Uzun süredir toplumda tartışma konusu olan süresiz nafaka meselesi, mağduriyet iddiaları ve artan toplumsal tepkilerle yeniden gündeme geldi. Nafakanın hem alacaklı hem de borçlu açısından yeni sorunlar doğurabildiğini belirten Avukat Musab Tetik, mevcut uygulamanın adalet duygusunu zedelediğini ifade ederek “Süre sınırı olmayan nafaka sistemi ilerleyen yıllarda ciddi mağduriyetlere yol açıyor.” dedi.

“Nafaka boşanma kararının bir sonucudur”

Tetik “Nafaka, bir boşanma kararı sonucunda mahkemenin verdiği bir hükümdür. Evliliğin sona ermesiyle birlikte zaten nafaka hükümleri de gündeme gelmektedir. Dolayısıyla evlilikler, taraflar arasında yaşanan sıkıntılı süreçlerin sonunda biten temel bir kurumdur. Bununla birlikte nafaka meselesi, bu mağduriyetlerin ve sıkıntıların üzerine eklenen yeni bir sorun haline gelebilmektedir. Bu nedenle kanun koyucunun bu konuda daha dikkatli ve özenli bir düzenleme yapması gerektiği yönünde toplumda ciddi tartışmalar bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Teoride şartlar var ancak uygulamada ciddi mağduriyet oluşuyor”

Kanunun uygulamada çok ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirten Tetik “Nafakanın şartlarından biri, nafaka alacaklısının nafaka borçlusundan daha az kusurlu olmasıdır. Ayrıca maddi durumunun nafaka almaya elverişli olması gerekir. Mahkemeler karar verirken bu şartları dikkate almaktadır. Ancak kanun teoride bu şekilde düzenlenmiş olsa da uygulamada çok ciddi mağduriyetlere yol açan durumlar ortaya çıkabilmektedir.” dedi.

“Süre sınırı olmaması ileride büyük sorunlara yol açıyor”

Özellikle nafakaya herhangi bir süre sınırlaması getirilmediğinde ilerleyen süreçlerde büyük sorunlar yaşandığını belirten Tetik “Elbette nafakanın kaldırılması davası açılabilmektedir; ancak bunun için iki temel şart bulunmaktadır. Birincisi, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi halinde nafaka kendiliğinden ortadan kalkar. İkincisi ise nafaka alacaklısının yeni bir işe girerek maddi durumunun düzelmesi halinde nafakanın kaldırılmasıdır.” bilgisini paylaştı.

“Nafakanın devam edebilmesi için bazı kötüye kullanımlar ortaya çıkıyor”

Tetik “Ancak uygulamada, nafakanın devam edebilmesi için bazı kötüye kullanımlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin, kişi fiilen evlenmiş olmasına rağmen resmi nikâh yapmayarak evli görünmemekte ya da bir işe girdiği halde sigortasız çalışarak nafakanın kesilmemesini sağlamaktadır. Maalesef bu durumlar ciddi adaletsizliklere yol açmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Bir yıl evlilik, 20 yıl nafaka hakkaniyetli değil”

“Bir yıl süren bir evlilikten sonra bir kişinin yirmi yıl boyunca nafaka ödemek zorunda kalması, hakkaniyete uygun bir durum değildir.” diyen Tetik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avukatlar arasında genel kanaat; nafakanın evlilik süresiyle sınırlı olması, evlilik süresine orantılı şekilde belirlenmesi ya da evliliğin sona ermesinde tarafların kusur oranlarına göre mahkemece makul bir süre tayin edilmesinin daha adil olacağı yönündedir. Bu konudaki toplumsal tepkiler de haksız değildir. Kanun düzenleyicisinin, muğlak ifadelere yer vermeden açık ve net bir düzenleme yapması gerekmektedir. Özellikle nafaka süresi konusunda ciddi bir sınırlama getirilmesi elzemdir.”

“Kadınların mağduriyeti göz ardı edilmemeli”

Öte yandan kadınların yaşadığı mağduriyetlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Tetik “Toplumumuzda evliliklerde kadınlar da ciddi mağduriyetler yaşayabilmektedir. Ekonomik durumu iyi olmayan kadınlar, eşleri tarafından büyük ölçüde mağdur edilebilmektedir. Bu nedenle yapılacak düzenlemelerin kadınları da mağdur etmeyecek şekilde dengeli olması şarttır.” uyarısında bulundu.

İstanbul'da tarihi mekânlar ve sembol yapılar "Ramazan" temasıyla süslenecek
İstanbul'da tarihi mekânlar ve sembol yapılar "Ramazan" temasıyla süslenecek
İçeriği Görüntüle

“Nafaka toplu ödeme şeklinde olmalı”

Nafakanın aylık olarak ödenmesinin başlı başına bir sorun olduğunu ifade eden Tetik “Zaten sıkıntılı biten ve birbirleriyle anlaşamayan tarafların, evlilikten sonra da sürekli bir irtibat içinde kalmak zorunda bırakılması sağlıklı değildir. Bu nedenle nafaka miktarının aylık ödemeler yerine, mahkeme kararıyla toplu ödeme şeklinde hükme bağlanması hem hukuki hem de toplumsal açıdan daha sağlıklı olacaktır. Toplu ödeme yapıldığında, taraflar birbirlerinden tamamen bağımsız hale gelebilecek; kadın tarafı da evlilik sonrası hayatına odaklanabilecek, bir iş planı varsa bunu hayata geçirebilecek ve kendisine yeni bir yaşam kurabilecektir.” önerisinde bulundu.

“Mehir yazılı belgeyle hükme esas alınabilir”

Bu noktada mehir meselesine de değinen Tetik “Mehir uygulamasının geçerli olabilmesi için resmi evlilik ya da dini nikâh sırasında bunun yazılı bir belgeyle kayıt altına alınması gerekmektedir. Bu şart sağlandığında, boşanma davalarında mehirin hükme esas alınmasının önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır.” dedi.

“Yaklaşık 20 yıldır konuşuluyor ama net adım atılmadı”

Yaklaşık yirmi yıldır süresiz nafaka konusunun kamuoyunda sıkça gündeme geldiğine dikkat çeken Tetik, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Ancak bugüne kadar hükümetin bu konuda kalıcı ve net bir adım atmadığı görülmektedir. Konu gündeme getirilip ardından geri adım atılması, toplumdaki tepkilerin daha da artmasına ve mağduriyetlerin çoğalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle hükümetin, her iki tarafı da koruyacak, nafaka miktarı ve süresi konusunda açık sınırlar koyan, net ve kesin bir düzenlemeyi en kısa sürede hayata geçirmesi gerekmektedir. Özellikle uygulamada yoruma açık, muğlak ifadelere yer verilmemelidir. Ailenin toplumun temel yapı taşı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu konuda uygulayıcının insafına bırakılmayacak kadar açık ve net düzenlemelerin yapılması, toplumsal sorunların en azından bir kısmının çözülmesine katkı sağlayacaktır.” (İLKHA)

Kaynak: İLKHA