İLKHA mikrofonlarına konuşan Araştırmacı-Yazar Mehmet Emin Özmen, İslam tarihindeki zorlu süreçlerde sabır ve inancın, Müslümanlar için moral kaynağı olduğunu ifade etti.
Özmen, Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi Vesselem) hayatından örnekler vererek, özellikle Habbab bin Eret ve Selman-ı Farisi üzerinden aktarılan hadiselerin, en ağır şartlarda dahi ümitsizliğe kapılmadan Allah’a güvenmenin önemini gösterdiğini belirtti. Hendek savaşı sırasında verilen fetih müjdelerinin zamanla gerçekleştiğini hatırlatan Özmen, günümüzde yaşanan sıkıntılara rağmen Müslümanların umutlarını kaybetmemesi ve ilahi vaade olan inancını sürdürmesi gerektiğini dile getirdi.
Müslümanların tarihi açıdan bazı dönemlerde zorluklar yaşadığını dile getiren Özmen, “Müslümanların başlarına gelen musibet ve belalardan dolayı bazı dönemlerde moral bozukluğuna sebep olunabilir. Hatta bazı durumlarda Müslümanlar yere düşebilir, ümitsizliğe kapılabilir. Fakat Peygamber hayatına baktığımızda, böyle durumlarda Müslümanlara moral verebilecek bazı sözleri ve hadiseleriyle, o dönemdeki Müslümanlar için bir motivasyon kaynağı olduğu gibi günümüzde de moral kaynağı olduğu açıktır.” dedi.
Müslümanların zorluk zamanlarında sabırlı olmaları gerektiğini vurgulayan Özmen, “Peygamber Efendimiz, henüz Mekke’de işkencelerin yaşandığı, Müslümanların birçok musibete uğradığı dönemde, Habbab bin Eret ile ilgili sözleriyle bunu göstermiştir. Habbab bin Eret demirciydi ve işkenceye uğramıştı. İşkenceden sonra Peygamber Efendimize gelerek, ‘Ya Resulullah, artık bizim için dua etmeyecek misin?’ demiştir. Bu söz önemlidir, çünkü Peygamber Efendimiz onun ne demek istediğini biliyordu. Habbab demek istiyordu ki, biz işkence altındayız, ateşle sınanıyoruz. Senin söylediğin yardım ne zaman gelecek? Peygamber Efendimiz ona şöyle cevap vermiştir: ‘Sizden önceki kavimlerin etleri kemiklerinden demir taraklarla ayrılıyordu ama onlar sabrediyordu. Fakat siz sabrettiniz. Vallahi bir gün gelecek, sen Hadramut’a kadar bir süvariye bineceksin ve Allah’tan başka bir şeyden korkmayacaksınız.’ Bu söz, Yemen’in İslam olması, başkentinin Müslümanların hakimiyetine girmesi ve Hadramut’a kadar olan bölgenin İslamiyetin hakim olacağı müjdesini taşır.” şeklinde konuştu.
Zorluklarla mücadelede Resûlüllah’ın hayatından örnekler veren Özmen, “Aynı müjdeyi Hendek savışında da görürüz. Ebu Süfyan komutasında 10 bin kişilik bir ordu gelmiş, Yahudiler ve bazı aşiretler de paralı asker tutmuştu. Bütün bunlar bir araya gelmiş, içeride de Kureyze Yahudilerinin ihanetiyle karşılaşmışlardı. Peygamber Efendimiz ise içeride 3 bin kişiyle savunma yapıyordu. Görünen tek engel bir hendekti. Hendek kazılırken büyük bir taş çıkmıştı ve kırılamıyordu. Selman-ı Farisi, Peygamber Efendimize durumu bildirdi. ‘Biz bu kayayı kıramıyoruz.’ Peygamber Efendimiz geldi, üç darbede kayayı kırdı ve her darbe ile bir yerin fethini müjdeledi. Birinci darbede, ‘Bu Bizans’ın fethi.’ İkinci darbede, ‘Bu İran’ın fethi.’ Üçüncü darbede, ‘Bu Yemen’in fethi.’” ifadelerine yer verdi.
Güven ve inancın zafere giden yolun üzerinde olduğunu belirten Özmen, “Bu, bugün mecazi olarak Amerika, Rusya ve Çin’in fethi gibi düşünülebilir. Tarihi süreçte İran’ın, Bizans’ın (İstanbul 1453) ve Yemen’in fethedildiğini biliyoruz. O dönemde ne Habbab bin Eret, ne Selman-ı Faris-i ne de diğer sahabeler Peygamber Efendimize ‘Ya Resulallah, gerçekten olacak mı?’ dememiştir. ‘Ya Rasûlullah, biz her gün işkenceye maruz kalıyoruz, her gün birimiz şehit oluyor. Böyle bir durumda Serah’dan Hadramut’a kadar tüm bu yerlerin İslam’a hakim olacağını söylemek mümkün müdür? Biz 3 bin kişilik bir güçle, içeride ihanetçilerin olduğu ve 10 bin kişiye karşı savunma yapmak zorundayız. Bu arada İran’ın, Yemen’in ve Bizans’ın fethedilmesinden söz ediyorsunuz. Gerçekten olacak mı? Biz burada tabiri caizse abdestten sırayla gidiyoruz. Zaten Yahudiler bunu dillerine dolamış durumdalar. ‘Adamlar tuvalete bile sırayla gidiyor ama İran ve Bizans’ın fethinden bahsediyor’ diyorlar. Münafıklar da bunu kullanıyor.’” diye konuştu.
Sözlerine son olarak, Allah Resûlü’nün hayatından örnek alınmasının Müslümanlar açısından bir moral kaynağı olduğunu söyleyen Özmen, “Ama hiçbir sahabe Peygamber Efendimize güvenen, ona iman eden ve onu her şeylerinden üstün tutan insanlar, ‘Ya Rasûlallah, bu olacak bir şey midir?’ demedi. Demek ki Peygamberin öğütlerini esas alırsak, Müslümanların saldırıya uğradığı, Gazze’de, İran’da, Suriye’de ve başka coğrafyalarda katledildiği dönemlerde bile, bu zamanın ardındaki geleceği göreceğiz ve Peygamber Efendimizin verdiği müjdelerin önümüzde de geçerli olduğuna inanacağız. Bu, Peygamber Efendimizin sözlerine iman eden Müslümanların, zor zamanlarda ümitsizliğe kapılmamaları, sabretmeleri ve zaferin mutlaka kazanılacağına inanmaları gerektiğini gösterir.” dedi. (İLKHA)



