Günümüzde dijital ekranlar ev yaşamının merkezine yerleşmiş durumda. Yoğun tempoya sahip ebeveynlerde çocuklara yemek yedirirken televizyon, tablet ya da telefon açılması pratik bir çözüm gibi görülebiliyor.

 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fikret İşbilir, yemek saatlerinin sadece karın doyurma süreci değil, aynı zamanda çocuğun gelişimi açısından kritik bir öğrenme alanı olduğunu vurgulayarak ailelerin bu alışkanlığı yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtti.

Farkındalıksız beslenme, beyin ve mide arasında kopukluk oluşturur

Beslenmenin, koklama, dokunma ve görme duyularının eşlik ettiği bütünsel bir süreç olduğunu belirten İşbilir, "Çocuk ekrana baktığında beyin tüm dikkatini görsel uyarana verir. Bu durum, farkındalıksız beslenme dediğimiz tabloyu ortaya çıkarır." dedi.

İşbilir, "Çocuk ne yediğini, yediği şeyin tadını veya miktarını algılayamaz. Beyin 'yemek yiyorum' sinyalini tam olarak işleyemediği için, tokluk merkezi uyarılmaz. Bu durum, çocukluk çağı obezitesinin en sinsi nedenlerinden biridir. Normal şartlarda vücut, yeterli gıda alındığında beyne doydun sinyali gönderir. Ancak ekran karşısında bu sinyal mekanizması körelir." diye konuştu.

Çocuğun, ekrandaki içerik bitene kadar veya ebeveyn tabağı bitirene kadar mekanik bir şekilde ağzını açmaya devam ettiğini ifade eden İşbilir, "Kendi doyma sınırını keşfedemeyen çocuk, ilerleyen yaşlarda duygusal yeme bozukluklarına ve kronik kilo problemlerine çok daha yatkın hale gelebilir. Sindirim ağızda başlar. Tükürük salgısının yemeğin kokusu ve görüntüsü ile tetiklenmesi gerekir. Ekran karşısındaki çocukta bu hazırlık süreci atlanır. Çocuk çoğu zaman yiyecekleri yeterince çiğnemeden, adeta bir refleksle yutar. Bu durum mideye aşırı yük binmesine, gaz sancılarına ve besinlerin emiliminin azalmasına neden olur. Özellikle bebeklik döneminde ekranla beslenen çocuklarda, pütürlü gıdaları reddetme veya çiğneme tembelliği gibi motor beceri sorunları sıkça gözlemlenir." diye konuştu.

Seçici beslenmeye bağlı tat duyusunun körelmesi yaşanabilir

İşbilir, "Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı, farklı tat ve dokuların keşfedilmesiyle oluşur. Ekranla beslenen bir çocuk, brokoli ile makarnanın arasındaki doku farkını, yoğurdun mayhoşluğunu veya meyvenin tatlılığını ayırt edemez. Bu durum, çocuğun sadece belirli güvenli bulduğu gıdalara yönelmesine ve yeni tatlara karşı aşırı direnç göstermesine (neofobi) yol açar. Damak tadı gelişmeyen çocuk, ileride paketli ve aşırı aromalı gıdalara daha fazla ihtiyaç duyar." diye ekledi.

Sosyal gelişim ve dil becerilerindeki gerilemeye de dikkat edilmelidir

Yeşilay'ın kuruluş yıldönümünde ilk ders zili bağımsız bir gelecek için çaldı
Yeşilay'ın kuruluş yıldönümünde ilk ders zili bağımsız bir gelecek için çaldı
İçeriği Görüntüle

Yemek saatinin, bir ailenin en önemli etkileşim anı olduğuna dikkat çeken İşbilir, "Çocuğun ebeveynini izlemesi, konuşmaları dinlemesi ve sofradaki sohbete dahil olması; dil gelişimini ve sosyal zekasını besler. Ekran bu iletişimi bıçak gibi keser. Sofrada kurulan göz teması yerini boş bakışlara bıraktığında, çocuk sadece fiziksel olarak orada bulunur, ancak sosyal olarak izoledir. Araştırmalar, yemek saatlerini ekransız ve sohbet ederek geçiren ailelerin çocuklarında özgüvenin ve kelime haznesinin daha yüksek olduğunu göstermektedir." şeklinde konuştu.

Ebeveynlere yol haritası: Bu döngü nasıl kırılır?

Dr. Fikret İşbilir, bu alışkanlıktan kurtulmanın sabır gerektirdiğini ancak imkansız olmadığını belirterek şunları  sıraladı:

"Önce Siz Bırakın: Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini yaparlar. Sofraya telefonla oturan bir ebeveynin, çocuğuna "ekran yasak" demesi inandırıcı olmayacaktır.

Açlık Duygusuna Saygı Duyun: Çocuğunuz o öğün az yiyorsa zorlamayın. Ekranla kandırarak yedirmek yerine, bir sonraki öğüne kadar beklemesini sağlayın. Sağlıklı bir çocuk aç kaldığında mutlaka yiyecektir.

Yemeği Eğlenceli Hale Getirin: Tabağındaki yiyeceklerle şekiller yapın, renkler hakkında konuşun. Yemeğin hazırlanma sürecine çocuğu dahil edin.

Kademeli Geçiş: Eğer çocuk ekrana çok alışkınsa, önce ekran süresini azaltın, ardından ekranı sofradan tamamen kaldırarak müzik eşliğinde yemek yeme gibi daha yumuşak geçişler deneyin."

Uzm. Dr. Fikret İşbilir sözlerini şöyle tamamladı:

“Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta başlar ve yaşam boyu etkisini sürdürür. Yemek saatlerinin sakin, etkileşimli ve dikkat dağıtıcılardan uzak olması; çocuğun hem fiziksel sağlığı hem de sağlıklı yeme davranışı geliştirmesi açısından önemlidir.” (İLKHA)

Kaynak: İLKHA