Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde 26 ilde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, 18-26 Temmuz tarihleri arasında Konya'nın birçok noktasında gerçekleştiriliyor. Konya Kılıçarslan Meydanı'nda festival etkinlikleri devam ederken, kültür adı altında gayri İslami politikaların uygulanması, seküler yaşamın önünün açılması ve gençlerin Batı kültürüne özendirilmesi, aynı zamanda mahremiyet sınırlarının aşılması bu vahim tabloyu gözler önüne sermektedir.
Bu önemli meseleye değinen Özmen, iyiliği emredip kötülükten alıkoyma ile ilgili Kur'an-ı Kerim'deki ayetlere vurgu yaparak, nesli yozlaştıracak bu tür kutlamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiğini ve bu tür etkinliklerin toplumu, özellikle de gençleri, gayri İslami ve seküler bir hayata özendirdiğini belirtti.

Mehmet Emin Özmen
Özmen, 'Bizim değerlerimize bağlı kalacağımız çeşitli kültür etkinlikleri vardır ve bunlar yapılabilir.' diyerek değerlere bağlı kalınmasını tavsiye etti. Ortalama 100 yıldır seküler hayatın dayattığı bu yaşam tarzında sosyal hayatımıza yerleşen bazı münkeratın izale edilmesi için gereken hassasiyetin gösterilmesi ve İslami bir hayatın devamı için görevlerin yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin gayri İslami yönlerine değinerek, birbirini uyarma konusunda Müslümanlara düşen sorumluluğa ilişkin şunları söyleyen Özmen, 'Kur'an-ı Kerim'de cümle şeklindeki bir kavram var: İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak. Şimdi bu, Kur'an-ı Kerim'de bahsedilirken, çeşitli şartlara bağlanıyor. Mesela deniliyor ki, 'Siz insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Çünkü iyiliği emreder, kötülükten nehyeder ve Allah'a inanırsınız.' Şimdi bu ayet-i kerimede insanlığa hayırlı olmanın şartlarından bir tanesi, iyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek ile ilgilidir. Bunun bir de tabii ki Allah'a iman boyutu vardır. Bu da biz Müslümanlar arasında bir uyarı sisteminin olmasıyla alakalıdır. Veyahut da yine Kur'an-ı Kerim'de, 'Sizin aranızda öyle bir ümmet bulunsun ki hayra çağırsın, iyiliği emretsin ve kötülükten nehyetsin. Onlar kurtuluşa erenlerdir.' şeklindeki ayet-i kerimede de bu hususun bir görev olarak telakki edilmesi gündeme gelmektedir.'
Hazreti Muhammed'in hadisine değinen Özmen, yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesiyle ilgili şunları söyledi:
'Örneğin, İslam tarihi boyunca kurulan hisbe isimli teşkilat bu görevi yerine getirmiştir. Nitekim daha sonraki zamanlarda kurumsallaşmış ve bunun başına bir bürokrat getirilmiş, toplumda ahlak zabıtası ya da belediye zabıtası gibi görevler yerine getirilmiştir. Kur'an-ı Kerim dışında hadislerde de mesela Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellemin, 'Bir münkeri gördüğünüz zaman onu elinizle, eğer buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle, buna da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz ediniz.' şeklindeki hadisini de görüyoruz ki, bunu bir vazife olarak Müslümanlara yüklüyor; yani şartlarını da belirtiyor, aşamalarını da belirtiyor.'
Düzenlenen bu festivallerin gayri İslami olduğunu belirten Özmen, 'Kültür Bakanlığı tarafından Kültür Yolu Festivali şeklinde 26 ilde tertiplenen, yapılan veya hâlâ yapılacak olan konserler veyahut da kültür etkinlikleri adı altında çeşitli gayri İslami uygulamaların, pratiklerin olduğunu görmekteyiz. Şimdi biz böyle bir durumda İslam'ın bize emrettiği emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker görevini ifa etmek gibi bir vazifemizin olduğunu kendi kendimize de söylüyoruz. Netice itibarıyla bizler Allah'a inanan insanlarız. Bizler Peygambere inanan insanlarız. Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamberin sünnetinde toplumsal yaşantımızın nasıl olması gerektiğiyle ilgili yüzlerce nas bulabiliriz. Bu hususta bizlerin, böyle kültür festivali gibi masum kelimelerin arkasına saklanarak kadınlara, kızlarımıza çıplaklığı özendiren veyahut da kadın-erkek iç içe çeşitli etkinliklerin yapılması gibi davranışların dinimizin hoş görmediği, haram saydığı davranışlar olduğunu ifade etmemiz gerekir. Bu anlamda biz emr-i bi'l-ma'ruf, nehy-i ani'l-münker görevini yerine getirmek istiyoruz. Onu da Allah'ın emri ve Peygamberin sünnetine binaen yapıyoruz.' ifadelerini kullandı.

Özmen, 'Bu tür davranışlardan vazgeçilmesi gerekir. Bizim değerlerimize bağlı kalacağımız çeşitli kültür etkinlikleri vardır ve bunlar yapılabilir. Bu anlamda eski kadim kültürümüze bağlı birçok proje üretilebilir. Sadece konserlerden müteşekkil ya da ne bileyim kadın-erkek iç içe, hoplayıp zıplanılan, çıplaklığın teşvik edildiği veyahut da genç kızlarımıza, genç erkeklerimize rol model olarak seküler yaşamın dayatıldığı etkinlikler yerine, bizim değerlerimize uygun faaliyetler yapılmalıdır. Bunu bir Müslüman olarak gördüğümüz zaman kardeşlerimize, bunu yapmayın. Değerlerimize bağlı kalarak etkinlikler üretin, etkinlikler yapın.' şeklinde konuştu.
Sözlerine son olarak seküler hayat yerine İslami bir yaşam tarzının benimsenmesi gerektiğini belirten Özmen, 'Bu şekildeki davranışlar gayri İslami, seküler bir hayatı özendirmektedir. Dolayısıyla zaten sosyal medya ve dijital çağda yaşıyoruz. Bu dijital çağın dayattığı seküler bir yaşam vardır. Dolayısıyla biz de bu sele kapılıp seküler yaşamın önünü açıcı etkinlikler yapmayalım. Şeytanın bu hususta en çok bize dayattığı husus, normalleştirme, normal görme. Yani biz bir münkeri gördüğümüz zaman onu normal gördüğümüzde artık o toplumun içerisine yerleşecektir. Dolayısıyla normalleştirmeyelim ki bu tür davranışlar toplumun içerisinde yer edinmesin. Ortalama 100 yıldır seküler hayatın dayattığı bu yaşam tarzında sosyal hayatımıza artık yerleşen bazı münkeratın izale edilmesi için gereken hassasiyeti göstermemiz gerekir. Bunu gösterelim, bunları yapalım. Kültür festivali adı altında gayri İslami yaşantının izale edilmesi, İslami bir hayatın idamesi için gereken şeyleri yapalım. Bu anlamda biz görevimizi yapmak durumundayız.' diyerek sözlerini tamamladı. (İLKHA)



