Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın dini ve tarihi konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mehmet Emin Çiftçi, bir yerin kutsiyetinin ancak ‘kutsal metinlerle’ bilindiğini vurgulayarak, Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de Mescid-i Aksa’dan İsra Suresi’nde bahsettiğini, Hazreti Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hadis-i şeriflerinde de Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya dair pek çok mesaj bulunduğunu söyledi.

Kudüs’ün öneminin iki temel kaynak olan Kur’an ve sünnetten anlaşıldığını dile getiren Çiftçi, yeryüzünde yapılan ilk mescidin Mescid-i Haram olduğunu, Hazreti İbrahim (aleyhisselam) ve oğlu Hazreti İsmail (aleyhisselam) tarafından inşa edilen Kâbe’nin bu yönüyle ümmetin merkezinde yer aldığını ifade etti.

Ortadoğu Uzmanı Öncer: İran’da yaşananlar Türkiye’de yapılmak istenenlerin provasıdır
Ortadoğu Uzmanı Öncer: İran’da yaşananlar Türkiye’de yapılmak istenenlerin provasıdır
İçeriği Görüntüle

İkinci mescidin ise hadis-i şeriflerden öğrenildiği üzere Hazreti Davud’un oğlu Hazreti Süleyman’ın yaptığı Mescid-i Aksa olduğunu belirten Çiftçi, bu iki mekânın İslam âleminde en mukaddes beldeler arasında yer aldığını kaydetti.

Bazı rivayetlere göre Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Kâbe’de namaz kılarken Kâbe’yi kendisiyle Mescid-i Aksa arasına alarak her ikisine de yönelmiş olduğunun anlaşıldığını aktaran Çiftçi, hicretten sonra da Resulullah’ın 16 ay kadar Beytül Makdis’e yönelerek namaz kıldığını, ardından inen ayet-i kerimeyle kıblenin Kâbe’ye çevrildiğini kaydetti.

“Kutsiyetini ayetlerde ve hadis-i şeriflerde almakta”

Mescid-i aksa ve Kudüs'ün kıymetli olduğunu hadis ve ayetlerle örnekleyen Çiftçi, “Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın önemi konusunda Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette haber almaktayız. Bir yerin kutsiyeti, kutsal metinlerle bilinir, bildirilir. Yüce Allah da Kur’an-ı Kerim’de Mescid-i Aksa’dan bahsetmektedir; İsra Suresi’nde. Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam da hadis-i şeriflerinde yine Kudüs’ten, Mescid-i Aksa’dan bahsetmektedir. Dolayısıyla iki temel kaynağımızdan da Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın değeri anlaşılmaktadır; değerini oradan almaktadır. Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda birçok mesaj vermiştir; onun fazileti konusunda, kıble olması hususunda, ona hizmet konusunda birçok mesaj vermiştir. Tabii neden çok önemlidir? Hani İsra Suresi’nde de Yüce Allah: ‘Biz kulumuz Hz. Muhammed’i, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya bazı ayetlerimizden göstermek amacıyla Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gece yolculuğu yaptırdık.’ ayeti kerimesinde de malum olduğu üzere, yeryüzünde yapılan ilk mescit Mescid-i Haram’dır. Hz. İbrahim aleyhisselam ve oğlu İsmail aleyhisselamın birlikte yapmış olduğu mescittir; Kâbe’dir. İkinci mescitte yine hadis-i şeriflerde öğrenmekteyiz ki Hazreti Davut’un oğlu Hazreti Süleyman’ın yaptığı Mescid-i Aksa’dır. Bunları hadis-i şeriflerden öğrenmekteyiz. Dolayısıyla her iki mekân da İslam âleminde kutsal mekânlardır; kutsiyetini ayetlerde ve hadis-i şeriflerde almaktadır.” diye konuştu.

“Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir”

Peygamber Efendimizin 16 ay kadar kıble olarak Beytül Makdis’e döndüğünü dile getiren Çiftçi, “Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam Mekke’deyken namazlarını Mescid-i Aksa’ya doğru kılıyordu. Dolayısıyla Mescid-i Aksa aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesidir. Bir rivayete göre İbni Abbas’ın rivayetidir; bu der ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’de namaz kılarken Kudüs’e doğru dönerek namazını kılıyordu. Yani kıble olarak Mescid-i Aksa’ya doğru, Beytül Makdis’e doğru namazı kılıyordu. Bazı rivayetlerde şunu anlamaktayız: Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam Mekke’de Kâbe’de namaz kılarken Kâbe’yi kendisi ile Mescid-i Aksa arasına alıyordu. Dolayısıyla her ikisine de dönmüş oluyor, yönelmiş oluyordu; hem Kâbe’ye hem de Mescid-i Aksa’ya dönerek namazını kılmış idi. Dolayısıyla ilk iki kıblemiz oluyor. Ama hicretten sonra ise Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem... Tabii birçok hikmeti var; 16 ay kadar kıble olarak Beytül Makdis’e dönmüştü, yani Kudüs’e dönmüştü, namazlarını kılmıştı. Tabii bu durumda Kâbe geride kalmış oluyordu; yani mekân olarak daha güneyde olduğu için Resulullah Kâbe’ye dönmek istiyordu ama Kudüs’e doğru namazı kılıyordu. Yine inen ayet-i kerime ile beraber Kâbe’ye doğru namazını kılmaya başladı. Dolayısıyla 16 ay kadar da Medine döneminde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kıble olarak Beytül Makdis’te namazını kılmıştı; oraya yönelerek kılmıştır. Bu yönüyle de tabii Mescid-i Aksa’nın, Kudüs’ün önemini anlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Mekke, Medine ve Mescid-i Aksa’ya yolculuk yapılması konusunda hadislerden örnekler "

Mekke, Medine ve Mescid-i Aksa’ya yolculuk yapılması konusunda hadislerden örnekler veren Çiftçi, “Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yine Kudüs, Mescid-i Aksa konusundaki mesajlarına baktığımız zaman da onun önemini bize bildirmektedir. Mesela bir hadis-i şerifte üç mescide yapılan yolculuk konusunda bir hadis-i şerif var ki o meşhur bir hadis-i şeriftir. Orada buyuruyor ki: ‘Üç mescit dışında yolculuk yapılmaz.’ Ancak bunlara yapılan yolculuk ibadet olarak değerlendirilir. Bunlar içerisinde bir tanesi Mescid-i Haram’dır, Kâbe’dir; ikincisi Mescid-i Nebevi’dir, Hz. Peygamberin mescididir; diğeri de Mescid-i Aksa’dır, Kudüs’teki mescittir, Beytül Makdis’tir. Bu hadiste de bu yerin, mekânın, bu mescidin önemini, değerini Hazreti Peygamberin mesajından, hadisinden anlamaktayız. Ve bir de bir teşviktir aslında; yani bu yerlere Mescid-i Haram’a yolculuk yapınız, çünkü bu ibadettir, daha çok mükâfata kavuşursunuz. Mescid-i Nebevi’ye yani Medine’ye hicret yapınız, yolculuk yapınız; orada yapılan yolculuk da aynı şekilde birçok mükâfatın da kazanılmasına sebeptir. Bir de Mescid-i Aksa’ya, Beytül Makdis’e, Kudüs’e doğru da yolculuk yapınız; oraya yapılan yolculukta da mükâfat vardır, bereket vardır, ibadet mahiyetindedir. Bu hadislerden hareketle tabii Müslümanlar da yıllarca buralara yönelmişler, ziyaret etmişler. Günümüzde de tabii yine hac ve umre vesilesi ile Müslümanlar bol bol ziyaret ediyorlar Kâbe’yi, Mescid-i Nebevi’yi. Çünkü zaten Kâbe’nin ziyaret edilmesi, tavaf edilmesi hem hac ve umrenin şartlarından ve farzlarındandır. Mescid-i Nebevi’yi de ziyaret edilmektedir. Burada üçüncü mescid olan Mescid-i Aksa maalesef ziyaret edilememektedir; işte sıkıntılardan dolayı.” şeklinde konuştu.

“İmkânı olanlar Mescid-i Aksaya gitsin”

Müslümanların üzerine düşen görevin, Kâbe ve Medine gibi Mescid-i Aksaya’da rahat bir şekilde gidilebilmesini sağlamak olduğuna dikkat çeken Çiftçi, “Hz. Peygamberin bu mesajından hareketle Müslümanların Mescid-i Aksa’ya da Mescid-i Haram gibi, Mescid-i Nebevi gibi rahat bir şekilde ziyaret edebilmeleri gerekmektedir. Eğer bu yapılamıyorsa, bu sıkıntı varsa o zaman tüm Müslümanların üstüne düşen görev de burada Kâbe gibi, Mescid-i Nebevi gibi, Medine gibi huzurlu bir şekilde gidilebilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu da her Müslümana düşen görevdir; çünkü Hz. Peygamberin emanetidir, tavsiyesidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sahabe sormuş: ‘Ya Resulallah, Mescid-i Aksa’ya gitmek, orada namaz kılmak... Bunun fazileti konusunda ne buyurursunuz?’ Hz. Peygamber de birçok hadisinde mesajlar vererek oraya gitmenin fazileti konusunda rivayette bulunmuştur. Orada kılınan namazın derecesi konusunda, bir rekât namazdan daha çok sevap sahibi olabileceğimizi bildirmiştir. Ama gidemiyorsanız, yani uzaktasınız, imkânınız yoksa; oraya kandil göndererek, hizmette bulunarak, yardım göndererek orada namaz kılmış sevabını alırsınız diye bir teşvikte de bulunmuştur. Dolayısıyla Müslümanlar oraya hicret etmişler, yolculukta bulunmuşlar, ziyaret etmişler. Gidemeyenler de oraya yardım göndermişler; yani kandiller göndererek oranın aydınlanması için, hizmet için bu şekilde hizmette bulunmaya çalışmışlardır. Günümüzde de Müslümanların; gidebilenler gitsinler, gitmeleri gerekiyor. Ayrı bir heyecandır, ibadettir, Resulullah’ın sünnetini yaşamak, tavsiyesini yerine getirmektir. Gelemeyenler de oranın imarı için, daha nasıl güzel bir duruma getirebilir düşüncesiyle yardımlar gönderseler de inşallah orada namaz kılmış gibi sevap alacaklarına dair Hz. Peygamberin müjdesi vardır; ona nail olmuş olurlar.” ifadelerine yerverdi.

“Mescid-i Aksa günümüzde yetim durumdadır”

Bütün İslam aleminin Mescid-i Aksayı dert edinmesi gerektiğini vurgulayan Çiftçi, “Mescid-i Nebevi’nin yanında, Mescid-i Haram’ın yanında, Mescid-i Aksa’nın da günümüzde ziyaret edilememesi; yetim duruma düşmüş olması da ayrıca düşünülmesi gereken bir meseledir. İslam âlemince, bütün Müslümanlarca; sadece Türkiye değil, bütün Müslümanların da bunu dert edinmesi gerekiyor. Tekrardan oranın özgürlüğüne, hürriyetine kavuşturulabilmesi için bir gayrette bulunmaları gerekmektedir. Hz. Peygamberin mesajlarından hareketle hadislerde Kudüs, Mescid-i Aksa... Yine Miraç’ta Hz. Peygamberin görmüş olduğu peygamberlerle ilgili rivayetlerle ilgili bir çalışmam da vardı; işte bu yönüyle de önemlidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hicret ederken, miraçta çıkarken daha doğrusu Mescid-i Aksa’ya da uğramıştır. Yani Yüce Allah ayet-i kerimede belirtiyor ve hadis-i şeriflerde de Hazreti Peygamber, Yüce Allah’ın huzuruna çıkarken öncelikle Mekke’de Kâbe’den, Mescid-i Haram’dan; oradan da Mescid-i Aksa’ya gitmiş, orada namaz kıldırmış, peygamberlere imamlık yapmış, imam olmuş. Oradan da semalara çıkmış, Yüce Allah’ın huzuruna çıkmıştı. Bu yönüyle de aslında Mescid-i Aksa daha da önemlidir. Yani Miraç yolculuğunda Hz. Peygamber Mekke’den direkt semalara çıkmamıştır; Mescid-i Aksa’ya gelmiş, orayı ziyaret etmiş, orada namaz kılmış ve Hz. İbrahim aleyhisselam ile, Hz. Musa aleyhisselam ile, Hz. İsa aleyhisselam ile görüşmüştür, onlarla konuşmuştur ve diğer peygamberlere namaz kıldırmıştır. Oradan da semalara çıkmıştır. Bu da ayrı bir mesajdır tabii onun önemi konusunda.” dedi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA