Alzheimer ve demans, yalnızca hafıza kaybıyla sınırlı kalmayıp bireyin günlük yaşam becerilerini de giderek kısıtlayan ilerleyici hastalıklar olarak öne çıkıyor. Kesin bir tedavisi bulunmayan bu hastalıklarda, doğru beslenme alışkanlıklarının beyin sağlığını destekleyerek hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabileceği ve hastaların yaşam kalitesine önemli katkı sunduğu ifade ediliyor.
Alzheimer ve diğer demans türlerinde beyinde zamanla sinir hücrelerinde kayıp, hücreler arası iletişimde bozulma, iltihabi süreçlerde artış, oksidatif stresin yükselmesi ve damar yapısında bozulmalar görülüyor. Bu değişimler bilişsel işlevlerin giderek zayıflamasına ve günlük yaşam aktivitelerinin zorlaşmasına neden oluyor. Beslenme, bu süreci tamamen durduramasa da beyin dokusunu destekleyerek hastalığın daha yavaş ilerlemesine katkı sağlayabiliyor.
Özel bir hastanede Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Burcu Üstad Arda da beslenmenin Alzheimer ve demans sürecindeki kritik rolüne dikkat çekiyor.
Beslenme neden bu kadar önemli?
Beynin, vücudun en fazla enerji tüketen organlarından biri olduğuna dikkat çeken Arda, “Yetersiz ve dengesiz beslenme; bilişsel fonksiyonların daha hızlı gerilemesine, kas kaybına, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve genel düşkünlüğün artmasına yol açabiliyor. Özellikle ileri yaş grubunda görülen iştahsızlık ve kilo kaybı, hastalığın seyrini olumsuz etkiliyor.” dedi.
Arda, alzheimer ve demans hastalarında beslenmenin temel hedeflerini şu şekilde açıkladı; bilişsel fonksiyonları desteklemek, kas ve kilo kaybını önlemek, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca korumak olmalı.
Beyin sağlığını destekleyen besin ögeleri
Arda, beyin sağlığının korunmasında bazı besin ögelerinin özellikle önem taşıdığını belirterek şunları aktardı:
"Omega-3 yağ asitleri: Sinir hücre zarının yapısında yer alır, öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını destekler. Yağlı balıklar, ceviz, chia ve keten tohumu önemli kaynaklardır. Antioksidanlar: Oksidatif stresin azaltılmasına yardımcı olur. Renkli sebze ve meyveler, yeşil yapraklı sebzeler ve kırmızı-mor meyveler bu açıdan zengindir. B vitaminleri (B12, B6, folat): Sinir sistemi sağlığı için kritiktir. Yetersizlikleri unutkanlık ve bilişsel gerileme ile ilişkilidir. Sağlıklı yağlar: Zeytinyağı, avokado ve yağlı tohumlar damar sağlığını destekler."
Hangi beslenme modeli öneriliyor?
Arda, bilimsel çalışmaların Akdeniz tipi beslenme ve beyin sağlığına uyarlanmış hali olan MIND diyetinin, Alzheimer ve demans riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu belirterek şu açıklamada bulundu:
“Bu beslenme modelinde sebze ve meyveler günlük beslenmenin temelini oluştururken, tam tahıllar, haftada en az iki kez balık tüketimi ve zeytinyağı ön planda yer alır. Kırmızı et, işlenmiş gıdalar ve şekerli besinlerin ise sınırlandırılması önerilmektedir. Bu yaklaşım, beyin sağlığının korunmasına ve bilişsel fonksiyonların desteklenmesine katkı sağlayabilir.”
Hastalıkta beslenmeyi zorlaştıran durumlar
Hastalığın ilerleyen evrelerinde beslenmenin daha da zorlaştığına dikkat çeken Arda, “Alzheimer ve demansın ileri evrelerinde iştah kaybı, öğün atlama, çiğneme ve yutma güçlüğü, tat ve koku duyularında değişiklik ile kilo ve kas kaybı gibi sorunlar sık görülmektedir. Bu nedenle beslenme süreci yalnızca ne tüketildiğini değil, yemeğin nasıl sunulduğunu ve nasıl yedirildiğini de kapsamalıdır. Az ama sık öğünler, besin değeri yüksek tabaklar ve yeterli sıvı alımı bu süreçte büyük önem taşır” dedi.
Bireysel beslenme planı şart
Her Alzheimer ve demans hastasının yaşı, hastalığın evresi, ek hastalıkları ve yutma kapasitesi farklıdır. Bu nedenle beslenme planının mutlaka bireyselleştirilmesi gerektiğini belirten Burcu Üstad Arda, amaçlarının sadece kilo kaybını önlemek değil, hastanın yaşam kalitesini ve fiziksel gücünü mümkün olduğunca korumak olduğunu ifade etti.
Arda, beslenmenin Alzheimer ve demans hastalığındaki önemini şu sözlerle özetledi:
“Alzheimer ve demans hastalığında beslenme, hastalığı tedavi eden değil; hastalığın seyrini destekleyen güçlü bir araçtır. Erken dönemden itibaren doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ve hastalık sürecinde profesyonel destek alınması hem hastaların hem de bakım verenlerin bu süreci daha sağlıklı ve kontrollü bir şekilde yönetmesine katkı sağlar.” (İLKHA)



