İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi, Lübnan kanalı El Meyadin TV'ye verdiği özel bir röportajda, İran ve Lübnan'daki savaşın sona ermesinin birbirine bağlı olduğunu ve savaşta iki ülkenin kaderinin aynı olduğunu vurguladı
Arakçi, işgal kuvvetlerinin Beyrut'un güney banliyölerine yönelik geniş çaplı bir saldırı başlatma tehditlerini gerçekleştirmesi halinde Tahran'ın karşılık vermeye hazır olduğunu vurguladı.
'İran ve Lübnan'daki savaş ya duracak ya da her iki ülkede de durmayacak' diyen Arakçi, İran'ın ABD ve 'israil' ile olan savaşının kaderinin Lübnan'daki savaşın kaderinden ayrı olmadığını ve ateşkesin tüm direniş cephelerini kapsadığını vurguladı.
Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı görüşmede, ateşkes metnine 'Lübnan' kelimesinin eklenmesinin önemini vurguladığını ve ateşkes şartının Washington ile mutabakat zaptına ulaşmak için yürütülen müzakerelerin en öncelikli konularından biri olduğunu belirtti.
'Mesaj alışverişi devam ediyor ancak ilerleme yok'
Görüşmelerle ilgili olarak Arakçi, mesaj alışverişinin devam ettiğini ancak son günlerde herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini ve her iki tarafın da hâlâ karşılıklı metinleri inceleyerek nihai bir versiyon sunmak için çalıştığını belirtti.
Arakçi, savaşın kaderinin direnişin yeteneklerine bağlı olduğunu belirterek, İslam Cumhuriyeti'nin pozisyonunu vurguladı ve işgalci rejimin Lübnan'ın güney banliyölerine ve Beyrut'a saldırması durumunda karşılık vermeye tamamen hazır olduklarını vurguladı.
Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili olarak, 40 günlük savaşın Washington'a İran'ın gerçek gücünü kanıtladığını, oysa Washington'ın İran'ı 'zayıf' bir ülke olarak hayal ettiğini söyleyen Arakçi, Amerikalıların 'rejim değişikliği' veya 'koşulsuz teslimiyet' gibi 'gerçekçi olmayan' taleplerde bulunduğunu, oysa tam tersinin yaşandığını kaydetti.
Arakçi, 'İran halkı, israil-Amerikan saldırısına karşı İslam Cumhuriyetini desteklemek için sokaklara döküldüğünü. O sırada Amerikalılar, müzakere talep etmek zorunda kaldı.' dedi.
Lübnan'daki savaşın sona ermesiyle ilgili olarak: 'Bu, İsrail'in işgal altındaki topraklardan çekilmesini de içerecektir.'
Arakçi, Lübnan'daki savaşın kaderi ile İran arasındaki bağlantıya ilişkin olarak, işgalci rejimin 'Lübnan'a karşı devam eden suçlarıyla bu bağlantıyı kurduğunu' söyledi.
Buna göre, savaşın İran ve Lübnan'da eş zamanlı olarak sona ereceğini yineleyen Arakçi, Hizbullah'ın Lübnan gerçekliğinin bir parçası olduğunu, Tahran'ın Lübnan'ın iç işlerine müdahale etmediğini, ancak savaşın eş zamanlı olarak sona ermesinin işgalci rejimin bunu her iki ülkeye de dayatmasından kaynaklandığını vurguladı.
Arakçi, savaşın sona ermesinin, siyonist işgal kuvvetlerinin işgal altındaki Lübnan topraklarından çekilmesi ve Lübnan'ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasıyla birlikte gerçekleşeceğini ve bunun da yeniden yapılanma aşamasının başlamasına hazırlık niteliğinde olacağını kaydetti.
Birçok ülkenin bu sürece katılmaya istekli olduğunu belirttiğini kaydeden Arakçi, uluslararası kuruluşların işgal rejimi saldırganlığını kınamada gösterdiği hareketsizliği eleştirdi ve İran'ın Lübnan'ı desteklemeye ve savaşın geride bıraktığı yıkımı yeniden inşa etmeye katkıda bulunacağını bildirdi.
Arakçi, liderlerin şehit edilmesinin direniş savaşçılarının gücünü ve motivasyonunu artırdığını, Hasan Nasrallah'ın kanının ise Hizbullah'ı pratik olarak güçlendirdiğini, direnişin yeteneğine ve sürekliliğine olan inancını tazelediğini ve bunu kutsal bir ilke ve hedef olarak gördüğünü vurguladı.
Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım ile ilgili olarak Arakçi şunları söyledi: 'Şeyh Naim Kasım'ın liderliği bizi şaşırtmadı ve bence o, hayal ettiğimizden daha iyi ve daha güçlü. Çünkü ortaya çıktı, liderlik yaptı, liderliği devraldı ve büyük bir cesaretle ilerledi.'
Arakçi, İran-Lübnan ilişkilerini tüm siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda geliştirmek ve genişletmek istediğini dile getirdi.
'Çok uzun bir savaşa hazırız'
ABD Başkanı Donald Trump'ın 'savaşa geri dönmeyi' isteyip istemediği sorulduğunda, aklın galip gelmesi halinde Trump'ın savaşa geri dönmeyeceğini söyleyen Arakçi, ancak Tahran'ın çok uzun bir savaşa hazır olduğunu, askeri kapasitesine ve ulusal birliğine sahip olduğunu ve kırk gün öncesine göre daha da güçlü olduğunu belirtti.
Bu konuyla ilgili olarak Arakçi, ülkesinin 'savaş aramadığını', aksine müzakerelere olumlu yaklaştığını ve bölgede gurur ve haysiyet üzerine kurulu barış ve güvenlik istediğini söyledi. (İLKHA)




