Aile Hekimi Dr. Yavuz Selim Sılay, obezitenin artış nedenleri, yaşam tarzının etkileri ve korunma yöntemlerine ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteyi yalnızca bir kilo problemi değil, kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak tanımladığını hatırlatan Sılay, hareketsiz yaşam, yüksek kalorili hazır gıdaların yaygınlaşması, uyku bozuklukları ve kronik stresin obezite salgınını besleyen başlıca etkenler arasında yer aldığını ifade etti.

'Obezitenin artmasının temel nedeni alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengenin bozulmasıdır'

Sılay, 'Obezite neden artıyor? Şu an Avrupa'nın şampiyonuyuz ne yazık ki. Bir aile hekimi olarak son yıllarda en sık karşılaştığımız sağlık sorunlarından biri obezitedir. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi artık yalnızca bir kilo problemi değil, kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla ciddi bir obezite patlaması dönemindeyiz. Obezitenin artmasının temel nedeni alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengenin bozulmasıdır. Geçmişte insanlar günlük yaşam içerisinde çok daha fazla hareket ediyordu. Tarımda çalışıyor, yürüyerek ulaşım sağlıyor veya fiziksel işlerde görev alıyordu. Günümüzde ise teknolojik gelişmeler sayesinde insanlar daha az hareket eder hale geldi. Bunun yanında yüksek kalorili hazır gıdaların yaygınlaşması da önemli bir etkendir. Fast-food ürünleri, şekerli içecekler, paketli atıştırmalıklar ve işlenmiş gıdalar geçmişe göre çok daha kolay ulaşılabilir hale gelmiştir. Uyku bozuklukları, kronik stres, ekonomik nedenlerle sağlıklı gıdaya erişimde yaşanan güçlükler ve ekran başında geçirilen sürenin artması da obezite salgınını besleyen faktörler arasındadır. Bugün artık obezite yalnızca yetişkinlerin değil, çocukların da ciddi bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Çocukluk çağında başlayan obezite erişkin dönemde diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı riskini önemli ölçüde artırmaktadır.' dedi.

'Bir fast-food menüsü bazen kişinin günlük enerji ihtiyacının yarısına yakın kalori sağlayabilmektedir'

Beslenme alışkanlıkları obeziteyi direk etkilediğini belirten Sılay, şunları aktardı:

'Beslenme alışkanlıkları obezitenin gelişmesinde en önemli faktörlerden biridir. Modern yaşamda insanlar daha hızlı tüketilebilen, daha ucuz ve daha lezzetli görünen ürünlere yönelmektedir. Ancak bu ürünlerin büyük kısmı yüksek kalori içerirken vitamin, mineral ve lif açısından yetersizdir. Örneğin bir kutu gazlı içecek yaklaşık 8-10 küp şeker içerebilmektedir. Bir fast-food menüsü bazen kişinin günlük enerji ihtiyacının yarısına yakın kalori sağlayabilmektedir. Sorun sadece ne yediğimiz değil, nasıl yediğimizdir. Hızlı yemek yemek, televizyon veya telefon karşısında yemek yemek, gece geç saatlerde beslenmek ve porsiyon kontrolü yapmamak kilo artışını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca birçok kişi susuzluk hissini açlıkla karıştırmakta ve gereğinden fazla tüketim yapmaktadır. Sağlıklı beslenmede amaç aç kalmak değil, doğru miktarda, doğru zamanda ve doğru içerikte beslenmektir.'

'Hareketsiz yaşam obezitenin görünmeyen ancak çok güçlü nedenlerinden biridir'

Sılay, 'Hareketsiz yaşam ne yazık ki bu işin merkezinde. Hareketsiz yaşam obezitenin görünmeyen ancak çok güçlü nedenlerinden biridir. İnsan vücudu hareket etmek üzere tasarlanmıştır. Ancak günümüzde birçok kişi sabah arabaya binmekte, gün boyu masa başında çalışmakta ve akşam saatlerini televizyon veya telefon karşısında geçirmektedir. Araştırmalar günde 8 saatten fazla oturan bireylerde obezite, diyabet ve kalp-damar hastalığı riskinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir. Düzenli fiziksel aktivite yalnızca kalori yakılmasını sağlamaz. Aynı zamanda insülin duyarlılığını artırır, metabolizmayı destekler, kas kütlesini korur ve stres seviyesini azaltır. Çocuklarda ise ekran bağımlılığı nedeniyle açık hava oyunlarının azalması obezite oranlarının yükselmesinde önemli rol oynamaktadır.' ifadelerine yer verdi.

'Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapılması önerilmektedir'

Siirt'te kalp hastaları için kritik gelişme: Bypass ameliyatları başladı
Siirt'te kalp hastaları için kritik gelişme: Bypass ameliyatları başladı
İçeriği Görüntüle

Obezite nasıl önleneceğiyle ilgili de Sılay, 'Sağlık Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar muhteşem. Obeziteyi önlemek için mucize bir diyet veya tek bir ilaç yoktur. Başarının temelinde yaşam tarzı değişikliği bulunmaktadır. Öncelikle şekerli içeceklerin tüketimi azaltılmalıdır. Su temel içecek haline getirilmelidir. Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve kaliteli protein kaynakları günlük beslenmede daha fazla yer almalıdır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapılması önerilmektedir. Bu süre günde yaklaşık 30 dakikalık tempolu yürüyüşe karşılık gelmektedir. Yeterli uyku da kilo kontrolünde önemlidir. Uyku eksikliği açlık hormonlarını etkileyerek kişinin daha fazla yemek istemesine neden olabilir. Düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak ve kilo artışını erken dönemde fark etmek de önemlidir. Hepimizin evinde bir baskül olsun her sabah kilomuza bakalım.' şeklinde belirtti.

'Obeziteyi önlemek, gelecekte ortaya çıkabilecek birçok kronik hastalığı da önlemek anlamına gelir'

Obeziteyle mücadelede toplumsal bilince dikkat çeken Sılay, 'Obeziteyle mücadele yalnızca bireyin sorumluluğu değildir. Bu mücadelede aileler, okullar, medya, yerel yönetimler ve sağlık sistemi birlikte hareket etmelidir. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırılmalıdır. Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler artırılmalı ve fiziksel aktivite desteklenmelidir. Medyada gerçekçi olmayan beden algıları yerine sağlıklı yaşam bilinci teşvik edilmelidir. Şehir planlamasında yürüyüş yolları, bisiklet yolları ve spor alanları artırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki obezite yalnızca estetik bir konu değildir. Diyabet, hipertansiyon, kalp krizi, felç, uyku apnesi ve bazı kanser türleriyle ilişkili ciddi bir sağlık sorunudur. Obeziteyi önlemek, gelecekte ortaya çıkabilecek birçok kronik hastalığı da önlemek anlamına gelir.' dedi. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA