Diego Garcia, Hint Okyanusu'nun ortasında yer alan ve stratejik önemi nedeniyle "batmayan uçak gemisi" olarak adlandırılan bir ada olarak öne çıkıyor.
Chagos Takımadaları'nın en büyük parçası olan ada, günümüzde sivil yerleşime kapalı bulunuyor ve tamamen askeri üs olarak kullanılıyor.
Ada, Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya'nın kesişim noktasında yer alması sayesinde ABD ve İngiltere için vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geliyor. Burada bulunan askeri tesisler, uzun menzilli bombardıman uçakları ve nükleer denizaltılar için kritik bir operasyon üssü işlevi görüyor.
Diego Garcia, Körfez Savaşları ve Afganistan başta olmak üzere Orta Doğu'daki birçok işgalin temel kalkış noktalarından biri olarak kullanılıyor.
Tarihsel süreçte ada, 16. yüzyılda Portekizliler tarafından keşfedildikten sonra Fransız ve İngiliz kontrolüne giriyor.
1968-1973 yılları arasında ise askeri üs kurulması amacıyla yerli halk olan Chagoslular zorla Mauritius ve Seyşeller'e sürgün ediliyor. Bu durum, günümüzde hâlâ uluslararası hukuk platformlarında tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Ada üzerindeki egemenlik tartışmaları da sürüyor. Mauritius, Diego Garcia'nın da içinde bulunduğu Chagos Takımadaları üzerinde hak iddia ediyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı da Birleşik Krallık'ın adayı iade etmesi gerektiği yönünde görüş bildiriyor.
Mart 2026 itibarıyla ada yeniden küresel gündemin merkezine oturdu. İran İslam Cumhuriyeti ile yaşanan gerilim kapsamında Diego Garcia üssünün hedef alındığına dair gelişmeler dikkat çekti.
Sömürgeden askeri üsse: Bir adanın dönüşümü
Diego Garcia, yalnızca stratejik bir askeri üs değil, aynı zamanda modern dönemin en çarpıcı sömürge hikâyelerinden birini barındırıyor.
1960'lı yıllarda İngiltere ile ABD arasında yapılan gizli anlaşmayla ada, askeri üs haline getirilmek üzere yerli halkından arındırıldı.
Binlerce Çagoslu, yıllar boyunca sistematik baskılarla adadan çıkarıldı. Gıda ve ilaç akışının kesilmesi, evcil hayvanların öldürülmesi ve zorla sürgün gibi uygulamalar, bu sürecin en karanlık yönleri arasında yer aldı.
Bugün ada tamamen askeri bir bölge haline gelirken, asıl sahipleri olan Çagoslular hâlâ vatanlarına tam anlamıyla dönemiyor.
ABD'nin Orta Doğu saldırılarının merkezi
Diego Garcia, ABD'nin küresel askeri stratejisinde kilit bir rol oynuyor.
Körfez Savaşı'ndan Afganistan ve Irak işgallerine kadar birçok saldırıda aktif olarak kullanılan üs, uzun menzilli bombardıman uçaklarının kalkış noktası olarak öne çıktı.
Son günlerde İran İslam Cumhuriyeti ile artan gerilimde de bu üssün yeniden ön plana çıktığı görülüyor.
ABD'nin bölgedeki askeri hareketliliğinde Diego Garcia, lojistik ve operasyonel merkez olarak kritik önem taşıyor.
Ayrıca üs, uçak gemilerini barındırabilecek limanı, gelişmiş iletişim sistemleri ve ağır bombardıman uçaklarına uygun pistleriyle ABD'nin en önemli dış askeri altyapılarından biri olarak kabul ediliyor.

İngiltere-ABD gerilimi: Üs üzerinden güç mücadelesi
Her ne kadar üs ortak kullanımda olsa da İngiltere ile ABD arasında zaman zaman gerilimler yaşanıyor.
Özellikle İran'a yönelik son saldırılar öncesinde Londra'nın üssün kullanımına sınırlama getirmesi, Washington'da rahatsızlık oluşturdu.
ABD açısından Diego Garcia'nın kontrolü yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve hukuki bir mesele.
Washington, adanın statüsündeki değişimlerin uluslararası hukuk üzerinden kendi operasyonlarını kısıtlayabileceğinden endişe ediyor.
Çin faktörü: Hint Okyanusu'nda yeni rekabet
Diego Garcia'nın önemi yalnızca Orta Doğu ile sınırlı değil. Hint Okyanusu'nda artan Çin etkisi, bu üssü daha da kritik hale getiriyor.
Çin'in bölgedeki liman yatırımları ve lojistik ağları, ABD için stratejik bir tehdit olarak görülüyor.
Bu nedenle Washington, Diego Garcia'yı yalnızca mevcut saldırılar için değil, gelecekteki küresel rekabetin bir parçası olarak da konumlandırıyor.
Egemenlik tartışması ve hukuki kriz
Son yıllarda İngiltere'nin Çagos Adaları üzerindeki egemenliğini Mauritius'a devretme süreci, yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Her ne kadar anlaşma yapılmış olsa da Diego Garcia üssü bu devrin dışında tutuldu ve 99 yıl boyunca ABD-İngiltere kontrolünde kalması kararlaştırıldı. Bu durum, uluslararası hukuk açısından yeni soru işaretleri doğurdu.
Özellikle Mauritius'un nükleer silahsızlanma anlaşmalarına taraf olması, ABD'nin burada nükleer kapasite bulundurup bulunduramayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Çagoslular: Unutulan halk
Tüm bu jeopolitik hesapların ortasında en büyük bedeli ödeyenler ise Çagoslular oldu.
Yarım asırdan uzun süredir sürgünde yaşayan ada halkı, geri dönüş hakkı için mücadele ediyor.
Son anlaşmalar bazı adalara dönüşü mümkün kılsa da Diego Garcia hâlâ yasaklı bölge konumunda.
Bu durum, Çagosluların kaderinin büyük güçler arasında pazarlık konusu olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Sonuç: Askeri güç mü, sömürge devamı mı?
Diego Garcia bugün yalnızca bir askeri üs değil aynı zamanda küresel güç mücadelesinin, sömürge mirasının ve uluslararası hukuk tartışmalarının kesiştiği bir nokta.
ABD için vazgeçilmez bir stratejik merkez olan ada, İngiltere için son sömürge kalıntılarından biri, Çagoslular için ise hâlâ ulaşılamayan bir vatan.
Bu tablo, modern dünyada askeri güç ile adalet arasındaki çelişkinin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. (İLKHA)




