Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin başında geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettiklerini belirterek tüm teşkilatların geçmiş bayramını tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Şubat'ta yaptıkları toplantıda, yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan’ı manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmelerini beklediğini ifade ettiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işgalci rejimin kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaşın, bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini söyledi.
Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocukların okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemiz, son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Şunu bir defa açık açık söylemek isterim, nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının, Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?"
“Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu”
"Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farsi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum, mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi?" diye konuştu.
Türkiye'nin kardeşleri ve komşuları arasında ayrım yapmayacağından ve kardeşlerinin acılarına seyirci kalmayacağından herkes emin olması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlar karşısında son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, siyonizmin bölgemizi hedef alan 'böl, parçala, yönet' planlarına lojistik destek verecek her türlü eylem ve tartışmayı reddediyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkler, Araplar, Kürtler ve Farsların dünyanın en stratejik bölgesinde asırlardır bir arada yaşadığını belirterek, şunları kaydetti: "Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum."
“Siyonist katliam şebekesi, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında savaşın, israilin savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların, sonra da tüm insanlığın ödediğini söylediğini anımsattı.
"Netanyahu hükûmeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırılarda 2 Mart'tan bu yana bin 100 Lübnanlının hayatını kaybettiğini, 1 milyon 165 bin kişinin yerinden edildiğini belirtti.
israilin, Suriye'yi de rahat bırakmadığına, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyonist katliam şebekesi, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasbedilemez, engellenemez, yasaklanamaz." diye konuştu.
Yazar Akif Emre'nin "kâinatın varoluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor, 'Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin'de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi, çağdaş insan olmanın gereğidir.' Şimdi tutsak El-Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde, sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs'e borcumuz, Kudüs'ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs'ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki, Kudüs-ü Şerif'i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak, insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. 'La İlahe İllallah İbrahim Halilullah' lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs'e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz."
“Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin evrensel insani değerlerin, farklı kültür, köken ve inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısında olduklarını söyledi.
"Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız " diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı öz güveniyle hareket edecek, aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz, Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin, milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamdediyor, 'İyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor.' diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP'li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın, Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkan'ını artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı, biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz.” diye ekledi.
“Milletimizin desteğiyle doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkı korumak olduğunu belirterek, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah'ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahip olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah'ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz." (İLKHA)





