler de hedefte

Son yıllarda Trump dahil olmak üzere birçok üst düzey siyasi figür doğrudan saldırıların hedefi haline geldi. Washington'daki bir etkinlikte yaşanan silahlı saldırı, güvenlik açıklarını ve artan radikalleşmeyi yeniden gündeme taşıdı. Aynı dönemde eyalet düzeyinde siyasetçilere yönelik suikastlar ve saldırılar, şiddetin artık istisnai değil sistematik hale geldiğini gösteriyor.

Barack Obama gibi isimler artan şiddete karşı daha net bir tutum alınması gerektiğini vurgularken, yapılan çağrılar sahadaki gerçekliği değiştirmekte yetersiz kalıyor. Siyasi aktörlerin söylemleri ile sahadaki şiddet arasındaki kopukluk, krizin derinleştiğine işaret ediyor.

30 yılın zirvesi: Yapısal kriz

2025 verileri, ABD'de siyasi şiddetin yalnızca arttığını değil, aynı zamanda biçim değiştirdiğini ortaya koyuyor. Kongre üyelerine yönelik tehditler rekor seviyeye ulaşırken, yılın ilk yarısında 500'ün üzerinde şiddet olayı kaydedildi. Bu tablo, ABD'nin artık geçici bir dalgalanma değil, kalıcı bir düşük yoğunluklu iç çatışma sürecine girdiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA