Ankara'nın Çankaya ilçesi Malcolm X Caddesi üzerinde bulunan ABD Büyükelçiliği önüne gerçekleştirilen eylemde vatandaşlar Filistin bayrakları taşırken, Gazze'de yaşanan saldırılar protesto edildi.
Eylemde sık sık tekbirler ve siyonist rejim karşıtı sloganlar atıldı.
Program kapsamında ANFİDAP adına basın açıklamasını, İHH Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Bahattin Yetim yaptı.
'Sumud Filosu, haydut israil rejiminin korsan baskınına uğradı'
'Sumud ve Gazze yalnız değildir!' diyen Yetim, 'Gazze'de yıllardır süren israil ablukasını, insanlık dışı saldırıları, açlığı, soykırımı ve sistematik zulmü durdurmak; oradaki mazlumlara umut olabilmek için yola çıkan Sumud Filosu, haydut israil rejiminin korsan baskınına uğradı. Uluslararası sularda yapılan baskınlarla filoya bağlı teknelere aparheid rejimince el konuldu. Bu filo, sadece insani yardım taşıyan gemilerden ibaret değildir.
Bu filo; 39 farklı ülkeden, farklı dinlere mensup, farklı dilleri konuşan 500'e yakın vicdan sahibi aktivistin israil ve destekçilerinin zulmüne karşı duruşudur. Yapılan korsan müdahale, israilin insani yardım girişimlerine yönelik ilk müdahalesi değildir. 2010 yılında uluslararası sularda Mavi Marmara gemisine yapılan ve 10 aktivistin şehit edilmesiyle sonuçlanan saldırıyı unutmadık! Önceki Sumud ve Özgürlük Filosu girişimlerine yönelik uluslararası sulardaki müdahaleler ile Vicdan ve Madleen gemilerine yapılan saldırıları unutmadık! Bu saldırılar, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası hukuku ihlal etmekte, açıkça korsanlık ve terör niteliği taşımaktadır.' dedi.
'israilin barbarlığı sadece Akdeniz'le sınırlı değildir'
İşgalci siyonistlerin barbarlığının sadece Akdeniz'le sınırlı olmadığını belirten Yetim, 'Gazze'de bebekleri, kadınları, sivil yerleşim yerlerini, hastaneleri, okulları ve camileri bombalayan; Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren bu insanlık dışı siyonist saldırganlığın sınırı yok. UNICEF'in Şubat 2026 tarihli verilerine göre, israilin saldırılarında en az 21 bin 289 Gazzeli çocuk hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin Nisan 2026'da yayınladığı raporuna göre, 38 binden fazla kadın ve kız çocuğu hayatını kaybetti. Ekim 2025 verilerine göre 38 hastane bombalarla yıkılmıştır. Toplamda 153 hastane ve sağlık merkezi zarar görmüş veya hizmet dışı kalmıştır. Ekim 2025 itibarıyla 835 camii tamamen, 180 camii ise kısmen yıkılmıştır.
Okul binalarının yaklaşık yüzde 90'ı hasar görmüş veya yıkılmıştır. Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı'na (UNRWA) ait 312 tesis saldırıya uğramıştır. Sayıları dahi tespit edilemeyen yüzlerce Gazzeli kardeşimiz açlık ya da donma sebebiyle hayatını kaybetti, yüz binlerce insan açlıkla karşı karşıya... Uluslararası raporlara göre, Gazze halkının yüzde 77'si şiddetli akut gıda güvensizliği yaşamaktadır. Hasta ve yaralıların tedavi olmasını engelleyen israil, ilaç girişlerine de izin vermiyor. En temel insani yardımların bile Gazze'ye girişini engelleyerek milyonlarca insanı açlığa mahkum eden israil, şimdi de o açlığın son bulmasını ve zulümlerin son bulmasını isteyen uluslararası dayanışmayı kelepçelemeye çalışmaktadır.' ifadelerine yer verdi.

'Sumud Filosu'na yapılan her engelleme, Akdeniz'e açılacak yeni özgürlük filolarının habercisidir'
Açıklamasının devamında Yetim, şunları aktardı: 'Buradan işgalcilere sesleniyoruz: Aktivistleri gözaltına alarak, gemilere el koyarak Gazze'deki zulmü dünyadan gizleyemezsiniz! Sanıyorlar ki gemilere el koyunca umut tükenecek. Ama yanılıyorlar, Sumud Filosu'na yapılan her engelleme, Akdeniz'e açılacak yeni özgürlük filolarının habercisidir. Durmayacağız, geri adım atmayacağız; engellenen her geminin yerine yenilerini inşa edeceğiz! Türkiye'nin meydanlarından haykırıyoruz:
Uluslararası sularda korsanca gözaltına alınan 39 ülkeden aktivistler bir an önce serbest bırakılmalıdır! Gazze'deki insanlık dışı abluka ve ambargo derhal kaldırılmalı, insani yardım girişlerine yönelik israil engellemeleri son bulmalıdır! israilin Akdeniz'de işlediği bu deniz haydutluğu suçuna karşı uluslararası ceza mekanizmaları gecikmeden harekete geçirilmelidir! israilin uluslararası sularda işlediği bu korsanlık suçunun, Lahey'de devam eden soykırım ve savaş suçları davalarına ek bir dosya olarak girmesi için üye devletleri göreve çağırıyoruz.'

'Ne Sumud Filosu ne de Gazze halkı yalnız değildir'
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) başta olmak üzere, deniz seyir güvenliğinden sorumlu tüm küresel kurumları, işgalci siyonistlere karşı net tavır almaları ve yaptırım uygulamaları gerektiğini hatırlatan Yetim, 'Ne Sumud Filosu ne de Gazze halkı yalnız değildir. Gemileri engelleseniz de gözaltılarla korkutmaya çalışsanız da vicdan sahipleri Gazze'nin haklı davasından vazgeçmeyecek. Akdeniz, er ya da geç özgürlüğün denizi olacaktır! Gazze'de yaşanan insanlık dramı, açlık, sağlık krizi ve soykırım tüm dünyanın gözü önünde devam ederken, uluslararası kurumların ve dünya devletlerinin bu barbarlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmemesi, işgalci İsrail rejiminin pervasızlığını artırmaktadır.
Bu sessizlik, Gazze'deki zulmün devam etmesine ve insani yardım koridorlarına yönelik engellemelere kapı aralamaktadır. israilin hem Gazze'de hem de Gazze'ye insani yardım ulaştırmak isteyenlere uyguladığı bu barbarlığa karşı meydanlardayız. Uluslararası kuruluşlar ve dünya devletleri acizliğe son vermeli, uluslararası sularda vatandaşlarının kaçırılmasına karşı derhal somut adımlar atmalıdır! Bizler, ne Gazze'deki kardeşlerimizi yalnız bırakacağız ne de onlara umut taşırken israilin barbarlığıyla yüzleşen Sumud aktivistlerini! israilin barbarlığına karşı, insanlığın mücadelesi galip gelecektir! Zalimler, er ya da geç hesap verecek! Kahrolsun emperyalizm ve siyonizm! Yaşasın nehirden denize özgür Filistin!' diyerek açıklamasını sonlandırdı.

'İnsani yardım gönüllülerini taşıyan tekne, israil rejiminin saldırısına uğramıştır'
Basın açıklamasının ardından Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Ankara Şube Başkanı Mustafa Koyuncu bir konuşma gerçekleştirdi. Koyuncu, 'Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcımız Emrullah Demir ve GMYK üyemiz Bilali Yıldırım'ın da içerisinde bulunduğu insani yardım gönüllülerini taşıyan tekne, israil rejiminin saldırısına uğramıştır. Söz konusu teknenin Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla uluslararası sularda seyir halindeyken siyonist israil güçleri tarafından basılarak alıkonulması; insanlık vicdanına, uluslararası hukuka ve bütün ahlaki değerlere karşı gerçekleştirilmiş alçakça bir saldırıdır. Gazze'de aylardır çocukları katleden, kadınları hedef alan, hastaneleri bombalayan, gazetecileri susturan, yardım koridorlarını yok eden siyonist işgal rejimi; şimdi de yardım gönüllülerini kaçırarak bir kez daha gerçek yüzünü göstermiştir.' dedi.
'siyonist israil artık hiçbir hukuk tanımadığını açıkça ilan etmektedir'
Koyuncu, 'Bugün yaşanan hadise sıradan bir operasyon değil; açık bir terör, uluslararası sularda gerçekleştirilmiş bir korsanlık, ve küresel ölçekte sergilenen bir haydutluktur. siyonist israil artık hiçbir hukuk tanımadığını açıkça ilan etmektedir. Birleşmiş Milletler kararlarını tanımamaktadır. Uluslararası mahkemeleri tanımamaktadır. İnsan haklarını tanımamaktadır. Savaş hukukunu tanımamaktadır. Ve ne yazık ki bütün bunları yaparken cesareti, islam ülkelerinin yöneticilerinin sessizliğinden almaktadır! Buradan çok açık bir şekilde ifade ediyoruz: israil, kınama mesajlarından korkmaz! israil, diplomatik nezaket cümlelerinden etkilenmez! israil, toplantılardan ve sonuç bildirgelerinden çekinmez! Çünkü siyonist rejim ancak güçten anlar! Bugüne kadar yapılan her 'endişeliyiz' açıklaması, işgal rejiminin daha da azgınlaşmasına neden olmuştur. Her sessizlik, Gazze'ye yağan bombalara dönüşmüştür. Her tepkisizlik, yeni bir çocuk mezarına dönüşmüştür.' şeklinde belirtti.
'Siyonist rejime ekonomik, siyasi ve diplomatik baskı topyekûn uygulanmalıdır'
Konuşmasının devamında Koyuncu, şunları aktardı: 'Artık herkes şu gerçeği görmek zorundadır: Karşımızda hukukla hareket eden normal bir devlet değil; işgali, katliamı ve terörü varlık sebebi haline getirmiş organize bir yapı bulunmaktadır. Bu nedenle İslam dünyasının liderlerine buradan tarihi bir çağrıda bulunuyoruz: Ey İslam ülkelerinin yöneticileri! Gazze yanarken yalnızca açıklama yaparak tarihin huzurunda sorumluluktan kurtulamazsınız! Filistinli çocuklar açlıktan ölürken zirveler düzenlemek yeterli değildir! Uluslararası sularda yardım gönüllüleri kaçırılırken diplomatik protokol diliyle konuşmak ümmetin vicdanını yaralamaktadır!
Bugün ümmet sizden cesaret beklemektedir! Bugün ümmet sizden kararlılık beklemektedir! Bugün ümmet sizden yaptırım beklemektedir! israile petrol taşıyan hatlar durdurulmalıdır! israile lojistik destek sağlayan limanlar kapatılmalıdır! İşgal rejimiyle sürdürülen askeri ve ticari anlaşmalar iptal edilmelidir! Siyonist rejime ekonomik, siyasi ve diplomatik baskı topyekûn uygulanmalıdır! Çünkü bilinmelidir ki; israil, yalnızca karşısında güçlü bir irade gördüğünde geri adım atmaktadır.
Tarih bunun örnekleriyle doludur. Siyonistler her zaman direniş karşısında geri çekilmişlerdir. Bedel ödeyeceklerini anladıklarında masaya oturmuşlardır. Kaybedeceklerini hissettiklerinde susmuşlardır. Fakat İslam dünyasının dağınıklığını gördüklerinde, sessizliği gördüklerinde, korkuyu gördüklerinde; daha fazla saldırmışlar, daha fazla katletmişler, daha fazla kan dökmüşlerdir.'

'Artık ümmetin izzetini koruma zamanıdır!'
İslam ülkelerine açık çağrıda bulunan Koyuncu, 'Eğer gerçekten Gazze'nin yanında olduğunuzu söylüyorsanız, bunu artık yalnızca kürsülerden değil, sahada göstereceksiniz! Gazze'ye giden yardım gemileri siyonist rejimin saldırısına uğruyorsa; o gemilerin yanında artık savaş gemileri bulunmalıdır! Uluslararası sularda yardım gönüllülerinin can güvenliği sağlanmalıdır! İslam ülkelerinin donanmaları Doğu Akdeniz'e insani koridor oluşturmak için hareket geçmelidir! Çünkü mesele artık yalnızca yardım ulaştırma meselesi değildir; mesele, ümmetin iradesinin çiğnenip çiğnenmeyeceği meselesidir! Bugün savaş gemilerini Gazze'ye göndermeyi konuşamayanlar; yarın işgalin kendi sınırlarına dayanmasını engelleyemeyeceklerdir! Çünkü siyonizm, sessizlik gördüğü yere yayılır; korku gördüğü yere saldırır; iradesizlik gördüğü yere çöker! Artık ümmetin izzetini koruma zamanıdır!
Bugün mesele yalnızca Gazze meselesi değildir. Bugün mesele ümmetin izzeti meselesidir. Bugün mesele, Mescid-i Aksa'nın sahipsiz bırakılıp bırakılmayacağı meselesidir. Anadolu Gençlik Derneği ve Milli Gençlik Vakfı olarak ilan ediyoruz ki; Bizler Filistin davasını siyasi çıkar meselesi olarak değil, imani bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu uğurda tehditlerden korkmayacağız. Bu uğurda baskılara boyun eğmeyeceğiz. Bu uğurda zalimlerin karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki; hak ile batılın mücadelesinde tarafsızlık diye bir şey yoktur. Bugün Gazze'nin yanında durmak; insanlığın yanında durmaktır. Bugün siyonizme karşı çıkmak; adaletin yanında durmaktır.' ifadelerine yer verdi.
'Tarihin bütün zalimleri yıkıldı siyonizm de yıkılacaktır!'
Son olarak Koyuncu, 'Ve bilinmelidir ki; zalimler ne kadar güçlü görünürse görünsün, hakikatin karşısında mutlaka yenileceklerdir. Firavunlar yıkıldı. Nemrutlar yıkıldı. Tarihin bütün zalimleri yıkıldı. Siyonizm de yıkılacaktır! Kudüs özgür olana kadar, Gazze ablukadan kurtulana kadar, Mescid-i Aksa ümmetin özgür nefesiyle yeniden buluşana kadar mücadelemiz sürecektir! Son olarak belirtmek isteriz ki; Bizler ölümden korkan değil, şehadete sevdalı bir ümmetin evlatlarıyız! Bu dava konfor davası değil, adanmışlık davasıdır. Bu dava alkış alma değil, gerektiğinde bedel ödeme davasıdır. Siyonist işgal rejimi tehditlerle, saldırılarla ve korsanlıkla bizleri korkutabileceğini zannetmektedir.
Oysa bizler; şehadeti bir son değil, Rabbimize kavuşmanın en şerefli makamı olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız! Bilinsin ki; Gazze yolunu keserek bizi durduramazsınız! Tehdit ederek bizi susturamazsınız! Saldırarak bu ümmetin evlatlarını korkutamazsınız! Çünkü bizler rahat koltukların değil, mücadele meydanlarının insanlarıyız! Bizler canını ortaya koyarak hakikati haykıranların izinden yürüyoruz! Ve inanıyoruz ki; bu yolun sonunda ya zafer vardır ya şehadet! Her ikisi de bizim için izzettir!' dedi.

Programda ayrıca ANFIDAP Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Ahmet Özkan Ünal da katılımcılara hitap etti. Ünal, Gazze'de yaşananların bir insanlık meselesi olduğunu belirterek, siyonist rejime karşı her platformda ses yükseltmeye devam edeceklerini kaydetti.
Yapılan konuşmalarda Gazze'ye yönelik saldırıların son bulması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması çağrısında bulunuldu.
Program, İHH Ankara Şube Başkanı Hacı Bayram Şahin tarafından yapılan duaların ardından sona erdi. (İLKHA)





