Her yıl 28 Temmuz, viral hepatit konusunda farkındalık oluşturmak, hastalığın önlenmesi, erken tanısı ve tedavisinin önemine dikkat çekmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Dünya Hepatit Günü olarak anılıyor.
Konu hakkında İLKHA mikrofonuna konuşan Enfeksiyon (İntaniye) hastalıkları uzmanı Dr. Zeynelabidin Demir, dünya ve ülkemizde yaygın görülen hepatit türleri ile korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.
Hepatitin karaciğerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalık grubu olduğunu belirten Demir, hastalığın bazı durumlarda kalıcı karaciğer hasarına, siroza, karaciğer kanserine ve hatta ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.
Hepatit türleri arasında A, B ve C'nin en yaygın görülen tipler olduğunu ifade eden Demir, D ve E tiplerinin de bulunduğunu ancak bunların daha seyrek görüldüğünü dile getirdi.
Demir, şunları aktardı:
'Hepatit, karaciğeri etkileyerek vücutta ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalık grubudur. Özellikle enfeksiyon hastalıkları içerisinde yer alması ve korunma yöntemleri ile tedavi seçeneklerinin bulunması nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Hepatit A, B ve C en sık görülen tiplerdir. D ve E tipleri de mevcut olmakla birlikte bunlar daha az görülmektedir. Hepatit A, karaciğeri akut olarak etkileyebilen ve bazı hastalarda karaciğer yetmezliğine kadar ilerleyebilen bir hastalıktır. Ancak aşıyla önlenebilmektedir. Ülkemizde 1990'lı yıllardan önce oldukça yaygın görülürken, özellikle 2012 yılında çocukluk çağı aşı takvimine alınmasının ardından görülme sıklığında önemli bir azalma yaşanmıştır.'
'Hepatit B ve C kronik hastalık oluşturabildiği için daha önemlidir'
Hepatit B ve C'nin kronik enfeksiyona yol açabilmeleri nedeniyle çok daha dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, 'Hepatit A'da akut hastalık belirtileri ortaya çıkar ve iyileşme tamamlandıktan sonra virüs vücuttan tamamen temizlenir. Hepatit B ve Hepatit C'de ise durum farklıdır. Her iki virüs de başlangıçta akut enfeksiyon oluşturabilir. Ancak hastalık belirtileri geçse bile virüs vücutta kalabilir. Buna kronik enfeksiyon denilmekte. Kronik Hepatit B ve Kronik Hepatit C enfeksiyonları zamanla karaciğer yetmezliği, siroz ve karaciğer kanseri gibi çok ciddi hastalıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle erken tanı, düzenli takip ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır.' dedi.
'Doğu bölgelerinde Hepatit B ile karşılaşma oranı yaklaşık yüzde 48-50'ye ulaşıyor'
Demir, Türkiye'de en yaygın görülen hepatit türünün Hepatit B olduğunu belirterek, 'Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Hepatit B virüsüyle yaşamının herhangi bir döneminde karşılaşma oranı yaklaşık yüzde 48-50 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Yani bölge insanının yaklaşık yarısı hayatının bir döneminde bu virüsle karşılaşmıştır. Bu kişilerin yaklaşık yüzde 5 ila 10'unda kronik enfeksiyon gelişmektedir. Hepatit C de karaciğer yetmezliği, siroz ve karaciğer kanseri açısından önemli risk oluşturmaktadır. Ancak günümüzde geliştirilen doğrudan etkili antiviral ilaçlar sayesinde yaklaşık 8-12 haftalık tedaviyle hastaların yüzde 95'e yakınında kalıcı iyileşme sağlanabilmektedir.' ifadelerini kaydetti.
'Kişisel hijyen malzemeleri ortak kullanılmamalıdır'
Hepatitlerden korunmada bulaş yollarının bilinmesinin büyük önem taşıdığını belirten Demir, 'Hepatit A ağırlıklı olarak kirli su ve gıdalar yoluyla bulaşırken, Hepatit B ve Hepatit C enfekte kan ve vücut sıvılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Hepatit B ayrıca cinsel yolla ve anneden bebeğe de geçebilmektedir. Bu nedenle bulaşma yollarına karşı dikkatli olunmalıdır. Berber, kuaför ve güzellik merkezlerinde kullanılan jilet, ustura ve benzeri kesici aletlerin tek kullanımlık veya steril olması büyük önem taşımaktadır. Ortak kullanım alanlarında genel hijyen kurallarına uyulmalı, ancak Hepatit B ve C'nin yüzme havuzlarından bulaştığına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte kişisel hijyen malzemeleri ortak kullanılmamalıdır.' şeklinde aktardı.
'Aşılama sayesinde Hepatit B'de büyük başarı sağlandı'
Hepatit B'ye karşı yürütülen aşılama programlarının önemli sonuçlar verdiğini belirten Demir, sözlerini şöyle tamamladı:
'1998 yılından bu yana sürdürülen Hepatit B aşılama programı sayesinde bu hastalıkla mücadelede önemli başarı elde edilmiştir. Akut Hepatit B görülme oranı yaklaşık yüzde 6 seviyelerinden yüzde 0,1'in altına kadar gerilemiştir. Bu başarının devam edebilmesi ve kronik Hepatit B vakalarının daha da azaltılabilmesi için toplumun bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Hepatit B'nin etkili ve güvenilir bir aşısı bulunduğundan, aşılama hastalıktan korunmada en güçlü yöntemlerden biridir.' (İLKHA)




