Gençler, üniversitenin merkez kafeteryasında düzenledikleri resim sergisi önünde bir araya geldiler.
Programlarına Gaffar Cuma'nın ezgi dinletisi ile başlayan öğrenciler akabinde öğrencilerden Elif Rızaoğlu'nun dilinden Filistinli çocuğun mektubunu dinlediler.
Filistinli Ahmet Hariri'nin Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından program,basın açıklaması ile devam etti.
Basın metnini, topluluk adına Halef Karakuş okudu.
Basın açıklamasının ardından öğrenciler, üniversite içerisinde yürüyüşe başlayarak tekbir ve sloganlar eşliğinde zulme karşı onurlu duruş sergilenmesi çağrısında bulundular.
'Bu durum, hepimizin onuruna vurulmuş bir prangadır'
Halef Karakuş, 'Ey vicdan sahibi kardeşlerim, ey Müslümanlar! Bugün burada sadece uzaktaki bir halk için değil, kendi izzetimiz, kendi geleceğimiz ve kendi insanlığımız için toplandık. İşgalci rejimin Filistinli esirler hakkında verdiği hukuksuz idam kararları, sadece o yiğit evlatların canına kastetmek değildir; bu, İslam dünyasının sessizliğine, insanlığın vicdanına ve hepimizin onuruna vurulmuş bir prangadır.' dedi.
'Filistin'de yaşanan gelişmeler tüm coğrafyayı etkileyebilir'
Filistin'de yaşanan gelişmelerin tüm coğrafyayı etkileyebileceğini ifade eden Karakuş, 'Şunu iyi bilmeliyiz ki; bugün Filistin'de yükselen bu zulüm, eğer durdurulmazsa yarın tüm coğrafyamızı kuşatacak bir karanlığın habercisidir. Siyonist yayılmacılık ve hukuk tanımazlık sadece bir bölgeyle sınırlı değildir. Bugün kardeşimizin boynuna geçirilen o yağlı urgan, yarın bizim kapımıza dayanacak olan bir vahşetin provasıdır.' ifadelerini kullandı.
Toplumsal duyarsızlığa da dikkat çeken Karakuş, ''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' mantığı, o yılanın bir gün bizi de zehirlemesine davetiye çıkarmaktır. Filistinli kardeşimizin canı yandığında bizim canımız yanmıyorsa, bilin ki sıra bize geldiğinde sesimizi duyuracak kimseyi bulamayacağız.' diye konuştu.
'Sivil halkı ve çocuklar sözde yasalarla idam edilmek isteniyor'

Filistin'de yıllardır süren işgal ve ablukanın farklı boyutlara ulaştığına dikkat çeken Karakuş, 'Yıllardır süren işgal, abluka ve soykırım girişimleri yetmezmiş gibi; şimdi de zindanlardaki masum sivil halkı ve çocukları sözde yasalarla idam edilmek isteniyor. Kendi topraklarını savunanları 'terörist' ilan edip idama mahkûm etmek, uluslararası hukuku çöpe atmaktır. Zindanlarda açlıkla, hastalıkla ve işkenceyle boğuşan esirler, şimdi de meşruiyet kılıfına uydurulmuş cinayetlerle karşı karşıyadır.' dedi.
'Sessizliğini bozmadığı sürece, bu zulüm dalga dalga büyüyecektir'
İslam dünyasına çağrıda bulunan Karakuş, 'Ey Müslümanlar, kendinize gelin! İslam dünyası bu sessizliğini bozmadığı sürece, bu zulüm dalga dalga büyüyecektir. Kardeşlerimiz canlarıyla bedel öderken, bizim sadece izlememiz Müslümanlık inancımıza ve iddiamıza sığmaz. Bugün Filistin için ayağa kalkmak ve sesimizi yükseltmek, aslında kendi istikbalimiz için ayağa kalkmaktır. Eğer bugün bu idamları durduramazsak, yarın bu zulmün bizim topraklarımıza, bizim çocuklarımıza sirayet etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.' ifadelerini kullandı.
'Bu idamları durdurun!'
Karakuş, açıklamasının sonunda uluslararası kamuoyuna seslenerek, 'Buradan işgalci rejime ve onun destekçilerine haykırıyoruz: Döktüğünüz kanda boğulacaksınız! Ve tüm dünyaya sesleniyoruz: Bu idamları durdurun! Filistin'in maruz kaldığı bu hukuksuzluk, tüm insanlığın ortak imtihanıdır. Sessiz kalmayacağız, alışmayacağız, kanıksamayacağız! Filistin özgür olana, esirler hürriyetine kavuşana dek meydanlarda olmaya devam edeceğiz.' dedi.
Program, dua ve ezgiler ile son buldu. (İLKHA)





